İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/1472 E. 2019/1598 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/1472
Karar No
2019/1598
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/737 Esas KARAR NO : 2024/597 DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/03/2021 KARAR TARİHİ : 25/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 16/03/2016 tarihinde acentelik sözleşmesi tanzim ve imza edildiğini, müvekkilinin acente sözleşmesinin kurulduğu 16/03/2016 tarihinden sözleşmenin davalı şirketçe tek taraflı olarak feshedildiği 10/06/2020 tarihine kadar 4 yılı aşkın bir süre boyunca çalıştığını ve şirketi başarıyla temsil ettiğini, şirketin önemli kazançlar sağlamasına aracılık ettiğini, bu süre zarfında şirkete ekonomik değeri olan müşteri çevresi kazandırdığını, sözleşme dönemi içerisinde şirket ile birlikte yararlandıkları bu değer sözleşmenin sona ermesiyle davalı şirkette kaldığını, müvekkili acentenin bu çevreyle devam eden ticari ilişkilerden kaynaklanan ücret hakkı sona erdiğini, müvekkili olan acentenin aleyhine olan bu menfaat dengesizliğinin giderilmesi amacıyla denkleştirme tazminatının ödenmesi hakkaniyetin gereği olduğunu, acentenin üstlendiği iş, sigorta acentelik hizmetleri olduğunu, yapılan işin niteliğinden ötürü müvekkilinin işyeri açtığını, işlerinde kullanmak amacıyla yatırımlar yaptığını, aynı şekilde hizmetin sunulması için gerekli yardımcı eleman çalıştırdığını, müvekkilinin tamamen aradaki sözleşmeye güvenerek ileriye dönük yatırım yapmak niyetiyle çeşitli masraflar yaparak hizmet sunduğunu, davalı şirketin, .... Noterliği'nin 10/03/2020 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle, davacıya, acentelik sözleşmesinin hiçbir sebep göstermeksizin, üç ay sonra (10.06.2020) tarihinde etkisini doğuracak şekilde tek taraflı olarak feshedildiği hususunu bildirdiğini, .... Noterliği'nin 18/06/2020 tarih ve ... yevmiye sayılı azilname ile .... Noterliği'nden 07.03.2016 tarih ve ... yevmiye numarası ile tasdikli hususi vekaletnamedeki yetkilerin feshedildiğini, söz konusu uyuşmazlık nedeniyle 08.12.2020 tarihinde ticari arabulucuya başvuru yapıldığını ancak yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılamadığını, tüm bu sebeplerle; müvekkilinin, 4 yılı aşkın bir süredir aracılık hizmeti verdiği davalı şirketçe, sözleşmenin feshi nedeniyle doğan zararın ve sözleşmenin sona ermesiyle müvekkili acentenin ücret talep hakkının sona ermesi üzerine ticari değer niteliğindeki müşteri çevresinden davalı şirketin tek başına yararlanacak olması nedeniyle oluşan menfaat dengesizliğinin giderilmesi için hakkaniyet icabı ödenmesi lazım gelen miktar açısından her ne kadar tam olarak belirleme imkanına sahip olamadıkları için şimdilik 5.000,00-TL'nin, tarafların tacir olmaları nedeniyle dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında tanzim edilen Acentelik Sözleşmesinin İhtilafların Halli başlıklı 26. maddesi “İş bu sözleşmenin uygulanmasından dolayı, Acente ile ... Genel Sigorta arasında ortaya çıkabilecek ihtilafların çözümünde İstanbul Mahkemeleri ile İcra Müdürlükleri yetkilidir...” hükmünü içerdiğini, ayrıca müvekkili sigorta şirketinin merkez adreside “Büyükdere Cad. N:74 Şişli İstanbul” olduğunu, davanın, davalının ikametgah adresinin bağlı olduğu mahkemede açılmasını düzenleyen yetki maddesi gereği de huzurdaki davada İstanbul İcra Müdürlükleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu nedenle dava konusu dosyada yetkisizlik karar verilerek dosyanın yetkili İstanbul Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. TTK 122. madde uyarınca, denkleştirme tazminat ödenebilmesi için aranan koşullar oluşmadığından davanın reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketi sözleşmenin feshinden sonra acentenin bulduğu müşteriler sayesinde önemli menfaatler elde etmediğini, hatta sözleşme ilişkisini 3 (üç) ay sonra etkili olacak şekilde fesih ederek acentenin bu süre içerisinde portföyünü aktarmasına, yeni poliçelerini başka sigorta şirketlerinden tanzim etmesine olanak tanındığını, davacının acente münhasır bir acente de olmadığını, acentenin yıllardır başka sigorta şirketlerinin de poliçelerini düzenlediğini, münhasır bir acente olmayan davacı acentenin portföyündeki müşterilerinin poliçesini diğer sigorta şirketlerinden yenilemesi mümkün olduğunu, herhangi bir kar kaybının olması da mümkün olmadığını, davacı acentenin müşterilerine ilişkin poliçeler fesihten sonra müvekkili sigorta şirketi tarafından otomatik yenilenmediğini, tüm bu sebeplerle; davacının haksız ve hukuka aykırı olarak ikame ettiği huzurdaki davasının hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı için usulden reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması ve esasa girmesi halinde ise esastan reddine yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. ISLAH: Davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesinde özetle; Davayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00-TL üzerinden açtıklarını, dava dosyası kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda denkleştirme (portföy) tazminatı miktarının 381.794,39-TL olarak hesaplandığını, bu sebeple, dava dilekçesinde belirtilen fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak kaydıyla talep ettikleri 5.000,00-TL Denkleştirme (portföy) Tazminatını 376.794,39-TL ıslah ederek dava değerini 381.794,39-TL'ye yükselttiklerini, tüm bu sebeplerle; öncelikle ıslah talebinin kabulüne, dava dilekçesinde talep ettikleri 5.000,00-TL'nin itiraz ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; 376.794,39-TL ıslah edilerek dava değerinin 381.794,39- TL üzerinden kabul edilmesine, 381.794,39-TL'nin tarafların tacir olmaları nedeniyle dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Taraflar arasında akdedilen Acentelik Sözleşmesi, ... İl Emniyet Müdürlüğü'nden gelen ... plakalı aracın tescil bilgilerini gösterir müzekkere cevabı, .... Noterliği'nden gelen 10/03/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile yine .... Noterliği'nden gelen 18/06/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı azilnamenin onaylı örnekleri, ... Sigorta Anonim Şirketi'nden gelen poliçe üretim raporlarını gösterir müzekkere cevabı, bilirkişi kök ve raporu ile tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, taraflar arasında imzalanan 16/03/2016 tarihli Acentelik Sözleşmesi'nin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasıyla denkleştirme (portföy) tazminatı alacağının davalıdan talep edilip edilemeyeceğinden ibaret Tazminat davasıdır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 16/03/2016 tarihinde acentelik sözleşmesi düzenlendiğini, bunun sonucunda müvekkil şirketin işyeri açtığını, burada çalıştırılmak üzere eleman görevlendirildiğini, ileriye dönük birçok yatırım yaptığını, belirli bir müşteri çevresi oluşturduğunu, davalı tarafından daha sonra hiçbir sebep göstermeksizin 3 ay sonra etkisini doğuracak şekilde .... Noterliğinin 10/03/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğinin ihtar edildiğini, yapılan feshin haksız olduğunu, müvekkilinin portföy tazminatına hak kazandığını, sözleşme ilişkisi sona erse dahi müvekkilinin davalıya kazandırdığı müşteri çevresi nedeniyle alacaklarının bulunduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK 122. Maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı ödenebilmesi için aranan koşulların oluşmadığını, sözleşmenin 3 ay sonraya etkili olacak şekilde feshedildiğini, bu süre içinde davacının portföyünü aktarmasına olanak tanındığını, davacı tarafın münhasır bir acente olmadığını, başka sigorta şirketlerinin de poliçelerini düzenlediğini, bu sebeple davacının herhangi bir kar kaybına uğramadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 11/01/2021 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır. Genel olarak portföy tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişki devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Somut olaydan sonra yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde açıkça "denkleştirme istemi" olarak tanımlanan, doktrinde de "müşteri tazminatı", "portföy tazminatı", "portföy akçesi" olarak da ifade edilen bu tür tazminat, mülga 6762 sayılı TTK'nın sigorta hükümlerinde açıkça düzenlenmemiştir. Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir: 1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, 2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi, 3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması, 4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması (Özge Ayan, Acentenin Denkleştirme Talep Hakkı, Seçkin Yayınları, Ankara 2008, s. 146 vd; Arslan Kaya, Ticaret Kanunu Şerhi- Birinci Kitap Ticari İşletme- Yedinci Kısım-Acentelik, 2. Basım, İstanbul 2016, s.247 vd). Bu açıklamaya göre, öncelikle bu dört koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmelidir. Bundan sonra, koşulları varsa, alacağın hesaplanmasına geçilmelidir. Denkleştirme alacağının hesaplanma şekli konusunda mevzuatta bir formül verilmemiştir. Bu durumda karşılaştırmalı hukuktan ve 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesindeki düzenlemeden ve Yargıtay uygulamasından hareketle bir hesaplama yöntemi uygulanmalıdır. Denkleştirme talebinin temelinde, acentenin (olayımızda bayinin) kendi çabasıyla oluşturduğu yeni müşteri çevresinin, sözleşme ilişkisi sona erdiğinde müvekkile devredilmiş olması ve bu yeni müşteri çevresinin ekonomik bir değerinin olması yatmaktadır. Bu nedenle, öncelikle oluşturulan yeni müşteri çevresinin tespiti yapılmalıdır. Acentenin göreve başladığı tarihte mevcut olan müşteri çevresi hariç, yeni oluşturulan müşteri çevresi belirlenmelidir. Bundan sonra hesaplama üç aşamada yapılır: Birinci aşamada, acentenin kendi çabasıyla kazandırdığı yeni müşteri çevresinden müvekkilin elde ettiği/ elde etmesi muhtemel menfaatler/gelirler hesaplanır. Daha sonra, acentenin yeni müşteri çevresiyle işlem yapamayacak olması nedeniyle uğradığı gelir kaybı hesaplanır. Bu kayıp, acentelik sözleşmesi devam etseydi, acentenin temel edimleri karşılığında elde edeceği ücret (provizyon) gelirleridir. Burada temel bir kural vardır: Müvekkilin menfaati, acentenin ücret kaybı kadardır. Bu nedenle, müvekkilin elde edeceği menfaatin, acentenin gelir kaybı kadar olduğu ilkesinden hareketle, öncelikle acentenin gelir kaybının hesaplanması uygun olacaktır. Bu hesaplama yapılırken, acentenin temel ediminin karşılığı olan ücretler esas alınmalı ve maliyetler düşüldükten sonraki net gelir esas alınmalıdır. Acenteye arızi olarak ödenen ücretler bu hesaplamada dikkate alınmamalıdır. Acentenin bir yıllık gelir kaybı bulunmalıdır. Gerek müvekkilin elde edeceği menfaat miktarının gerekse acentenin yoksun kaldığı toplam gelir miktarının hesaplanabilmesi için, yeni müşteri çevresinin müvekkille ne kadar süreyle ticari ilişkide bulunacağının, somut olayın özelliklerine göre tahmin edilmesi gerekir. Daha sonra, işin niteliğine ve acentelik ilişkisinin devam ettiği süredeki veriler dikkate alınarak, yıllık müşteri kayıp oranı belirlenir. Yeni müşterilerle müvekkilin tahmini ilişki süresi esas alınarak her yıl için belirlenen miktarlardan, müşteri kayıp oranında indirim yapılır. Her yıl için bulunan zararlar toplanır. Bulunan bu ham alacak üzerinden, acentenin denkleştirme alacağını peşin olarak alacağı düşünülerek, faiz indirimi yapılır ve birinci aşamadaki ham alacak bulunur. İkinci aşamada hakkaniyet denetimi yapılır. Bu aşamada üst sınır dikkate alınmaz. Somut olayın özelliklerine göre, hakkaniyet ilkesi gereğince alacak tutarında indirim veya artırım yapılabilir. Örneğin, müvekkilin markasının tanınmışlığı yeni müşteri çevresinin oluşumunda etkili olmuşsa, alacak miktarından uygun bir oranda indirim yapılmalıdır. Acente olağanüstü çaba göstermiş, önemli reklam ve tanıtım çalışmaları yapmışsa alacak miktarı hakkaniyet gereği artırılabilir. Hakkaniyet ölçüsü de uygulanarak, acentenin denkleştirme alacağı hesaplanmış olur. Üçüncü aşamada, hesaplanan denkleştirme alacağının, yasal üst sınırı aşıp aşmadığı denetlenir. Eğer üst sınırın altındaysa hesaplanan alacağa aynen hükmedilir; üst sınırı aşıyorsa, alacak tutarı üst sınıra indirilerek hüküm altına alınır. Denkleştirme talebinin üst sınırı, 6102 sayılı TTK’nın 122/2. maddesinde şöyle tanımlanmıştır: “Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır”. Üst sınırın hesaplanmasında, ilk basamaktaki hesaplamadan farklı olarak, acentenin her türlü geliri hesaplamaya dahil edilmeli ve bürüt gelir esas alınmalıdır. Üst sınır acentenin alacak talebini sınırlayan bir düzenleme olduğundan, hesaplamanın bu şekilde yapılması hakkaniyete uygun olacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, hesaplama aşamalarla yapılmalı ve üst sınır denetimi en son yapılmalıdır. (emsal nitelikte İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2018/1472 E. 2019/1598 K. Sayılı ilamı) Fesih ve dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK.'nın "Acentelik Sözleşmesinin Sona Ermesi-Sebepleri kenar başlığı altında yer alan 121/1. maddesinde; "Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir." hükmü, 122. Maddesinde ise; "(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. (2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. (4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir." hükmü yer almaktadır. Mali müşavir bilirkişi ... ve Sigorta Uzmanı bilirkişi ... ... tarafından hazırlanan 07/11/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; "Dava konusunun, taraflar arasında akdedilen Acentelik Sözleşmesinin davalı sigorta şirketi tarafından haksız olarak feshedildiği iddiası ile şimdilik 5.000,00-TL portföy tazminatı alacağının davalı yandan tahsili talebinden ibaret olduğu, davacı yan 12.06.2023 günü saat 14:00'da mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye gelmemiş olup ticari defter ve belge ibraz etmedi; davalının 2016-2017-2018-2019-2020 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalının incelenen ticari defterlerine göre; davalı yan davacı ile hesap hareketlerini 320. Satıcılar hesap kodunda takip ettiği, davalı yanın cari ekstre bitim tarihi (31.12.2020) itibariyle davacı yana 13.091,33-TL cari hesap bakiye borçlu durumda olduğu, dava konusu somut olayda uyuşmazlığın, taraflar arasında akdedilen Acentelik Sözleşmesinin davalı sigorta şirketi tarafından haksız olarak feshedildiği iddiası ile şimdilik 5.000,00-TL portföy tazminatı alacağının davalı yandan tahsili talebi noktasında toplandığı, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin davalı tarafından alınarak keşide edilen .... Noterliğinin 10.03.2020 tarih ve ... sayılı ihtarnamesi ile “Acentelik ilişkisi kurmak maksadıyla şirketimiz ile akdetmiş olduğunuz acentelik sözleşmesi sözleşmenin “sözleşmenin feshi” kenar başlıklı 24. Maddesi ve TTK “Acentelik sözleşmesinin sona ermesi” kenar başlıklı 121. maddesi uyarınca şirketimiz tarafından tek taraflı olarak ve iş bu ihtar tarihinden itibaren 3 ay sonra 10.06.2020 tarihinde etkisini doğuracak şekilde fesih edilmiştir.” gerekçesiyle sözleşmenin feshedildiği, davalı yan tarafından yapılan fesih yönünden hukuki değerlendirme ve Takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere Mahkemece davacı yanın davasında haklı görülmesi halinde/olasılığında, davacı yanın portföy tazminatı talebine ilişkin TTK nun 122/2 maddesi dikkate alındığında, tazminatın, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamayacağı, bu amaçla yapılan incelemede, davalı tarafından davacı şirkete acentelik ilişkisinin süre geldiği 5 yılda toplamda 1.908.971,99-TL net komisyon ödemesi yapıldığı, bu tutarın 5'e bölünmesi ile birlikte davacı yanın talep edebileceği portföy tazminatı tutarının 381.794,39-TL olabileceği kanaatine varılmıştır. Neticeten; Mali yönden yapılan incelemeler neticesinde, davalı yan cevap dilekçesinde, davacının zorunlu yapılan yenilenmeyen sigorta poliçeler ürettiğini, bu nedenle yenileme işlemi olmadığından portföy tazminatı talep edemeyeceğini ifade ettiği, davacıya yapılan komisyon ödemeleri incelendiğinde ise tamamına yakın olmak üzere poliçelerin trafik sigortası, kasko ve dask üzerinden yapıldığı görüldüğü, Mahkemece davacı yanın davasında haklı görülmesi halinde/olasılığında rapor içeriğinde yapılan tespitler ışığında, davacı şirkete acentelik ilişkisinin süre geldiği 5 yıl içerisindeki ödemeler dikkate alındığında hesaplanan portföy tazminatı tutarının ise 381.794,39-TL olduğu, TIK ve Sigortacılık Kanunu kapsamında davacının portföy tazminatı talep edebileceği ancak, tazminat talep edilebilmesi için sözleşmenin feshinden sonra davalı şirketin acente portföyünden önemli menfaatler elde ettiğinin ispatlanması gerektiği, davacının taleplerinden Portföy tazminatı talebinin yerinde olduğu kanaatine varılması halinde; davacının azami talep edebileceği portföy tazminatının 381.794,39-TL olacağı, davalı şirketin marka gücü, sermaye değeri, haasar ödemeleri kapsamında piyasa durumunun müşteri kazanımında etkili olacağı kanaatine varılması halinde ise, davacı şirketin portföy tazminat oranının %20 olarak kabulü edilebileceği, tazminat oranının %20 olarak kabulü halinde ise 79.358,87-TL olarak talep edebileceği" şeklinde sonuç ve kanaatine varılmıştır. Tarafların itirazları ve beyanları doğrultusunda dosyanın ek rapor düzenlenmek üzere tekrar bilirkişiye tevdi edildiği, Mali müşavir bilirkişi ... ve Sigorta Uzmanı bilirkişi ... ... tarafından hazırlanan 15/02/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda, kök raporda yapılan tespitlerin aynısına yer verildiği, herhangi bir değişikliğin mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi ile davacı ... ... arasında 16/03/2016 tarihli davalının işletme konusu ve etkinliği dahilinde bulunan yangın, nakliyat, mühendislik, her türden kaza, tarım ve sağlık sigortaları branşlarında sigorta sözleşmeleri düzenlemeye, imza etmeye ve bu sözleşmelerin primlerini tahsil etmeye yetkisine haiz acentelik sözleşmesi yapıldığı ve acentelik ilişkisinin kurulduğu, daha sonra davalının .... Noterliğinin 10/03/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı fesih ihbarnamesi ile sözleşmenin 3 ay sonra etkili olacak şekilde feshedilmiş olduğu, somut olayda sigorta şirketi tarafından yapılan feshin, haklı sebep gösterilmesi şart olmayan 3 ay önceden ihbar yoluyla olağan fesih olduğu, fesihte acentenin kusurunun olduğuna dair dosya kapsamında herhangi bir somut delilin bulunmadığı, 01/11/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre tarafların incelenen ticari defterleri kapsamında davacı tarafın, sözleşmenin feshinden sonra davalı şirketin acente portföyünden önemli menfaatler elde ettiği hususlarına ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı ve yine davacı acente tarafından davalıya sözleşme süresi içinde kazandırılan müşterilen sözleşmenin feshinden sonra davalı şirket ile çalışmaya devam edip etmediği hususunda herhangi bir belge-bilginin sunulmadığı anlaşılmakla; hukuki değerlendirme mahkememize ait olmakla birlikte hesaplama ve teknik veriler bakımından denetime elverişli olan bilirkişi raporu hükme esas alınmış ve denkleştirme tazminatı koşulları sağlanmadığından davacı tarafça açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 6.092,79-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran tarafa iadesine, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Taraflarca yatırılan artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ...Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar usulen okundu, anlatıldı. 25/09/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır *Bu evrak 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/1472, K. 2019/1598, T. 10.06.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-1472-e-2019-1598-k-d3a48affeb99