İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/18 E. 2018/1328 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/18
- Karar No
- 2018/1328
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/18
KARAR NO : 2018/1328
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 04/01/2018
KARAR TARİHİ : 21/11/2018
Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle ;
28/06/2014 tarihinde müvekkilinin babasının sevk ve idaresindeki motorsiklet ile seyir halinde iken davalı şirketn nezdinde ZMMS poliçesi bulunan ... idaresindeki ... plakalı araç çarpışmış ve müvekkilinin bu kazada yaralandığını, kazanın ardından müvekkilinin tedavisi Torbalı Devlet Hastanesinde ve Ege Üniversitesi Hastanesinde yapıldığını, kaza sebebi ile müvekkilinde Frontoparyetal kemikte lineer faraktür, epidural hematom, akciğerlerde kontüzyon oluştuğunu, müvekkilinin bu kaza sonucunda beyin kanaması geçirdiğini ve konuşamadığını, davanın safahatında rapor alındığında davacının geçici iş göremezlik süresi ve maluliyet oranı açığa kavuşacağını, işbu davaya konu kazada sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç asli ve tek kusurlu olduğunu, bu sebeple poliçe sahibi sigorta şirketinden tazminat talep haklarının doğduğunu, poliçe sorumlusu davalı şirkete 18/07/2017 başvuru yapmalarına rağmen çeşitli nedenlerle dava tarihine kadar taraflarına ödeme yapılmadığını ileri sürerek müvekkilinin belirtilen kazadan kaynaklı geçici ve kalıcı maluliyetinin tespiti ile HMK 107 maddesi gereği fazlaya ilişkin tüm dava ve tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL maluliyet tazminatı olmak üzere tazminat bedellerinin davalıdan başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınmasına, dava masrafları ve vekalet ücretlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddinin gerektiğini, 6704 Sayılı Yasa kapsamında trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin zararlarının tazmini için öncelikle sigorta şirketine başvurmaları mecburiyeti getirildiğini, başvuru şartının yerine getirilmiş kabul edilebilmesi için gerekli belgelerin tamamının sigorta şirketine ibraz edilmesi ve kanunda öngörülen süre dolmasına rağmen ödeme yapılmamış olması gerektiğini, bu noktada kanun hükmü doğrudan doğruya poliçe genel şartlarına atıfta bulunduğundan genel şartlardaki düzenlemenin dikkate alınması gerektiğini, poliçe genel şartlarında da ifade edildiği üzere, gerçekleşmiş olan rizikonun kapsamının ve hak sahibinin uğramış olduğu zararın tespit edilebilmesi için gerekli tüm belgelerin sigorta şirketine ibraz edilmesi zorunlu olduğunu, ayrıca yine ifade edildiği üzere gerekli yeni bir belgenin talep edilmesi halinde sigortacının ödeme süresi yeni belgenin ibraz edildiği tarihte yeniden başladığının yazılı olduğunu, davacı tarafın başvuru şartını yerine getirmemiş olduğundan davanın reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak; müvekkili şirketin sorumluluğunu sigortalının kusuru oranında olmak üzere poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigortalının kusurlu olması halinde sorumluluğunun söz konusu olmayacağını, davacının trafik kazası sebebi ile meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesi için davacının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesine veya üniversitesi hastanelerinin adli tıp anabilim dalı bölümlerine sevkine karar verilmesini talep ettiğini, maluliyetin tespit edilmesi halinde kaza ile netice arasındaki illiyet bağı bulunup bulunmadığı ve maluliyetin sürekli olup olmadığı konuları belirlenmesinin gerektiğini, davacı yana SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı veya gelir bağlanıp bağlanmadığı konusunda ilgili SGK İl Müdürlüğüne yazı yazılmasının gerektiğini, davacının kaza sırasında yolcu olarak bulunduğu motosiklette anne baba ve 2 çocuk olmak üzere 4 kişi binildiğini, davacının motosiklette 4 kişi yolculuk yapmış olması sonucu istiap haddi aşımı söz konusu olduğundan davacının müterafik kusurlu olduğunu, kalıcı maluliyetin söz konusu olması halinde yapılacak tazminat hesabının aktüer sıfatına sahip bir bilirkişi kanalı ile yaptırılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında olmadığının davanın bu yöndeki taleplerinin reddinin gerektiğini savunarak, sonuç olarak; müvekkili şirket aleyhine açılmış bulunan davanın davacı yanın dava şartı olan müvekkili şirkete başvuru şartını yerine getirmediğinden usulden reddine aksi takdirde davanın esastan reddine, esasa ilişkin cevap hakkı saklı kalmak kaydıyla davacı delillerinin taraflarına tebliğine, tüm delillerin toplanması ve adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi tarafından kusur tespitinin yapılmasından sonra müvekkili şirkete sigortalı aracın kusurlu bulunması durumunda maluliyet oranının tespiti için davacının tam teşekküllü bir devlet hastanesinden son durum raporu alınarak adli tıp kurumu 3. İhtisas dairesine sevkine yine aktüer sıfatına sahip bir bilirkişi kanalı ile sakatlıktan kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplanmasına, kusur incelemesinde davacı yanın kusurunun da dikkate alınmasına, davaya konu kazanın ceza dosyasının celbine, davacıya SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı veya gelir bağlanıp bağlanmadığının tespiti için ilgili SGK'ya yazı yazılmasına, müvekkili şirkete sigortalı aracın kusurlu bulunması halinde sorumluluğunun açıklandığı çerçevede ve sadece davacının maddi zararları ile sınırlı olacağına, davacının başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faiz talebinin reddi ile kabul anlamına gelmemek üzere dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine, müvekkili şirket dava açılmasına sebebiyet vermediği için yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlığın tespiti; 28/06/2014 tarihinde meydana gelen kazada dava dışı sigortalı sürücünün kusur oranının ne kadar olduğu ve bu kaza sonucunda davacının kalıcı ve geçici iş gücü kaybı zararının olup olmadığı, var ise miktarının ne kadar olduğu noktalarında toplanmaktadır.
Davacı vekilinin 31/05/2018 tarihli dilekçesi ile davacının kendisini azlettiğini beyan ettiği, vekaletnamenin incelenmesinde; vekaletin 28/06/2017 tarihli olduğu, azilnamenin ise 18/07/2017 tarihli olduğu, davanın ise 04/01/2018 tarihinde açıldığı, dolayısıyla dava açıldığı sırada davacı vekilinin usulüne uygun vekaletinin olmadığı anlaşılmıştır.
HMK'nın 114/1-f vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. Dava şartı olarak düzenlenmiştir.
Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Dava şartı noksanlığı tespit ederse davanın usulden reddine karar verilir.
Somut olayda; davanın açıldığı sırada davacının usulüne uygun vekaletinin olmadığı ve daha sonra da tamamlayamadığı anlaşılmakla açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Açılan davanın HMK 114/1-f ve 115. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-Alınması gerekli 35,90 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan 100,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Kararın kesinleşmesinden sonra kalan avansın davacı tarafa ödenmesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf- temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.21/11/2018
Katip...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı