İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/445 E. 2021/445 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/445
Karar No
2021/445
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/431 Esas KARAR NO : 2021/449

DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 16/09/2020 KARAR TARİHİ : 03/06/2021

Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı dava dilekçesinde özetle; davacıdan ... kredi kartı sigortası, kobi paketi ücreti, yıllık üyelik ücreti, gecikme bildirim ücreti, limit aşım ücreti adı altında kesintiler yapıldığını, kesintilerin haksız olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak ... TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren avans faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, sigorta masrafının davalı ile ilgisi bulunmadığını, ... ve ... plakalı araçların trafik ve kasko poliçelerine ilişkin olduğunu, davanın iddialarının hukuken kabulü mümkün olmadığını, masrafların haksız şart niteliğinde olmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, davalı bankanın masraf, ücret, komisyon vb. adlar altında tahsil ettiği tutarların iadesi istemine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Taraflarında imzalanan sözleşme, banka kayıtları ile tarafların tutundukları tüm deliller celp olunmuştur. Bilirkişi ...'nın ... tarihli raporunda özetle; tüm Kredi Kartlan 2006 yılında yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka Kartlan Ve Kredi Kartlan Kanuna tabi olup Kanunun 11. maddesi ile kullanıcıların hatalı yapılan işlemler yada dolandıncılığa karşı kendilerine ait olmadığım düşündükleri harcamalar için, harcamanın bulunduğu ekstrenin son ödeme tarihinden itibaren on gün içinde itiraz etme hakkı bulunduğunu, ancak davacının 2014, 2015 ve 2016 yıllarında yapılan kesintiler için süresinde ekstrelere itiraz etmediğini, husumetin yanlış muhataba yöneltildiğini, ilgili tutarların davalı bankaca iadesinin gerekmediğini; 5464 Sayılı Kanun kapsamında BDDK açıklamasında "Kredi kartı limitininin yüzde yirmisini geçmemek ve bir sonraki hesap döneminde kapatmak koşuluyla bir takvim yılında ikiden fazla olmamak üzere kart limitinde aşım oluşması halinde, aşılan miktara işlem tarihi ile Ödeme tarihi arasındaki süre için akdi faiz yürütülmektedir. Belirtilen şekilde hesaplanan faiz tutan dışında, ücret ödenmez." denildiğini, tutarların tahsil edildiği ekstreler incelendiğinde tahsis edilen kredi kartı limitin aşıldığı, bu yönü ile limit aşım faizi'nin iadesi gerekmediğini; davalı bankanın davacının ödemede gecikmeye düşmüş olması ile BBDK ya bildirdiği tutar dahilinde ücret almış olması nedeni ile iade edilecek tutar bulunmadığını; bankalar birden fazla ürün ve hizmeti bir arada sunmalarına imkân veren, portföylerinde yer alan ürün ve hizmet paketlerinden hizmetin verildiği kanal/ tutar/ adet/ dönem çerçevesinde ücret tahsil edebildiklerini, ancak dosyada davalı ile davacı arasında akdedilmiş belirli hizmetin yada ürünün sunulduğu Kobi Paket Sözleşmesine rastlanılamadığını, alınan ücretlerin makul, zorunlu ve belgeli olması gerektiğini, ilgili kesintinin belgelendirilememiş olması sebebiyle toplam ... TL nin iadesi gerektiğini; davacının tüketici vasfında olmadığı, şahıs işletmesi olması ve T.T.K. 22. madde doğrultusunda, Bankaların ticari işletmesi ile ilgili bir iş yada hizmet görmesi durumunda ücret isteme hakkının bulunduğunu alınmış olan toplam ... TL kredi kartı üyelik ücretinin iadesi gerekmediğini; ..., yıllık üyelik ücreti kesintisi, gecikme bildirim ücreti ve limit aşım ücreti yönünden iade edilecek tutar bulunmadığı, kobi paket tarifeleri yönünden ... TL nin iadesi gerektiğini belirtmiştir. Bilirkişi ...'nın ... tarihli ek raporunda özetle; kök rapora yapılan itirazlara cevap verilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları ile davanın mahiyeti gereğince genel işlem şartı, bankanın ücret vb. alacak adı altında yaptığı kesintileri kısaca açıklamakta fayda bulunmaktadır. Genel işlem şartları, sözleşme taraflarından birinin, ileride kuracağı sözleşmelerde karşı âkidine değiştirmeden kabul edilmek üzere sunma niyetiyle, önceden, tek yanlı olarak saptadığı sözleşme koşullarıdır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, genel işlem şartlarının varlığını kabul edebilmek için bazı unsurların gerçekleşmiş olması aranır. Genel işlem şartları kural olarak bir sözleşmenin içeriğini düzenlemek üzere hazırlanırlar ve bu faaliyet tek taraflı olarak sözleşmenin kurulmasından önce gerçekleşir. Amaç, birden fazla sözleşme ilişkisinde kullanılacak şartları saptamak ve bunları karşı âkidin müdahalesine imkan tanımadan bir kül olarak sözleşmeye dahil etmektir. Bu şartların nasıl hazırlandığı, kağıda dökülüp dökülmediği, yazı türü, metnin sözleşme metnine dahil olup olmadığı gibi hususlar genel işlem şartı nitelendirmesi açısından önem taşımaz. Genel işlem şartlarının varlığını kabul edebilmek için karşı âkidin bunların içeriğine etki edememiş olması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/01/2015 tarih 2014/13-596E. 2015/792K. sayılı kararı). 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun "Genel işlem koşulları" başlığı altında 20 ve devamı maddelerinde de 818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak genel işlem koşullarına yer verilmiştir. Bu nedenle genel işlem şartlarının uygulanması için sözleşmenin düzenlendiği tarih önem arz etmektedir. Zira 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlükte olmadığı dönem için genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler uygulanamayacaktır, bu hükümlerin 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2. maddesi uyarınca kamu düzeni ve genel ahlâka ilişkin bir kural niteliğinde bulunmaması nedeniyle geçmişe etkili şekilde uygulanması da mümkün değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/11/2017 tarih 2017/11-2436E. 2017/1303K. sayılı kararı). Bunun gibi, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun "Eski Hukukun ve Türk Ticaret Kanununun Uygulanacağı Hâller" başlığı altında düzenlenen 2. maddesinin (a) bendinde "Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse, o kanun hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu bakımdan genel işlem şartının değerlendirilmesinde sözleşmenin düzenlendiği tarih önem arz etmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 20. maddesi gereğince ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Bu anlamda bankada, kullandırdığı kredi için kural olarak ücret isteyebileceğinin kabulü gerekmektedir. Yargıtay uygulamasına göre bunun tespiti için, taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri ve ekleri dosyaya celp edilip dava konusu masraflara ilişkin sözleşme hükümleri ile diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları gözetilerek, bankacılık uygulamasında davalının söz konusu ücretleri tahsil etmesinin mümkün olup olmadığının gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmesi ve sonuca göre karar verilmesi gerekir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/10/2014 tarih 2014/4377E. 2014/16466K. sayılı kararı). Bunun gibi 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun "Faiz Oranları İle Diğer Menfaatler" başlıklı 144. maddesinin "Cumhurbaşkanı, bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulanacak azamî faiz oranlarını, katılma hesaplarında kâr ve zarara katılma oranlarını, özel cari hesaplar dâhil bu maddede belirtilen işlemlerde sağlanacak diğer menfaatlerin nitelikleri ile azamî miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkilidir. Cumhurbaşkanı, bu yetkilerini Merkez Bankasına devredebilir." hükmü ile maddede sayılan işlemlerden sağlanacak menfaatlerin nitelikleri ile azami miktar ya da oranlarının tespiti ve bunların kısmen veya tamamen serbest bırakılma yetkisi "Cumhurbaşkanına" verilmiş ve bu yetkilerin “Merkez Bankasına” devredilebileceği de madde hükmünde yer almıştır. 09/12/2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 3. maddesinde, bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranlarının serbestçe belirleneceği, 4. maddesinde ise reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarını, serbestçe belirleneceği kabul edilmiştir. Yine aynı Tebliğin 6/2. maddesine göre bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar. Anılan tebliğ hükümlerine göre, bankaların ticari krediler sebebiyle hukuka aykırı olmamak kaydıyla masraf tahsil edebilecektir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/11/2019 tarih 2019/1849E. 2019/7439K. sayılı kararı). 6098 sayılı Borçlar Kanunu sonrası imzalanan kredi sözleşmelerinde Türk Borçlar Kanunu 20. maddesi uyarınca genel işlem koşulları bakımından değerlendirme yapılması ayrıca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 144. maddesi kapsamında, Bakanlar Kurulu'nun 16/10/2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankası'nın 2006/1 sayılı Tebliği'nin göz önüne alınarak davacının isteyeceği masraflar, vergi ve sair kesintilerin saptanması ve gerekirse bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/03/2019 tarih 2018/1725E. 2019/2260K. sayılı kararı). Bankanın ödeme belgesi ibraz edilmeyen ekspertiz ücreti ile sigorta işlemlerinden kaynaklandığı belirtilen tahsilatların taraflar arasındaki sözleşme ve yasaya aykırı olduğunun kabulü gerekir (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 05/11/2019 tarih 2018/2463E. 2019/2093K. sayılı kararı). Davamıza gelince; davacı, davalı bankanın masraf, ücret, komisyon ve sair adlar altında tahsil ettiği tutarların iadesi istemi ile dava açmıştır. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun "Genel işlem koşulları" başlığı altında 20 ve devamı maddelerinde de 818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak genel işlem koşullarına yer verilmiştir. Bu nedenle genel işlem şartlarının uygulanması için sözleşmenin düzenlendiği tarih önem arz etmektedir. Zira 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlükte olmadığı dönem için genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler uygulanamayacaktır, bu hükümlerin 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2. maddesi uyarınca kamu düzeni ve genel ahlâka ilişkin bir kural niteliğinde bulunmaması nedeniyle geçmişe etkili şekilde uygulanması da mümkün değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 20. maddesi gereğince ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Bu anlamda bankada, kullandırdığı kredi için kural olarak ücret isteyebileceğinin kabulü gerekmektedir. Bunun tespiti için, taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri ve ekleri dosyaya celp edilmiş dava konusu masraflara ilişkin sözleşme hükümleri ile diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları gözetilerek, bankacılık uygulamasında davalının söz konusu ücretleri tahsil etmesinin mümkün olup olmadığı noktasında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi ...'nın ... tarihli raporunda; ..., yıllık üyelik ücreti kesintisi, gecikme bildirim ücreti ve limit aşım ücreti yönünden iade edilecek tutar bulunmadığı, kobi paket tarifeleri yönünden ... TL nin iadesi gerektiği belirtmiştir. Hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda; ..., yıllık üyelik ücreti kesintisi, gecikme bildirim ücreti ve limit aşım ücreti yönünden iade edilecek tutar bulunmaması kobi paket tarifeleri yönünden ise alınan ücretlerin makul, zorunlu ve belgeli olması gerektmesi, ilgili kesintinin belgelendirilememiş olması sebebiyle ... TL'nin istirdadı gerektiğinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının kısmen KABÜL kısmen REDDİNE, 2. ... TL'nin ... tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3. Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5. Arabulucuk başvuru dosyasında arabulucuya Bakanlık Bütçesinden karşılanarak ödenen ... TL'nin kabul ve ret oranları nazara alınarak ... TL'sinin davalıdan alınarak bakiye kısmın ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6. Davacı tarafından yatırılan ... TL başvuru harcı ve ... TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine. Davacı tarafından yapılan ... TL posta ve bilirkişi masrafının kabul ve ret oranları nazara alınarak takdiren ... TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8. Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2. maddesi gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9. Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2. maddesi gereğince hesap ve takdir olunan ...TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK nın 341. maddesi gereğince KESİN olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 03/06/2021

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/445, K. 2021/445, T. 03.06.2021, www.arakarar.com/karar/antalya-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-445-e-2021-445-k-0167545fe343