İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/489 E. 2020/56 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/489
- Karar No
- 2020/56
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/489 Esas KARAR NO : 2020/56
DAVA : Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 10/08/2018 KARAR TARİHİ : 21/01/2020
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sigortalı ... ile Müvekkili arasında ... paket sigorta poliçesi tanzim edildiğini, Poliçe geçerli ve yürürlükte iken ... tarihinde ... ili, ... Mahallesi, ... Caddesi, No ... ... adresinde faaliyet gösteren ... de mutfak pastane bölümünde kurulu bulunan ... marka fırın ile ... numaralı müşteri asansöründe voltaj dalgalanması sonucu hasar meydana geldiğinin yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde tespit edildiği, davalı tarafın bu olayın meydana gelmesinde kusurlu ve sorumluluğu olduğunu, Enerji Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 3. kısım diğer hükümler birinci bölüm lisans sahibi tüzel kişilerin diğer yükümlülükleri 36 madde 1 bent b fıkrası elektrik enerjisinin kalitesizliğinden ve/veya kesintilerinden kaynaklanan zarar ve hasarların ilgili mevzuatta belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde sorumlu olan lisans sahibi tüzel kişiler tarafından tanzim edileceği maddesinin mevcut olduğunu, bu nedenle sigorta poliçesi kapsamındaki teminatlar dikkate alınarak sigorta şirketi tarafından ... TL sigorta tazminatının ... ödeme tarihinde sigortalısına ödendiğini, davalının yüksek gerilim kablolarının bakım gözetim ve onarımından sorumlu olmakla birlikte hem kusursuz hem de kusurlu sorumlu olduğundan hasar bedelinin tahsili için davanın açılma zorunluluğu doğduğunu, belirtilen bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yokluklarında yapılan ekspertiz raporuna, dosyaya sunulan belgelere, diğer değerlendirmeleri kabul etmelerinin mümkün olmadığını, oluşan hasarın neden kaynaklı olduğu ve arızalandığı iddia edilen aletlerin daha önce tamir görüp görmediği konusunun raporlar doğrultusunda sonuca ulaştırılmasının mümkün olmadığını, davaya ışık tutacak olan hususun sigortalının faydalandığı hatta bir arızanın meydana gelip gelmemesi olduğunu, söz konusu tarihlerde sigortalının elektrik aldığı hatta herhangi bir arızanın meydana gelmediğini, bu sebeple müvekkil şirket şebekesindeki arızadan kaynaklanmadığından davanın hukuksuzluğunu ortaya koyduğunu, ayrıca aynı şebekeden faydalanan diğer abonelerin de herhangi bir zarar görmemesi noktasının mahkemenin takdirlerinde olduğunu, sigortalı şirketin kullanımında bulunan elektrikli tesisatı göz önüne alındığında elektrik arızasından kaynaklanan bir durumun olması durumunda diğer elektrikli cihaz ve aksamlarında da bu arızadan zarar görmesinin gerekeceğini açık olduğu, ancak ne hikmetse sigortalı şirketin sadece dava dilekçesinde belirtilen müşteri asansörü ve fırının voltaj dalgalanmasından zarar gördüğünü, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca zararın nereden kaynaklandığı yönünde mahkemece araştırma yapılması gerektiği arızaya uğrayan cihazların yetkili servis ya da üretici firmaya periyodik bakımlarının yaptırılıp yaptırılmadığı hususununda araştırılması gerektiğini, sigortalı şirketin dağıtım hattından yüksek gerilim tarafından özel trafolu abone olduğu, bu tür abonelerin yüksek gerilim hattı, trafolarının bakım ve onarımlarının kendilerine ait olduğunu, 28 Ocak 2014 tarihli ve 28896 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Elektrik piyasası bağlantı ve sistem kullanım yönetmeliği 15 maddesinin B bendinde dağıtım sistemine bağlı aboneler açısından bağlantı noktasından kullanılan kullanım yerine kadar olan tesis ve teçhizat abonenin mülkiyetindedir hükmü yer aldığını, özel trafolu abonelerin gerilim dalgalanmalarını kendi trafolarında kaynaklandığının takdir edilmesi gerektiğini, voltajın şiddeti kendi mülkiyetlerinde olan trafo tarafından ayarlama imkanı olduğunu, voltaj dengeleme, gerilimi düşürmek gibi fonksiyonları bulunduğunu, söz konusu arızaların sigortalıya ait trafonun kapasitesinden fazla enerji tüketmesi, Trafo'nun tekniğe aykırı bir şekilde tesis edilmesi, bakım ve onarımlarını periyodik olarak yapılmamış olması, trafo kademe ayarlarının yapılmamış olması sebeplerinden kaynaklanabileceğini, 30 Kasım 2000 tarihli söz 24264 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri yönetmeliğine göre enerji aldıkları noktasından itibaren tüm tesislerinin sorumluluklarını kendilerine ait olduğunu, bakımlarının yapılması ve denetlenmesi amacıyla sürekli olarak sorumlu elektrik mühendisi bulundurmak zorunda olduklarını, sigortalının bu şartı taşıyıp taşımadığı, abonenin koruyucu tedbirlerin alınıp alınmadığının incelenmesi gerektiğini, sigortalıya ait trafonun yeterli olup olmadığı, halen kullanılmakta olan Trafo'nun otelde bulunan kurulu gücü karşılayıp karşılamayacağının da tespitinin gerekeceğini, sigortalının yüksek gerilim abonesi olduğu, hatlarda voltaj dalgalanması, yıldırım ve benzeri doğaüstü olaylar haricinde hemen hemen arızanın mümkün olmadığını, dava dışı sigortalı abonenin ilgili ... (...) kayıtlarında edinilen verilere göre trafosunda herhangi bir elektrik kesintisi ve voltaj dalgalanması olmadığının net olarak görüldüğünü, sigortalının ilgili rizikonun gerçekleşmesi halinde kendisine düşen yükümlülükleri belirleyen maddeler çerçevesinde hareket edip etmediğinin araştırılmasının gerektiğini, yükümlülüklerine uymadığı takdirde sigortalıya ödeme yapılmışsa bu halde bu zararın şirketlerinden istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca sigortalıya ödenen miktarın fahiş olduğunu, yapılan masrafların servis tarafından gerçekçi olmadığı ve gerçek zararın araştırılması gerektiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, iş yeri sigorta sözleşmesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkin davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Dosya içerisine sigorta hasar dosyası, elektrik arıza ve ... kayıtları ile tarafların tutundukları tüm kayıtlar getirtilmiştir. Mahallinde ... tarihinde keşif yapılmıştır. Sigorta Eksperi ..., Makine Mühendisi ... ve Elektrik Mühendisi ... tarafından düzenlenen ... tarihli müşterek raporda özetle; "Dosyada mevcut poliçeye göre cihazlar Otel paket poliçesi kapsamında meydana gelen fırın ve asansör hasarlarının makine kırılması teminatları altındadır. Sonuçta sabotaj, kötü niyet ve kötü kullanıma ait bilgi ve belge bulunamadığına ve sigortalama esnasında mevcut tesis acente tarafından riziko raporu gibi belgelerle poliçelendiğine göre ekspertiz raporunda dermeyan edilen doğru şekilde hesaplanıp şartname gereği istisnalar düşülerek zarar karşılanmış olması usul ve mevzuata uygun olandır. Ancak sigorta şirketinin rücu hakkı olması şartların oluşmasına bağlıdır. Dava dosyasındaki bilgi ve belgelere göre; voltaj dalgalanması ile elektrikli cihazlarda hasarlar oluşabileceği, ancak; dosyada voltaj dalgalanması ile ilgili somut bir belge olmaması, tek somut belge olan ... kayıtlarında gerilimin normal sınırlarda olduğu hesaplandığı, arızaların meydana geldiği ... tarihinde saat ...-... saatleri içerisindeki gerilim değişiminin +%1 - %1 bile olmadığı, komşu otellerde ve Otelin kendi iç tesisatından beslenen ses, kamera, uydu sistemi gibi özellikle diğer zayıf akım sistemlerin de benzer problemin olmaması, hasar sebebinin iç tesisattaki arızalardan ve arızalanan cihazlara yeterli bakım yapılmamasından kaynaklı da olabileceği sebepleriyle davalının kusurundan bahsetmenin mümkün olmadığı" belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1472. maddesi şöyledir; "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05/02/2019 tarih 2017/17-1088E. 2019/65K. sayılı kararında; "...Dava, konut sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir... 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun TTK’nın 1472. maddesinin 1. fıkrasına göre; sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücû ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.3.1944 tarihli ve 37 E. 9 K. ve 17.01.1972 tarihli ve 1970/2 E.,1972/ 1 K. sayılı kararlarında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmakta iken, 31.03.1954 tarihli ve 1953/18 E., 1954/11 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ise sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanuni halefi olacağı belirtilmiştir. O hâlde bu tür davalarda görevli mahkeme sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişkiye göre belirlenmelidir... Görev, kamu düzenine ilişkin olup HMK’nın 1. maddesi gereği yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Sigorta şirketi ödediği zarar bedeli oranında sigortalının haklarına halef olacağından ve bedeli ödedikten sonra sigortalı hangi davayı açabilecekse sigortacı da o davayı açabilecektir..." denilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 24/09/2019 tarih 2017/115E. 2019/8416K. sayılı kararında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen davalı arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Davacının sigortalısı ile davalı arasındaki hukuki ilişki ise haksız fiilden doğmuştur. Bu durum karşısında, her iki taraf da tacir olduğundan, tacirler arasındaki haksız fiilden doğan davada özel görevli mahkeme olan Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu..." denilmiştir. Görülmekte olan davanın hukuksal dayanağı haksız fiildir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde haksız fiil “Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.” şeklinde tanımlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde de aynı yönde “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır. Buna göre haksız fiil hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Haksız fiilden söz edilebilmesi için şu dört unsurun birlikte bulunması zorunludur: Öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiil bulunmalıdır. İkinci unsur, fiili işleyenin kusurudur. Üçüncü olarak kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğmalıdır. Nihayet doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda haksız fiilin varlığından söz edilemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/04/2018 tarih 2017/4-1457E. 2018/988K. sayılı kararı). Sorumluluk hukukunun önemli ögelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 04/10/2018 tarih 2016/21795E. 2018/9560K. sayılı kararı). Rücu davaları; gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da, ödediği meblağın tamamını değil, ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2019 tarih 2016/13674E. 2019/7465K. sayılı kararı). Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 22/12/2017 tarih 2017/777E. 2017/1503K. sayılı kararında; "...Davanın dayanağı olan hasar tarihinde sigortalı şirketin işletmesinin bulunduğu mevkideki elektrik hatlarında voltaj dalgalanması meydana geldiği taktirde sadece davacının sigortalısı olan şirketin otel işletmesinin asansör motoru değil oteldeki diğer elektrik ile çalışan cihazlarda gerekse de aynı hattan elektrik alan dava dışı diğer işletmelerde bu nedenle bir hasarın meydana gelmesi gerekirken bu yönde bir hasarın oluştuğuna ilişkin dosyada delil ya da iddia yoktur. Bu durumda davalı ... şirketinin sorumluluğu ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, bu nedenle sigortalı otel işletmesinin davalı ... şirketine karşı hasardan dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağı, dolayısıyla TTK' nın 1472.maddesi uyarınca da davacı ... şirketinin halefiyete dayalı olarak rücuen tazminat talebinde bulunamayacağı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde değildir..." denilmiştir. Davamıza gelince, davacı ... şirketi, sigorta poliçesi gereği yaptığı ödeme nedeniyle sigortalısının haklarına halef olmuş ve halefiyet hakkına hakkına dayanarak dava açmıştır. Davacının sigortalısı ile davalı arasındaki hukuki ilişki ise abone ilişkisinden doğmuştur. Bu durum karşısında, her iki taraf da tacir olduğundan, tacirler arasındaki abone ilişkisinden doğan davada özel görevli mahkeme olan Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olması nedeniyle dava esastan incelenmiştir. Halefiyet uyarınca açılan davada davacı, sigortalıya ödediğini değil, ancak gerçek zararı davalıya rücu edebilir. Sigorta Eksperi ..., Makine Mühendisi ... ve Elektrik Mühendisi ... tarafından düzenlenen ... tarihli müşterek raporda voltaj dalgalanması ile elektrikli cihazlarda hasarlar oluşabileceği, ancak; dosyada voltaj dalgalanması ile ilgili somut bir belge olmaması, tek somut belge olan ... kayıtlarında gerilimin normal sınırlarda olduğu hesaplandığı, arızaların meydana geldiği ... tarihinde saat ...-... saatleri içerisindeki gerilim değişiminin +%1 - %1 bile olmadığı, komşu otellerde ve Otelin kendi iç tesisatından beslenen ses, kamera, uydu sistemi gibi özellikle diğer zayıf akım sistemlerin de benzer problemin olmaması, hasar sebebinin iç tesisattaki arızalardan ve arızalanan cihazlara yeterli bakım yapılmamasından kaynaklı da olabileceği sebepleriyle davalının kusurundan bahsetmenin mümkün olmadığının belirlenmesi, davanın dayanağı olan hasar tarihinde sigortalı şirketin işletmesinin bulunduğu mevkideki elektrik hatlarında voltaj dalgalanması meydana geldiği taktirde sadece davacının sigortalısı olan şirketin sadece bazı elektrikli cihazlarında değil oteldeki diğer elektrik ile çalışan cihazlarda gerekse de aynı hattan elektrik alan dava dışı diğer işletmelerde bu nedenle bir hasarın meydana gelmesi gerekmesi, bu yönde bir hasarın oluştuğuna ilişkin dosyada delil ya da iddianın bulunmaması, bu durumda davalı elektrik şirketinin sorumluluğu ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmaması, bu nedenle sigortalı otel işletmesinin davalı ... şirketine karşı hasardan dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağı, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1472. maddesi uyarınca da davacı ... şirketinin halefiyete dayalı olarak rücuen tazminat talebinde bulunamayacağı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının REDDİNE, 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcının peşin alınan ... TL'den mahsubu ile bakiye ... TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Davalı yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5. Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/01/2020
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır