İlk Derece Mahkemesi · Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/77 E. 2020/247 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/77
- Karar No
- 2020/247
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2020/77 KARAR NO : 2020/247
DAVA : MENFİ TESPİT (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/02/2020 KARAR TARİHİ : 17/06/2020
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen MENFİ TESPİT davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alacaklısı ..., borçluları ...,..., kefili ... olan, ... tanzim, ... ödeme tarihli ...-TL'lik, nakden kayıtlı bono düzenlendiğini, senetlerin verilmesinin nedeninin ... tarihli ... ile ... vekili ... arasındaki protokol olduğunu, bu protokolden de görüleceği üzere, ...in kardeşi olan ... ... ile yeğeni ...in aleyhlerine başlatılan Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... E. .../... sayılı dosyadaki borçlarından kurtulmaları için ...'in şahsi olarak ve ..., ... yetkilisi olarak işbu bonoları düzenleyip ...’a verdiğini, özü itibariyle senette nakden yazmasına rağmen nakit para verilmediğini, senedin kefalet amaçlı verildiğini, ticari bir ilişkinin olmadığını, nakden verilen bir bedel olmadığından bononun bedelsiz olduğunun kabulü gerektiğini, bonolar üzerinde düzenleme tarihlerinin olmadığını, sonradan eklendiğini, kefalet amacıyla düzenlenen protokol tarihi olan, ... tarihinde ...'in evli olduğunu, evli olan bir kişinin üçüncü kişinin borcuna kefil olabilmesi içen eşin rızası gerektiğini, böyle bir rızanın bulunmadığını, şirket genel kurulunda da, kefaletle ilgili hiçbir karar da alınmadığını, bu nedenle Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... sayılı dosyasındaki icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, kötü niyetli icra takibi yapan karşı tarafın %20’dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevabında; öncelikle, davacının, aleyhine başlatılan icra takibinde itiraz etmediğini, icra dosyasında, davacı borçlu şirket yetkilisi olarak ve kendi adına da asaleten ...'in, dosya borcunu kabul ettiğini, ... tarihli haciz tutanağında ödeme taahhüdünde bulunduğunu, bir kısım ödemeler yaptığını, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, Keza menfi tespit davası İİK.nun 72. Maddesi gereğince 1 yıllık süreye tabi olup, zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, mücerrettik (soyutluk) ilkesi gereği, kambiyo senetlerinde senette yer alan hak ile bu hakkın oluşmasına neden olan temel borç ilişkisi arasında herhangi bir bağlılık olmadığını, temel ilişkiye istinaden ileri sürülen iddiaları kabul etmediklerini, dava dilekçesinde ... keşide tarihli protokolden bahsetmekteyse de taraflar arasında böyle bir protokol bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen protokolün ... tarihli olduğunu, bu protokol incelendiğinde, protokolde adı geçen senedin ödeme amacı ile verildiğinin açık olduğunu, ...' in kardeşi ... ve yeğeni ...'in Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... ve .../... sayılı dosyalardaki ...' a olan borçlarından dolayı, ... şahsi olarak ve ... ile ... adına yetkilisi olarak 5 adet senet verildiğini, TBK.nun 133. maddesi uyarınca kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil, “ifa uğruna” verildiğinin kabulü gerektiğini, imzaların istiklali kuralı göz önünde bulundurulduğunda davacının dava dışı diğer borçlulara ilişkin defilerinin dinlenmeyeceğini, davacı vekilinin dava dilekçesinin neredeyse tamamında müvekkilinin diğer borçlulara kefil olduklarından bahsetmiş ise de 6102 Sayılı Yasa kapsamında taraflar arasındaki asıl ilişkinin; gerek doktrin görüşünde gerekse Yargıtay içtihatlarında "aval" olarak kabul edildiğini, davacının, kefillik hükümlerine dayanması ve eşin rızası koşulunu ileri sürmesinin mümkün olmadığını, aksi kabul dahi edilse dahi imzaların istiklali kuralı gereğince ... ait kişisel definin davacı tarafça ileri sürülemeyeceğini, ispat külfetinin yer değiştirmeyeceğini, davacının senet tanzimine ilişkin yetkili temsilci bakımından bir itirazı olmadığını, şirket Genel Kurul kararı aramanın T.T.K. hükümleri karşısında gereği olmadığının kabulü gerektiğini belirterek davanın reddine, haksız itirazı nedeniyle alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Uyuşmazlık; dava ve icra takibine konu (... Tanzim Tarihli, ... Vade Tarihli, ... TL bedelli) bononun ticari ilişki nedeniyle değil, kefalet amacıyla verildiğini, bonoda nakden kaydı olmasına rağmen nakit alış verişi olmadığı, eşin de rızası bulunmaması nedeniyle bedelsiz ve geçersiz olan bonodan dolayı olmadığının tespiti talebine ilişkin, İİK.nun 72/3.maddesine göre açılmış Menfi Tespit davasıdır. Davacı Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... sayılı dosyası ile ... tarihinde, davalı alacaklı ... tarafından, ...-TL asıl alacak, ...-TL işlemiş faiz, ...-TL Komisyon olmak üzere toplam ...-TL üzerinden davacı borçlu ile dava dışı ... ile ... Aleyhine icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf, davaya cevap verme süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesinde, davanın 1 yıllık zamanaşımına tâbi olduğunu ileri sürerek zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Menfi tespit davasının açılabilmesi için İcra ve İflas Kanununda özel bir süre öngörülmemiştir. Borçlu, menfi tespit davasını en geç borç ödeninceye kadar geçecek olan süre içinde açabilir. Ancak, menfi tespit davasinda dayanılan hııkuki sebebin ileri sürebilmesini maddi hukuk bir süre ile smırlamışsa, bu süre içinde menfi tespit davasının açılması gerekir. TBK.nun 598/2. Maddesi gereğince, gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Davacı tarafından da söz konusu senetlerin kefalet amacı ile verildiği iddia edildiğine göre davalıların zamanaşımı iddiası yerinde görülmemiştir. (İtirazın İptali, Menfi Tespit ve İstirdat Davaları - Tasarrfun İptali - İflas ve İflasın Ertelenmesi - Sıra Cetveline İtiraz - Mahmut Coşkun, Seçkin-2015, age.Sh.494-495) Taraflar arasında imzalanan ve inkar edilmeyen ... tarihli Protokol başlıklı adi yazılı sözleşmeye göre dava konusu senet, ...'in kardeşi ... ve yeğeni ...'in Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... ve .../... sayılı dosyalarındaki borçları nedeniyle verilen senetlerden biridir. ..., senet tarihi itibariyle davacı şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili olup, her türlü imza yetkisine sahiptir. Bu nedenle söz konusu protokolle davacı şirketi borçlandırmıştır ve buna yetkisi vardır. Bu protokolle ... ve ...'in icraya konu borçları için verilen bonoların "ifa uğruna" verildiği anlaşılmaktadır. Zira protokolün 3.maddesinde senetlerin günü geldiğinde ödenmemesi halinde icra takiplerinin kaldığı yerden devam edeceği, verilen senetlerin de icraya konulabileceği kabul edilmiştir. Bu nedenle davacıların iddia ettiği gibi ortada bir kefalet sözleşmesi bulunmamaktadır. Yapılan işlem genel hükümlere göre 10 yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğundan bu yöndeki itirazlar yerinde görülmemiştir. Söz konusu icra takibine konu bonoda davacı şirketin kefil olarak gözüktüğü, davacı şirketin temsilcisinin eşinin rızasının olmadığı yönündeki itirazlar aval verenler için geçerli olmadığından yerinde görülmemiştir. Yine TTK.nunda, bir ticaret şirketinin genel kurulda veya yönetim kurulunda kefaletle ilgili bir karar alınmadan kefil olamayacağı, aval veremeyeceğinde ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, şirketlerin temsiline ilişkin TTK.nun 623-630.maddelerine aykırı bir durum gözlenmediğinden davacı tarafın bu itirazları da kabul edilmemiştir. Yine, senette nakden yazmasına rağmen nakit para verilmediği, ticari bir ilişkinin olmadığı, bononun bu nedenle bedelsiz olduğunun kabulü gerektiği, bonolar üzerinde düzenleme tarihlerinin olmadığı, sonradan eklendiği yolundaki iddialara gelince; dava konusu senedin protokolde belirtilen nedene dayandığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.10.2018 tarih ve 2017/975 E. 2018/6640 K.sayılı kararında da işaret edildiği üzere, 6102 sayılı TTK.nun 776/1-f maddesinde, düzenlenme tarihi, bonoda bulunması gereken unsurlar arasında sayıldığı, ancak, dairenin 2010/4563 E. 2011/15716 K., 2014/1148 E. 2014/7886 K. ve yine 2016/1016 E. 2017/3929 K.sayılı emsal nitelikteki ilamlarında da vurgulandığı üzere, 6102 sayılı TTK.nun 778/2-f maddesi atfıyla bonolara da uygulanan TTK.nun 680. madde hükmü uyarınca bononun kısmen doldurulmuş ya da sadece imzalanmış olarak tedavüle çıkarılması mümkün olup, bu eksiklik senedin ibrazına kadar tamamlanabilir. Bu nedenle düzenlenme tarihi yazılı olmayan bononun doldurularak, zorunlu unsurları tamamlanmak suretiyle kambiyo senedi vasfıyla işlem yapılmasında yasaya aykırı bir durum bulunmadığından davacı tarafın bu iddiaları da kabul edilmemiş, davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçeler ışığında; Davanın REDDİNE, Alınması gerekli ...-TL harçtan, peşin olarak alınan ...-TL harcın mahsubu ile kalan ...-TL harcın davacıya İADESİNE, Davacı tarafça yapılan tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalanının karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya İADE EDİLMESİNE, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca davada reddedilen miktar dikkate alınarak hesap edilen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı.17/06/2020
KATİP ... (e-imzalıdır)
HAKİM ... (e-imzalıdır)