İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/105 E. 2025/331 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/105
Karar No
2025/331
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/105 Esas KARAR NO : 2025/331 DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 09/09/2013 KARAR TARİHİ : 30/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ------------- kendisi ve eşinin kapsamda olduğu, davalı sigorta şirketinden ilkini yılında aldığı ve fasılasız olarak her yıl yenilediği sağlık sigorta poliçesine sahip olduğunu, müvekkillerinin murisinin 2010 yılında geçirdiği bir rahatsızlık sonrası 2011 yılı yenileme döneminde poliçesine sürprim uygulandığı, 2012 yenileme döneminde ise "kalp damar sistemi hastalık lan kontrol, kompllkasyon, ve tedavi hariç" olarak poliçenin yenilendiğini, davalı sigorta şirketinin müteveffanın sağlık harcamalarını usulsüz işlemine dayanarak ödemekten imtina ettiğini, müteveffanın 1997 senesinde davalı sigorta şirketi ile akdettiği sigorta sözleşmesi ve poliçesi uyarınca, tam kapsamlı bir özel sağlık sigortasına sahip olduğunu----------- Sigortası Özel Şartlarına göre, davalı sigorta şirketinin, sigortalılığın başlamasından itibaren 24 aylık sürenin geçmesi ile birlikte risk değerlendirmesi yaparak ve uygun bulursa sağlık sigortası poliçesini "üst sınır olmadan ömür boyu yenileme" taahhüdünde bulunduğunu, bu taahhüdün Sağlık Sigortası Özel Şartları ve acenteler satış rehberi/talimatında da yer aldığını, müteveffanın da davalı şirketin ömür boyu yenine taahhüdüne güvenerek 1997 senesinde davalı ile tam kapsamlı sağlık sigortası sözleşmesini akdettiğini, ancak müteveffanın 24 ayhk deneme süresini tamamlamasına rağmen davalı sigorta şirketinin ömür boyu yenileme garantisi verme taahhüdünü yerine getirmediğini, böylece sigorta poliçeleri yıllar boyu tam kapsamlı olarak yenilendiği halde müteveffanın aslında kazanılmış hakkı olan ömür boyu yenileme garantisini poliçelere işlenmediğini, davalı şirket 2007 senesinde ------------- tarafından satın alındığında, davalı şirket tarafından ------------ paketlerinin en kapsamlı ve yüksek primli poliçe olan--------- olarak devam ettirildiğini, ------------ poliçelere göre, eski sigorta ettirenlere hiçbir risk analizi yapılmaksızın sigorta poliçelerinin eski şartlarla devam ettirileceğinin bildirildiğini, nitekim davalı şirketin 27.09.2007 tarih ve ------------ no.lu acentelere yapmış olduğu duyuruda da görüldüğü üzere Risk Kabul uygulaması/yönetmeliğinin müvekkiline ilişkin maddelerinin yer aldığını, sigorta sözleşmesinin akdedilme aşamasının tekrifnamenin hazırlanması ite başlayacağını, sözleşmenin akdedilmesinin akabinde sigorta şirketinin 24 saat içinde sigorta poliçesini hazırlamakla ve sigorta ettirene göndermekle yükümlü olduğunu, poliçenin sigorta sözleşmesi olmadığını, sözleşmenin varlığının ispat vasıta olduğunu, poliçede bir hususun yer almıyor oluşunun genel ve özel şartlarda taraflarca kabul edilmiş o hususun var olmadığı anlamına gelmediğini, davalı sigorta şirketinin sağlık sigortası değil, hastalık sigortası hükümlerini uyguladığını, eğer hastalık gerçekleştiğinde poliçe sona erecek ise hastalık sigortasının söz konusu olduğunu, müteveffanın akdettiği sözleşmenin sağlık sigortası olduğunu, sağlık sigortası sözleşmesi birer yıllık sürelerle akdedilmekte ise de, sürenin sona ermesinin sözleşmeyi tek başına sona erdirmeli, aksi halde hayat boyu yenileme garantisi verilmesinin söz konusu olmayacağını, müteveffanın 16 yıl boyunca kesintisiz bir şekilde davalı şirketle sözleşme yapıp, prim ödediği dikkate alındığında ortada birden çok sigorta sözleşmesinin değil tek bir sigorta sözleşmesinin var olduğunun kabulünün gerektiğini, ayrıca sigorta şirketlerinin yıllar geçtikten sonra dahi bu süre içerisinde hiçbir tedavisi yapılmamış, gideri alınmamış bir hastalığın varlığını öğrenmeleri halinde sigortalının sigortalanmaya engel bu hastalığını beyan etmemiş olması nedeniyle beyan edilse idi, akdin yapılmayacağı gerekçesi ile geçmiş dönem harcamalarını dahi talep edebilmeleri dikkate alındığında, sağlık sigortasının bir yıllık sözleşme olduğunu söylemenin mümkün olmadığını, kazanılmış hakların korunmak zorunda olduğu, SSGŞ' m 2. maddesinde sağlık sigortası kapsam* dışında kalan hallerin tahdidi olarak sayıldığını, özel şartlarda da teminat dışı bırakılan hallerin tahdidi olarak yer aldığını, gerek genel şartlar ve gerekse özel şartlarda kalp ve damar hastalıkları teminat kapsamın dışında bırakılmamışken, 2012-2013 yılına ait sigorta poliçesinde kalp ve damar hastalıklarının teminat kapsamı dışında bırakılmasının hem yasaya hem de genel ve özel şartlara aykırılık teşkil ettiğini, sigorta özel şartlarının "bekleme süreleri" başlıklı 12/10. maddesinde müvekkilinin sigortalılığının devamı sırasında ortaya çıkan kapsam dışı hastalığının poliçenin başlangıcından sonra ortaya çıkması halinde 12 ay süreyle kapsam dışı bırakılacağının yazılı olduğunu, yani davalı şirketin, bu hastalıkları kapsam dışı bırakacağını değil, sigortalılığın ilk yılında ortaya çıkması halinde 12 ay bekleme süresinden sonra kapsama alacağını açıkladığını, buna rağmen yıllar önce sürprim uyguladığı, sonrasında poliçe kapsamı dışında bıraktığını, sigortacının, --------- ve ---------- yaşında iki bireyin artık başka bir şirketten sigorta poliçesi alamayacak olan müteveffanın ve müvekkili ------------ son dönem poliçelerini düzenlerken poliçenin başka türlü yenilenmeyeceği dayatmasıyla, en azından başka bir sorun olduğu takdirde sigorta himayesinden yararlanamama endişesiyle davalı şirketin istediği gibi hareket edildiğini, müteveffa ile davalı arasında 1997 senesinden vefat tarihi olan 2013'e dek tek bir sağlık sözleşmesinin bulunduğunu, bu sözleşmenin gerek genel ve gerekse özel şartlarında "kalp ve damar sistemi hastalıkları" teminat kapsamı dışında tutulmadığına göre, sigorta şirketinin 2012-2013 döneminde tek taraflı olarak müteveffa aleyhine sözleşme hükümlerini ağırlaştırarak kalp ve damar hastalıklarına muafiyet getirmesinin yasaya ve genel şartlara aykırılık teşkil ettiğini, sürprim uygulamasının rizikonun ağırlaşması halinde ortaya çıkacağını, 2002 senesinde kalbinden ameliyat olarak kalbine pil takılan müteveffanın sağlığındaki bu gelişmeden sigortacının haberdar olduğunu, davalının 2002 yılından 2011 yılına kadar sürprim uygulamadan müteveffayla sözleşmesini sürdürdüğünü, ancak 2011 yılında kalp ve damar sistemleri hastalıkları rizikosunun ağırlaştırma kanaat getirerek sürprim uyguladığı, kalp ve damar sistemleri hastalıklarının teminat dışı bira kıla bilmesi için özel ve genel şartlarda bu hususun açık, kesin ve sınırlayıcı bir şekilde belirtilmesi gerekirken, işbu belirlemenin yapılmadığını, 2012-2013 döneminde genel ve özel şartlarda yer almadığı halde düzenlenen poliçenin kalp ve damar sistemleri hastalıklarının teminat dışı bırakılmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, yıllar yılı sağlık güvenceleri var inancıyla prim ödeyen, ancak yaşanılan ilk ciddi sağlık sorununda yan yolda bırakılan müvekkillerine, hem maddi ve hem de manevi yönden yıpratıcı bir dönem yaşatan davalının sebep olduğu manevi zararları da karşılaması gerektiğini, müteveffanın ve müvekkillerinden ------------ poliçelerinin sürprim tahakkuk ettirilmeksizin ve kalp damar hastalıkları muafiyeti olmaksızın düzenlenmesi gereğinin tespiti ile müteveffanın tedavi giderlerinin muafiyetsiz olan poliçe ile teminat limitleri dâhilinde ödenmesi gerektiğini,, müteveffanın mirasçıları tarafından ödenmek zorunda kalınan müteveffaya ait sağlık harcamalarının fazlaya dair dava ve talep hakları saldı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000 TL'sinin ve yapılacak hesaplama neticesinde belirlenecek muafiyet olmasa idi sağlık harcama tutannm davalı yanca ödenmeyeceğini bildirildiği 02.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesi, müteveffanın eşi ----------- lehine 50,000,00 TL; diğer müvekkillerinin her biri için de ayyrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde, maddi tazminat ve manevi tazminat yönünden aktif husumet itirazında bulunduktan sonra özetle sigortalı müteveffa ---------- ----------, davacı ---------- ise ---------- doğumlu olduğunu, müvekkili şirkette ilk sigortaya giriş yaşlarının yaklaşık--------- ve---------- yaşları olduğunu, sağlık sigortası bakımından oldukça ileri yaşlar olmasından öteye, ilk sigortalılık süreçlerinden itibaren risk değerlendirmesi yapılmaksızın yenileme ve ömür boyu yenileme garantisi verilmeyecek sigorta grubu arasında yer aldıklarını, buna karşılık müvekkilinin memnuniyetle kabul ederek yıllık poliçe risklerini değerlendirerek sigorta örtüsüne aldığı ve almaya devam ettiğini, sigortalıların ilk sigorta başlangıcı olan yaklaşık 1997'den başlayarak 2001'e kadar sahip oldukları ------------" ürünlerde ömür boyu yenileme garantisini içeren hiçbir düzenlemenin yer almadığını, sigortalı müteveffanın dâhil bulunduğu poliçelerin varsa teklifleri, yasal gerekliliğin doğduğu tarihten itibaren yapılmış bilgilendirmeyi teyit eden bilgilendirme formları ve poliçelerin tabi oldukları özel şartların dava konusu ihtilaf ile ilgili bölümlerinin Ek 3' te sunulduğunu, özellikle işbu ihtilafın konusu sigorta ürününe ilişkin müvekkili tarafından özel şartların ekte sunulan ilgili maddeleri çerçevesinde yapılan uygulamaların, sigortalıların ilk bu ürüne geçişi tarihi olan 2009 tarihinden bugüne kadar yapıldığını, bir broker ile hareket eden sigortalıların bu uygulamaları yani poliçe yenilemelerini/değerlendirmelerin, hasar uygulamalarını (kabul veya reddini) ihtirazi kayıtsız kabul ettiğini gösterdiğini, ilgili poliçe özel şartları çerçevesinde ihtilafı da yakından İlgilendiren "ömür boyu yenileme" olarak anlaşılması gereken "yeniden risk değerlendirmesi yapılmaksızın teminat verilmesi garantisi maddesinde sigortalıların ilk sigortalılığa giriş yaptıkları "------------" isimli üründe hiç yer almadığını, 2001 ve sonraki yıllarda önce "------------ Sağlık Sigortası" ÖzeJ Şartlan'nın 7. maddesi ve sonraki yıllarda "-----------" Poliçesi Sigorta Özel Şartlan'nın 8. maddesinde düzenlendiği bu konuda bir açıklamanın dönemlere ait Bilgilendirme Formu "GeneJ Bilgiler ve Uyanlar" başlıklı B maddesinde yer aldığı, bu maddeler altında hak kazanabilmesi için, sisteme kabul için gereken şartları haiz olmanın gerektiğini, bunun ise, sadece müvekkili şirketten sürekli poliçe satın alınarak kesintisiz bir sigortalılık süresi geçirmekle veya müvekkili şirketin her bir poliçe yılı başında yapacağı risk değerlendirmesi neticesi sadece o yıl için poliçeyi yenilemesi ile mümkün olmayacağını, risk değerlendirmesi neticesinde bir hastalığın tespit edilerek, buna muafiyet konulması veya ek prim uygulanması, aslında sigortalının ömür boyu yenileme taahhüdü anlamında sisteme girmesinin uygun görülmediği ve bu garantinin venlmediğini, ancak her sene poliçesinin risk değerlendirmesine tabi olarak yenilenmesine olanak verilmesi anlamına geldiğini, sigortalıların son ihtilafa konu poliçe dâhil tüm poliçe dönemlerine dair primlerini herhangi bir ihtirazi kayıt olmaksızın ödediğini, poliçeler kapsamında teminatlarım müvekkilinin teklifinde yer alan hüküm ve şartlarla işler hale getirdiğini, davacılann, müvekkili şirketin aracılara yapmış olduğu 27.09.2007 tarihli ve ------------ referans no.lu ticari sır ve hükümleri de içeren iç yazışmasına dayanmasının hukuken mümkün olmadığını, sigortalıların ve müvekkilinin hak ve yükümlülüklerinin açık ve net bir şekilde düzenlendiği ve açıklandığı Bilgilendirme formu, Teklifname ve Sigorta Sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesinin gerektiğini, kaldı ki, söz konusu düzenlemelerin yeni girişler bakımından risk kabul usul ve esaslarını düzenlediğini, mevcut veya eski ürünler bakımından ise sigortalıların durumları ve risk değerlendirmelerinin ve garantiler bakımından ise, sözleşmedeki koşullara göre hareket edilmesinden vazgeçilmediğini, sağlık sigortası da dahil tüm sigorta sözleşmelerinin süreli sözleşmeler olduğunu, sigorta sözleşmesi üzerinde poliçe başlangıç ve bitiş tarihlerinin öngörüldüğünü, sözleşmenin 1 yıl olduğunun bilgilendirme formlarında da yer aldığını, 6102 sayılı TTK'nun da bunu teyit ettiğini, dava dilekçesinde yer alan başlangıçtaki beyansızlık durumu ve sonuçlarının, sigorta sözleşmesinin süresiz olduğunun göstergesi olarak yorumlanmasının tüm mevzuat ve sözleşme hükümlerinin ve uygulamanın yanlış yorumlanması olduğunu, zira başlangıçtaki beyansızlığa dair 6102 sayılı Kanun'un H35 ve 1439. maddesinde tam tersine sigorta sözleşmesinin süreli bir sözleşme olduğuna işaret ettiğini, bu nedenle dava dilekçesinin 3. maddesinde yapılan açıklamaların kabul edilemeyeceğini, Sağlık Sigortasının teminatın ve işin mahiyeti itibariyle sigortacıların özel istisnalar getirebildikleri bir sigorta branşı olduğunu, bu hususun SSGŞ.m. 2 gereğince yapıldığını, dava dilekçesi 5. maddesinde Genel ve Özel Şartlarda yer almadığı ve usul ve yasaya aykırı olduğu iddia edilen istisnaların her şeyden önce bu madde gereğince tanımlanmakta olduğunu, bu nedenle davacının iddialarını doğru ve yerinde olmadığını, sigorta sigortası sözleşmelerinde diğer sigorta branşlarından farklı olarak, sigortacılann tamamen özel şartiar ve klorlar gereğince yenileme garantisi ve ömür boyu yenileme garantisi verdiğini, bu garantilerin kanundan kaynaklanmamakta olduğunu, sigortacıların kendi istek ve arzuları ile sigortalılarına sağladıkları bir güvence olduğunu, eğer sigortacılar bu garantileri vermese idiler, davacıların ve müteveffasının, tüm dünyada kabul edilen 65 yaş ve üzerinde bu sigorta teminatlarının bir kısmına değil, herhangi birisine sahip olmasının mümkün olamayacağı veya çok yüksek bedeller ile söz konusu olabileceğini, dava dilekçesinin l. maddesinde, ömür boyu yenileme garantisinin sanki kesin bir şekilde hak etmiş de verilmemiş gibi bir yaklaşımla sözleşmenin garanti şartlarını dikkate almasızın bir cümle ürerinden hareketle garantinin verilmediğinin iddia edilmesinin yanlış bir değerlendirme olduğunu, varisler olarak davacıların poliçe üzerinde yer alan şartlan tartışma imkânlarının olmadığının Yargıtay kararlan ile sabit olduğunu, davacıların, gerek Bilgilendirme Formu ve gerekse Sigorta Sözleşmesi Özel Şartlarında bu konuya dair "Ömür Boyu Yenileme" olarak anlaşılması gereken "Yeniden Risk Değerlendirmesi Yapılması Teminat Verilmesi Garantisi" maddelerini, şartlarını eksik ve hatalı yorumladığını, hatta yokmuşçasına davrandığı, oysa poliçenin özel ve genel şartlarının bir bütün olarak dikkate alındığında, anılan maddeler gereğince, müvekkili şirketin sürprim ve muafiyet uygulamasının yerinde olduğunu, zira müvekkili şirketin, müteveffa bakımından da, sigortalılık sürecini, yaşını vs. birçok unsuru da dikkate alarak ömür boyu yenileme garantisi taahhüdünü veremediği, sigortalısını her yıl risk değerlendirmesine tabi tutarak, sözleşmenin anılan maddelerinin kendisine verdiği imkânlar ile öncelikle ek prim ve sonunda ise ek prim ile sürecin çözümlenemediği en son noktada İse, yine söz konusu maddelerin kendisine verdiği imkân uyarrnca yeni poliçe döneminde muafiyet uygulamak suretiyle, aslında sigortalının sigortalılığının devamını sağlamak İçin azami gayret gösterdiği, özel şartlarda yer alan maddelerin varlığının, sigortalılar dâhil davacıların anladığı şekilde otomatik olarak bu garantiye sahip olunması anlamına gelmediğini, sigortalıların ve temsilcisi sigorta bükerlerinin de bu hususu gayet iyi bilmekte olduğu, müvekkili şirketin 17,04.2011 başlangıç tarihli poliçe dönemine ait teklif ve poliçe üzerinde "kalp ve damar sistemi hastalıkları için sürprim uygulanmıştır" ifadesini eklediğini, müteveffa sigortalının müvekkili şirkete karşı itirazda bulunmadığını, 17.04.2012 başlangıç tarihli poliçe dönemine ait teklif ve poliçe üzerine "kalp ve damar sistemi hastalıkları kontrol, kompfikasyon ve tedavi hariçtir" ifadesinin eklendiği, ancak bu şartı içeren teklife, müteveffa sigortalının avukatı aracılığıyla bir önceki geçiş sürecinde kabul edilen hüküm ve şartların hilafına haksız bir şekilde itiraz ettiğini, söz konusu poliçenin dahi sona ermesinden 5 ay sonrasında ve toplamda poliçe yenilenmesinden 1,5 sene sonrasında bir yandan bu önceki itirazlarına dayanmakta olduğunu, diğer yandan ise müvekkili şirketin teklifine uygun düzenlenmiş olduğu ve primlerini ödemiş oldukları poliçeye dayanarak sağlık giderlerinin tazmin edilmesini istediklerini, bu çelişki bir yana sigortalıların, BK.m, 30 vd. maddelerinde irade bozukluklanna dair hakların kullanmadığını, bu hakların kullanımı açısından öngörülen süreyi geçirdikleri ve sahip oldukları poliçeleri geçerli tutmaya devam ettiklerini, ihtilafa konu davacı taleplerinin MK.m. 2 anlamında hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiğini, davacılar tarafından talep edilen sağlık harcamalarının sigorta sözleşmesi kapsamında teminat dışı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacılar tarafından bu ödemelerin karşılanıp karşılanmadığının ispatlanmış olmadığını, aynca müvekkili şirketin sigorta sözleşmesi gereğince bu tutarı karşılaması gerekse dahi, bu tutarın anlaşmalı ve anlaşma dışında kalan kurum ve kişilere ödenecek tutarın çok üzerinde fahiş olduğunu, bu yönden tutara ayrıca itiraz ettiklerini, davacılann yaşadıkları elem, üzüntü ve kederin müteveffanın düşmüş olduğunu talihsiz ve amansız hastalık olduğunu, bu nedenle sigorta sözleşmesi ve uygulaması nedeniyle, müvekkili şirket aleyhine ve davacılar lehine hiçbir suretle bu şekilde ve tutarda bir manevi tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığını, aksine hükmün kabulü her sigortacının sözleşme hüküm ve şartları gereğince karşılamadığı rizikolarda sigortalı ve yakınları tarafından yaşanan elem ve üzüntü için bir tazminat ödemesi sonucuna götüreceğini, davacılardan sigortalı ------------ ve müteveffa -------------, sözü edilen muafiyet konusu hastalığa dair giderler dışında, müvekkili şirket tarafından Ek 4'te detayları sunulan önemli tutarda hasar ödemesinin yapıldığını, diğer yandan talep ettikleri tutarında fahiş olduğunu, bu üzücü olaydan sebepsiz bir zenginleşme yaratmaya yönelik olduğu belirtilerek, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle ve davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK KARAR:Mahkememizin ---------- Esas ----------- sayılı 13/06/2018 tarihli kararı ile ; Davacı ---------- ve müteveffa ------------ lehine düzenlenen poliçelere sürpirm tahakkuk ettirilmeksizin ve kalp damar hastalıkları muafiyeti olmaksızın düzenlendiğinin tespiti ile, 30.000 TL tedavi giderinin 02.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF KARARIMahkememizin ---------- Esas ------------- sayılı 13/06/2018 tarihli kararı taraf vekillerince istinaf edilmiş olup, ----------- sayılı ilamı ile istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

YARGITAY BOZMA KARARI----------- sayılı ilamına karşı davalı vekilinin temyiz istemi üzerine ------------ sayılı ilamıyla " Mahkemece; davacılar murisi ---------- tedavi gördüğü özel hastanelere yazı yazılarak, murisin tedavisinin yapıldığı tarihlerde davalı -----------Ş'nin anlaşmalı sağlık kurumu olup olmadıklarının, tedavi kapsamında murisin ameliyatını yapan doktorların hastane kadrolu ya da anlaşmalı doktoru olup olmadığının sorulması ve eksik kalan tedavi belgelerinin tamamlanması; daha sonra, sigorta hukukçusu bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi heyetinden, poliçedeki teminat limitini sınırlayan kayıtlar ile poliçe özel şartlarına göre tedavi giderlerinin hesaplanması için rapor alınıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik hesaplamalar içeren raporun yeterli görülmesi ve taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir.Usulüne uygun Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda mahkememizce resen seçilen bilirkişilerden rapor ve ek rapor alınmıştır.Bilirkişilerce düzenlenen rapor ve ek rapor gerekçeli ve denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınmıştır. Bu itibarla toplanan deliller, mahkememizce benimsenen bilirkişi raporu ve ek raporu tarafların iddia ve savunmaları, hep birlikte değerlendirildiğinde; Müteveffa sigortalı ----------- uygulanan tedavilerin davalı -----------Ş ile anlaşmalı hastanelerde ve bu hastanelerin kadrolu doktorları tarafından yürütüldüğü, sigortalıya uygulanan tedavi ve hizmetler özelinde poliçedeki sınırlamaların ve limitlerin geçerli olmadığı, uygulanan tedavi ve hizmetler yönünden poliçedeki sınırlamaların ve limitlerin tümünün poliçe ile sağlanan “yatarak tedavi teminatı” kapsamında olduğu ve herhangi sınırlamaya ve limit uygulanmasına olanak bulunmadığı belirlenmiştir. ----------- 2002 tarihinden itibaren vefatına kadar kalp damar sistemi hastalıkları ve komplikasyonları nedeni ile tetkik ve tedavi olduğunun görüldüğü, Dava konusu sigorta poliçesinin “ömür boyu yenileme garantisi içerdiği” Ve “kalp damar sistemi hastalıkları kontrol, komplikasyon ve tedavileri yönünden “muafiyet ve sürprim tahakkuk ettirilmeksizin uygulanması gerektiği”Poliçedeki “Kalp ve Damar Sistemi Hastalıkları Kontrol, Komplikasyon ve Tedavi Hariçtir.” istisnası ile ilgili olarak “Davacı ---------- ve müteveffa ----------- lehine düzenlenen poliçelere sürpirm tahakkuk ettirilmeksizin ve kalp damar hastalıkları muafiyeti olmaksızın düzenlendiğinin tespiti” yönünde mahkememizce verdiğimiz hükmün istinaf ve temyiz aşamalarında onandığı, bu nedenle mevcut durumda dava konusu sigorta poliçesinde bu mahiyette bir muafiyetin ya da istisnanın bulunmadığı,-------- Hastanesi ve ------------ Hastanesinden gelen yazı cevaplarına göre toplam tedavi giderinin 104.818,85 TL olduğu,davalı sigorta şirketi tarafından ödenen tedavi gideri olmadığı, davaya konu sigorta poliçesinde " Kaza sonucu diş tedavisi " dışında davaya konu tedavilerde sigortalının katılım payının % 0 olduğu, hesaplamalarda herhangi bir sınırlama ve limit uygulanamayacağı, davacının iş bu davadaki talebinin 30.000 TL olduğu, davacının manevi tazminat talebinin koşulları olmadığından reddine dair mahkememizce verilen kararın kesinleştiği görülmekle ; aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere : 1-Davacı ----------- ve Müteveffa ------------- aleyhine düzenlenen poliçeleri Sürprim tahakkuk ettirilmeksizin ve kalp damar hastalıkları muafiyeti olmaksızın düzenlendiğinin tespitine ; 30.000 TL tedavi giderinin 02/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 2-Davacının manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin mahkememizce verilen karar kesinleştiğinden bu konuda yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına, 2-HARÇLAR Alınması gerekli 2.049,30 TL harcın davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 2.220,10 TL harçtan mahsubu ile, fazla yatırılan 170,80 TL harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde davacılara iadesine, 3-VEKALET ÜCRETİ Maddi tazminat davası yönünden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacılar vekili için takdir olunan 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5-YARGILAMA GİDERLERİ a-Davacı tarafından harç olarak yatırılan 2.248,15 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, b-Davacılar tarafından sarf edilen 9.300,00 TL Bilirkişi ücreti ve 804,00 TL Posta ücreti olmak üzere toplam yargılama gideri olan 10.104,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, d-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Manevi tazminat davası yönünden mahkememizce verilen ---------- E. - ----------- Karar sayılı 13/06/2018 tarihli reddine ilişkin karar kesinleştiğinden vekalet ücreti, harç ve yargılama giderleri yönünden yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve temyiz harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile yargıtaya temyiz yasa yolunun açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/04/2025

Atıf: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/105, K. 2025/331, T. 30.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-105-e-2025-331-k-b15e1bd9aba3