İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/470 E. 2020/613 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/470
Karar No
2020/613
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO b : 2020/470

KARAR NO : 2020/613

DAVA : İtirazın İptali (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 15/09/2020

KARAR TARİHİ : 21/12/2020

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarasında akdedilen 04/08/2016 tarihli davaya konu kira sözleşmesinin 16. maddesindeki hüküm gereğince İzmir (Merkez) Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkilinin davalı şirketten olan alacağına ilişkin İzmir ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalı tarafın takibe haksız olarak itiraz etmesi ile takibin durduğunu, bunun üzerine arabuluculuk yoluna başvurduklarını ancak taraflar arasında herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, davalı borçlunun icra takibine itiraz ederken 14.505,20 TL'lik kısmi ödeme dışında ödemeye ilişkin hiç bir belge sunmaması, bu kapsamda taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisini inkar etmemesi, Covid-19 pandemisi nedeniyle 2020 yılı Nisan, Mayıs, Haziran ayları bakımından kira ödeme zorunluluğunun ortadan kalktığını ifade ederek, söz konusu aylarda kira ödeme borcunu yerine getirmediğini ikrar etmesi, davalı firmaya ait malların kozmetik, hijyen ve kişisel bakım ürünleri gibi niteliği gereği kolay elden çıkarılabilecek mallardan olması nedeniyle, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimalinin söz konusu olduğunu ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağını belirterek davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesini talep etmiş ; ayrıca borçlunun itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu, davalı ile 01/09/2016 tarihinden başlamak üzere 10 yıllık kira sözleşmesi akdedildiğini, bu ilişki çerçevesinde davalı tarafın sözleşme süresi içerisinde taşınmazı yürütmüş olduğu ticari faaliyet kapsamında kullandığını, karşılığında 05/03/2020 tarihine kadar sözleşmede kararlaştırılmış olan kira bedelini ödediğini, en son 05/03/2020 tarihinde tüm aya ait kira bedelini peşin olarak ödediğini ancak akabinde 27/03/2020 tarihli ... numaralı ve genel toplamı 20.838,46 TL bedelli bir fatura düzenleyerek müvekkili şirkete gönderdiğini, söz konusu faturanın düzenleniş sebebini ise müvekkiline göndermiş olduğu bilgilendirme yazısı ile, mart ayı başında tüm aya ilişkin olarak ödenmiş olan kira bedelinin pandemi ilan edilen ve salgının artmaya başladığı 15 mart tarihi dikkate alınmak suretiyle 17 günlük kira bedelinin ve sair bedellerin, mart ayı kira bedelinin ay başında peşin olarak ödenmiş olması nedeniyle, pandemiden sonra ilk doğacak kira bedeli ödemesinden mahsubuna yönelik olduğu şeklinde açıkladığını, yine söz konusu yazının içeriğinde Covid-19 pandemi süreci boyunca kira sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin askıya alınmış olması dolayısıyla kira ödemesi yapılmayacağı hususlarını da belirttiğini, oysa davalının kira ödemesini istediği bir tarihte durduracak yahut belirli bir süreliğine ödeme yapılmaması gerekliliğini doğuracak herhangi bir yasa hükmü yahut sair yasal bir düzenleme bulunmadığını, davalı firmanın en son 05/03/2020 tarihinde, 2020 yılı Mart ayına ilişkin kira ödemesi yapmış olup bu tarihten takip tarihine kadar olan, 2020 yılı Nisan, Mayıs ve Haziran aylarına ilişkin kira bedellerini ödemediğini, davalı tarafın daha sonra 05/06/2020 tarihinde müvekkiline 14.505,20 TL'lik kısmi bir ödemede bulunmuş olup söz konusu ödemenin müvekkili firma tarafından 2020 yılı Nisan ayı kirasına mahsup edildiğini, davalı şirketin takip tarihi olan 19/06/2020 tarihi itibariyle toplam borç miktarının 99.494,80 TL olduğunu, davalının pandemiyi bahane göstererek ödeme yapmaktan kaçındığını ancak salgın hastalık sebebiyle İçişleri Bakanlığı'nın aldığı, bazı iş yerlerinin faaliyetlerinin geçici olarak durdurulmasına ilişkin kararlarınının hijyen ve kozmetik ürünleri satan mağazaları kapsamadığını, sözleşmeler hukukunda genel kuralın sözleşmeye bağlı kalınması olduğunu, ayrıca takip konusu alacak likit kira alacağı olduğundan likit olan bir alacağa haksız şekilde itiraz eden borçlu aleyhine icra inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek davalı şirketin İzmir ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine itirazı haksız ve kötüniyetli olduğundan işbu dava ile itirazın iptaline, davalı tarafın kira sözleşmesinden doğan borçlarını ödememesi nedeniyle tahliyesine ve borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, kira bedelleri için başlatılan takibe istinaden açılan itirazın iptali davasında görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemeleri olması nedeni ile huzurdaki davanın usulden reddi gerektiğini, davacının huzurdaki dava ile müvekkili şirketin taşınmazdan tahliyesini talep ettiğini ancak 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un geçici 2. maddesine göre; “1/3/2020 tarihinden 30/6/2020 tarihine kadar işleyecek iş yeri kira bedelinin ödenememesi kira sözleşmesinin feshi ve tahliye sebebi oluşturmaz.” davacı tarafından başlatılan takibin konusu da Nisan, Mayıs ve Haziran ayı kirası olduğundan 01.03.2020 tarihinden, 30.06.2020 tarihine kadar işleyecek kira bedellerinin ödenmemesi tahliye sebebi olamazken alacaklı tarafından tahliye talepli takip başlatılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin milyonlarca lira kira borcu bulunduğu ve mal kaçırma ihtimali olduğu iddiasının dayanağı olmadığını, davacının kötüniyetli olarak herhangi bir delile dayanmaksızın soyut iddialarla ihtiyati haciz talebinde bulunması nedeni ile davacının ihtiyati haciz talebinin reddi gerektiğini, mücbir sebep teşkil eden Covid- 19 salgını yüzünden mağazaların kapalı kaldığı dönemler için müvekkili şirketin kira bedeli ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkili şirketin kira sözleşmesi uyarınca kira bedeli ödeme yükümlülüğünü eksiksiz olarak yerine getirdiğini, dava konusu 2020 yılı Nisan, Mayıs ve Haziran aylarına ilişkin olarak; yaşanan olağanüstü salgın hastalık sebebiyle, kiralananın kullanımı müvekkili şirketin kusuru bulunmaksızın öngörülemez bir şekilde imkansızlaştığını, salgının yayılmasının önlenmesi için alınan tedbirlerin müvekkili şirketin mağazasını kullanmasına engel olduğunu, 19.03.2020 tarihinden itibaren Mayıs ayı sonuna kadar mağazanın kapalı kalması nedeniyle söz konusu dönemden kaynaklı müvekkili şirketin kira bedeli ödeme yükümlülüğü ve kira bedeli borcu bulunmadığını, ayrıca Mart ayı kira bedelinin peşin ödendiği ve mağazanın 19.03.2020 tarihinde kapanması nedeniyle Mart ayında kapalı kalınan döneme ilişkin müvekkili şirketin kira bedeli ödeme yükümlülüğü olmadığından bu döneme karşılık gelen kira bedelinin Haziran ayı kira bedelinden mahsup edilerek kalan Haziran ayı kira bedelinin ödendiğini, borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; icra inkar tazminatı taleplerinin hukuka aykırı olup reddi gerektiğini belirterek her halükarda davacınının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, davacılar kötüniyetli ve haksız olduğundan red olunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmelerine, vekalet ücreti de dahil her türlü yargılama masrafının davacıya yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesinde, Sulh Hukuk Mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'una göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görürler, hükmüne yer verilmiştir.

Somut olayda; taraflar arasındaki temel uyuşmazlığın aralarındaki kira sözleşmesinden kaynaklandığı, davanın konusu itibarı ile de mutlak ticarî dava niteliği taşımadığı gibi, uyuşmazlık konusunun esas tarafların ticari işletmeleri veya ticari faaliyetlerinden kaynaklanmadığı anlaşılmıştır.

Davacının, davalıya kiralamış olduğu iş yerinin kullanıma uygun olarak teslim edilmesine rağmen, kiralayan davalı tarafın pandemi sürecini sebep göstererek kira sözleşmesinden doğan borçlarını ödememesi nedeniyle, ödenmeyen kira borçlarının tahsili amacı ile İzmir ... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafın itirazı haksız ve kötüniyetli olduğundan davalının itirazın iptaline ve tahliyesine karar verilmesi, ayrıca borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle açılan iş bu davada taraflar arasındaki temel uyuşmazlık kira sözleşmesinden kaynaklanmakta olup; HMK. 4/1-a maddesi gereğince davaya bakma görevi genel görevli ve yetkili mahkeme olan Sulh Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğundan ve görev hususunun mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınması gereken kamu düzeninden sayılan bir dava şartı niteliğinde olması nedeniyle, mahkememizce görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM :

Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;

Uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeni ile;

Davanın göreve ilişkin dava şartı bulunmadığından HMKnın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,

Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde veya kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, yasal süre içerisinde başvuru yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına,

Davacının ihtiyati haciz talebinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,

HMK 331/2 maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,

Mahkememiz görevsizlik kararı sonrasında görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmemesi halinde bu husus belirtilerek mahkememize başvurulması halinde harç ve yargılama giderleri konusunda mahkememizce karar verilmesine,

Dair ; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince ( 2 ) hafta içerisinde,İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/12/2020

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2020/470, K. 2020/613, T. 21.12.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-470-e-2020-613-k-e9bb1c4d24fd