İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/139 E. 2020/58 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/139
- Karar No
- 2020/58
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/139 Esas KARAR NO : 2020/58
DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) DAVA TARİHİ : 07/03/2018 KARAR TARİHİ : 21/01/2020
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... takip Sayılı dosyasında davalı - alacaklının, davacılar aleyhinde icra takibi başlattığını, davacılar ... ve ...’in alacaklı gözüken davalı şirkete şahsen hiçbir borçlarının bulunmadığını, yoktur. Takip konusu edilen alacak Davalılardan ... şirketinin elektrik borcudur. Müvekkiller, ... ve ... hakkında sırf limited şirket ortağı olduğu için icra takibi başlatılması haksız ve kanuna aykırı olduğunu, ...'nin ... İlçesinde bulunan adresinden ...’de bulunan yeni adresine taşındığı için davalı şirkete müracaat ederek güncel elektrik borcunun çıkarılarak davalı şirkette bulunan güvence tutarı olan ... borca mahsup edilerek aboneliğin iptali isteminde bulunduğunu, ancak davalı şirkette yeni yapılanmadan bahisle güncel elektrik borcu uzun müddet çıkartılmadığını, daha sonra talep doğrultusunda davalı şirkette bulunan güvence tutarı ve ... tarihinde kalan bakiye ... TL ödeme borca mahsup edilmek suretiyle abonelik iptal edildiğini, ancak bu arada müvekkili şirket hakkında icra takibi başlatıldığını, güvence tutarı borçtan mahsup edildiğini ancak bu durum icra dosyasına yansıtılmadığını, elektrik borcunun tamamı ... tarihi itibariyle takip kesinleşmeden ödendiği halde bu güne kadar yapılan ödeme icra dosyasına yansıtılmadığını, borç aslının tamamen davalı şirkete ödenmesinden sonra müvekkillerin tüm mal varlığı üzerine yapılan ödemeler yapılmamış gibi ... tarihinde haciz tatbik edildiğini, borç aslının ödenmesinden sonra ... tarihli talep üzerine ... İcra Müdürlüğüne menkul haczi için talimat yazıldığını yine ... tarihli talep üzerine ... tarihinde müvekkil ... adına olan araç üzerine yakalama konulduğunu, müvekkil haksız icra takibi nedeni ile mağdur olduğunu, borcu tahsil ettiği halde aradan uzun süre geçtiği halde ödemeleri icra dosyasına bildirmeyen ve borçtan mahsup etmeyen alacağın tamamı üzerinden hiç ödeme yapılmamış gibi takibi devam ettiren kötü niyetli davalı şirket asgari %20 tazminatla sorumlu olması gerektiğini, belirterek Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... takip sayılı dosyasında ... TL'lık kısım için borçlu olunmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini, haksız ve sebepsiz talepte bulunan davalıdan istenen miktarın % 20 kadar tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini arz ve talep ederiz. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Antalya ... İcra Müdürlüğü .../... E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan takipte, davacılardan ... adlı şirketin enerji kullanımı karşılığında tahakkuk etmiş dönemsel fatura borcuna ilişkin olduğunu, takip dosyasında davacı şirket yetkililerinin de taraf olarak gösterilmesinin sebebinin, Türk Ticaret Kanunu'nun 573 ve devamı maddeleri gereği Limited Şirketlerde ortakların, taahhüt etmiş olduğu esas sermaye borcunun ödenmeyen kısmıyla alakalı 3. kişilere karşı devam eden sorumluluk prensibi gereği olduğunu, davacı şirketin davaya konu borcunun .../... dönemine tekabül eden aylık enerji tüketimine konu fatura bedeli olduğunu, söz konusu fatura tutarının, davacı şirket tarafından öngörülen vadesinde ödenmediğini, bunun üzerine müvekkili şirketin, söz konusu alacağı adına icra takibi başlattığını, icra takibinin başlatıldığı tarihin ... olduğunu, davacı şirketin dava dilekçesinde de belirtmiş olduğu müvekkil şirkete karşı yaptığı başvuru tarihi ise ... olduğunu, davacı şirket ve ortakları adına ... TL asıl alacak üzerinden takip başlatıldığını, daha sonra davacı şirket, ... tarihinde, ... TL tutarında bir borç ödemesi yaptığını, iş bu ödeme şirketin cari icra borcundan mahsup edildiğini, davacı şirketin başvurusu üzerine abonelik tesis edilirken alınan güvence bedelinin güncel tutarı olan ... TL de icra borcundan mahsup edildiğini, icra takibi kısmi ödemelerin mahsubu ile kalan bakiye üzerinden devam ettiğini, davacı şirket ve ortakları tarafından borç tamamıyla ödendiğini, güvence bedeli bir abonenin abonelik tahliyesi talebi üzerine artık aboneliğin sonlandırılması süreci başlatıldıktan sonra çıkarılacak borç-alacak hesabı sonucunda şirkete karşı bir borcunun bulunduğu tespiti karşısında, borcunun tahsil edilemeden aboneliğin tahliyesi riskini teminat altına alan yasal bir uygulama olduğunu, somut olayda abonelik tahliye talebinin henüz müvekkil şirkete bildirilmediği bir anda icra takibine sevk edilen muaccel bir alacaktan güvence bedelinin mahsup edilmemesinde herhangi bir hukuka aykırılık ve haksızlık bulunmadığını belirterek davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre açılmış menfi tesbit davasıdır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının davalı, borçluların ..., ... ve ...; ... TL ... fatura bedeli asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TLKDV olmak üzre toplam ... TL alacak için ilmsız takiplere mahsus icra takibinin yapıldığı, takibin kesinleştiği, alacaklı vekilinin ... tarihli dilekçesi ile ... TL harici tahsil beyanında bulunduğu, borçlu ...'nin ... tarihinde ... TL icra dosyasına ödeme yaptığı görülmüştür. ... ... Sözleşmesi başlıklı ... tarihli sözleşmenin incelenmesinde, abonenin ... olduğu görülmüştür. Elektrik Mühendisi bilirkişi ...'ın ... tarihli raporunda özetle; taraflar arasında imzalanmış olan satış sözleşmesinin icra takip tarihi olan ... tarihi itibari ile sonlandırılmamış, feshedilmemiş veya sonlandırılması hususunda bir talebin bulunmuyor olması nedeni ile davalının ... TL talep edebileceğini belirtmiştir. Elektrik Mühendisi bilirkişi ...'ın ... tarihli ek raporunda özetle; kök raporda belirtildiği gibi davalının ... TL talep edebileceğini belirtmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2018 tarih 2018/3950E. 2018/4853K. sayılı kararında; "...Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği sözleşme, kural olarak o sözleşmede taraf olanları bağlar. Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın tarafları da sözleşmenin taraflarıdır. Yargıtay içtihatlarında ve öğretide bu durum taraf sıfatı olarak adlandırılmaktadır. Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasında ki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır..." denilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 03/04/2017 tarih 2016/8732E. 2017/2645K. sayılı kararında; "...Mahkemece, dava konusu kredi sözleşmesini, davacının şirketin yetkilisi sıfatı ile imzaladığı, imzanın şirketin kaşesi üzerine atıldığı, davacının kefalet belgesi üzerinde şahsi sorumluluğunu gerektirecek ayrıca bir imzasının bulunmadığı, dosya içerisine getirtilen belgelerden kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarih itibari ile davacının şirketi temsile yetkili olduğu anlaşıldığından, davacının müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının icra takibini kötü niyetle yaptığı ispatlanmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir... davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına..." denilmiştir. Davanın devamı sırasında, dava konusu alacağın ödenmesi, menkul malın davacıya teslim edilmesi, gayrimenkulün tahliye edilmesi gibi nedenlerle veya davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun veya Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı nedeniyle davanın konusuz kalması mümkündür. Davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi halinde, mahkemece; esas (asıl talep) hakkında "Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Davanın konusuz kalması halinde, mahkemece; yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haklı olduğunun tespit edilmesi, o taraf lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 27/11/2014 tarih 2014/10603E. 2014/17087K. sayılı kararında; "...Her ne kadar tahsilat makbuzunda sözü edilen ödeme dava tarihinden önce yapılmış ise de davacı tarafça bu ödeme davadan sonra icra dosyasına bildirilmiş olduğundan dava bu kısım yönünden açıklanan nedenle konusuz kalmıştır. Mahkemece belirtilen bu yön gözetilerek davanın kısmen konusuz kaldığı dikkate alınıp dava tarihindeki haklılık durumu da değerlendirilmek suretiyle uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken..." denilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 02/05/2016 tarih 2016/1243E. 2016/8030K. sayılı kararında; "...Kaldı ki, davalı taraf cevabında borcun tahsil edildiğini de bildirmiştir. Ne var ki bu bildirim icra dosyasına yansıtılmamıştır. Hal böyle olunca davacının ödediği borcun tespiti yönünde ve takipte borçlu olmadığının tespiti için dava açmakta hukuki yararı mevcuttur..." denilmiştir. Davacı taraflar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olduğundan her bir davacı aleyhine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 04/04/2018 tarih 2015/34114E. 2018/4160K. sayılı kararı). Davamıza gelince; davacılar borçlu olmadıklarının tespiti istemi ile dava açmıştır. Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği sözleşme, kural olarak o sözleşmede taraf olanları bağlar. Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın tarafları da sözleşmenin taraflarıdır. Davaya konu ... ... Sözleşmesi başlıklı ... tarihli sözleşmenin tarafları "..." ve "..."'dir. O halde anılan abonelik enerji bedelinin ödenmemesi halinde ancak sözleşmenin tarafından talepte bulunulması gerekir. Davacılar ... ve ...'in ise sözleşmenin tarafı olmadığından ondan talepte bulunması mümkün değildir, davacılar ... ve ...'in şahsi sorumluluğunu gerektirecek ayrıca bir imzasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Diğer davacı yönünden ise, davacının takip tarihi itibari ile borcu bulunmakla birlikte, takip tarihinden sonra ve davadan önce haricen yapılan yapılan ödemelerin icra dosyasına bildirilmemiş olması nedeni ile davacı ...'nin dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, icra dosyasına haricen yapılan ödemelerin ... tarihli dilekçe ile bildirilmiş olduğu, davanın ... tarihinde ve ... TL lik kısım yönünden icra dosyasına borçlu olunmadığının tespiti istemi ile açılmış olduğundan, her üç davacı yönünden de dava açıldığı tarih itibari ile davacıların haklı olduklarından davanın kabulü gerekmekte ise de yargılama devam ederken icra takibine konu borcun ödendiğinin bildirilmiş olması nedeniyle konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiş, yargılama harç ve giderleri de dava açıldığı tarihte haklılık oranları nazara alınarak davalıya yükletilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 72. maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacının üzerinde olması, kötü niyetin ispatlanamaması nedeniyle kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla esas hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2. Davacıların kötü niyet tazminatı talebinin koşullar oluşmadığından REDDİNE, 3. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcının peşin alınan ... TL'den mahsubu ile bakiye ... TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4. Davacılar tarafından yapılan ... TL harç ... TL tebligat, posta ve bilirkişi masrafı olmak üzere toplam ... TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6. Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden ve davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan her bir davacı için ... TL'şer vekalet ücretinin davalıdan alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, 7. Karar kesinleştiğinde Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. takip dosyasının müdürlüğüne iadesine, 8. Karar kesinleştiğinde ... Sözleşmesi başlıklı ... tarihli sözleşme ve eklerinin davalıya iadesine, 9. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair; davalı vekilinin vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/01/2020
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır