İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/342 E. 2019/533 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/342
- Karar No
- 2019/533
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/342 KARAR NO : 2019/533
DAVA :Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/06/2018 KARAR TARİHİ : 13/09/2019
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine ... Asliye Ticaret mahkemesinin .../... değişik iş sayılı kararı alınarak Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını, alınan ihtiyati haciz kararı ile müvekkilinin taşınır ve taşınmaz malları ile banka hesapları üzerine haciz işlemleri yapıldığını ayrıca müvekkilinin alacaklı olduğu Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosya alacağı üzerine de haciz konulduğunu ve bu dosyadan tahsil edilen ... TL nin icra dosyasına girdiğini, müvekkilinin, ... isimli bir arkadaşı vasıtası ile davalının kiracı olduğu, ... mahallesi, ... sokak, no: ... .../... adresindeki taşınmazı kiralamak istediğini, davalının, taşınmazın malikiyle yapılan sözleşmeyi feshedilebileceğini v e taşınmazı da müvekkiline devredebileceğini, belirttiğini, ...-... ... tarihlerinde yapılan görüşmeler neticesinde tarafların anlaştığını, müvekkilinin ... TL hava parası ödemeyi kabul ettiğini ve görüşme anında hava parası yerine kaim olmak üzere, davalının başkalarıyla anlaşmaması için tanzim tarihi olmaksızın ... TL bedelli adi senedi imzalayarak davalıya verdiğini, bir kaç gün sonra da ... tarihinde hava parası olarak verilen senet ve bir kısım menkuller için ... TL ödeme yapıldığını ... tarihinde de tekrar ... TL ödeme yapılarak kararlaştırılmış olan ... TL nin davalıya ödendiğini, davalının kanunun emredici hukuk kurallarına aykırı olarak müvekkilden ... TL hava parası aldığını ve yine hava parasına kaim olmak üzere ödemesi yapıldığında müvekkiline geri teslim edeceği adi senedi de ... tanzim tarihi atmak suretiyle kambiyo senedi vasfına dönüştürdüğünü, sanki bağımsız bir başka alacağı varmış gibi müvekkili aleyhine kötü niyetli takibe giriştiğini, müvekkili ile davalı arasında söz konusu taşınmazın tahliyesi dışında para alışverişine konu edilebilecek hiç bir ticari ilişki bulunmadığını, ödenen paranın hava parası olduğunu, bu hususlar suç oluşturduğundan suç duyurusunda bulunacaklarını beyan ederek; senet nedeni ile borçlu olmadıklarının tespitine, takibe konu edilen ... TL nin geri iadesine karar verilmesini talep etmişlerdir. B. TARAF TEŞKİLİ: Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarında hava parası olarak belirttiği paranın aslında işletme değeri (peştamaliye) olduğunu, müvekkili ile davacının lokanta devri konusunda anlaşmaya vardığını,müvekkilinin lokantayı tüm teçhizatı ve müşterileriyle birlikte davacıya devrettiğini,istenen bedelin de bunun karşılığı olduğunu savunarak, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddi ile % 20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: Dava, menfi tespit/verilen paranın iadesi talebinden ibarettir. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında tetkik merciinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini, menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler, T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.03.2010 gün ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 gün ve 2011/13-576 E. 2011/747 K sayılı kararında da vurgulanmıştır. (T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2011/19-622 esas, 2012/9karar, Tar. 18/01/2012) Dosyaya bakıldığında senet örneği dosya arasında mevcuttur. Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Ancak iddialar karşılaştığında kimin isbat yükü altında bulunduğunun tespiti her zaman kolay olmamaktadır. Bunun için gerek ilmi gerekse kazai içtihatlarda bir takım ölçülere yer verilmiştir. a) Hemen bütün ilim adamlarının birleştiği ve Yargıtay uygulamasında kararlılık ifade eden ölçüye göre, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer (Prof.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1968,sh.372; Prof. İlhan Postacıoğlu, Medeni Yargılama Usulü, 1970,sh.464; Prof. Necip Bilge, Hukuk Yargılamaları Usulü, 1967, sh.449; Prof.Sabri Şakir Ansay Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1957,sh.248-249; Prof. Saim Üstündağ Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1973, sh.378; H.G.K.nun 19.7.1967 gün ve 239-340 sayılı, 7.6.1974 gün ve 1972/84 sayılı kararları). b) İleri sürdürdüğü bir vakıadan lehine haklar çıkaran kimse iddia ettiği olayları ispat etmelidir (Prof.Saim Üstündağ, age.1973 sh.397). c) İspat yükü daha kolay başarana düşer (Prof.Saim Üstündağ, Age, Federal Mahkeme Kararına atfen). İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Özetle; İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; Dava değeri itibariyle dosyada tanık dinleme yasağı mevcuttur. Tanık dinlenmemiştir. Mahkememizce ... üncü celse davacıya, dava konusu senedin davalıya ait olan iş yerinin işletilmesi için hava parası olarak verildiğine dair yazılı delillerini sunması için süre verilmiştir. Davacı vekili, ispat yükünün kendilerinde olmadığını beyan ederek; ara karara itiraz etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde, müvekkiline ödenen paranın hava parası değil peştemaliye olduğunu beyan etmiştir. Bu yönüyle burada "gerekçeli ikrar" durumu mevcuttur. Öğreti ve uygulamada, ağırlıklı olarak, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir. (YHGK., 2016/19-269 E., 2016/529 K.) Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 12.3.2003 gün ve 2003/3-118 E., 2003/158 K.; 28.4.2010 gün ve 2010/14-222 E., 2010/234 K.; 10.10.2012 gün ve 2012/13-264 E., 2012/700 K. sayılı ilamlarında da benimsenmiştir. Yine bakıldığında; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/19-473 E., 2011/607 K. Sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Yinelemek gerekirse "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, soyut bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması, şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Zira, bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi talil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün, 2003/19-781 E, 2003/768 K. sayılı kararı) Davacı vekili, davalının senedi talil ettiğini beyan etmiştir. Bu durumlarda, yukarıda da belirtildiği gibi ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Bedeli nakden ahzolunmuştur ibaresi senette yazmakta olup tarafların ileri sürdüğü hukuki nedenler mal karşılığı olarak senedin düzenlendiğini göstermemektedir. Uygulamada hava parası adı altında alınan bedel de, peştemaliye de mal karşılığı alınan bedeller değildir. Cevap dilekçesinde belirtilen Yargıtay kararında da belirtildiği üzere, peştemaliye, ticarette ün kazanmış bir müessesenin başkasına devri halinde üne neden olan manevi değere veya müessesenin bulunduğu yörenin onur ve halinde üne neden olan manevi değere veya müessesenin bulunduğu yörenin onur ve önemine karşılık olmak üzere ödenen bedeldir. Senette yazan sebebi değiştiren bir beyan ve iddia davalı tarafça ileri sürülmemiştir. Bu nedenle, davacının, ispat yükünün davalıda olduğuna ilişkin beyanı mahkememizce kabul görmemiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 03.03.2017 gün ve 2015/2 E. 2017/1 K. no’lu kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan davalarda tarafların dava ve cevap dilekçeleri ile delil listelerinde "sair deliller, her türlü delil, ve sair deliller" gibi ibarelerin bulunması halinde tarafların yemin deliline başvurmuş sayılamayacakları ve bu kapsamda hâkimin ispat yükü kendisine düşen tarafa 'yemin teklifinde bulunma hakkı'nı hatırlatmayacağına oyçokluğu ile karar verilmiştir. Dava dilekçesinde, davacı taraf yemin deliline dayanmadığından, mahkememizce bu husus hatırlatılmamıştır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2010/1-281 E., 2010/323 K., 16.06.2010 tarih, Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, gerekçeleriyle açıklayıcı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.). Tüm dosya kapsamına göre; dosyada tanık dinletme yasağı olması, ispat yükünün davacıda olması, verilen sürelere rağmen ispata yarar bilgi ve belgenin davacı tarafça sunulmaması; davacının, davasını ispat edemediği anlaşılmakla; davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda anlatıldığı üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-... TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafça ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Hükmün niteliği ve tarihi göz önüne alınarak alınması gerekli ... TL harcın, davacı tarafça yatırılan toplam ... TL den mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye harcın istek halinde karar kesinleştiğinden davacıya iadesine, 5-Davalı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat masrafı toplamı ... TL nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ... TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" nin, "Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir." düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine, 8-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair; davacı vekili ..., davalı vekili ...'in yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/09/2019
Katip ... ¸e-imzalıdır
Başkan ... ¸e-imzalıdır