İlk Derece Mahkemesi · İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1042 E. 2020/592 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/1042
- Karar No
- 2020/592
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/1042
KARAR NO : 2020/592
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/07/2019
KARAR TARİHİ : 14/12/2020
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davalı şirketin müvekkiline olan borcunu ödememesi üzerine borcun ödenmesi için Bakırköy .... Noterliğinin 03/09/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalı şirketin ihtarnameyi tebliğ aldığını ancak ödeme yapmadığını, bunun üzerine davalı şirket aleyhine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, yapılan icra takibinde davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren faiz talep edildiği, yapılan takibe borçlu vekili aracılığıyla dilekçe sunularak yetkiye itiraz edildiğini, itiraz kabul eidlerek dosyanın İzmir İcra Müdürlüğü'ne gönderildiğini, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme emri üzerine borçlu vekilince bu kez borca itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulduğunu ancak netice alınamadığını, davacı şirketin davalı şirketten icra takibinde belirtilen kadar alacağının bulunduğunun sabit olduğunu, bu durumun mahkememizce yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, davalının tüm itirazlarının yersiz olduğunu, davalı yanın sadece zaman kazanmaya çalıştığını belirterek davalının ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin devamına, haksız olarak takibe itiraz ederek takibin durmasına sebep olan davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı yam üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine, önce Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, bu takibe müvekkili şirketçe yetki itirazında bulunulduğunu ve itiraz kabul edilerek dosyanın İzmir İcra Müdürlüğü’ ne gönderildiğini, akabinde davacı tarafından İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. dosyasında Genel Haciz Yolu İle İcra Takibi başlatılmış olup, icra takibine ilişkin ödeme emrinin müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, anılan ödeme emrine 12.12.2018 tarihinde itiraz ettiklerini, müvekkili ile davacı arasında hizmet ilişkisi mevcut olup, işbu hizmet ilişkisine ilişkin müvekkili tarafından davacıya gönderilmiş olan sipariş talepleri ve bunlara ilişkin davacı şirket tarafından müvekkiline gönderilen faturalar ile müvekkilinin faturaları ödediğine ilişkin ödeme dekontlarının müvekkili şirketin ticari defterleri incelendiğinde görüleceğini, müvekkili şirketin davacı şirket ile arasındaki ticari ilişki sebebiyle ödemesi gereken tüm faturaları eksiksiz ödediğini ve davacı şirkete karşı hiçbir borcu bulunmadığını, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete sonradan kur farkı adı altında gönderilen faturanın müvekkili şirket tarafından iade edildiğini, zira müvekkili şirket ile davacı şirketin sipariş formu üzerinden belirlenen bedelle anlaşmaları olup, bedelin döviz üzerinden belirlenmekte fakat tüm faturaların TL cinsinden kesilmekte olduğunu, daha sonradan kur farkı bahanesi ile müvekkili şirkete tekrardan fatura kesmenin basiretli tacir yaklaşımı ile bağdaşmadığını, kaldı ki kur farkı faturaları karşılığında bir ödeme yapılmasına gerek olmayan, düzeltme niteliğinde faturalar olduğunu, buna göre kur farkı faturası kesilebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmede açıkça buna ilişkin bir hüküm bulunması veya asıl faturaya döviz karşılığının yazılması gerektiğini, aynı zamanda davacı şirketin müvekkili şirkete göndermiş olduğu ihtarname ile kur farkına ilişkin fatura bedelini talep etmesine rağmen ihtarname cevaplarında da çok açık bir şekilde müvekkili şirketin böyle bir borcunun bulunmadığı ve bu talebin Cumhurbaşkanlığının 12.09.2018 ve 85 sayılı kararına da aykırılık teşkil ettiğinin davacı şirkete ihtar edildiğini belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, haksız ve dayanaksız davanın reddine, alacaklının icra takibinin iptali ile %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından arabuluculuk tutanağının aslının dosyaya ibraz edildiği anlaşılmış, mahkememizce İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden davacı şirketin ticaret sicil kaydı, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden davalı şirketin ticaret sicil kaydı ve Uyap üzerinden İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyası celp edilerek dosyaya eklenmiştir.
İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası celp edilerek incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 185.505,28 TL asıl alacak ve 4.856,17 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 190.361,45 TL alacak için icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalıya 10/12/2018 tarihinde tebliğinden sonra takip dosyası borçlusu tarafından süresi içinde 12/12/2018 tarihinde borca, faize ve tüm ferilerine yapılan itiraz üzerine 14/12/2018 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı taraf ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda bilirkişi tarafından düzenlenen 07/02/2020 tarihli raporda; davacının 2017 ve 2018 yılları ticari defterlerinin lehine delil olma niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre davacının davalıya 2018 yılında 2017 yılından gelen devir bakiye dahil toplam 715.528,09 TL satış faturası düzenlediği, ayrıca 10 adet fatura ile ağırlığı kur farkı olmak üzere kur farkı ve fiyat farkı faturası olarak 416.988,61 TL tutarında fatura düzenlendiği, böylece toplam 1.132.516,70 TL tutarında fatura düzenlendiği, düzenlenen faturalar karşılığında toplam 27 farklı işlemle 947.011,42 TL tahsilat yapıldığı, düzenlenen faturalar ve yapılan tahsilatlar sonrası davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibarı ile 185.505,28 TL davacının davalıdan alacaklı olduğu, bu alacağın kur farkı faturalarının deftere kaydının yapılmasından kaynaklandığı, davalı tarafın bu faturalara itirazına rastlanmadığı 2018 yılında davacı ve davalı arasında yapılmış bir alım-satım sözleşmesi ya da cari hesap sözleşmesine rastlanmadığı, ilişkinin cari hesaba dayalı hesap hareketleri şeklinde olduğu, davacı tarafından davalıya düzenlenen satış faturalarının TL karşılığını da gösterir nitelikte ancak USD para birimi ile düzenlendiği ve faturaların üzerinde ''Önemli Not:İŞ bu faturanın ödemesi USD döviz cinsinden yapılmalıdır. Ödemenin Türk Lirası olarak yapılması halinde ödeme günündeki Merkez Bankası Satış Kuru üzerinden değerlendirilecektir. Ayrıca ödemenin farklı bir döviz cinsinden ödenmesi halinde ödeme günündeki Merkez Bankası parite üzerinden değerlendirilecektir.'' ibaresinin yer aldığı, dosyada Bakırköy .... Noterliğinin 03/09/2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin fotokopisinin bulunduğunu ihtar tarihi itibarı ile temerrüdün oluştuğunu, mahkemece temerrüt faizine hükmedilmesi durumunda 31/12/2016-29/06/2018 tarihleri arasında uygulanacak faiz oranı %9,75 ve 29/06/2018-11/10/2019 tarihleri arasında uygulanacak faiz oranı %19,50, 11/10/2019-21/12/2019 tarihinden sonra uygulanacak faiz oranının ise %18,25 ve 21/12/2019 tarihinden itibaren ise %13,75 olarak dikkate alınması gerektiği, davacının dava dilekçesinde ayrıca faiz talebinin bulunmadığı, neticeten davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 185.505,28 TL alacaklı olduğu ve bu alacağın kur farkı faturalarının deftere kaydının yapılmasından kaynaklandığı bildirilmiştir.
Davalı taraf ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda bilirkişi tarafından düzenlenen 26/02/2020 tarihli raporda özetle; davalıya ait 2017 ve 2018 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, şirketin 2017-2018 yıllarında e-defter uygulamasına tabi olduğu ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, ticari defterlerin delil niteliğinin bulunduğu, davalı şirketin düzenlediği iade faturaları ile çek tutarı farkı dışında tüm faturaların ve kayıtların tarafların defterlerinde karşılıklı kaydedildiği, davalı tarafından davacıya düzenlenerek borç kaydedilen ve 188.165,15 TL tutarındaki üç adet iade faturalarının davacı tarafından davalıya düzenlenen ve davalı şirket tarafından kabul edilmeyen kur farkı faturalarının iadesine yönelik olarak düzenlendiği şeklinde beyan edildiği, taraflar arasında karşılıklı olarak cari hesap ilişkisinin mevcut olduğu, davalının ticari defter kayıtlarının ödemeler yönünden davacı ile 49,72 TL dışında karşılıklı ödeme/tahsilat kayıtlarında mutabık oldukları, incelenen davalı şirketin defter kayıtlarında 29/11/2018 icra takip tarihi itibariyle tarafların ticari ilişkileri neticesinde 17/09/2018 tarihli kaydedilen son işlem sonucunda davacının davalıya 2.709,59 TL borçlu kaldığı, davalının bu bakiyeyi 159 verilen sipariş avansları hesabına virman kaydı yaparak 2019 yılına bakiyenin devrettiği, davalının 11/09/2018 tarihi itibari ile temerrüde düşmüş olacağı ve asıl alacak üzerinden takipte faizin 4.360,64 TL olarak hesaplanması gerektiği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Dava; kur farkı alacağına ilişkin yapılan icra takibine davalının itirazı nedeniyle İİK nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ve takibin devamı ile icra inkar tazminatına ilişkin itirazın iptali davasıdır.
Mahkememizce toplanan deliller ile hüküm kurmaya yeterli bulunan bilirkişi raporları, taraf beyanları ve dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilerek; taraflar arasında kur farkı sözleşmesi veya ödemelerin yabancı para birimi üzerinden yapılacağına dair sözleşme bulunmadığı, taraflar arasında yazılı olmayan cari hesap ilişkisi olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alışveriş nedeniyle davacı tarafından düzenlenen kur faturaları hariç olmak üzere diğer faturaların tutarının davalı tarafın tamamen ödediği anlaşılmış; davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan dava konusu alacağa ilişkin faturalar ile davacı tarafından davalıya keşide edilen Bakırköy .... Noterliğinin 03/09/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin içeriklerinin incelenmesinden ve davalı vekilinin cevap dilekçesindeki beyan ettiği hususların birlikte değerlendirilmesinden, uyuşmazlığın davacı tarafından düzenlenerek davalı tarafa gönderilen kur farkı alacağına ilişkin faturaların davalı tarafından kabul edilmeyerek kur farkı fatura bedellerini ödememesi nedeniyle davacı tarafından takip başlatıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının kur fatura bedellerini talep edip edemeyeceği hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden davacı tarafından düzenlenen ve davalı tarafça tüm ödemeleri yapılan uyuşmazlık konusu kur farkı faturaları dışındaki tüm faturalarının TL karşılığını da gösterir nitelikte ancak USD para birimi ile düzenlendiği ve faturaların üzerinde ''Önemli Not:İŞ bu faturanın ödemesi USD döviz cinsinden yapılmalıdır. Ödemenin Türk Lirası olarak yapılması halinde ödeme günündeki Merkez Bankası Satış Kuru üzerinden değerlendirilecektir. Ayrıca ödemenin farklı bir döviz cinsinden ödenmesi halinde ödeme günündeki Merkez Bankası parite üzerinden değerlendirilecektir.'' ibaresinin yer aldığı, faturaların sırf yabancı para birimi üzerinden kesilmediği, dolayısı ile davalı tarafından yapılacak fatura ödemelerinin davalının tercihine göre TL veya USD para birimi üzerinden yapılabildiği, fatura bedellerinin ödemesinin USD cinsinden yapılması yönünde mutad bir uygulamanın da bulunmadığı, ödeme tarihindeki duruma göre fatura bedeli USD veya faturada yabancı para cinsinden belirtilen tutarın o günkü Merkez Bankası Satış Kuru üzerinden yapılacak hesaplamaya göre belirlenecek miktarın davacıya ödenmesi halinde borcun tamamen ödenmiş olacağı, bu faturaların ödenmediği veya eksik ödendiği hususunda taraflar arasında dosyaya yansıyan bir ihtilaf bulunmadığı, davalının kur farkı faturası dışında davacı tarafından düzenlenen faturaların tutarını eksiksiz ödediği hususu dosya kapsamı, taraf beyanları ve dosyada mevcut bilirkişi raporlarına göre açıkça anlaşıldığı, davacı tarafın dava dilekçesinde de bu hususta talepleri olmadığı gibi taraflar arasında görülmekte olan bu dava dışında ödenmeyen faturalara ilişkin dosyaya yansıyan her hangi bir davanın da bulunmadığı, ancak daha önceki faturalara ilişkin olarak davalı tarafından yapılan ödemeleri itiraz etmeksizin kabul eden davacının ödenmiş olan bu faturalara dayanarak daha sonra kur farkı faturası düzenlemiş olduğu anlaşılmış olup; Kur farkı alacağının tahsil edilebilmesi taraflar arasında buna ilişkin sözleşme yapılmış olması ve sözleşmede kur farkı talep edilebileceğine ilişkin hüküm bulunması veya akdî ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlı olduğu, dosya kapsamına göre taraflar arasında ticari ilişkinin yabancı para cinsinden yapılacağı veya kur farkının talep edilebileceğine dair kur farkı sözleşmesi bulunmadığı gibi, kur farkı ödemesine ilişkin fiili bir uygulamanın ya da fatura bedellerinin ödemesinin USD veya başka bir yabancı para birimi cinsinden yapılması yönünde mutad bir uygulamanın da bulunmadığı anlaşıldığından, davacının kur farkı alacağının olduğunun kabul edilemeyeceği ve ödeme zamanında fatura bedellerini eksiksiz olarak ödemekle faturadan kaynaklı borcunu ifa etmiş kabul edilmesi gereken davalının, ödeme sonrasında kur farkı oluşmuş ise oluşan bu kur farkından sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılarak davacının davasının reddine; davacının dosyaya yansıyan kötü niyeti tespit edilemediğinden davalının bu yöndeki kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda gerekçesi açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Davacının kötüniyeti tespit edilemediğinden davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Alınması gereken 54,40 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 2.299,09 TL harçtan mahsubu ile kalan 2.244,69 TL'nin kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 21.775,30 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-HUAK 18/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuk kapsamında suçüstü ödeneğinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin 6831 sayılı yasa hükümlerine göre davacı taraftan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
Dair ; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince ( 2 ) hafta içerisinde,İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.14/12/2020
Katip...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı