İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/623 E. 2021/710 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/623
Karar No
2021/710
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2021/1740 KARAR NO:2024/1985 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:03/06/2021 NUMARASI:2018/623 Esas - 2021/710 Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/12/2024 Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03.10.2014 tarihinde, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu davalı şirkete ZMM poliçesiyle sigortalı ... plaka sayılı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucunda müvekkilinin malül kalacak şekilde yaralandığını, davalı ... şirketi aleyhine girişilen ... sayılı ilamlı icra takibi neticesinde müvekkiline 13.10.2017 tarihinde 12.726,19-TL ödeme yapıldığını ancak müvekkilinin mağduriyetinin zaman içinde arttığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere (6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi uyarınca) 100-TL belirsiz alacağın kaza tarihinden işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve deva etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iş bu dava öncesinde davacı tarafça aynı kazaya ilişkin olarak aynı talep ile müvekkili şirket aleyhine sigorta tahkim komisyonuna başvuruda bulunduğunu, sigorta tahkim komisyonunun 14.06.2017 tarihli 2017.E.37358 sayılı başvuru, 22.09.2017 tarihli K-2017/45375 sayılı kararı ile, başvurunun kısmen kabulüne, 12.726,19 TL tazminatın 22.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş.'den alınarak ...'e verilmesine karar verildiğini, kararın davacı tarafça.... sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, müvekkili şirket tarafından icra dosyasına 09.10.2017 tarihinde 12.726,19 TL asıl alacak ve 5.352,81 TL ferileri olmak üzere toplam 18.079,00- TL ödeme yapıldığını, ortada sigorta tahkim komisyonununca verilen kesinleşmiş bir hüküm bulunduğundan, eldeki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;''.... davacının 03/10/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralandığı, bu yaralanmasına bağlı olar... tahkim komisyonuna başvurduğu, sigorta tahkim komisyonunun 2017 E. 37358 sayılı dosyasında karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının sigorta tahkim komisyonu kararının kesinleşmesinden sonra yeniden mahkemeye müracaat ederek tazminat talep edebilmesi için sonradan ortaya çıkan bir durum nedeniyle maluliyetinin artmış olmasının gerektiği, somut olayda ise sonradan meydana gelen herhangi bir durum bulunmadığı, kaldı ki mahkememizce yaptırılan maluliyet tespitinde de sigorta tahkim komisyonunun belirlediği aynı oranda maluliyetin belirlendiği, davacının yeni oluşan bir maluliyet durumu olmadığı " gerekçesiyle, davanın reddine, karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri: davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan ATK raporu ile dosyada mübrez KTÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan 26.07.2017 tarihli rapor arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, müvekkilin bizzat muayenesi sağlanmadan hazırlanan ATK raporunu kabul etmediklerini, yine dosya kapsamında alınan 09.04.2021 tarihli rapor aktüer bilirkişi tarafından hazırlanmış olmasına rağmen, hukuki değerlendirme içerdiğini, bu rapora dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu, kusur hususunda rapor alınmadan karar verilmesinin de doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.Yerel mahkemece 10/08/2021 tarihli ek karar ile ''...Mahkememizin 03/06/2021 tarih ve 2018/623 E. 2021/710 K. Sayılı ilamı ile davanın reddine dair miktar itibari ile kesin olmak üzere karar verildiği, davacı vekili tarafından 14/07/2021 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu '' gerekçesiyle, Davanın miktar itibari ve kararın kesin olması sebebi ile davacı tarafın istinaf talebinin REDDİNE, karar verilmiş; ek karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri: Davacı vekili ek karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, kararın kesin olarak verilmesinin ve bu gerekçe ile ek karar ile istinaf taleplerinin reddinin doğru olmadığını, ek kararın hatalı olduğunu belirterek ek kararın kaldırılmasını istemiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle ( gelişen durum iddiasına dayalı) maddi tazminat istemine ilişkin belirsiz alacak davasıdır.Belirsiz alacak davası, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle açabileceği dava çeşididir (HMK m.107). Davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı mahkemece belirlenir. Alacak miktarı davanın başında belirli olmayıp, dava değeri olarak gösterilen miktar asgari alacak tutarı olduğundan, kural olarak, belirsiz alacak davası sonucunda verilen karara karşı, niteliği gereği istinaf ve/ veya temyiz yolunun açık olduğu kabul edilmelidir.Eldeki dava, HMK 107. Maddesi gereğince açılmış olan belirsiz alacak davası olmakla, kararın kesin olmadığı, karar karşı istinaf kanun yolunun açık olduğu anlaşılmakla, yerel mahkemece davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair ek karar yerinde değildir. Bu itibarla 10/08/2021 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve gerekçeli kararı istinaf eden davacı vekilinin istinaf isteminin incelenmesine geçilmiştir.Somut olayda, davacı vekilince dosyaya sunulan KTÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca hazırlanan 26.07.2017 tarihli adli kurul raporunda, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre kişinin sürekli iş göremezlik oranının %13,2, iyileşme süresinin 6 ay olduğu belirtilmiş, davacı vekili dava açan dilekçesinde, trafik kazasında oluşan yaralanması nedeniyle mağduriyetinin arttığını ileri sürmüş ve dosya kapsamında alınan ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 26.02.2020 tarihli raporuna göre, davacının geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmaları ( sağ tıbia kırığı ve sağ el 4. ve 5. metakarp kırığı) nedeniyle,Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %7 oranında meslekte kazanma gücünden kaybettiği ve iyileşme süresinin 9 ay olduğu açıklanmıştır. Dosya kapsamından, davacının geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı istemiyle, ... AŞ aleyhine ve KTÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre hazırlanan 27.04.2017 tarihli rapora dayanarak %7 maluliyeti olduğu ve 180 gün geçici iş göremezliği bulunduğu iddiası ile Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğu, iş bu rapora dayanılarak ve davacının yolcu olması sebebi ile kusuru bulunmadığından %100 davalı kusuruna göre yapılan aktüer hesabı doğrultusunda, Sigorta Tahkim Komisyonunun 22.09.2017 tarih, 2017 E. 37358 ve K. 45375 sayılı kararı ile, başvurunun kısmen kabulü ile 12.726,19-TL'nin 22.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ... AŞ'den alınarak başvurana verilmesine, karar verildiği; iş bu kararın başvuran ... tarafından ... sayılı dosyasında ilamlı icra takibine koyulduğu, takip sonrasında ... AŞ tarafından ...'e asıl alacak ve ferileri toplamı olarak 18.079-TL ödeme yapıldığı anlaşılmış, yerel mahkemece, 'davacının sigorta tahkim komisyonu kararının kesinleşmesinden sonra yeniden mahkemeye müracaat ederek tazminat talep edebilmesi için sonradan ortaya çıkan bir durum nedeniyle maluliyetinin artmış olmasının gerektiği, somut olayda ise sonradan meydana gelen herhangi bir durum bulunmadığı, kaldı ki dosya kapsamında alınan maluliyet raporunda da sigorta tahkim komisyonunun belirlediği aynı oranda maluliyetin belirlendiği ' gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Eldeki davada her ne kadar ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 26.02.2020 tarihli raporuna göre, davacının maluliyet oranının %7 olduğu, tahkim dosyasında karara dayanak yapılan KTÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca hazırlanan 27.04.2017 tarihli raporda da aynı maluliyet oranının (%7) bulunduğu, davacının maluliyet oranında bir artış olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, her iki rapor kaza tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'ine göre hazırlanmadığı gibi, ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 26.02.2020 tarihli raporunda, tahkim dosyasındaki KTÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca hazırlanan 27.04.2017 tarihli raporun ve iş bu dosyaya davacı tarafça sunulan KTÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca hazırlanan 26.07.2017 tarihli raporun irdelenmediği, sadece 16.06.2019 tarihli grafilerine göre ( olay tarihli krus grafisinin bulunmadığı raporda yazılıdır) davacının maluliyet oranının tespit edildiği, gelişen durumun varlığına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmüş olup, iş bu raporda dosya kapsamındaki KTÜ raporları arasındaki çelişki de giderilmemiştir. Açıklanan nedenlerle; yerel mahkemece davacının tedavisine ilişkin tüm belgeler, garifiler getirtilerek, gerektiğinde bizzat muayenesi de sağlanmak suretiyle, 03.10.2014 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle davacının maluliyetinde artış (gelişen durum) meydana gelip gelmediğinin, gelişen durum meydana gelmiş ise kaza tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre, maluliyet oranının belirlenmesi; dosyaya sunulan 26.07.2017 tarihli KTÜ sağlık kurullu raporunun ve tahkim dosyasında bulunan 27.04.2017 tarihli KTÜ sağlık kurulu raporunun değerlendirilmesi, aradaki oran farkının nedeninin açıklanması, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazı ile istinaf dilekçesinde belirttiği tüm itirazların karşılanması için Adli Tıp Kurumunun Genişletilmiş Üst Kurulu'ndan,ayrıntılı, açıklayıcı ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacı vekilinin itirazları karşılanmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Bkz. Yargıtay 17.HD'nin 2017/5241 Esas, 2018/ 6918 Karar sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın ve ek kararın HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca, 1/Davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca kaldırılmasına, 2/Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine, 3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine, 4/Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2024

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/623, K. 2021/710, T. 27.04.2017, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-623-e-2021-710-k-15dca5231a72