İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2019/222 E. 2025/177 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2019/222
- Karar No
- 2025/177
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/222 KARAR NO : 2025/177
DAVA : Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/02/2018 KARAR TARİHİ : 03/07/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava dilekçesi: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin 1954 yılından bugüne 85'inüzerinde ülkede anahtar teslimi un, irmik, mısır unu, yem, tahıl depolama sistemleri kurduğunu ve işbu sektörde Türkiye'nin en büyük ihra olmakla birlikte dünyanın en büyük iki firmasından biri olduğunu müvekkil şirketin ana iştigal konusunun bu sistemlere ilişkin parçaları üretmek olduğunu, gerçek kişi davalıların, müvekkil şirketin eski hissedarları olduğunu 22.01.2014 tarihinde müvekkil şirketin...'da olan hisselerinin tamamını Anonim Şirket Pay Devir ve Satış Sözleşmesi ile müvekkil şirkete ve müvekkil ...'ya devrettiklerini, davalıların devir sözleşmesindeki rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı olarak müvekkil şirketin fabrikasının tam karşısına davalı şirketi kurduklarını, davalıların hukuka ve sözleşmeye aykırı fiillerin tespiti amacıyla ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... D.iş dosyası ile tespit davası ile davalılar tarafından yapılan her bir ihlalin tek tek tespit edilmiş olduğunu; gerçek kişi davalıların diğer davalı “... Şirketi”ni kurmuş olduklarını, taraf şirketlerin aynı sektörde, aynı faaliyet alanında ve hatta birebir aynı konuda faaliyet gösterdiğini, gerçek kişi davalıların sözleşmeye aykırı olarak ve haksız bir şekilde kurdukları davalı şirket nam ve hesabına, sözleşmeye aykırı olarak müvekkil şirket tescilli markasıyla iltibas yaratacak “...” markasını tescil ettirdiklerini, davalının gerçek kişiler tarafından kurulmuş olan davalı şirket kuruluş unvanı...Şirketi olduğunu ve daha sonra iltibas amacıyla davalı şirketin 9 Kasım 2016 tarihinde unvanını “...” olarak değiştirdiğini, müvekkil şirketin 1984 yılından beri marka haklarına da sahip olduğu“...” kelimesiyle başlayan ticaret unvanıyla iltibas yarattığını, davalı şirketin müvekkil şirket ticaret unvanıyla iltibas teşkil eden ticaret unvanını hukuka aykırı şekilde kullandığını ve bu nedenle davalı şirketin ticari unvanının terkinine karar verilmesi gerektiğini, davalıların gerek haksız rekabete konu olan davranışları gerek müvekkillerin ticari sıralarını, know-how ve müşteri portföyünü haksız şekilde ele geçirip davalı şirketi kötü niyetli olarak kurmuş olduklarını, davalı şirketin ve müvekkil şirketin onlarca yıllık emek, bilgi birikimi ve tecrübe sonucu ürettiği iş ürünlerinin aynısını hukuka aykırı yollarla elde ettiği ticari sırları kullanarak, olağan müşterinin müvekkil şirketin markasıyla karıştırmasına müsait bir marka adı altında, müvekkil şirketin fabrikasının tam karşısında üretmekte veya üretime hazırlanmakta ve de piyasada çeşitli reklam ve pazarlama faaliyetlerinde bulunduğunu, davalı şirketin internet sitesi yapımına başladığını ve söz konusu internet sitesindeki ifadelerin dahi davacı şirketin internet sitesinden alınmış olduğunu, davalı şirketin internet sitesinde kullanılan ifadelerin müvekkil şirketin internet sitesinden alınmış olduğunu, davalı şirkete ait ... isimli internet sitesi incelendiğinde bu benzerliklerin görüleceğini, davalıların imzalamış oldukları devir sözleşmesine aykırı davranması ve bu nedenle müvekkilin zarar uğraması, gerek müvekkil şirketin marka hakkına, ticari unvanına tecavüz niteliğindeki eylemler gerek davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri ve sair diğer haksız ve dürüstlük kuralına aykırı eylemleri nedeniyle işbu davayı açmak zarureti hasıl olduğunu, davalılar tarafından yapıldığı tespit edilen haksız rekabet oluşturan eylemlerin men'ine, davalı şirketin ticari unvanının terkinine, gerçek kişi davalıların sözleşmedeki açık hükme ve hukuka aykırı şekilde marka tecavüzü nedeniyle sebep oldukları fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 2.500,00-TL zararın ödenmesini, gerçek kişi davalıların sözleşmeye aykırı davranarak ihlal ettikleri rekabet yasağı nedeniyle uğranılan zarara ilişkin olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 2.500,00-TL maddi tazminata hükmedilmesini, müvekkil şirketin, davalıların tüm bu hukuka aykırı davranışları sebebiyle davacı şirketin hisse senetlerinin değerinin düşmesi ile uğranılan zarara ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.500,00-TL maddi tazminata hükmedilmesini, davalıları fiilleri sebebiyle yine fazlaya dair haklarımız saklı kalmak ve hesaplama kalemi tarafından daha sonra bildirilmek üzere şimdilik 2.500,00-TL yoksun kalınan karın ödenmesini talep etmiştir. Cevap Dilekçesi: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı dosyaya sunduğu dilekçeler ile davalı müvekkillerden ".., A.Ş"nin 16.01.2014 inde tescil edildiğini, bu tarihten 09.11.2016 tarihine kadar da aynı isim ile faaliyetini sürdürdüğünü ve anılan tarihte isim değişikliği yaparak ismini "...Tic. A.Ş" olarak değiştirdiğini, müvekkili şirketin ve fabrikasının kurulmaya başlandığı gün itibariyle davacının bunu öğrenilebilecek durumda olduğunu, davacı yanın müvekkil şirketten yardım talebinde bulunarak bir takım ürünlerin ücreti mukabilinde imalını talep etmiş ve müvekkillerin iyi niyetli olarak davacının istediği ürünleri imal ederek yaklaşık 882.176,02 TL tutarında faturalarını keşide etmiş olduğunu, bu faturalarda da haliyle davacının isim ve unvanı yer almaktadır. Müvekkili şirketin kurulmasını müteakiben 4 yıl sonra davacı yanın bu şekilde haksız rekabet iddiasında bulunması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, müvekkiller haksız rekabet oluşturacak bir eylemde bulunmamış olsalar da kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının iddiasının bir an için doğru olduğunun varsayılması halinde dahi davacının iddia ettiği haksız rekabet oluşturacak tüm eylemler zamanaşımına uğradığını; Yine kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının uzun süre dava açmamasının sessiz kalmak suretiyle hak kaybına sebebiyet verdiğini, davacı taraf dava dilekçesinde bir takım zararlardan bahsetmiş ise de bu zararların somut olarak ne olduğunun açıklanmamış olduğunu; Davacı yan hisse senetlerinin değerinin düştüğünü iddia etmişse de müvekkilin hangi eylemi nedeniyle ve ne zamandan sonra davacı yanın hisselerinin değerinin düştüğünü açıklanmadığını, yine davacı kar yoksunluğu ve rekabet yasağına aykırı davranma iddiası sebebiyle tazminat talebinde bulunmuş ise de bu zararlara ilişkinde herhangi bir açıklamada bulunmamış olduğunu, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen "... Tic. A.Ş'nin 22.01.2014 tarihli devir sözleşmesinin tarafı olmadığından şirket aleyhine dava ikame edilmesi hukuken mümkün olmadığını, davacı ...'nın aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, zira haksız rekabetten zarar gördüğü iddia edilen “... Tic. A.Ş.” olmakla davacı ... neden davacı olarak dava ikame etmiş olduğunun anlaşılamadığını, müvekkillerin geçersiz olan haksız rekabet yasağına rağmen iki yıl süre ile hiçbir ticari faaliyette bulunmadıklarını ve ikinci yılın sonunda ilk ticari ilişkiyi davacı ile gerçekleştirmiş olduklarını, müvekkillerin, davacı gerçek ve tüzel kişilere her zaman iyi niyetle yaklaşmış ve bu noktada hareket etmiş olduklarını; Haksız rekabetin oluşması için davalının, davacının müşteri portföyünü ile ticari ilişki içine girmesi gerektiğini, müvekkillerin sadece iki yıl süre ile de değil dava tarihine kadar davacıların hiçbir müşterisi ile ticari ilişki içerisine girmediklerini, davacının dava dilekçesinde böyle bir somut iddiası da bulunmadığını, davacıların davalı müvekkillerin yalnızca müşteri portföyünü kullandıklarını iddia etmekle birlikte bu iddiaları da soyut bir iddia olmaktan öteye gidemediğini, davalıların davacıya ait ticari sırlarının hukuka aykırı şekilde ele geçirdiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davalı müvekkiller davacıya ait şirketin ticari sır ve bilgilerine ihtiyaç olmaksızın da yıllardır faaliyet konusu alanda isim yapmış işin erbabı olan kimseler olduğunu, davacı yana ait bu bilgilerin hukuka aykırı ele geçirildiği iddiası bir yana müvekkillerin bu bilgilere ihtiyacı dahi bulunmadığını, bu durumu bilen davacının bu sebepledir ki şirket mail adresinden, davalı müvekkillere 30.09.2016 tarihinde "Sözleşme ekinde belirtilen Makine ve Donanımlarını iş sahibinin siparişine göre üretilmesi, isteniyorsa paketlenmesi ve iş sahibine teslim edilmesi" konulu "Stratejik İşbirliği ve Tedarik Sözleşmesi" ni e-mail yoluyla göndermiş olduğunu, İşbu sözleşmenin davacı yanların, müvekkillerin yapmış olduğu ticari faaliyetlerden en başından bu yana haberdar olduklarını, müvekkiller ile birlikte ortak iş yapmak ve onların tecrübelerinden yararlanmak istediklerini gösterdiğimi, davacı yanın sonradan müvekkilleri mağdur etmek ve yıldırmak için başlatmış olduğu hukuki süreç ve haksız ithamlarının sebebinin müvekkillere yapılan teklifin kabul edilmemesinden kaynaklandığını, davacının “...” markaları ile müvekkilin “...” markası ve ticaret unvanının benzer olmadığını, haksız davanın reddini talep etmektedir. İkinci Cevap Dilekçesi: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın dava dilekçesinde ısrarla müvekkillerine ait fabrikanın tam karşına davalı şirketin kurulduğunu beyan ettiğini bu şirket ve tesis kurulmaya başlandığı gün itibariyle görülebilecek, öğrenilebilecek durumda olduğunu, yine davacı yanın çalışanı tarafından resmi şirket hesaplarından müvekkile atılan maillerde müvekkile ait ... unvanının kullanıldığı ve birlikte yapılan ticaret sonrasında taraflarına keşide edilen faturalarda ticaret unvanının yer aldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde ticaret sicile yapılan bildirimden önce dahi müvekkile ait unvanın davacı yanca bilindiği açıkça ortada iken cevaba cevap dilekçesinde "davalı yanın ticari faaliyeti yoktu, haksız rekabet eylemleri olduğunu bilmiyorduk" şeklindeki beyanlar yalnızca ve yalnızca hakkın kötüye kullanılması olduğunu ve MK md.2 kapsamında korunması mümkün olmadığını, hal böyle iken davacı yan ortaya atmış olduğu ve haksız rekabet olarak nitelendirdiği eylemleri yıllar önceden beri bilmekte ve buna zımni rıza gösterdiğini ve özellikle müvekkil ...' nın soyadını kullanarak yapmış olduğu paylaşımların ve etiketlerin haksız rekabet yahut marka hakkına tecavüz oluşturduğu iddiasına ilişkin evraklar tebliğ edilmemekle birlikte tarafımıza tebliğ edildikten sonra bu husus ilişkin ayrıntılı beyanlarını sunacaklarını müvekkil ...' ya kanun tarafından verilmiş hakkın davacı yanca tecavüze delil teşkil ettiği olarak düşünülmesine dair cevap dilekçesini mahkememize sunmuş ve davanın tümden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Safahat ve Görevsizlik kararı: ... 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında dava açıldığı bu mahkemece ticaret mahkemesine görevsizlik kararı verdiği, istinaf başvurusu üzerine İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesinin kararı üzerine dosyanın ... 15.Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas ... karar sayılı dosyasına kayıt edilerek verilen görevsizlik kararı ile mahkememize gönderildiği ve yukarıda yazılı esas numarası alarak dosyamıza kayıtlandığı anlaşılmıştır. Deliller: - ... 4 Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden mahkememize gönderildiği ve dosyamız arasına alındığı yapılan incelemede davacı ... makina, ... dış ticaret ve ... tarafından ... dış ticaret ve ... aleyhine haksız rekabet ile marka hakkına tecavüzün tespiti ve tazminat davasının açılmış olduğu dosyanın halen derdest olduğu anlaşılmıştır. - ... 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin... esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden mahkememize gönderildiği ve dosyamız arasına alındığı yapılan incelemede... makina tarafından ... makine aleyhine hükümsüzlük davası açıldığı, davanın TPMK nezdinde davalı şirket adına tescilli bulunan ... tescil numaralı ... ibareli marka ile ...escil numaralı ... ibareli markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediğine ilişkin olduğu, dosyanın kanun yolundan geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. -... 2 Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının Uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderildiği, yapılan incelemede mahkememiz dosyasında davacılar tarafından mahkememiz dosyasındaki davalılar aleyhine delil tespiti talebinde bulunulduğu, mahkemece yapılan keşif sonrası bilirkişi raporunun alındığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan sözleşme: 22/01/2014 tarihli ..., ... ve ...'nın devreden olduğu, devralanın... ile ...İsimli şirket olduğu, sözleşme gereğince devredenlerin şirketteki hisselerinin devralanlara devredildiği, sözleşmenin 5.4 ve 5.5 maddelerinde haksız rekabet yasağının düzenlendiği anlaşılmıştır. Bilirkişi Raporu: 08/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle Davalı tarafından düzenlenen 882.176,02 YL bedelli 4 adet faturayı, hem davacının hede davalının ticari defterlerine kaydettiği, bu nedenle malın tesliminin gerçekleştiği, 4 adet faturada gösterilen ve teslimi gerçekleşen mal bedellerinin; davalının muhasebe kayıtlarına göre ödenmediği, davacının kayıtlarında ise borcun yurt içi ve yurtdışı alacaklarına mahsup edilmek suretiyle ödendiği, Dava konusu alacak/borcun ödendiğine dair belgelerin ( banka dekontu, temlik sözleşmesi, ibraname v.b. ) dava dosyasında bulunmadığı ve bilirkişiye sunulmadığı Sayın Mahkemenin ara kararında bilirkişiden tespitini istediği “davacıya ait müşteri pörtföyünden davalı firmaya herhangi bir geçişin bulunup bulunmadığı, bu unvan değişikliği sonrasında davacının bahse konu ünvanla yapmış olduğu ticari ilişkilerden kaynaklı olarak elde etmiş olduğu net gelirin ( SMK 151/2-b kapsamında) ne olduğu” hususlarında tespit yapılmasının duruşma gününden önce zaman açısından mümkün olmadığı, zira davalının ve davacının 2014,2015,2016,2017,2018,2019,2020 defterlerinin binlerce sayfa olduğu, bu nedenle bilirkişiye ek süre verilmesi gerektiği , Ek süre verilmesi durumunda, incelemenin binlerce sayfa ticari defterler üzerinde yapılacak olması dikkate alındığında 2.000,00 TL ücretin çok düşük kaldığı, bilirkişi ücretinin harcanan ve harcanacak emek ve mesainin dikkate alınarak artırılması" kanaatini bildirmiştir. Bilirkişi Raporu: 23/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Davalı ile davacı arasında ticari ilişki olduğu, davalı tarafından düzenlenen 882.176,0TL bedelli 4 adet faturayı, hem davacının hem de davalının ticari defterlerine kaydettiği, bunedenle malın tesliminin gerçekleştiği, 4 adet faturada gösterilen ve teslimi gerçekleşen mal bedellerinin; davalının muhasebe kayıtlarına göre ödenmediği, davacının kayıtlarında ise borcun yurt içi ve yurtdışı alacaklarına mahsup edilmek suretiyle ödendiği, Dava konusu alacak/borcun ödendiğine dair belgelerin ( banka dekontu, temlik sözleşmesi, ibraname v.b. ) dava dosyasında bulunmadığı ve bilirkişiye sunulmadığı, Davalının unvanının 03.11.2016 Tarihinde değiştiği, unvan değişikliği öncesinde ticaret hacmin olmadığı, sonrasında ticari hâsılatın gerçekleştiği, davalının 2014- 2015-2016 yıllarında yatırım aşamasında olduğu ve satış hasılatı yapmadığı, 2016 yılının son aylarında üretime başlandığı, ...A.Ş ünvanıyla 28.12.2016 Tarihinde ilk ürün satışının gerçekleştiği ve ilk satışın davacıya yapıldığı, Tarafların ortak müşteri sayısının sadece 5 adet olduğu, tarafların ticari hâsılatları ve ticaret hacimlerine göre, ortak müşteriler ile yapılan ticaret hacimleri oldukça düşük kaldığı,"kanaatini bildirmiştir. Bilirkişi Raporu: 05/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Taraflar arasındaki Sözleşme m. 5.5'te öngörülmüş rekabet yasağı hükmünün konu bakımından sınırlama içermekle birlikte, yer ve süre bakımından belirtilen sınırlamalara uygun olmadığı, ekonomik özgürlüğün risk altında olduğu ve MK 23/2 hükmüne göre değerlendirilerek geçerli olmadığı, Haksız rekabete ilişkin yukarıda detaylı olarak değerlendirilen iddiaların somut delillerle ispatlanamaması karşısında davalı tarafın eylemlerinin haksız rekabet teşkil etmediği, “...” esas unsurlu markaların 07. sınıf dahil olmak üzere muhtelif sınıflarda davacı şirket adına tescilli olduğu, “...” esas unsurlu markaların 07. sınıf dahil olmak üzere muhtelif sınıflarda davalı şirket adına tescilli olduğu, davacı şirketin davalı şirket aleyhine açtığı markanın hükümsüzlüğü davasında ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 22.12.2020 tarih ...E. ... K. sayılı kararı ile, davalı şirketin 2016 ... no.lu ... ve... nolu ... markalarının davacı şirketin "..." esas unsurlu markaları ile benzer olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davalı şirketin halihazırda adına tescilli olan... no.lu ... markasını aynen kullanmasının hukuka uygun olduğu ve marka hakkına tecavüz koşullarının olmadığı, Taraf şirketlerin ticaret unvanlarının ek unsuru aynı olmadığı gibi karışıklık yaratacak bir benzerlik de bulunmadığından davalı şirket unvanının TTK uyarınca terkini koşullarının olmadığı, dava dilekçesinde, davalıların markaya tecavüzünün bir başka tezahürünün de davalı şirket unvanı olduğunu belirterek davalı şirket unvanından “...” ibaresinin terkinini talep edilmişse de davalıya ait “...” esas unsurlu markalarla davacının “...” esas unsurlu markalarının benzer olmadığı hususu kesinleşen ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 22.12.2020 tarih ... E. ... K. sayılı kararı ile tespit edilmiş olduğundan, SMK uyarınca davalı şirket unvanından “...” ibaresinin terkini koşullarının olmadığı"na dair kanaatlerini bildirmişlerdir. Bilirkişi Ek Raporu: 23/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Değirmen makinesi üretim işinin oldukça niş bir sektör olduğu, davacı ... ile neredeyse eşleştiği, ilk akla geldiği ve yurtdışında büyük bir pazar payı olduğu, davacı ... Firması tarafından oldukça komplike ve işçiliği yüksek makine tasarımlarının yapıldığı, davacının iddiaları uyarınca yapılan değerlendirme ile davalıların rekabete aykırılık gerçekleştirmeden makine üretim ve pazarlama konusundaki tecrübelerini başka bir alanda kullanabileceği, bu haliyle ... Firmasının sektörel tanınmışlığından haksız bir yararlanma olduğu mütalaa edilmektedir. Yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, firmada mevcut makine ve ekipmanların, fabrikada tekrar yerinde tespiti yapılarak incelemesi gerektiği kanaatine varıldığı, davacı tarafın kök raporumuzdaki rekabet yasağı ve haksız rekabete ilişkin açıklamalara karşı beyan ve itirazları değerlendirilmiş olup Sayın Mahkeme tarafından davacının iddia ettiği üzere davalı taraf müşterilerinin, davalı tarafından davacının müşteri listelerinin kullanılmak suretiyle edinildiği kanaatine ulaşılması halinde TTK 55/1/c kapsamında haksız rekabetin mevcut olduğu sonucuna ulaşılabileceği, öte yandan diğer itirazlar bakımından itirazların kök raporumuzda vardığımız sonuçlarda değişiklik yapılmasını gerektirecek nitelik taşımadığı, davacı tarafında kök raporumuzdaki marka hakkına tecavüz ve ticaret unvanının terkini ilişkin açıklamalara karşı beyan ve itirazları değerlendirilmiş olup, söz konusu itirazların kök raporumuzda vardığımız sonuçlarda değişiklik yapılmasını gerektirecek nitelik taşımadığı"na dair kanaatlerini bildirmişlerdir. Dava ve uyuşmazlık: Taraflar arasındaki dava; davalının ticaret unvanının terkini, haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz nedeniyle uğranılan zararın tazminin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Davacı taraf davacılardan ... ile davalı gerçek şahıslar arasından 22/01/2014 tarihinde anonim şirket pay devir ve satış sözleşmesi imzalandığını, gerçek kişi davalıların bu sözleşme uyarınca davacı şirkette hisselerini İsmail'e devrettiklerini, davalıların bu sözleşmeden sonra davalı şirketi kurduklarını, ve şirketin merkezinin tam karşısına aynı işlerde faaliyet gösteren davalı şirketi kurduklarını, haksız bir şekilde davacı markası ile iltibas yaratacak ... markasını tescil ettiklerini belirterek davalı eylemlerinin taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırılık teşkil etiğini, ayrıca marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğunu belirterek açılan davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı ise taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davalı şirketin kurulmasından 4 sene sonra haksız rekabet iddiasında bulunulmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ... makina şirketinin sözleşmenin tarafı olmadığını, sözleşme gereğince 2 yıl boyunca müvekkillerinin ticari faaliyette bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; davacı şirkette davalıların hak sahibi olduğu nam a yazılı hisselerin eldeki dosyada davlı olan gerçek kişiler tarafından 22/01/2014 tarihinde devredildiği, 22/01/2024 tarihli sözleşmenin taraflar arasında ihtilafa konu olmadığı, davalı şirketin dosya arasına alınan ticaret sicil kayıtları dikkate alındığında ... şirketinin 23/01/2014 tarihli ilan ile kurulduğu, 09/11/2016 tarihli ilan ile şirketin unvanının ... makina şeklinde tadil edildiği anlaşılmıştır. Şirketin ortaklarının ve yönetim kurulunun davalı gerçek kişiler olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen 22/01/2014 tarihli sözleşmenin rekabet yasağı açısından yapılan incelemede sözleşmenin 5.5 hükmünün “Devreden, Şirketin iştigal konusu kapsamı içinde Şirket'in yazılı muvafakatı ile ancak bir işbirliği ya da lisans ilişkisi çerçevesinde faaliyette bulunmayı bunun dışında Şirket ile rekabet etmeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder. Şirket'e ait ticari, kurumsal, mali ve Şirket'in menfaatlerine halel getirecek her türlü sırları gizli tutacağını işbu sırları hiçbir surette ifşa etmeyeceğini ve ayrıca işbu sözleşmede yazılı hükümlerin taraflar arasında gizli kalacağını, kişilerle işbirliği ve/veya ortaklık yaparak bunları kullanmayacağını kabul eder. DEVREDEN, gizlilik hükümlerine riayet etmezse Şirket'in uğrayacağı tüm zarar ve ziyanlardan ayrıca sorumlu olacağını kabul, beyan ve taahhüt eder. DEVRALAN yönünden tarafların yapmış olduğu devir sözleşmesi de gizlilik hükümlerine tabi olup DEVRALAN'ın gizlilik hükümlerine riayet etmemesi halinde devredenin uğrayacağı tüm zarar ve ziyanlardan DEVRALAN ayrıca sorumlu olacağı kabul, beyan ve taahhüt eder” şeklinde olduğu, taraflar arasındaki Sözleşme m. 5.5'te öngörülmüş rekabet yasağı hükmünün konu bakımından sınırlama içermekle birlikte, yer ve süre bakımından belirtilen sınırlamalara uygun olmadığı, ekonomik özgürlüğün risk altında olduğu ve bu sebeple geçerli olmadığı kanaatine varılıştır. Haksız rekabet yönünden yapılan inceleme de davacının iddiası davalının ... şeklindeki kullanımlarının haksız rekabet niteliğinde olduğu, davalının kullanımlarının... (...) şeklinde olduğu, Alapala kullanımının davalıların soy isminin kullanımı şeklinde olduğu, bu nedenle haksız rekabetin oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Markaya tecavüz yönünden ise davacı tarafça davalı aleyhine ... 3.AHM'nin ...Esas sayılı dosyasında açılan hükümsüzlük davasının reddine karar verilerek istinaf ve yargıtay yolundan geçerek kesinleştiği, bu haliyle ... ibaresinin davacı adına tescilli ... markası ile benzer olmadığı ve markaya tecavüz niteliğinde olmadığı anlaşılmakla markaya tecavüz iddiası yönünden markaya tecavüze ilişkin koşullarının oluşmadığı kanatine varılmıştır. Ticaret unvanının terkini talebi bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli markanın ticaret unvanında kullanılmasının herhangi bir tecavüz oluşturmadığı, davacı markası ile davalı markalarının benzemediğine ilişkin kesinleşen hükümsüzlük davasının reddine ilişkin karar da dikkate alındığında davacının ticaret unvanı ile davalının ticaret unvanının birbirinden ayrıştığı kanaatine varılmıştır. Maddi tazminat talepleri bakımından yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda davalı eylemlerinin taraflar arasında imzalanan haksız rekabet yasağı sözleşmesine aykırı olmadığı TTK'nın 54. Maddesi gereğince haksız rekabete ilişkin koşulların oluşmadığı, marka hakkına tecavüzün ve ticaret unvanının terkinine ilişkin şartların oluşmadığı kanaatine varıldığından maddi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Yapılan yargılama sonucunda davalı eylemlerinin taraflar arasında imzalanan haksız rekabet yasağı sözleşmesine aykırı olmadığı TTK'nın 54. Maddesi gereğince haksız rekabete ilişkin koşulların oluşmadığı, marka hakkına tecavüzün ve ticaret unvanının terkinine ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan, daha önce ödenen 170,80 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 444,60 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3- Markaya tecavüz ve haksız rekabet davası yönünden Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Ticaret unvanının terkini davası yönünden Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Maddi tazminat davası yönünden Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan 88,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Yatırılan gider avanslarının kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/07/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır