İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/418 E. 2018/1657 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/418
Karar No
2018/1657
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/207 Esas KARAR NO : 2024/659 DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/03/2021 KARAR TARİHİ : 02/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı ... Ltd. Şti.'nin Davalı ... Sigorta A.Ş.'nin acentesi olduğunu, taraflar arasında 29.11.2001 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığını, Acentelik sözleşmesi devam ederken ... Sigorta A.Ş. tarafından şirketin 2005 yılında ciddi olarak zarar ettiği bu nedenle prim alacaklarının ilerleyen vadelerde acentelere ödeneceği bildirildiğini, bunun üzerine yıllardır Türkiye ve İç Anadolu birincilikleri olan müvekkili firmaya bir kısım komisyon alacaklarının ödenmediğini ve tahakkuk ettirilmediğini, müvekkili acente tarafından da, ... Sigorta'ya karşı bu komisyon alacaklarının konusu dahi açılamadığını, müvekkilinin bu prim alacaklarını tahsil etmek istediğinde ise kendisine acenteliğinin halen devam ettiğini, şirketin şu an zararda göründüğü, şirket kar elde ettiğinde bunların taraflarına ödeneceğini, Acentelik Sözleşmesine göre acenteliğini istediği zaman fesh edebileceklerinin beyan edildiğini, huzurdaki davada müvekkili şirketin 2006-2011 yılları arasında, davalı ...'dan kesilen poliçelerden kaynaklı ödenmeyen ve acenteye tahakkuk ettirilmeyen komisyon alacakları olduğunu beyanla müvekkili şirketin acentalık sözleşmesinin haksız şekilde feshedilmesi nedeniyle portföy tazminatı alacaklarının tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Zaman aşımı ve yetki itirazında bulunarak, Müvekkili şirkete herhangi bir portföy devri söz konusu olmadığını, poliçe tanzim edilen müşterilere ilişkin olarak poliçe vadesinin bitimi ile müvekkil şirketle olan ilişkisi sona erdiğini, davacı sadece müvekkil şirketin acentesi olmayıp birden fazla şirket acenteliği yaptığını, poliçe vadelerinin bitmesi ile başka sigorta şirketlerinden poliçe tanzim etmesi ve komisyon kazanmasının normal olduğunu, bu nedenle davacı tarafın kaybetmiş olduğu herhangi bir portföyden söz edilemeyeceği gibi buna bağlı olarak portföy tazminatı talebinin de bir mesnedi bulunmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir. ... Asliye Ticaret Mahkemesi 19/01/2022 tarih 2022/... Esas 2022/... Karar sayılı yetkisizlik kararı üzerine mahkememize gelmiş olmakla, mahkememiz esasının 2022/207 sırasına kaydı yapıldığı görüldü Mahkememizin 26/10/2022 tarihli celsesinde ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak davacı şirkete ait 2006-2022 Yıllarına ait yasal ticari defterleri incelenerek davacının 2006-2011 yıllarına ilişkin komisyon alacağının bulunup bulunmadığının tespiti hususunda mali müşavir bilirkişiden rapor alınmasının istenilmesine karar verilmiş olup talimat yolu ile alınan bilirkişi raporunda özetle; "Sayın Mahkemenin tarafıma vermiş olduğu görev kapsamında, yukarıda detayı arz edilen inceleme ve tespitler sonucunda; Davacı şirketçe tarafıma ibraz edilen ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan incelemelerde, Taraflar arasında yapılan acentelik sözleşmesine göre, komisyon oranlarının belirlendiği görülmekle, dava konusu yapılan alacağın, TAHAKKUK ettirilmeyen komisyon alacaklarına ilişkin olduğu, Buna göre; 2006 Yılı Komisyon Ücretinin; 283.655,00.-TL, 2007 Yılı Komisyon Ücretinin; 375.017,00.-TL, 2008 Yılı Komisyon Ücretinin; 373.164,00.-TL, 2009 Yılı Komisyon Ücretinin; 515.697,00.-TL, 2010/11 Yılı Komisyon Ücretinin; 475.661,00.-TL, 7.842,00.-EURO olmak üzere toplam; (283.655,00 + 375.017,00 + 373.164,00 + 515.697,00 + 475.661,00) = 2.023.194,00.-TL ve 7.842,00.-EURO olduğu," sonuç ve kanaatine varılmıştır. Mahkememizin 10/05/2023 tarihli celsesinde davalının yasal ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak; defterlerde gözüken alacak ve borç kayıtları ile hesap bakiyeleri tespit edilip, talimat mahkemesi vasıtasıyla alınan bilirkişi raporu, iddia , savunma ve itirazlar ile dosyaya sunulan belgeler değerlendirilerek davacının varsa 2006-2011 yıllarına ilişkin komisyon alacağının belirlenmesi noktasında dosyanın bir mali müşavir ve bir sektör bilirkişisinden oluşacak bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş olup bilirkişi raporunda özetle: " Sayın Mahkeme tarafından verilen görevlendirme çerçevesinde dava dosyası , davacı tarafın ticari defterleri ile davalı tarafın dosyaya sunduğu flash disc içeriği üzerinde yapılan görevlendirme ile sınırlı incelemeler sonucunda; Davalı tarafın ticari defterlerinin tasdik işlemlerinin yasal süreleri içerisinde yapılmış olduğu, Davacı tarafça talep edilen portföy tazminat alacağının doğması için kanunda aranan şartların sağlanmadığı ve davacı acentenin işlemleri dışında sürecin yürütüldüğü, ayrıca yine TTK m. 122/f. 4 hükmü uyarınca “Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.” Hükmü gereği talebin zamanaşımına uğramış olduğu, Davacının en son komisyon alacağının son poliçe kesim tarihi olan 31.12.2010 tarihinde doğduğu ve muaccel olduğu, en son muacceliyet tarihi 31.12.2010 olan ve önceki tarihli alacakların tümünün 5 yıllık zamanaşımı kapsamında dava tarihi itibari ile zamanaşımına uğramış olduğu," şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir. Mahkememizin 20/03/2024 tarihli celsesinde dosyanın ek rapor için dosya kahpsamında en son rapor hazırlayan bilirkişi heyetine tevdi ile; davacının rapora itirazlarının değerlendirilmesinin ayrıca gerekirse terditli biçimde talebe konu davacı alacakları hususunda değerlendirme yapılmasının istenilmesine karar verilmiş olup bilirkişi ek raporunda özetle: "Sayın Mahkeme tarafından verilen görevlendirme çerçevesinde dava dosyası, davacı tarafın ticari defterleri ile davalı tarafın dosyaya sunduğu flash disk içeriği üzerinde yapılan görevlendirme ile sınırlı incelemeler sonucunda; * Davacının talep ettiği alacak kalemleri zamanaşımına uğradığından tarafımızca hesaplama yapılamadığı, * Kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerin değiştirilmesini gerektirir hususun tespit Edilemediği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Davacı dava dilekçesinde; davacının davalı sigortanın acentesi olduğunu, taraflar arasında 29/11/2001 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafından komisyon alacaklarının davacıya ödenmediğini, huzurdaki davada davacının 2006-2011 yılları arasındaki davalı tarafından esilen poliçelerden kaynaklı komisyon alacaklarının ve davacının acentelik sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle portföy tazminatı alacaklarının tahsilinin talep edildiğini bildirmiştir. Davalı taraf davaya cevap dilekçesinde; davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, iddia olunan acente komisyon alacağının üzerinden 5 yıldan daha uzun bir süre geçtiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 31/03/2016 tarihinde sona erdiğini, portföy tazminatı alacağı bakımından da alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının bir kısım komisyon alacaklarına ilişkin olarak ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/... E. 2018/... K. Sayılı dosyasında açtığı davanın da zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğini, tazminat taleplerinin dayanaksız olduğunu beyan emiş ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, taraflara defter ve belgelerini sunmak için süre ve imkan tanınmış, alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor aldırılmıştır. Tarafların bildirmiş olduğu deliller toplandıktan sonra dosyanın bilirkişi kuruluna tevdi edildiği, söz konusu bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan 05/12/2023 tarihli raporda özetle " Davalı tarafın ticari defterlerinin tasdik işlemlerinin yasal süreleri içerisinde yapılmış olduğu , Davacı tarafça talep edilen portföy tazminat alacağının doğması için kanunda aranan şartların sağlanmadığı ve davacı acentenin işlemleri dışında sürecin yürütüldüğü, ayrıca yine TTK m. 122/f. 4 hükmü uyarınca “Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.” Hükmü gereği talebin zamanaşımına uğramış olduğu, Davacının en son komisyon alacağının son poliçe kesim tarihi olan 31.12.2010 tarihinde doğduğu ve muaccel olduğu, en son muacceliyet tarihi 31.12.2010 olan ve önceki tarihli alacakların tümünün 5 yıllık zamanaşımı kapsamında dava tarihi itibari ile zamanaşımına uğramış olduğu, " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Taraflar arasındaki 29/11/2001 tarihli Acentelik Sözleşmesinin 9/2. maddesinde; "Tahsil edilen brüt primden ilgili vergiler düşüldükten sonra toplam prim üzerinden tahakkuk ettirilecek komisyon acenteye ödenir." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. 6762 sayılı TTK'nın 129/(1). maddesinde; "Acente, mukavelenin yapıldığı tarihte, mukavele mevzuu bir malın satınalınması, imal edilmesi veya satılması ise, müvekkilinin malı veya bedeli yahut onun yerine diğer bir karşılığı aldığı tarihte ücrete hak kazanır. Bu hallerde müvekkile isnat edilebilecek bir sebepten dolayı mukavele yerine getirilmemiş olsa bile acente ücretin ödenmesini isteyebilir. Mukavele kısım kısım yerine getirilecekse acente, yerine getirildiği veya yerine getirilmesi nispette ücrete hak kazanır." 6762 sayılı TTK'nın 131/(2). maddesinde; "Acenteye ait alacakların aksi kararlaştırılmış olmadıkça, her üç ayda bir defa ve her halde takvim yılının sonunda veya acentelik mukavelesi sona erdiği zaman tespit edilerek ödenmesi lazımdır." şeklinde düzenlemelerin mevcuttur. 818 sayılı BK'nın beş senelik müruru zaman başlıklı 126/(4). maddesinde; "Ticari olsun olmasın bir şirket akdine dayanan ve ortaklar arasında veya şirketle ortaklar arasında açılmış bulunan bütün dâvalar ile şirketin müdürleri, temsilcileri, murakıplariyle şirket veya ortaklar arasındaki davalar, vekâlet akdinden, komüsyon akdinden, acentalık mukavelesinden, ticari tellâkllık ücreti dâvası hariç, tellâllık akdinden doğan bütün dâvalar, mütaahhidin kasıt veya ağır kusuru ile akdi hiç veya gereği gibi yerine getirmemiş ve bilhassa ayıplı malzeme kullanmış veya ayıplı bir iş meydana getirmiş olması sebebiyle açılacak dâvalar hariç olmak üzere istisna akdinden doğan bütün davaların" beş senelik müruru zamana tabi olduğu, 6098 sayılı TBK'nın beş yıllık zaman aşımı başlıklı 147/(5). maddesinde; "Vekalet, komisyon ve acentelik sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacakların 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğu", TBK Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5. maddesinde "(1) Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur. (2) Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz." şeklinde olduğu anlaşılmıştır. Dosya içerisindeki bilgi, belgeler, 05/12/2023 tarihli bilirkişi rapor ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/05/2015 tarih ve 2013/16303 Esas 2015/6368 Karar sayılı emsal kararından taraflar arasında 29/11/2001 tarihinde Acentelik Sözleşmesi düzenlendiği, davalı şirketin acentelik sözleşmesini 31/03/2016 tarihinde feshettiği,davacı acente tarafından huzurdaki davada 2006-2011 yılları arasındaki döneme ilişkin komisyon alacaklarının talep edildiği, davanın ise 31/03/2021 Tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Ticaret Kanunu'nun 114/(1) ve 116/(1). maddeler göz önüne alındığında acentenin işlemi yerine getirdiğinde ücreti hak kazanacağının kararlaştırıldığı, söz konusu kuralın taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi ile değiştirilebileceği, ücretin doğum tarihinden itibaren 3 ay ve herhalde sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren ücretin ödenmesinin gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinde tahsil edilen primlerden vergiler düşüldükten sonra komisyon ücretinin acenteye ödeneceği yönünde madde bulunduğu, söz konusu maddeden de anlaşılacağı gibi acente komisyon ücret alacağının muacceliyetinin sözleşme fesih sonuna bırakılmadığı, prim tahsilatlarına müteakiben alacakların muaccel hale geldiği, dosya kapsamında hazırlanan hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporundan en son komisyon alacağının son poliçe kesim tarihi olan 31/12/2010 tarihinde oluştuğu ve işbu davanın 31/03/2021 tarihinde açıldığı dikkate alındığından davacının söz konusu alacağının Türk Borçlar Kanunu'nun 147/(5) (818 sayılı BK'nın 126/(4)). maddesindeki 5 yıllık zaman aşımı süresinin geçtiği, davacının 2006-2007 yıllarına ilişkin komisyon alacaklarının tahsili istemi ile 30/12/2016 tarihinde davalı aleyhine açtığı ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/... E., 2018/... K. Sayılı ilamında da benzer şekilde değerlendirme yapıldığı ve kararının istinaf incelemesinden geçerek davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, davacının huzurdaki davadaki diğer talebinin ise portföy tazminatına ilişkin olduğu, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafça talep edilen portföy tazminat alacağının doğması için kanunda aranan şartların sağlandığının davacı tarafından ispatlanamadığı, ayrıca yine TTK m. 122/f. 4 hükmü uyarınca tazminat isteminin sözleşmenin sona ermesinden itibaren 1 yıl içinde ileri sürülmesi gerektiği ( emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 2018/418 E., 2018/1657 K.) , taraflar arasındaki sözleşmenin 31/03/2016 tarihinde sona erdiği, huzurdaki davanın ise 31/03/2021 tarihinde açıldığı dikkate alındığında bu alacak bakımından da dava tarihi itibari ile zamanaşımının dolmuş olduğu dikkate alınmakla bu alacak kalemine ilişkin talebin de reddi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına. 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine, 5-Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00 TL nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına. Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı (e duruşma ile) gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/10/2024 Katip ... (e-imza) Hakim ... (e-imza)

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/418, K. 2018/1657, T. 31.12.2010, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-418-e-2018-1657-k-69a89fd08413