İlk Derece Mahkemesi · Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/147 E. 2025/455 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/147
Karar No
2025/455
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/147 Esas KARAR NO : 2025/455

DAVA : Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) DAVA TARİHİ : 15/09/2014 KARAR TARİHİ : 26/06/2025

Mahkememizden verilen ... tarih ve .../... Esas .../... sayılı kararı Yargıtay ... HD 'nin ... tarih ve .../... Esas .../... Karar sayılı BOZMA ilamı üzerine dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında Antalya ... Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye nolu sözleşmesi ile adi ortaklık ilişkisinin kurulduğunu, "..." unvanı altında faaliyette bulunan adi ortaklığın malvarlığının tasfiyesi konusunda tarafların anlaşamadığını, müvekkilinin ortak sermaye için ... TL katılım payı koyduğunu, davalının ise halen sermaye koyma (katılım payı) yükümlüğünü yerine getirmediğini, davalının ortaklığa ne sermaye ne de emek olarak hiçbir katkı sağlamadığını ve halen yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçındığını, ayrıca davalının davacı müvekkili tarafından konulan sermayenin kaybolmasına, müvekkilinin ve ortaklığın zarara uğramasına neden olduğunu belirterek, müvekkili ile davalının dava konusu adi ortaklığı münferiden temsil ve ilzam yetkilerinin kaldırılması ile tedbiren dava konusu adi ortaklığın davacı ile davalı tarafından müştereken temsil ve ilzam edilmesine, bu mümkün olmadığı halde dava konusu ortaklığa kayyım atanmasına karar verilmesine, tespit taleplerinin kabulü ile dava konusu adi ortaklığın dava tarihi itibariyle marvarlığının tespitine, davanın kabulü ile dava konusu ortaklığın haklı sebeple feshine, dava konusu adi ortaklığın malvarlığının tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; adi ortaklığın işleyişinde davacıyı haklı bırakacak bir haklı sebep olmadığını, davacının sermaye koyma borcunu ifa etmediği gibi ortaklık hesabından ortaklığı ekonomik zaafiyete düşürecek bedelleri kendi ve akrabasının kişisel hesaplarına aktardığını, kişisel harcamalarına sarf ettiğini, davcının davalı müvekkilini suçlayan iddiaları ispatlanabilir olmadığını, davacının ortaklık hesabından kişisel harcamalar yaptığını, kendi hesabına kız kardeşinin hesabına paralar aktardığını, paralar çektiğini, kredi kartlarını ve tüketici kredilerini ödediğini, davalı müvekkilinin ise kendisi ve eşi üzerinden tüketici kredileri çektiğini ve adi ortaklığını idamesini sağladığını, kişisel kredi kartıyla ortaklık hesabına ödemelerde bulunduğunu, malzeme ve demirbaşlar satın aldığını, mevduat hesabından kira bedellerini ödediğini, icra takiplerine nakit bedeller ödediğini, adi ortaklığın tüzel kişilik haklarını ve ticari saygınlığını koruyarak bu günlere getirdiğini belirterek, tarafların adi ortaklığı devam ettirmelerinin mümkün olmadığını, hükmen tasfiyesinin gerektiğini, bu nedenlerle adi ortaklığın tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR VE GEREKÇE : Mahkememizin ... tarih, .../... esas ve .../... karar sayılı kararı ile adi ortaklığın feshi ve tasfiyesine ilişkin davalara bakma görev ve yetkisinin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan dava dilekçesinin görev yönünden usulden reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekili tarafından Temyiz edilmesi sonucunda, Yargıtay ... Hukuk Dairesinin .../... esas .../... karar sayılı kararı ile "...davaya konu uyuşmazlığın adi ortaklığa ilişkin olduğu, Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısına göre tarafların ticaret siciline hakiki şahıs olarak kayıtlı oldukları, ticaret siciline kayıt numaraları bulunduğu, iş konusunun tatlı imalatı ve satışı olduğu, tarafların tacir olduğu, uyuşmazlığın çözümünün yukarıdaki yasa hükümleri de gözetildiğinde Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevi içinde olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, davanın tarafları tacir olduğuna göre uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan esasa girilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir." gerekçesi ile bozularak gönderilmekle, mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydı yapılarak, yargılamaya devam edilmiştir. Mahkememizce bu defa " taraflar arasında imzalanan Antalya ... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu adi ortaklık sözleşmesinin 5. maddesine göre taraflarca adi ortaklık için kararlaştırılan 5 yıllık sürenin hüküm tarihi itibariyle dolması nedeniyle TBK'nın 639/5.maddesine uyarınca adi ortaklığın kendiliğinden sona erdiğinin tespitine karar vermek gerekmiştir. Adi ortaklık sözleşmesine göre, tarafların %50 hisse oranı ile adi ortaklık kurdukları ve "..." unvanlı işletmeyi işlettikleri anlaşılmaktadır. Mahkememizce hükme esas alınan kök bilirkişi raporuna göre, davacının dava tarihi itibariyle adi ortaklıktan alacağının bulunmadığı, adi ortaklığa ... TL borçlu olduğu, davalının ise dava tarihi itibariyle adi ortaklıktan ... TL alacaklı olduğu, adi ortaklığa ait malvarlığının davalının elinde bulunduğu, davalının adi ortaklıktan alacak miktarı ve payı dikkate alındığında, adi ortaklığa ait öz sermayesinin davalının adi ortaklıktan alacağı miktar ve payına göre düşük olduğu, bu nedenle tasfiyeye gerek olmadığı, davalının ortaklıktan alacak ve ortaklık payı gözetildiğinde adi ortaklık öz sermayesinin davalıya ait olduğu Mahkememizce kabul edilerek, davacının adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir" gerekçesi ile ret kararı verilmiş olup, davacı yanca dosyanın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesinin .../... esas .../... karar sayılı kararında " Somut olayda; davacı taraf, davalının sermaye koyma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve ortaklığı temsil yetkisini kötüye kullandığını, ödemeleri geciktirerek zarara uğrattığını belirterek, adi ortaklığın haklı nedenle feshine dayalı iş bu davayı açmış, davalı ise ortaklığın devamının mümkün olmadığını, hükmen tasfiyesinin gerektiğini savunmuştur. Tarafların iradesi adi ortaklığın feshedilmesi hususunda uyuşmuştur. Bu durum karşısında davanın açıldığı tarih itibariyle sözleşme süresinin sona ermediği ve tarafların haklı fesih hususundaki talepleri dikkate alındığında, mahkemece adi ortaklık için kararlaştırılan 5 yıllık sürenin dolması nedeni ile TBK' nın 639/5. maddesine dayanarak adi ortaklığın kendiliğinden sona erdiğinin tespitine ve adi ortaklığın tasfiyesinin talebinin reddine dair verilen karar isabetsiz olup usul ve yasaya uygun bulunmamıştır. Mahkemece öncelikle, ortaklık sözleşmesinde bu hususta hüküm bulunup bulunmadığına bakmak, hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin sözleşmedeki hükümlere göre yapılmasını sağlamak; böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise ortakların anlaşarak tasfiye memuru belirlemelerini istemek; bu konuda anlaşamamaları halinde ise hakim tarafından tasfiye işlemini gerçekleştirecek (ortaklığın faaliyet alanına göre konusunda uzman bir veya üç kişiyi) tasfiye memuru olarak re'sen atamak olmalıdır. Bundan sonra ise, tasfiye işlemleri; hakim tarafından öngörülecek üçer aylık (uyuşmazlığın mahiyetine göre süreler uzatılıp kısaltılabilir) dönemlerde tasfiye memuru tarafından 3 aşamada gerçekleştirilmelidir.... bu aşamalardan sonra, tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hakim (HMK.297 madde uyarınca) tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm kurulmalıdır." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar vermiştir. Bozma ilamı haklı görülmekle uyma kararı verilmiş olup, bozma ilamındaki kabule göre tarafların "..." unvanlı iş yerinin işletilmesi ve bunun sonucunda elde edilecek kar ve zararın %50 hisse ile paylaşılması konusunda, ... tarihli ortaklık sözleşmesi yapıldığı, ortaklık süresinin 5 yıl olarak belirlendiği, davacı ve davalının ortaklığı münferit imza ile temsile yetkili kılındıkları tespit edilmiştir. Her ne kadar sözleşmede her iki taraf da ortaklığı temsile yetkili kılınmışsa da davacı, davalının ortaklığı temsile yetkili olduğunu ileri sürmüş, dosya kapsamından ise davacının imalat, davalının ise satış alanında görevli oldukları, davalının yönetici ortak olarak hareket ettiği anlaşılmıştır. Tarafların iradesi adi ortaklığın feshedilmesi hususunda uyuşmuştur. Bu nedenle fesih isteminin kabulü ile tasfiye aşamasına geçilmiştir. ... tarihli ortaklık sözleşmesinde taraflar arasında kararlaştırılmış tasfiyeye ilişkin hüküm bulunmadığından mahkememizce tasfiye için memur ve bilirkişi görevlendirmesi yapılmıştır. Bilirkişi marifetiyle ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın tüm malvarlığı belirlenmiş,, yönetici ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gösterir hesap istenmiş, bilirkişinin belirlediği malvarlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmiştir. Rapora karşı tarafların sunmuş olduğu itirazlar doğrultusunda ek rapor aldırılmış, ortaklık fiilen sona erdiğinden ve ortaklık adına kayıtlı demirbaşlar bulunamadığından, bu demirbaşların rapor tarihinden itibaren yaşanan enflasyon nazara alındığında, demirbaşın uhdesinde olması gerektiği halde bulunmayan fiili yönetici ortak davalının güncel değere ilişkin itirazları haklı görülmemiştir. Bilirkişice dolaplara ilişkin raporda gerekli düzeltmeler yapıldığından davalının aksi yöndeki itirazı da yerinde değildir. Son olarak tarafların duruşmadaki beyanları ve yemin beyanı nazara alındığında bilirkişinin yatan para ve çekilen para yönünden yaptığı değerlendirme de hakkaniyetli bulunmuş, bir kısım para hiç hesaba dahil edilmemiş, çekilen paranın ise fiili yönetici davalı tarafından çekildiği kabul edilmiştir. Özetle aldırılan son ek rapor uyarınca fiilen tasfiyeye konu malvarlığı da olmadığından, davacının davalıdan. ... TL alacaklı olduğu kabul edilmiş, ortaklığın bu şekilde tasfiyesi gerekmiştir. Anlatılanlara göre aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ İLE; Taraflar arasında kurulan adi ortaklığın (...) feshine, ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ortaklığın bu şekilde tasfiyesine, 2-Kabul edilen ... TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL harcın düşümü ile eksik kalan ... TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan ... TL başvuru harcı, ... TL peşin harç olmak üzere toplam ... TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının karşıladığı ... TL tebligat gideri, ... TL bilirkişi ücreti, ... TL keşif gideri olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalının karşıladığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen ... TL üzerinden davacı lehine takdir edilen ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 26/06/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/147, K. 2025/455, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/antalya-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-147-e-2025-455-k-21c50bd6e58e