İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/660 E. 2024/560 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/660
- Karar No
- 2024/560
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/660 Esas KARAR NO : 2024/560
DAVA : Ticari Şirket (Şirketin Feshi) DAVA TARİHİ : 13/11/2020 KARAR TARİHİ : 17/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan şirketin feshi davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... yılında dönemin ... Başkanı ...ve ... üyeleri olan bir kısım avukatlar tarafından kuruluş senedindeki amaçları gerçekleştirmek amacı ile kurulmuş bir vakıf olduğunu, davalı ... A.Ş. de 1995 yılında yine ...’ın öncülüğünde kurulduğunu, davalı şirketin kurucu ortaklarından biri de ...A.Ş. olduğunu, bu şirketin yönetim kurulu üyeleri ile hakim ortakları, davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ve hakim ortakları aynı kişilerden oluştuğunu, ... A.Ş. tarafından, ...’te devremülk esasına dayalı olarak ... kurulduğunu, bu köyün deniz kıyısında arsa satın alması gündeme gelince davalı şirketin kurulduğunu, davalı şirketin ... ile birlikte deniz kıyısında alınacak arsa üzerinde inşaa edilecek oteli de işletmesinin planlandığın, bu plan gereği şirket kurucularından toplanan sermaye ile deniz kıyısındaki arsa satın alındığını ve bu arsa üzerine havuz inşaatı ve işletilmesi sağlandığını ancak davalı şirketin bugüne dek herhangi bir otel inşa edemediğini, davacı ...’nın kuruluş malvarlığının 1.800.000,00.-TL olduğunu, bu bedelin 800.000,00.-TL’si ile huzurevi yapmak amacı ile ...’da 16 dönümlük bir arsa alındığını, geriye kalan 1.000.000,00.-TL’si ile de davalı ... A.Ş.’nin % 11 (azınlık) payına ortak olunduğunu, davalı şirketin kurulduğu günden bu yana hiç kar payı dağıtmadığını, 2004 yılındaki genel kurulunda yapılan sermaye artırımında, dağıtılmayan kar paylarından yararlanılarak şirket ortaklarından herhangi bir artırım bedeli istenmediğini ancak 28.12.2011 günlü genel kurulda yeniden sermaye artırım kararı alındığını, bu karar gereği davacının davalı şirketteki payının oranını ve değerini koruma zorunluluğu doğduğunu, bu amaçla davacı payına düşen 108.000,00.-TL olan sermaye artırım bedelinin ¼’ü olan 27.000,00.-TL'nin vakfın mevcudundan karşılanarak ödendiğini, ...’ın ... başkanlığından ayrıldığı günden bu yana göreve gelen yeni yönetim kurulu üyelerinin davalı şirketin paylarının satılması yönünde irade belirlemişlerse de bugüne dek bu payların satışının mümkün olmadığını, davalı şirketin 24.08.2020 tarihinde yapılan genel kurulda gündemin 5. Maddesinde 2019 yılında elde edilen kârdan gerekli yasal kesintilerden sonra kalan tutarın ortaklara sermaye payı için şirkete yaptıkları ödemelerle orantılı olacak şekilde dağıtılması, sermaye taahhüt borcu olan ortakların dağıtılacak kar paylarının borçlarından mahsup edilmesini , dağıtım tarihi yetkisinin yönetim kulununa verilmesi kararı verildiğini, bu karara karşı davacı vakıf temsilcisi “ kâr payı yıllardır dağıtılmadığı gibi sermaye borcuna mahsup edilmesine şirket ortaklarının menfaati gözetilmediğinden muhalifiz” şerhi konulduğunu, daha önceki genel kurul toplantılarında ve son 24.08.2020 tarihli genel kurulu toplantısında davacı ...’nın da katılımı ile azınlık hakkı sahiplerince davalı şirketin iştigal konusu kalmadığı gerekçesi ile tasfiyesine karar verilmesi istendiğini, bu konu gündemin 10. Maddesinde dilek temennilerde görüşüldüğünü ve söz alan...“ Şirket değerinin tespit edilerek hisselerimizin devralınması yada şirketin tasfiyesi ile hisse payının ödenmesi “ istenmişse de şirket çoğunluk payları tarafından bu konuda genel kurulda bir karar verilmediğini, davacı olarak şirketin feshini isteminin haklı olduğunu, açıklanan nedenlerle davalı şirketin ...’nün işletmeciliğini üstlendiği ..., ...,..., ..., 4245 parselde kayıtlı, deniz kıyısında ve otel imarlı bir arsanın maliki olduğu ve üzerinde bulunan tesisleri işlettiği halde davalı şirketin yıllara göre hesaplanacak kârların tespitine, davacı payına karşılık gelenlerin fazlaya ait haklarımız saklı tutularak şimdilik 1.000, TL'sinin davalı şirketten tahsiline, davalı şirketin TTK .531 maddesi uyarınca feshine, fesih talebi haklı görülmezse yine aynı TTK 531 uyarınca davacı payının karar tarihindeki en yakın tarihteki gerçek değerinin belirlenerek şirketteki taşınmazların isim hakkının ve diğer değerlerin gerçek rayiç bedelleri ile değer artış paylarının da hesaplanması ile fazlaya ait hakların saklı kalmak kaydıyla Şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, hüküm altına alınan kar paylarına ve şirketteki gerçek pay bedeline reeskont avans faizi uygulanmasına, bu payların karşılıklarının ödenmesi karşılığı payların davalı şirkete geçmek suretiyle davacının davalı şirketten çıkarılmasın veya duruma uygun düşen kabul edilebilir başka bir çözüme karar verilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin yalnızca otel inşa edip işletmek amacı ile değil hem daha önce ... A.Ş. tarafından kurulan...’nün işletmeciliğini / yöneticiliğini yapmak hem de satın alacağı arsa üzerine yapacağı sosyal tesislerle tüm devre mülk sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile kurulduğunu, şirketin ünvanında yer alan “...” sözcüğü bu amacı açıkça ortaya koyduğunu, bu nedenle daha önce bağlantısı kurulan sahildeki 4245 sayılı parsel satın alınmış, havuz / restaurant/bar/cafe v.b. sosyal tesisler yapılarak devre mülk sahiplerinin gereksinimleri karşılandığını, daha sonra satın alınan 4246 sayılı parselde inşa edilen devre mülk birimlerinin satışından elde edilecek gelirle 4245 sayılı parseldeki otel projesinin gerçekleştirilmesi amaçlandığını, pay sahipleri nakit sermaye arttırımına sıcak bakmadığından 2012 yılına kadar sermaye artırımına gidilmediğini, otel projesinin hayata geçirilmesi kaynak yetersizliği sebebiyle geciktiğini, 2010 yılı genel kurulunda bu amaçla sermaye artırımına gidilmiş ise de özellikle davacı Vakıf ve kimi azınlık pay sahipleri taahhüt ettikleri sermaye paylarını ödemek istemediklerini, geçen süre içinde değeri artan arsanın satışı ile şirketin fesih ve tasfiyesini gündeme getirdiklerini, bu nedenle otel projesi hayata geçirilemediğini, davacının Vakıf taahhüt ettiği ¼ sermaye payını zamanında ödemiş olmakla birlikte kalan ¾ nakit sermaye payını ödemekten kaçındığını, o tarihten sonra yapılan genel kurullarda ise toplantıya katılan Vakıf temsilcileri diğer bir kısım pay sahipleri ile birlikte genel kurullarda alınan tüm kararlara karşı çıktığını, 29.05.2014 tarihinde yapılan 2012, 2013 yıllarına ilişkin genel kurulda diğer bir kısım pay sahipleri davacı Vakıf temsilcisi ile birlikte “şirketin tasfiye olması hususunun görüşülmesinin gündeme alınmasını teklif” ettiklerini, 25.06.2015 tarihinde yapılan 2014 yılı genel kurulunda “… otel inşaatı ile harhangi bir girişimde bulunulmadığından ödenmeyen kısmın ileri tarihe bırakılması görüşünde” olduklarını bildirdiklerini, 27.06.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı genel kurulunda ise yine davacı Vakıf temsilcisi ve diğer bir kısım pay sahiplerinin ısrarlı talepleri üzerine “Sermaye artırımı apel ödemeleri konusunun ileri tarihte görüşülüp karara bağlanmasına oybirliği ile” karar verildiğini, müvekkili şirket anasözleşmesinin 8. maddesinde “Pay senetleri(nin) ancak yönetim kurulunun muvafakatı ile, ...’nde devre mülk veya devre tatil hakkı bulunanlara devredilebileceği” öngörüldüğünü, gerek şirket ünvanında yer alan “...” sözcüğü gerekse anasözleşmede yer alan bu hüküm, “...”, “ortaklara kar / kazanç sağlama” amacı yanında, müvekkili şirketin kuruluş amacının tatilköyündeki devre mülk sahiplerinin sosyal tesis ihtiyaçlarını karşılamak olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, dava dilekçesinde “Davalı şirketin ...’nün işletmecisi olduğu halde, maliklerden toplanan aidatların ... A.Ş.’nin hesaplarına gelir olarak kaydedidiği, giderlerin ise davalı şirketçe karşılandığı, yine ...’nün tadilatları için maliklerden ayrıca paralar toplandığı halde onarım giderinin davalı şirketçe karşılandığı(nın) yapıldığı(nın) bilindiği” öne sürüldüğünü oysa davacı yanın bu iddialarının hiç biri maddi gerçeğe uygun olmadığını, ne maliklerden toplanan aidatlar ... A.Ş’nin hesaplarına gelir olarak kaydedildiğini, giderlerin müvekkili şirket tarafından karşılandığını, ne de tadilatlar için ayrıca para toplandığı halde onarım giderlerinin müvekkili şirketçe karşılandığını, kuruluştan beri gerek ...AŞ. tarafından farklı parsellerde, gerekse davalı şirket tarafından 4245 sayılı parselde inşa edilerek satılan devre mülklerin tümü Kat Mülkiyeti Yasası’na göre düzenlenen ve tapuya şerh edilen “..."na ve her bağımsız bölüm için düzenlenip tapuya şerh edilen “Devre Mülk Sözleşmesi” hükümlerine göre yönetildiğini, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 57. ve 58. maddelerinde “devre mülk hakkı” na, 59 ve sonraki maddelerinde “toplu yapılara ilişkin özel hükümler”e yer verildiğini, 69. ve sonraki maddelerinde yönetim planı, yönetici ve denetçilerin nasıl atanacağı, “ortak giderlere katılma”, 35. maddesinde “yöneticinin görevleri” belirtildiğini, 36. maddede “defterlerin tutulması ve belgelerin saklanması” ayrıntılı olarak düzenlendiğini, açıklanan nedenlerle öncelikle davanın reddine, alternatif çözüm için davacı paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin belirlenmesi ile müvekkili şirket veya pay sahiplerince devralınmasına, böylece davacı Vakfın şirketten çıkarılmasına ve avukatlık ücreti dahil bütün yargılama giderlerinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Sicil kayıtları, bilirkişi incelemesi, tanık beyanları, müzekkere cevapları, ticaret sicil kayıtları, tapu kayıtları, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. 11.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda; Raporun 12. Sayfasında "Davalı şirket, otel inşa etmek üzere aldığı arsayı elden çıkarmış değildir. Bu otel projesi konusunda planların ve bir ölçüde çalışmaların devam ettiği görülmektedir. Keza, Davalı Şirketin, otel inşa edip işletmek amacı yanında, ...'nün işletmeciliğini/yöneticiliğini yapmak amacı da bulunmaktadır. Yani iştigal konusunun kalmadığı söylenemez. Davalı şirket, sürekli zarar etmekte olmayıp, borca batıklık durumu da yoktur. Çoğunluk gücünün açıkça kötüye kullanılarak azlık haklarının ve/veya münferit pay sahipliği haklarının devamlı şekilde çiğnendiğinin tespit edilemediğini de belirtmek gerekir. Genel kurul toplantıları yapılmakta, yönetim kurulu işlemektedir. Bütün bunlar uyarıca, Davalı şirketin feshi için TTK. m. 531 hükmü anlamında haklı sebebin var olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır." tespitlerine yer verilmiştir. Sonuç bölümünde ise; "1. Davalı şirketin 31.03.2023 t. bilançosuna göre TTK.m.376 hükmü yönünden borca batık durumda olmadığı, 2. Davalı şirketin 2023/1. Dönem Geçici Vergi Beyannamesinin bilanço ve mizanı ile uyumlu olduğu, 3. 2023/1. Döneminde şirketin gelirinin olmadığı, 4. Davalı şirketin 31/03/2023 tarihli bilançosunda geçmiş yıl zararlarının olmadığı, 5. Davacının davalı şirkete kayıtlarda sermaye borcu olmadığı, 6. Davalı şirketin mizanının, mali tablolarının Muhasebe Uygulama Genel Tebliğine uygun hazırlandığı, 7. Davalı şirketin özvarlığındaki payı, 9.583.508,19 TL na isabet ettiği için davacının davalı şirketten ayrılma akçesi ödenmesi talebinde bulunabileceği, 8. Ancak şirket kayıtların 331 ortaklara borç hesabında davacıya davalı şirketin ayrıca 15.528,72 TL’de borcu bulunduğu, ayrılma akçesi haricinde bu tutarında davacıya ödenmesi gerektiği, 9. -Davalı şirketin haklı sebeplerle feshi (TTK. m. 531) koşullarının oluşmadığı, -Yukarıda değerlendirdiğimiz üzere, hem Davalı şirketin faaliyete devam etme yönündeki menfaatlerini hem de Davacı pay sahibinin menfaatlerini değerlendirip, böyle bir çözümü gerektirecek ağırlıkta haklı sebeplerin işbu davada varlığının kabulü ile Davacının paylarının gerçek değerlerinin Davalı Şirket tarafından ödenip şirketten çıkarılmasına (veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme) karar vermenin, tamamen Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, 10. 31.03.2023 t. bilançosunda geçmiş yıllar kârı 643.137,21 TL olduğundan davacının, davalı şirketten geçmiş yıllar karlarından (dağıtılmamış karlardan) mütevellit (alacak talebinde bulunabileceği, Ancak ayrılma akçesinin rayiç değer bilançosu üzerinden takdir edilmesi durumunda geçmiş yıl karı tutarının da hesaplanan 86.251.573,72 TL özvarlık değeri içerisinde bulunduğundan ayrıca bir ödeme yapılmaması gerektiği, yolunda oluşmuştur." tespitleri yer almaktadır. GEREKÇE: Dava, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi hükmü uyarınca davalı anonim şirketin haklı sebeplerle feshi ile kar payı ödenmesine ilişkindir. Dava dilekçesinin 2. sayfasında 4. numaralı paragraf altında belirtilen fesih sebeplerinin şirketin feshi için haklı neden olup olmadıkları, fesih koşullarının oluşması halinde fesih yerine davacının payının gerçek bedeli ödenmek suretiyle ortaklıktan çıkarılmasının alternatif çözüm olarak uygulanıp uygulanmayacağı, ortaklıktan çıkarılma halinde davacı payının gerçek değeri, davacının dağıtılmamış kar payı alacağı bulunup bulunmadığına ilişkindir. Davacı, davalı şirketin ...’nün işletmeciliğini üstlendiğini, ..., 4245 parselde kayıtlı, deniz kıyısında ve otel imarlı bir arsanın maliki olduğu halde 1995 den beri otel inşası amacını gerçekleştiremediğini, sermaye artırımı sonrası kullanılmayan rüçhanlı hakların diğer ortaklara bildirilmediğini, bu hakların yönetim kurulu üyeleri ve yakınlarınca kullanıldığı ve satın almaların rayiç bedellerin çok altında kalan bedellerle yapılarak şirketin zarara uğratıldığını, davalı şirketin ...’nün işletmecisi olduğu halde, maliklerden toplanan aidatların ...A.Ş.’nin hesaplarına gelir olarak kaydedildiğini, giderlerin ise davalı şirketçe karşılandığı belirtmiştir. Davacı, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenlerle feshine karar verilmesi istemiştir. 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca haklı sebeplerin varlığı halinde, şirket sermayesinin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahiplerinin şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceği, mahkemece fesih yerine, davacı pay sahiplerine, pay bedellerinin karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenmesi suretiyle davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme de karar verebileceği öngörülmüştür. Davalı şirketin sicil kayıtları ile esas sözleşmesinin incelenmesinde; Şirketin amaç ve konusunun; "Her türlü inşaat işleri,tatil köyü,otel,motel ve benzeri turistik tesislerin proje,fizibilite,kontrol hizmetlerini yapmak,inşa etmek,yurt içinde ve yurt dışında her türlü turislik tesisleri satın almak,kiralamak,bunların işletmeciliğini yapmak,kiraya vermek ve satmak Gayrimenkuller satın almak ve satmak, gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri yapmak, gerektiğinde gayrimenkulleri tevhit ve ifraz etmek,... ve ana sözleşmesinde yazılı olan diğer işler." olarak belirlendiği görülmüştür. Esas sözleşmede davalı şirketin otel yapımı dışında faaliyet alanında tatil köyü işletmeciliğinin de bulunduğu görülmüştür. 11.06.2023 tarihli bilirkişi kök raporunun 12. Sayfasında da tespit edildiği üzere davalı şirket, otel inşa etmek üzere aldığı arsayı elden çıkarmamış, otel projesi konusunda planlar ve bir ölçüde çalışmalar devam etmektedir. Diğer yandan davalı şirketin, otel inşa edip işletmek amacı yanında ...'nün işletmeciliğini yapmak amacı da bulunmaktadır. Bu doğrultuda davalı ...A.Ş. tarafından kurulan...’nün işletmeciliğini halen yapmakta olup davalı şirketin iştigal konusunun kalmadığına ilişkin iddia kabul edilmemiştir. Davalı şirket borca batıklık durumda olmadığı gibi sürekli zarar da etmemektedir. 20.07.2024 tarihli bilirkişi ek raporunun 11. sayfasında açıklandığı üzere kar dağıtımıda yapılmıştır. Çoğunluk gücünün açıkça kötüye kullanılarak azlık hakları ile münferit pay sahipliği haklarının devamlı şekilde ihlal edildiğine dair somut bir tespit de yapılamamıştır. Şirket organlarından yönetim kurulu bulunmakta genel kurul toplantıları yapılmaktadır. Bu kapsamda davalı şirketin feshi için TTK md. 531 hükmü anlamında haklı sebeplerin var olmadığı anlaşılmakla fesih talebi yerinde görülmemiştir. TTK Md. 531 de düzenlenen fesih yerine, davacı pay sahiplerine, pay bedellerinin karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenmesi suretiyle davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme de karar verebilmesi için öncelikle fesih için haklı nedenlerin var olması ve fesih koşullarının oluşması gerekmektedir. Somut olayda fesih koşulları bulunmadığından madde de düzenlenen alternatif çözümlerinde uygulanması mümkün değildir. Kar payı talebi yönünden; 30.09.2022 tarihli 2021 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağında 4.madde de 2021 yılı karı olan 610.880,80 TL ‘nin yasal kesintiler yapıldıktan sonra kalan bakiyesinin dağıtılmasına karar verilmiştir. 20.07.2024 tarihli bilirkişi ek raporunun 11. Sayfasında yer lan tablodan da anlaşılacağı üzere davalı şirketin 2018,2019,2020,2021 ve 2022 yılları davacı vakıf hissesine düşen toplam kar payı 152.779,06 TL olup, kar dağıtımı davacı cari hesabında 81.000 TL si sermaye taahhüdünden düşülmüş kalan 71.779,06 TL ‘si 23.05.2024 tarihinde davalıya ödenmiştir. Davacının hissesine düşen ödenmemiş kar payı bulunmadığından kar payı dağıtımı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporunda hesaplanan 30.371.432,09 TL ayrılma akçesi üzerinden talep artırım dilekçesi sunmuş ise de, davada asıl talep şirketin feshi olması, diğer taleplerin bu talebe bağlı terditli talep olmaları nedeni ile maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 427,60 TL peşin harçtan, alınan 187,86 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 239,74 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/10/2024
Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır