İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/274 E. 2025/731 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/274
- Karar No
- 2025/731
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/274 KARAR NO : 2025/731
DAVA : Alacak-Maddi Tazminat DAVA TARİHİ : 23/03/2018 KARAR TARİHİ : 20/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan asıl ve birleşen alacak ve maddi tazminat davalarının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl ve birleşen davada davacı vekili, asıl davada dava dilekçesi ile; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin, 31/12/2010 tarihinde imzalanmış bulunan acentelik sözleşmesi ve buna bağlı sair sözleşmeler ile kurulmuş olduğunu, davacı müvekkilinin, davalı şirketin ... bölgesindeki acenteliğini yürüttüğünü, acentelik sözleşmesine ek cari hesap sözleşmesi 4. maddesi gereğince, taraflar arasındaki sözleşmenin temel mantığının, acentenin ciro artışına dayalı olarak kazanç elde etmesi şeklinde tanımlandığını, bu amaçla acenteye, bağımsız tacir sıfatıyla devredileceğini, ... şubesinin, devir tarihi itibariyle mevcut aylık giderlerinin tespit edileceğini ve bu giderin, devir sonrasında da ... tarafından, acenteye düzenli olarak ödeneceğini, böylece acentenin devir nedeniyle zarara uğramasının önlenmiş olacağını, şubenin devir cirosunda, devir tarihinden sonra yaşanacak artıştan acenteye pay verilmesi suretiyle de, acentenin performansına dayalı olarak kâr elde etmesine imkan sağlanacağını, dolayısıyla, acente devir cirosunda artış sağlayamazsa gelir elde edemeyeceğini, ancak masrafları ... tarafından sağlandığı için, ciro artışı oluşmasa dahi zarar etmeyeceğini, bu temel mantığa göre acentenin, acentelik faaliyetine ilişkin tüm masraflarının davalı şirket tarafından ödeneceğini, bu masrafların da her altı ayda bir gözden geçirilerek güncelleneceğini, davalı şirket tarafından üstlenilen bu giderlerin, aylık olarak düzenlenen devir masraf tutanağı adı altındaki belgeler karşılığında ödenmiş olduğunu, akdi ilişkinin devam ettiği uzun süreç içerisinde acente faaliyet giderlerinin doğal olarak artmasına rağmen, davalı tarafından bu gider kalem ve miktarlarının sözleşmeye aykırı olarak, gerçek faaliyet giderlerini karşılayacak şekilde güncellenip artırılmadığını, yapılan sınırlı sayıdaki güncellemenin ise, acentenin gerçek faaliyet giderlerini karşılamaktan uzak ve gerçek giderlere göre sürekli olarak eksik kaldığını, yine bu kapsamda davacı tarafından, faaliyette kullanılan araçların kasko, sigorta ve sair tüm giderlerinin davalı tarafça karşılanacağı kararlaştırıldığı halde, davalı tarafından gerekli sigortaların yaptırılmamış olması nedeniyle, kaza yapan araçlara ilişkin tamir ve sair giderler sözleşmeye aykırı olarak müvekkili alacaklarından mahsup edildiğini, davalı tarafın bu akde aykırı davranışlarının, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve dahi ticari hayatın olağan akışına açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi, anılan akde aykırılık nedeniyle, davacı acentenin sürekli olarak zarar eden ve/veya gerekli oranda kâr edemeyen bir işletme haline gelerek, tek taraflı ve sadece davalı tarafın menfaat elde etmesine dayalı bir hal aldığını ve bu ticari ilişkinin sürdürülebilir bir niteliğinin kalmadığını, bu nedenle, akde aykırı olarak davacıya ödenmemiş olan sözleşme dönemi içerisindeki gerçek faaliyet giderleri ile ödenen kısmi faaliyet giderleri arasındaki farkın davacıya ödenmesinin gerekmekte olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme gereği kargo faaliyeti nedeniyle düzenlenen faturaların davalı adına düzenlenerek, bu faturalara ilişkin tahsilatlarda ise müşterilerin rızaen yaptıkları ödemelerin ya doğrudan davalının banka hesaplarına, ya da nakit olarak davacıya yapılıp yine davalıya aktarılmakta olduğunu, davacı acentenin geciken veya hiç ödenmeyen kargo ücretlerinin hukuki takipler yapmak suretiyle tahsili hususunda herhangi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmamakta olduğunu, alacakların tahsili hususunda davacının bu hukuki imkansızlık hali davalı tarafça bilindiği halde, bu türden müşteriler hakkında hukuki takip yapılıp, alacağın tahsiline gidileceği yerde, bu yola gidilmeyerek, vadesi dolan ve ödenmeyen fatura bedelleri ve dahi gecikmeye ilişkin vade farklarının, doğrudan acentenin borç hanesine kaydedilerek, acentenin alacaklarından mahsup edildiğini, bu kalemdeki fiillerin de açıkça akde aykırı olduğunu, bu kapsamda muhtelif kalemler ve süspan kesintileri adı altında davacıdan yapılan tüm kesintilerin iade edilmesinin gerekmekte olduğunu, münhasıran davalının operasyonel hatalarından kaynaklanan müşteri portföy kayıpları yaşanmış olduğunu, buna ilişkin ciro ve ücret kayıplarının da acenteye ödenmesinin gerekmekte olduğunu, davalı şirket elemanlarınca yapılan anlık kontrollerde, gerçekte var olan ve dahi istendiği an sistemden bir sureti tekrar üretilebilecek olan müşteri faturalarının, sadece o an itibariyle temin edilememiş olması sebebiyle, anılan fatura bedellerinin henüz tahsil edilip edilmediği ve/veya doğrudan davalının hesabına yatırılıp yatırılmadığı kontrol edilmeksizin, Acente tarafından tahsil edilmiş var sayılarak, suistimal nedeniyle hak ediş alacağından düşülen tutar adı altında, acenteye borç kaydedilmesi ve alacaklarından düşülmesinin akde açıkça aykırı olduğunu, bu kalemde acenteden tahsil edilen miktarların iadesinin gerekmekte olduğunu, internet üzerinden yapılan alışverişlerin gelişmesi üzerine son zamanlarda yaygınlaşan kapıda ödemeli mal bedelli kargoların teslim ve tahsilatının da sözleşme dışı olarak acente tarafından yapılmış olduğunu, davalı tarafça göndericiden, acente tarafından yapılan mal bedeli tahsilatları üzerinden %5-10 arasında komisyon tahsil edildiği halde, acentenin bu türden faaliyetlerinin hiçbir şekilde ücretlendirilmemiş olduğunu ve acentenin bu kalemdeki faaliyetlerine ilişkin ücretlerin de acenteye ödenmesinin gerekmekte olduğunu, sözleşmeye açıkça aykırı hak ediş blokeleri nedeniyle acente alacağının hiç ödenmemesi veya geç ödenmesi nedeniyle, acentenin haksız bir finansman zararına uğramış olduğunu, bu kalemdeki acente alacaklarının da ödenmesinin gerekmekte olduğunu, davacı acenteden sözleşmenin başlangıcından itibaren yapılmış bulunan, bahsi geçen ve sair kalemlerdeki akde aykırı kesintilere ilişkin olarak davalı tarafça, V.U.K.’na aykırı olarak hiçbir fatura düzenlenmediğini ve bu nedenle de bu miktarlarla ilgili giderlerin acente kayıtlarına geçirilemediğini, bu miktarlardaki giderlerin gösterilemediğini, sonuç itibariyle de akde ve açıkça kanuna aykırı davalı fiilleri neticesinde acentenin haksız yere fazla vergi ödemek zorunda kaldığını, bu kalemdeki acente zararlarının da tazmin edilmesinin gerekmekte olduğunu, davalı tarafından sözleşmenin başlangıcından bu yana, tüm sözlü ihtarlara rağmen sürdürülegelen akde aykırılıklara son verilmesi ve ayrıca acenteden haksız olarak tahsil edilen ve/veya alacaklarından mahsup edilen ve/veya acenteye eksik ödenen veya hiç ödenmeyen fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, asgari 200.000,00-TL’nin ödenmesi amacıyla davalıya gönderilmiş bulunan ... 38. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine, davalı tarafça riayet olunmaması ve dahi gönderilen cevabi ihtarname ile talepleri reddedilmiş bulunan davacı müvekkilinin, belirtilen tüm haklı sebepler dayalı olarak ... 38. Noterliği'nin .... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflar arasındaki sözleşmeyi feshederek, ...acenteliğini davalı taraf yetkililerine teslim ettiğini, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile, kalem ve miktar itibariyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00-TL'nin 12/01/2018 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı vekili, asıl davaya cevap dilekçesi ile; talep sonucunun açık bir şekilde yazılmamış olduğunu, dava dilekçesindeki bu eksikliğin tamamlanması; aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerekmekte olduğunu, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmeleri gereği, müvekkili şirket ticari defter ve kayıtlarının kesin delil niteliğini haiz olduğunu, davacı tarafın, acentelik ilişkisine kendi isteğiyle son verdiğini, davacının ihtarnamesinde ve bu dava ile belirtmiş olduğu fesih gerekçelerinin hiçbir şekilde haklı nedene dayanmamakta olduğunu, zira davacı ile müvekkili şirket arasındaki ilişkinin temelini teşkil eden acentelik sözleşmesi ve eklerinde taraflara düşen hak ve yükümlülüklerin açıkça belirlendiğini ve buna karşılık tarafların hangi hallerde haklı nedenle fesih hakkını kullanabileceklerinin de açıkça belirtildiğini, buna göre davacının belirttiği hususların sözleşmede taraflara haklı nedenle fesih hakkı tanımamakta olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın, feshini haklı kılmaya çalıştığı nedenler için müvekkili şirketi temerrüde düşürmüş ya da müvekkili şirkete fesihten önce herhangi bir ihtar çekmiş dahi olmadığını, sözleşmede davacıya bu hususlarda haklı fesih hakkı tanınmamışken, davacının müvekkili şirketi temerrüde düşürmeden doğrudan haklı nedenle sözleşmenin derhal fesih yoluna gitmesinin hukuken mümkün olmadığını ve hatta sözleşmelerin ayakta tutulması asli prensibine aykırı olduğunu, davacının, müvekkili şirketin acentelik faaliyetini yürütmüş olduğunu, bağımsız bir tacir olduğunu ve bu nedenle TTK gereği ticari faaliyetlerinin tümünde basiretli hareket etmek mecburiyetinde olduğunun aşikar olduğunu, davacı acente şayet bir zarara uğramış ise, basiretsizliği ve ticari başarısızlığı nedeniyle zarara uğramış olduğunu, müvekkili şirkete herhangi bir katma değerinin de olmadığını, davacının masraf güncelleme talebinin haksız olduğunu, davacının zarar etmesini, masraf güncellemesi yapılmamasına dayandırma çabasının son derece mesnetsiz olduğunu, ayrıca sözleşmede, aylık acente masraflarının belirlenmesinin münhasıran müvekkili şirkete ait olduğunu ve taraflarca kararlaştırılan bu hüküm uyarınca, masrafların artış ya da eksiliğine karar verecek tarafın müvekkili şirket olduğunu, bu anlamda müvekkili şirkete sözleşme ve kanun kapsamında masraf ödeme veya güncelleme yapma kapsamında herhangi bir mükellefiyet yüklenmemiş olduğunu, davacı acentenin tüm hak edişlerinin, sözleşme hükümlerine uygun olarak zamanında ödendiğini, ayrıca sözleşme ile, müvekkili şirket lehine acentenin hak edişlerinin bloke edilmesi yetkisinin düzenlenmiş olduğunu, cari hesapta yapılan kesintilerin, acentelik sözleşmesi hükümlerine uygun olduğunu, faturaların tahsil usulü tafsilatlı olarak düzenlenmiş olduğunu, sözleşmede, davacının tahsil etmiş olduğu fatura bedellerini hangi vadede müvekkili şirket hesabına yatırması gerektiği ve yatırmadığı takdirde günlük % 0,1 fazlalığı ile ödemesi gerektiğinin açıkça ifade edilmekte olduğunu, faturaların müşterilerden vadesinde tahsil edilmesinden de tabii acentenin sorumlu olduğunu, acentenin sözleşme uyarınca yükümlülüklerini getirmemesinin, vadesinde tahsil edilmeyen ve hatta vadesinde tahsil edilmekle birlikte süresinde müvekkili şirket hesabına havale edilmemesi halinde acentelik sözleşmesi hükümlerinin uygulanmakta olduğunu, ancak davacı iddialarının aksine sözleşme uyarınca ödeme yeri olarak müvekkili şirket hesabının belirtilmesinde herhangi hukuka aykırılık bulunmamakta olduğunu, birimde faturanın bulunmaması halinin, tahsilatın gerçekleştiği anlamını taşımakta olduğunu, dolayısıyla fatura birimde bulunmuyor ise bu nakdin birimde bulunması veya müvekkili şirket hesabına yatırılmış olmasının gerekmekte olduğunu, tahsilat yapılmaması halinde tahsil anında müşterilere verilmek üzere ilgili faturaların birimde beklemekte olduğunu, davacı şubenin devir işlemleri sırasında yapılan kasa sayım kontrollerinde de 55.346,76-TL kasa açığına sebebiyet verdiğinin tespit edildiğini ve bu hususta ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosya ile suç duyurusunda bulunulduğunu, davacı tarafından müvekkili şirkete sağlanan bir portföy bulunmamakta olduğunu, davacının sözleşme gereğince yaptığı işin, bir taşıma hizmeti olduğunu, sözleşme de de portföye dair herhangi bir hüküm bulunmadığını, kabul anlamına gelememekle birlikte bir için portföy sunduğu düşünülse dahi, davacının haksız feshi nedeniyle talepte bulunamayacağını, V.U.K. uyarınca müvekkili şirketin hiçbir aykırı fiilinin bulunmamakta olduğunu, mal bedeli tahsilatları üzerinden komisyon talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, acentenin kullanımındaki araçların bakım ve onarım masraflarının ödenmesinin, acentenin sorumluluğunda bulunduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle talep sonuca ilişkin dava dilekçesindeki eksikliğin tamamlanması için davacıya 1 haftalık kesin süre verilmesini ve bu süre içerisinde eksiklik tamamlanmaz ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini ve yapılacak yargılama sonunda davanın külliyen reddini talep etmiştir. Asıl ve birleşen davada davacı vekili, birleşen davada dava dilekçesi ile; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin, 31/12/2010 tarihinde imzalanmış bulunan acentelik sözleşmesi ve buna bağlı sair sözleşmeler ile kurulmuş olduğunu, davacı müvekkilinin, davalı şirketin ... bölgesindeki acenteliğini yürüttüğünü, acentelik sözleşmesine ek cari hesap sözleşmesi 4. maddesi gereğince, taraflar arasındaki sözleşmenin temel mantığının, acentenin ciro artışına dayalı olarak kazanç elde etmesi şeklinde tanımlandığını, bu amaçla acenteye, bağımsız tacir sıfatıyla devredileceğini, ... şubesinin, devir tarihi itibariyle mevcut aylık giderlerinin tespit edileceğini ve bu giderin, devir sonrasında da ... tarafından, acenteye düzenli olarak ödeneceğini, böylece acentenin devir nedeniyle zarara uğramasının önlenmiş olacağını, şubenin devir cirosunda, devir tarihinden sonra yaşanacak artıştan acenteye pay verilmesi suretiyle de, acentenin performansına dayalı olarak kâr elde etmesine imkan sağlanacağını, dolayısıyla, acente devir cirosunda artış sağlayamazsa gelir elde edemeyeceğini, ancak masrafları ... tarafından sağlandığı için, ciro artışı oluşmasa dahi zarar etmeyeceğini, bu temel mantığa göre acentenin, acentelik faaliyetine ilişkin tüm masraflarının davalı şirket tarafından ödeneceğini, bu masrafların da her altı ayda bir gözden geçirilerek güncelleneceğini, davalı şirket tarafından üstlenilen bu giderlerin, aylık olarak düzenlenen devir masraf tutanağı adı altındaki belgeler karşılığında ödenmiş olduğunu, akdi ilişkinin devam ettiği uzun süreç içersinde acente faaliyet giderlerinin doğal olarak artmasına rağmen, davalı tarafından bu gider kalem ve miktarlarının sözleşmeye aykırı olarak, gerçek faaliyet giderlerini karşılayacak şekilde güncellenip artırılmadığını, yapılan sınırlı sayıdaki güncellemenin ise, acentenin gerçek faaliyet giderlerini karşılamaktan uzak ve gerçek giderlere göre sürekli olarak eksik kaldığını, yine bu kapsamda davacı tarafından, faaliyette kullanılan araçların kasko, sigorta ve sair tüm giderlerinin davalı tarafça karşılanacağı kararlaştırıldığı halde, davalı tarafından gerekli sigortaların yaptırılmamış olması nedeniyle, kaza yapan araçlara ilişkin tamir ve sair giderler sözleşmeye aykırı olarak müvekkili alacaklarından mahsup edildiğini, davalı tarafın bu akde aykırı davranışlarının, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve dahi ticari hayatın olağan akışına açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi, anılan akde aykırılık nedeniyle, davacı acentenin sürekli olarak zarar eden ve/veya gerekli oranda kâr edemeyen bir işletme haline gelerek, tek taraflı ve sadece davalı tarafın menfaat elde etmesine dayalı bir hal aldığını ve bu ticari ilişkinin sürdürülebilir bir niteliğinin kalmadığını, bu nedenle, akde aykırı olarak davacıya ödenmemiş olan sözleşme dönemi içerisindeki gerçek faaliyet giderleri ile ödenen kısmi faaliyet giderleri arasındaki farkın davacıya ödenmesinin gerekmekte olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme gereği kargo faaliyeti nedeniyle düzenlenen faturaların davalı adına düzenlenerek, bu faturalara ilişkin tahsilatlarda ise müşterilerin rızaen yaptıkları ödemelerin ya doğrudan davalının banka hesaplarına, ya da nakit olarak davacıya yapılıp yine davalıya aktarılmakta olduğunu, davacı acentenin geciken veya hiç ödenmeyen kargo ücretlerinin hukuki takipler yapmak suretiyle tahsili hususunda herhangi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmamakta olduğunu, alacakların tahsili hususunda davacının bu hukuki imkansızlık hali davalı tarafça bilindiği halde, bu türden müşteriler hakkında hukuki takip yapılıp, alacağın tahsiline gidileceği yerde, bu yola gidilmeyerek, vadesi dolan ve ödenmeyen fatura bedelleri ve dahi gecikmeye ilişkin vade farklarının, doğrudan acentenin borç hanesine kaydedilerek, acentenin alacaklarından mahsup edildiğini, bu kalemdeki fiillerin de açıkça akde aykırı olduğunu, bu kapsamda muhtelif kalemler ve süspan kesintileri adı altında davacıdan yapılan tüm kesintilerin iade edilmesinin gerekmekte olduğunu, münhasıran davalının operasyonel hatalarından kaynaklanan müşteri portföy kayıpları yaşanmış olduğunu, buna ilişkin ciro ve ücret kayıplarının da acenteye ödenmesinin gerekmekte olduğunu, davalı şirket elemanlarınca yapılan anlık kontrollerde, gerçekte var olan ve dahi istendiği an sistemden bir sureti tekrar üretilebilecek olan müşteri faturalarının, sadece o an itibariyle temin edilememiş olması sebebiyle, anılan fatura bedellerinin henüz tahsil edilip edilmediği ve/veya doğrudan davalının hesabına yatırılıp yatırılmadığı kontrol edilmeksizin, Acente tarafından tahsil edilmiş var sayılarak, suistimal nedeniyle hak ediş alacağından düşülen tutar adı altında, acenteye borç kaydedilmesi ve alacaklarından düşülmesinin akde açıkça aykırı olduğunu, bu kalemde acenteden tahsil edilen miktarların iadesinin gerekmekte olduğunu, internet üzerinden yapılan alışverişlerin gelişmesi üzerine son zamanlarda yaygınlaşan kapıda ödemeli mal bedelli kargoların teslim ve tahsilatının da sözleşme dışı olarak acente tarafından yapılmış olduğunu, davalı tarafça göndericiden, acente tarafından yapılan mal bedeli tahsilatları üzerinden %5-10 arasında komisyon tahsil edildiği halde, acentenin bu türden faaliyetlerinin hiçbir şekilde ücretlendirilmemiş olduğunu ve acentenin bu kalemdeki faaliyetlerine ilişkin ücretlerin de acenteye ödenmesinin gerekmekte olduğunu, sözleşmeye açıkça aykırı hak ediş blokeleri nedeniyle acente alacağının hiç ödenmemesi veya geç ödenmesi nedeniyle, acentenin haksız bir finansman zararına uğramış olduğunu, bu kalemdeki acente alacaklarının da ödenmesinin gerekmekte olduğunu, davacı acenteden sözleşmenin başlangıcından itibaren yapılmış bulunan, bahsi geçen ve sair kalemlerdeki akde aykırı kesintilere ilişkin olarak davalı tarafça, V.U.K.’na aykırı olarak hiçbir fatura düzenlenmediğini ve bu nedenle de bu miktarlarla ilgili giderlerin acente kayıtlarına geçirilemediğini, bu miktarlardaki giderlerin gösterilemediğini, sonuç itibariyle de akde ve açıkça kanuna aykırı davalı fiilleri neticesinde acentenin haksız yere fazla vergi ödemek zorunda kaldığını, bu kalemdeki acente zararlarının da tazmin edilmesinin gerekmekte olduğunu, davalı tarafından sözleşmenin başlangıcından bu yana, tüm sözlü ihtarlara rağmen sürdürülegelen akde aykırılıklara son verilmesi ve ayrıca acenteden haksız olarak tahsil edilen ve/veya alacaklarından mahsup edilen ve/veya acenteye eksik ödenen veya hiç ödenmeyen fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, asgari 200.000,00-TL’nin ödenmesi amacıyla davalıya gönderilmiş bulunan ... 38. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine, davalı tarafça riayet olunmaması ve dahi gönderilen cevabi ihtarname ile talepleri reddedilmiş bulunan davacı müvekkilin, belirtilen tüm haklı sebepler dayalı olarak ... 38. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflar arasındaki sözleşmeyi feshederek, ... acenteliğini davalı taraf yetkililerine teslim ettiğini, söz konusu davanın ek dava olduğunu, asıl davanın halen mahkememizin ...esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle dosyanın, mahkememizin... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, davanın kabulü ile, kalem ve miktar itibariyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.432.606,98-TL'nin 12/01/2018 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı vekili, birleşen davaya cevap dilekçesi ile; asıl ve birleşen dosyanın taraf, talep ve konularının aynı olduğunu, bu anlamda derdestlik itirazlarının bulunduğunu, talep sonucunun açık bir şekilde yazılmamış olduğunu, dava dilekçesindeki bu eksikliğin tamamlanması; aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerekmekte olduğunu, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmeleri gereği, müvekkili şirket ticari defter ve kayıtlarının kesin delil niteliğini haiz olduğunu, davacı tarafın, acentelik ilişkisine kendi isteğiyle son verdiğini, davacının ihtarnamesinde ve bu dava ile belirtmiş olduğu fesih gerekçelerinin hiçbir şekilde haklı nedene dayanmamakta olduğunu, zira davacı ile müvekkili şirket arasındaki ilişkinin temelini teşkil eden acentelik sözleşmesi ve eklerinde taraflara düşen hak ve yükümlülüklerin açıkça belirlendiğini ve buna karşılık tarafların hangi hallerde haklı nedenle fesih hakkını kullanabileceklerinin de açıkça belirtildiğini, buna göre davacının belirttiği hususların sözleşmede taraflara haklı nedenle fesih hakkı tanımamakta olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın, feshini haklı kılmaya çalıştığı nedenler için müvekkili şirketi temerrüde düşürmüş ya da müvekkili şirkete fesihten önce herhangi bir ihtar çekmiş dahi olmadığını, sözleşmede davacıya bu hususlarda haklı fesih hakkı tanınmamışken, davacının müvekkil şirketi temerrüde düşürmeden doğrudan haklı nedenle sözleşmenin derhal fesih yoluna gitmesinin hukuken mümkün olmadığını ve hatta sözleşmelerin ayakta tutulması asli prensibine aykırı olduğunu, davacının, müvekkili şirketin acentelik faaliyetini yürütmüş olduğunu, bağımsız bir tacir olduğu ve bu nedenle TTK gereği ticari faaliyetlerinin tümünde basiretli hareket etmek mecburiyetinde olduğunun aşikar olduğunu, davacı acente şayet bir zarara uğramış ise, basiretsizliği ve ticari başarısızlığı nedeniyle zarara uğramış olduğunu, müvekkili şirkete herhangi bir katma değerinin de olmadığını, davacının masraf güncelleme talebinin haksız olduğunu, davacının zarar etmesini, masraf güncellemesi yapılmamasına dayandırma çabasının son derece mesnetsiz olduğunu, ayrıca sözleşmede, aylık acente masraflarının belirlenmesinin münhasıran müvekkili şirkete ait olduğunu ve taraflarca kararlaştırılan bu hüküm uyarınca, masrafların artış ya da eksiliğine karar verecek tarafın müvekkili şirket olduğunu, bu anlamda müvekkili şirkete sözleşme ve kanun kapsamında masraf ödeme veya güncelleme yapma kapsamında herhangi bir mükellefiyet yüklenmemiş olduğunu, davacı acentenin tüm hak edişlerinin, sözleşme hükümlerine uygun olarak zamanında ödendiğini, ayrıca sözleşme ile, müvekkili şirket lehine acentenin hak edişlerinin bloke edilmesi yetkisinin düzenlenmiş olduğunu, cari hesapta yapılan kesintilerin, acentelik sözleşmesi hükümlerine uygun olduğunu, faturaların tahsil usulü tafsilatlı olarak düzenlenmiş olduğunu, sözleşmede, davacının tahsil etmiş olduğu fatura bedellerini hangi vadede müvekkili şirket hesabına yatırması gerektiği ve yatırmadığı takdirde günlük % 0,1 fazlalığı ile ödemesi gerektiğinin açıkça ifade edilmekte olduğunu, faturaların müşterilerden vadesinde tahsil edilmesinden de tabii acentenin sorumlu olduğunu, acentenin sözleşme uyarınca yükümlülüklerini getirmemesinin, vadesinde tahsil edilmeyen ve hatta vadesinde tahsil edilmekle birlikte süresinde müvekkili şirket hesabına havale edilmemesi halinde acentelik sözleşmesi hükümlerinin uygulanmakta olduğunu, ancak davacı iddialarının aksine sözleşme uyarınca ödeme yeri olarak müvekkili şirket hesabının belirtilmesinde herhangi hukuka aykırılık bulunmamakta olduğunu, birimde faturanın bulunmaması halinin, tahsilatın gerçekleştiği anlamını taşımakta olduğunu, dolayısıyla fatura birimde bulunmuyor ise bu nakdin birimde bulunması veya müvekkili şirket hesabına yatırılmış olmasının gerekmekte olduğunu, tahsilat yapılmaması halinde tahsil anında müşterilere verilmek üzere ilgili faturaların birimde beklemekte olduğunu, davacı şubenin devir işlemleri sırasında yapılan kasa sayım kontrollerinde de 55.346,76-TL kasa açığına sebebiyet verdiğinin tespit edildiğini ve bu hususta ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosya ile suç duyurusunda bulunulduğunu, davacı tarafından müvekkili şirkete sağlanan bir portföy bulunmamakta olduğunu, davacının sözleşme gereğince yaptığı işin, bir taşıma hizmeti olduğunu, sözleşme de de portföye dair herhangi bir hüküm bulunmadığını, kabul anlamına gelememekle birlikte bir için portföy sunduğu düşünülse dahi, davacının haksız feshi nedeniyle talepte bulunamayacağını, V.U.K. uyarınca müvekkili şirketin hiçbir aykırı fiilinin bulunmamakta olduğunu, mal bedeli tahsilatları üzerinden komisyon talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, acentenin kullanımındaki araçların bakım ve onarım masraflarının ödenmesinin, acentenin sorumluluğunda bulunduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle talep sonuca ilişkin dava dilekçesindeki eksikliğin tamamlanması için davacıya 1 haftalık kesin süre verilmesini ve bu süre içerisinde eksiklik tamamlanmaz ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini ve yapılacak yargılama sonunda davanın külliyen reddini talep etmiştir. Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen 31/12/2010 tarihli acentelik sözleşmesi kapsamında davalı tarafça, ödemelerin gerçek faaliyet giderlerini karşılayacak şekilde güncellenip artırılmadığı, davalı tarafından gerekli sigortaların yaptırılmamış olması nedeniyle kaza yapan araçlara ilişkin tamir ve sair giderlerin alacaklardan mahsup edildiği, geciken veya ödenmeyen ücretlerin davacı acente tarafından hukuki takibi mümkün olmadığı halde alacaklardan mahsup edildiği, kendi operasyonel hatalarından kaynaklanan müşteri portföy kayıpları nedeniyle ücret kayıpları yaşandığı, faturalar Acente tarafından tahsil edilmiş var sayılarak alacaklardan mahsup edildiği, kapıda ödemeli mal bedelli kargoların teslim ve tahsilatının da acente tarafından yapılmış olduğu ve komisyon tahsil edildiği halde ücretlendirilmediği ve hak ediş blokeleri nedeniyle acentenin haksız bir finansman zararına uğramış olduğu nedenle, davacı acentenin sürekli olarak zarar eden ve/veya gerekli oranda kâr edemeyen bir işletme haline gelerek, tek taraflı ve sadece davalı tarafın menfaat elde etmesine dayalı bir hal alması nedeniyle ticari ilişkinin sürdürülebilir bir niteliğinin kalmadığından bahisle asıl dava, ileride arttırılmak üzere 50.000,00-TL; birleşen dava ise ek dava niteliğinde 1.432.606,98-TL alacak ve zarar kalemlerinin tahsili istemlerine ilişkin bulunmaktadırlar. Eldeki asıl dava dosyası ilk olarak 853,88-TL peşin harç ikmal edilmek suretiyle 50.000,00-TL harca esas değer üzerinden ikame edilmiş ve mahkememiz tekli hakimi tarafından görülmeye başlanmış olup, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından sunulan 21/10/2022 tarihli dilekçe ile taleplerinin 645.000,00-TL'ye ıslah edilmesi ve 10.246,50-TL ıslah harcının ikmal edilmesi üzerine mahkememizin 29/11/2025 tarihli celsesinde, harçlandırılan dava değeri dikkate alınarak dosyanın heyete alınmasına karar verilmesi üzerine yargılamaya mahkememiz heyetince devam olunmuş, birleşen dava dosyası ilk olarak 24.465,35-TL peşin harç ikmal edilmek suretiyle 1.432.606,98-TL esas değer üzerinden ikame edilmiş ve ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sırasına tevzi olmuş, mahkemenin 23/05/2023 tarihli, ... esas ve ... karar sayılı kararıyla aralarında bulunan fiili ve hukuki irtibat nedeniyle mahkemeleri dosyasının, mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş ve dosya, mahkememiz dosyasının arasına alınarak her iki dosyanın yargılamasına mahkememizce devam olunmuştur. Mahkememizce taraflar arasında akdedilen 31.12.2010 tarihli acentelik sözleşmesi, cari hesap sözleşmesi ve bağlı sözleşmeler, ... 38. Noterliğinin ...tarihli ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi, ... 38. Noterliğinin .... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, sözleşme dönemini kapsayan hak edişler, devir masraf tutanakları, gerçek giderlerin karşılaştırmasına ilişkin listeler, ticari defter ve kayıtları, arabuluculuk son tutanağı vs. dosyamız arasına alınmış, ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... talimat sayılı dosyası aracılığıyla, mali müşavir bilirkişiden davacı şirketin ticari defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle rapor ve ek rapor, mali müşavir, 2 mali müşavir ve hukukçu öğretim üyesinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor, mali müşavir, taşımacılık uzmanı öğretim üyesi ve borçlar hukuku öğretim üyesi bilirkişiden rapor ve ek rapor, iktisat-ekonomteri öğretim üyesi, özel hukuk uzmanı ve işletme öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor ve ek rapor, mali müşavir, iktisat-ekonometri öğretim üyesi ve borçlar hukuku öğretim üyesinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor temin edilmiştir. ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... talimat sayılı dosyası aracılığıyla, mali müşavir bilirkişi...'dan davacı şirket ticari defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle temin edilen 10/06/2019 tarihli rapor ile; davacının muhasebe usul ve ilkelerine uygun kayıt altına alınan ve kapanış tasdiki bulunan ticari defter kayıtlarına göre 2011-2017 yılları arasında toplam 3.133.147,74-TL'lik işçi ve genel yönetime ilişkin gider yapmış olduğu, bu giderlere ilişkin olarak davalı firma tarafından devri teslim tutanağı karşılığı ne kadar ödeme yapıldığının ticari defter incelemesi ile tespit edilemediği, tarafların buna ilişkin belgeleri sunmaları halinde yeninden inceleme yapılabileceği, davacının diğer iddialarına ilişkin dava dosyasına somut veriler sunması gerektiği, bu somut verilerin sunulmasından sonra iddialar kapsamında inceleme yapılabileceği, bununla birlikte ticari defter kayıtlarının incelenmesinde 31.12.2017 tarihi itibariyle davacının davalıdan 34.688,24-TL alacaklı olduğu, dönemler içerisinde taraflar arasındaki ticari alışverişi gösterir muavin defter dökümlerinin raporun incelemekısmında detaylı olarak yapıldığı, davacının 2011—2017 yılları arasında yapmış olduğu satışlar ve giderlerin dökümü inceleme kısmında yapılarak, firmanın bu dönemler içerisindeki kâr/zarar durumunun çıkarıldığı, buna göre davacının 2011 yılında 60.310,38-TL, 2012 yılında 125.068,31-TL, 2013 yılında 143.313,80-TL, 2014 yılında 198.106,64-TL, 2015 yılında 191.591,55-TL, 2016 yılında 193.321,89-TL ve 2017 yılında 159.890,04-TL zarar ettiği tespit edilmiş, aynı mahkemenin 2019/296 talimat sayılı dosyası aracılığıyla aynı bilirkişiden temin edilen 30/10/2020 tarihli ek rapor ile; davacı firmanın ticari defter kayıtları ile bu kayıtlara dayanak yapılan belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacı firma tarafından toplam 2.134.917,98-TL'lik sözleşmede belirtilen giderlerin yapıldığı, davalı firma tarafından iş bu giderler nedeniyle davacı firmaya 1.295.950,00-TL'lik ödeme yapıldığı ve eksik yapılan ödeme tutarının 838.967,98-TL olduğu, bu giderlerin dışında, Ocak 2011 ila Ocak 2018 tarihleri arasında davacı firma tarafından nakliye gideri olan 1.156.594,00-TL, muhasebe ücreti olarak 17.190,00-TL, Bağ-Kur ödemesi olarak 35.797,00-TL, KDV olarak 32.768,00-TL ve gelir vergisi olarak 1.289,00-TL olmak üzere toplam 1.243.639,00-TL daha gider yapmış olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında iş bu giderlerden kimin sorumlu olduğunun mahkememiz takdirine olduğu, diğer hususlarda ise kök raporda belirtilen değerlendirmeler ile ilgili bir değişiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. Mali müşavir ..., iktisat-ekonometri öğretim üyesi ...ve borçlar hukuku öğretim üyesi ...'ndan oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 05/09/2025 tarihli rapor ile; davacının 2011 yılına ilişkin işletme hesabı defterinin açılış tasdikinin 2012, 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış tasdikinin 2012, 2013, 2014, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin yevmiye defterlerinin kapanış tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı, 2015 yılına ilişkin yevmiye defterinin kapanış tasdikinin bulunmadığı, defterlerin sahibi lehine delil niteliğinin taşıyıp taşımadığı hususunda takdirin mahkememize ait olduğu, davalının 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış tasdikinin ve yevmiye defterlerinin kapanış tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin yevmiye ve kebir defterlerinin e-defter olarak elektronik ortamda tutulduğu, e-defter beratlarının Maliye İdaresine kanuni süresinde yüklendiği, envanter defterlerinin açılış tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı, davalının 23/03/2018 dava tarihi itibarıyla davacıdan 4.718,60-TL alacaklı göründüğü, davalının, davacıdan toplam 801.772,80-TL tutarında kesinti yaptığı, kesintiler sonrasında 1.654.105,15-TL tutarında hak ediş ödemesinde bulunduğu, dosyada mübrez ... tarafından kaleme alınan raporda “… sözleşmede belirtilen giderlerin yapıldığı, davalı firma tarafından işbu giderler nedeniyle davacı firmaya 1.295.950,00-TL’lik ödeme yapıldığı ve eksik yapılan ödeme tutarının 838.967,98-TL olduğu” yönünde tespitin yer aldığı, haksız yapıldığı iddia edilen kesintiler bakımından hangi rakamın esas alınacağının mahkemenin takdirinde olduğu, davacı tarafın hak edişlerinde Ocak 2011 ila Ocak 2018 arasındaki tüm dönemlerde söz konusu kesintilerin yapılmış olduğu, bu kesintilere rağmen davacı taraf ile davalı arasındaki sözleşmenin varlığını sürdürmeye devam ettiği, kesintilere uzun süre ses çıkarmayan davacının sözleşmenin feshiyle birlikte haksız yapıldığı iddiası ile kesintileri talep edip edemeyeceğinin münhasıran mahkemenin takdirinde olduğu, davacının diğer taleplerinin ispata muhtaç olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; taraflar arasında 31/12/2010 tarihinde imzalanan Acentelik Sözleşmesi, Acentelik Sözleşmesi Ek Protokolü, Cari Hesap Sözleşmesi niteliğindeki Ek Protokol, Alt Kira Sözleşmeleri ve Zeyilnameler ile davalı şirketin ... Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Holding İrtibat Bürosu (Şubesi) Davacıya acente olarak devredilerek davacının işletmesine bırakıldığı, davacı tarafından ... 38. Noterliği'nin... tarih ve 1452 yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı şirketten bir takım taleplerde bulunulduğu, davalı şirket tarafından bu ihtarnameye karşı ... 41. Noterliği'nin ...ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile itiraz edildiği, davacı tarafça, ... 38. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiği ve sonrasında dava dilekçesinde belirtilen alacak kalemlerini davalıdan tahsili talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık bakımından önem teşkil eden Sözleşmenin Eki niteliğindeki Cari Hesap Sözleşmesinin 4. Maddesi aşağıdaki gibidir: “İşbu sözleşmenin temel mantığı, Acentenin ciro artışına dayalı olarak kazanç elde etmesidir. Bu amaçla Acenteye bağımsız tacir sıfatıyla devredilecek ... Şubesinin, devir tarihi itibariyle mevcut aylık gideri tespit edilecek ve bu gider; devir sonrasında da ... tarafından Acenteye düzenli olarak ödenecektir. Böylece Acentenin devir nedeniyle zarara uğraması önlenmiş olacaktır.” “Aynı şubenin devri cirosunda, devir tarihinden sonra yaşanacak artıştan acenteye pay verilmesi suretiyle de “acentenin performansına dayalı olarak kar elde etmesine imkân sağlanacaktır. Dolayısıyla acente, devir cirosunda artış sağlayamazsa gelir elde edemeyecek, ancak masraflar ... tarafından sağlandığı için acente dahi zarar etmeyecektir. Bu temel mantık çerçevesinde acenteye yapılacak ödemeler şu esaslara göre belirlenecektir. Devre konu ... şubesinin devir tarihi itibariyle giderleri ana başlıklar itibariyle aşağıdaki kalemlerden oluşmaktadır. 1) Personel özlük hakları, iaşe ve SGK giderleri, 2) Kira, aidat ve stopaj giderleri, 3) Basılı evrak, kırtasiye, poşet, 4) Yakıt gideri, 5) Elektrik, su, telefon ve ısınma giderleri, 6) Acentelik sözleşmesinde belirtilen sigorta primleri, 7) Araçların demirbaşların, bakım ve onarım giderleri." Yine bu sözleşmede; acentenin, acentelik faaliyetine ilişkin mevcut aylık masrafların davalı ... tarafından belirlenecek olduğu, davalı ... tarafından belirlenen masrafların davalıya ödenecek olduğu, bu masrafların davalı ... tarafından her altı ayda bir gözden geçirilerek güncelleneceği, davalı şirket tarafından üstlenilen bu giderlerin aylık olarak düzenlenen Devir Masraf Tutanağı adı altındaki belgeler karşılığında ödenecek olduğu belirtilmiştir. Söz konusu sözleşme hükümleri incelendiğinde sözleşmenin temelde bir acentelik sözleşmesi olmadığı, kendine özgü yapısı olan bir sözleşme niteliğinde olduğu görülmektedir. Zira taraflar arasındaki sözleşmeye göre sözleşmenin ifası aşamasındaki birçok masrafın davalı MNG tarafından karşılanması kararlaştırılmış, ancak ödenecek masraflar bakımından sabit bir tutar belirlenmiş, sözleşmenin ifası sonucu elde edilecek kârın ise sözleşmedeki esaslara göre paylaştırılması kararlaştırılmıştır. Davacı taraf, asıl davada davalı tarafından ödenmesi gereken masrafların davacı tarafından ödenmediğini, aynı zamanda davacının hak edişlerinden haksız kesintiler yaptığını, iddia ederek asıl davada 50.000,00-TL'nin ödenmesini, birleşen davada ise asıl davada belirttiği aynı gerekçelerle 1.432.606,98-TL'nin tahsilini talep etmektedir. Dosya kapsamında temin edilen 05/09/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile, davalının ibraz ettiği Ocak 2011 ila Ocak 2018 dönemlerini kapsayan toplam 85 adet hak ediş dosyası kapsamında davalının, davacıdan toplam 801.772,80-TL tutarında hak ediş kesintisi yaptığı, kesintiler sonrasında 1.654.105,15-TL tutarında hak ediş ödemesinde bulunduğu, davacının yapmış olduğu ve davalı tarafından karşılanması gereken masrafların da hak edişin içinde masraf olarak yer aldığı, davacı defterlerine göre kendisine eksik ödenen hak ediş tutarının 838.967,98-TL olduğu, hak edişler incelendiğinde davalının kesinti gerekçesinin peşin ödeme kesintisi ve vadeli ödemesi kesintisi olarak nitelendirilmiş olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen "Acentelik Sözleşmesi" Ek Protokolü Cari Hesap Sözleşmesi 4. maddesine göre, aylık acente masraflarının belirlenmesine karar verecek tarafın davalı taraf olduğu anlaşılmaktadır. Cari Hesap Sözleşmesi 4/4. maddesine göre, acentenin fikri de alındıktan sonra, söz konusu değişimlere bağlı artış veya eksilişlerin, masraf veya eksilişlerin, masraf tutarına eklenmesi veya çıkarılması konusundaki nihai arar merciinin "..." olacağı kararlaştırılmıştır. Taraflar tacir olup, yaptıkları sözleşmenin sonuçlarına katlanmak durumunda bulunmaktadırlar. Söz konusu hüküm dikkate alındığında, davalı şirkete, sözleşme kapsamında masraf ödeme veya güncelleme yapma kapsamında herhangi bir yükümlülük yüklenmediği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre talep edilecek masraflar toplamı bakımından üst sınırın davalı tarafından belirleneceği açıkça kararlaştırılmış olduğundan bunu aşan masrafların davacı tarafından karşılanması gerektiği, davalından talep edilmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Yine taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi 2011 yılı Ocak ayı ila 2018 yılı Ocak ayı arasında yaklaşık 7 yıl boyunca devam etmiş olup, davalı tarafça, davacı tarafın hak edişlerinden 7 yıl boyunca söz konusu hak ediş kesintisi yapılmış olup, davacı taraf bu duruma itiraz etmeden, herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeden söz konusu sözleşmesel ilişkiyi devam ettirmiş olup, sözleşmeyi feshettikten sonra kesintilerin haksız olduğunu ileri süremeyecektir. Bu itibarla, davacı tarafın, akde aykırı olarak ödenmemiş olan sözleşme dönemi içindeki gerçek faaliyet giderleri ile ödenen kısmi faaliyet giderleri arasındaki farkın tahsili, hak ediş alacağından yapılan kesintilerin iadesi, müşteriden tahsil edilemeyen fatura bedelleri ve bunlara ilişkin gecikme bedellerinden yapılan kesintilerin iadesi talebinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Yine davacı tarafça, münhasıran davalının operasyonel hatalarından kaynaklanan müşteri portföy kayıpları nedeniyle uğranılan zararın tazmini, kapıda ödemeli mal bedelli kargo bedellerinin tahsilatına ve davalıya aktarılmasına ilişkin hizmetlerin ücretlendirilmemiş olması nedeniyle, bu nitelikteki hizmet bedellerinin tahsili, tüm kalemlerdeki sözleşmeye aykırı hak ediş blokeleri nedeniyle, acente alacağının hiç ödenmemesi veya geç ödenmesi nedeniyle uğranılan finansman zararları, davacıdan yapılan her türlü hakediş kesintisi nedeniyle V.U.K.'na aykırı olarak hiçbir fatura düzenlenmemiş olması neticesinde davacı kayıtlarına geçirilemeyen giderler nedeniyle ödenen fazla vergilerin iadesi talebinde bulunulmuşsa da, bu alacak kalemlerine ilişkin dosya kapsamına somut bir delil sunulmadığı, temi edilen bilirkişi raporları doğrultusunda bu taleplerin ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı tarafın bu taleplerinin de reddine karar verilmiştir. Davacı tarafça, asıl davada ve birleşen davada aynı alacak kalemlerine ilişkin olarak farklı miktarlar belirtilmek suretiyle talepte bulunulması nedeniyle birleşen dosya kapsamında derdestlik durumunun söz konusu olmadığı değerlendirilmiş, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada alınması gerekli 615,40-TL ve birleşen davada alınması gerekli 615,40-TL olmak üzere toplam 1.230,80-TL harcın, asıl ve birleşen davada davacı tarafça yatırılan 853,88-TL peşin harç, 10.246,50-TL ıslah harcı ve 24.465,35-TL peşin harç olmak üzere toplam 35.565,73-TL harçtan mahsubu ile fazladan yatan 34.334,93-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde asıl ve birleşen davada davacı tarafa iadesine, 3-Arabuluculuk görüşmelerinde arabulucu olarak atanan ... (...)'e 3.120,00-TL ödemenin suçüstü ödeneğinden karşılandığı anlaşıldığından 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-13'e göre asıl ve birleşen davada davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Asıl davada davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince asıl dava değeri belirlenen 102.750,00-TL vekâlet ücretinin, asıl davada davacı taraftan alınarak asıl davada davalı tarafa verilmesine, 5-Birleşen davada davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince birleşen dava değeri belirlenen 218.564,98-TL vekâlet ücretinin birleşen davada davacı taraftan alınarak birleşen davada davalı tarafa verilmesine, 6-Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince asıl ve birleşen davada davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avanslarının, kararın kesinleşmesi sonrası yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/11/2025
Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır