İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/872 E. 2019/605 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/872
Karar No
2019/605
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/872 KARAR NO : 2019/605

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/12/2018 KARAR TARİHİ : 02/10/2019

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; borçlu ile müvekkili arasında sözleşme gereği verilen hizmetin gerçekleşmesine ve faturanın teslimine rağmen hizmet bedelinin yatırılmadığını, iş bu davanın, davalı tarafa teslim edilen faturalardan kaynaklanan bakiye alacağına yönelik olduğunu, borçlu aleyhine Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ve borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu, beyan ederek; itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin kuruluşundan önce tarihe ait faturadan dolayı borçlu olunmayacağını, müvekkilinin davalıya bir borcunun olmadığını, tanık dinletilmesine rızalarının olmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. 6.Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır. 7.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). 8.Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar) 9.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; aşamalarda taraf delilleri toplanmış ve taraf ticari defterleri bilirkişi aracılığı ile incelenmiştir. 10.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). 11.1 ... tarihli, bilirkişi ... tarafından hazırlanan raporda özetle; davacının ibraz ettiği defterlerin usulüne uygun tutulmadığı ve sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olmadığı, davalının ibraz ettiği defterlerin usulüne uygun olduğu ve sahibi lehine delil olma özelliği olduğu, davacının takibe konu ettiği raporda dökümü verilen faturaların toplamının ... TL iken takibe ... TL nin konu edildiği, ... TL eksik olarak icra takibine faturaların konu edildiği (... tarihli faturanın takipte talep edilmediği) fatura örneklerinin dava dosyasına sunulduğu ancak fotokopilerin çok silik olmasından dolayı fatura içeriğinin teslim alan kısımları ile ilgili bir tespitin yapılmadığı, davacının ibarz edilen defter ve kayıtlarına göre takip tarihi ... itibari ile davalıdan ... TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, ... tarihli ... TL lik faturanın mükerrer kaydedildiği, bu bedelin düşülmesi ile takip tarihi itibari ile alacağının ... TL olacağının tespit edildiği, takibin ise ... TL üzerinden açıldığı, davalının ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibari ile davalının davacıya ... TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davacının ... ayında düzenlediği faturaların içeriği hizmetin davalıya verildiğinin kanıtlanmaması durumunda, her iki tarafın kayıtlarında olan ... TL tutarında fatura tutarı kadar alacaklı olacağı, bu faturaların takibe konu faturalar içinde yer aldığı, bu nedenle ... tarihi itibari ile davacının ... TL tutarında alacaklı olacağı, davalının kayıtlarında olan ödemelerin davacıya yapılmasının kanıtlanması durumunda ise ... TL lik ödemenin ... TL fatura tutarından düşülmesi ile davacının ... TL alacaklı olacağı; davacının ... ayında düzenlediği faturaların içeriği hizmetin davalıya verildiğinin kanıtlanması durumunda, davacının toplam ... TL alacaklı olacağı ancak takibi ... TL üzerinden başlattığından talep gereğince ... TL alacaklı olacağı, davalının kayıtlarında olan ödemelerin davacıya yapılmasının kanıtlahması durumunda ise ... TL lik ödemenin düşülmesi ile davacının ... TL alacaklı olacağı belirtilmiştir. 12.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve taraflar rapora karşı beyan/itiraz dilekçeleri sunmuşlardır. 13.Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). 14.Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Ek rapor veya başkaca rapor alınmasına gerek görülmemiştir. 15. Şöyle ki, teknik ve özel bilgiler dışında hukuken rapor yorumlandığında, bilirkişi raporunda da belirtilen ... ayına ilişkin kesilen fatura içeriği hizmetin verildiğini davacı taraf usulünce ispat etmelidir. (Kıyasen ürünlerin teslim edildiğini, sadece fatura ile teslimin ispatlanamayacağına ilişkin; (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/3613 Esas 2019/1889 Karar sayılı ilamı; 19 HD'nin 2009/8074 E 2010/5025 K; 19 HD'nin 2014/14716 K sayılı kararı) 16.Dosyada ... ayında verilen hizmete ilişkin olduğu öne sürülen faturalar, davalının kabulünde değildir. Bu durumda davacının ticari defterlerinde mevcut olması dahi tek başına ispata yeter değildir.(Kıyasen Yargıtay 19 HD'nin 2014/14716 K sayılı kararı) 17.Bu durumu ispata yarar her hangi bir bilgi ve belge dosyaya sunulmadığından, ... ayına ilişkin fatura içeriği edimin yerine getirilmediği mahkememizce kabul edilmiştir. Bu durumda her iki tarafın kayıtlarında olan ... TL tutarında fatura tutarı kadar alacaklı olacağı öncelikle anlaşılmaktadır. 18.İrdelenmesi gereken bir diğer husus ise, davalının kayıtlarında olan ... TL lik ödemenin davacıya yapılıp yapılmadığı hususudur. Bu kısım bakımından ispat yükü davalıdadır ve ticari defterler incelenmiştir. Yukarıda da anlatıldığı üzere, ispat yükü kendi üzerinde olan tarafın kendi ticari defterlerinin lehine delil olması için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Davalının kayıtlarında olan ... TL lik ödeme için ispat yükü davalıdadır ve davalının kendi usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde bu husus kayıtlıdır. Ancak, bu kayıtların lehine delil olması için (ispat yükü bu bakımdan kendisinde olduğundan) davacının da ticari defterlerinin usulüne uygun olması gerekmektedir ki bilirkişi raporundan da anlaşıldığı üzere, davacının ticari defterleri usulüne uygun tutulmamıştır. Usule uygun olmadığı gibi söz konusu ödemeler de davacının ticari defterlerinde mevcut değildir. Usulüne uygun tutulmasa bile bu kayıtlar ticari defterlerde mevcut olsa idi her ne kadar sahibi lehine ticari defterlerin lehe delil olması belli şartlara tabi ise de aleyhe delil olabileceğinden bu husus mahkememizce değerlendirilecekti. Ancak, söz konusu açıklamalar gereği, davalının iddia ettiği ödemeler ticari defterlerle veya senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamıştır. Bu nedenle söz konusu ödemelerin mevcut olmadığı mahkememizin kabulündedir. 19.Bir hususa burada, denetime elverişlilik açısından yine ve ayrıca değinmek gerekmektedir. Davacının ticari defterleri usulüne uygun tutulmamış olmakla, lehe delil olma özelliğine sahip değildir. Davacının kayıtlarında ... TL ( mahkememizin kabulü olan ... ayında düzenlediği faturaların içeriği hizmetin davalıya verildiğinin kanıtlanmaması durumu için) fatura tutarı kadar alacaklı olduğu yazmaktadır. Davacının defterleri usulüne uygun tutulmadığı için bu husus tek başına lehe delil vasfına sahip değildir. Ancak, sözü edilen miktar davalının usulüne uygun tutulan defterlerinde de kayıtlıdır. Tekrar ve önemle söylemek gerekir ki ticari defterlerin lehe delil olmaları belli şartlara tabi ise de tarafların tutuğu defterler aleyhe delil olabilirler. Davalının ve davacının defterleri usulüne uygun tutulmasa dahi aleyhe delil vasfına sahiptirler ki davalının defterleri usulüne uygun tutulmuştur ve söz konusu ... TL borçlu olunduğu yazmaktadır. Bu belirlemelerin aksini gösterir eş kuvvette bir delil dosyada mevcut değildir. 20.Tüm yukarıdaki açıklamalar ışığında; tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ve hukuki/ispat hukuku açısından değerlendirilmesi sonucu; davacının ... ayında düzenlediği faturaların içeriği hizmetin davalıya verildiğinin ispat yükü bu yönden üzerine düşen davacı tarafça usulünce ispatlanamadığı, davalının kendi kayıtlarında olan ödemenin davacıya yapıldığının ispat yükü bu yönden üzerine düşen davalı tarafça usulünce ispatlanamadığı, davacının ticari defterlerindeki kayıtların ticari defterleri usulüne uygun tutulmadığından kendi lehine delil olamayacağı, davalının ticari defterlerindeki kayıtların aleyhe delil olma özelliğine sahip olduğu (davacının da aleyhe delil olma özelliği vardır ve bu husus yukarıda irdelenmiştir), davacının defterlerindeki ... TL tutarında fatura tutarı kadar alacaklı olduğuna ilişkin kaydın davalı defterlerinde de mevcut olması ve aleyhe delil olması karşısında; davacının ... TL tutarında fatura tutarı kadar alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak, davacının ... ayında düzenlediği faturaya konu hizmetlerin davalıya verilmediği, bunun yanında davalının kayıtlarında olan ödemenin de mevcut olmadığı kabulüne varılmıştır. 21.İcra takip dosyasında asıl alacak ... TL, işlemiş faiz ... TL olmak üzere, toplam takip ... TL dir. Dava dilekçesinde ise dava değeri ... TL olarak gösterilmekle, asıl alacağın dava değeri olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. HMK'nun 26.maddesi gereğince Hakim, iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu nedenle asıl alacak göz önüne tutularak, hüküm kurmak gerekmiştir. "Dava dilekçesi harçlandırma formunda dava değeri gösterilmiş ve bu miktarın harcı yatırılmıştır. Harçlandırılan değer takip talebindeki asıl alacağa karşılık gelmektedir. Bu durumda takip talebindeki işlemiş faiz alacağı yönünden usulen açılmış bir davanın varlığından sözedilemez. HMK’nın 26. maddesi uyarınca hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup fazlasına karar veremez. Mahkemece kurulan hüküm takip öncesi işlemiş faizi de kapsadığından HMK’nın 26. maddesine aykırıdır." (Yargıtay 15. HD., 2014/3480 E., 2015/2000 K.) "HMK'nın 26. maddesi gereğince taleple bağlılık ilkesi gereği mahkemece davanın kabulü ile icra takip dosyasındaki asıl alacağa yönelik itirazın iptaline karar vermek gerekirken, talep konusu olmadığı halde işlemiş faiz alacağını da kapsar şekilde icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmesi doğru olmayıp, resen gözetilen davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusu yerindedir." (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 2018/247 Esas, 2018/1611 Karar ) "Ancak dava dilekçesinde dava değeri, icra dosyasındaki asıl alacak miktarı olan ... TL gösterilmiştir. Davacı taraf, takip konusu asıl alacak yanında faiz ve ferileri yönünden itirazın iptali isteminde bulunmamaktadır. Bu durumda HMK'nın 26. maddesi gereği taleple bağlılık kuralı nazara alınarak sadece icra takibindeki asıl alacak miktarı olan ... TL üzerinden davalının itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu husus gözden kaçırılarak tüm takibe itirazın iptaline karar verilmesi doğru olmayıp davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusu yerindedir. " (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 2018/136 Esas, 2018/1558 Karar ) 22.Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince; 23.Alacaklının icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlayan, takibin durması için borçlunun itirazının yeterli olduğu ve cebri icraya devam edilebilmesi için alacaklının harekete geçmesinin gerekli olduğu ilamsız icra usulunde; gerek alacaklının haksız ve kötüniyetli takipte ve gerekse borçlunun haksız itirazda bulunmasını önlemek amacıyla icra tazminatına hükmolunması esası kabul edilmiştir. Anlaşıldığı üzere alacaklı lehine hükmolunacak icra tazminatının amacı, gerçekten borçlu olduğunu bildiği halde, süre kazanmak kasdı ile ya da başka bir sebeple icra takibini haksız olarak engelleyen kişinin, alacaklının hakkına kavuşmasını geciktirmeye yönelik kötü niyetli davranışlarını önlemektir. Borçlunun itirazının haksızlığı, itirazın yapıldığı andaki duruma göre tespit edilir. Borçlu hakkında tazminatına hükmedilmesi için, onun ödeme emrine “kötüniyet”le itiraz etmiş olması şart değildir. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiş olmalıdır. Alacaklının bir zarar görmüş olması da şart değildir. 24.Öğretide, hakim görüşe göre (POSTACIOĞLU, İlhan, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 1982, s. 184 vd., KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. I, 3. Bası, İstanbul 1988, s. 304 vd., UYAR, Talih, İcra Hukukunda İtiraz, s. 215 vd.) itirazın haksız olup olmadığı, takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit olup olmadığına göre belirlenmelidir. Alacak likit ise borçlu itirazında haksızdır, alacak likit değilse borçlu itirazında haklıdır. Öğreti, likit alacağı, miktarı belirli veya belirlenebilir olan ve bunun için tarafların anlaşmalarına veya böyle bir anlaşma olmazsa mahkeme kararına gerek olmayan alacak olarak tanımlamışlardır. Buna göre; borçlu alacağın gerçek miktarını tayin için bütün unsurları bildiği veya bilmesi gerektiği halde ödeme emrine itiraz ederse itirazında haksızdır; şayet diğer şartlarda gerçekleşmiş ise yargılama sonunda icra tazminatı ödemeye mahkum edilir. Alacağın gerçek miktarını tayin için tarafların anlaşmasına veya mahkeme kararına ihtiyaç varsa itiraz haklıdır ve borçlu itirazın iptali davasını kaybetse bile icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilemez. İcra inkar tazminatının şartları şunlardır: a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı, b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı, c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı, d)Talep olmalı, e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir. 25.Dosyaya baktığımızda; yargılama sonunda davacının kısmen haklı olduğu sonucuna varılmış ve yargılamada bilirkişi incelemesine başvurulmuştur. Genel kural olarak takip konusu alacağın faturaya dayanması karşısında alacak belirlenebilir (likit) olup davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekir.(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/3613 Esas 2019/1889 Karar sayılı ilamı; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 2018/136 Esas, 2018/1558 Karar ).Dosyada, alacağın gerçek miktarını bulabilmek için yargılama yapılmış ve davacının alacak miktarı tespit edilmiştir. Anlaşılmaktadır ki; alacak miktarı likit değildir. Alacağın miktarı belirli veya belirlenebilir olan ve bunun için tarafların anlaşmalarına veya böyle bir anlaşma olmazsa mahkeme kararına gerek olmayan bir miktar değildir. Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan faturalar/edimler mevcuttur ve bu hususlar yukarıdaki kısımlarda mahkememizce tartışılmıştır. Davacının takip konusu yaptığı fatura tutarının dahi tümü gereği alacaklı olmadığı anlaşılmıştır. Alacaklının dahi bu durumda alacağını tam olarak bildiği söylenemez ki borçlunun, "alacağın gerçek miktarını tayin için bütün unsurları bildiği veya bilmesi gerektiği"gibi bir hukuki durumda olduğu da söylenemez. Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dava dilekçesinde geçen inkar tazminatı şartlarının oluşmadığının, genel kuralın somut dosyada uygulanamayacağının kabulü ile inkar tazminatına hükmedilmemiştir. 26.Yukarıdaki açıklamalar, tüm dosya kapsamına göre; Davanın kısmen kabulü ile; davalının, Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu dava konusu edilen asıl alacağa yönelik itirazın ... TL asıl alacak yönünden iptali ile; takibin ... TL asıl alacak yönünden, takip tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle takip giderleri ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda anlatıldığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalının, Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu dava konusu edilen asıl alacağa yönelik İTİRAZIN ... TL asıl alacak yönünden İPTALİ İLE; takibin ... TL asıl alacak yönünden, takip tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle takip giderleri ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacı tarafın inkar tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli bakiye ... TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL nin haklılık oranı gereği ... TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafça yapılan bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" nin, "Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir." düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 12-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair; davacı vekili ... ve davalı vekili ...'ın yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/10/2019

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/872, K. 2019/605, T. 02.10.2019, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-872-e-2019-605-k-ee897f4bbfc8