İlk Derece Mahkemesi · İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/111 E. 2018/438 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/111
- Karar No
- 2018/438
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/111
KARAR NO : 2018/438
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 04/08/2009
KARAR TARİHİ : 17/04/2018
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili, 04/08/2009 tevzi tarihli dava dilekçesi ile ve özetle: müvekkili ile davalı şirket arasında cari hesap ilişkisine dayalı bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davalı tarafından İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapıldığını, takipte istenen miktarın 125.000-TL olduğunu, borcun 75.545-TL'lik kısmının ödenmesine rağmen 125.000-TL üzerinden takip yapıldığını, ipotek akit tablosuna göre takibe konu ipoteğin üst sınır ipoteği olduğunu, icra emrinde yer alan masraf ve faizlerin talep edilmesinin mümkün olmadığını, takibin ve gayrimenkulun satış işlemlerinin takibine yönelik teminat karşılığında ya da teminatsız olarak durdurulmasına, müvekkilinin davalıya dava miktarı bedeli ödemeye borçlu olmadığının tespiti ile davanın kabulüne, davalının % 40'tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 03/12/2009 tarihli replik dilekçesinde, davalı ile aralarındaki ticari ilişkinin teminatını oluşturmak üzere ipotek tesis edildiğini, müvekkilinin borçlarını düzenli olarak ödediğini, yapılan takibin haksız olduğunu, yapılan ödemelerin mahsubunun yapılması gerektiğini, ipoteğin üst sınır ipoteği olması sebebiyle bu miktarın üzerinde takip yapılamayacağını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
S A V U N M A /
Davalı vekili 17/11/2009 tarihli cevap dilekçesinde, davacının iddialarını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini, bunun aksine deliller ile ispatına muvafakatlarının olmadığını belirtmiş, düplik dilekçesinde de davacı tarafın tapu memurluğunca düzenlenen ipotek akit tablosunda 125.000-TL'lik ipoteği yapmış olduğu ticari alışverişlerden doğan borcuna karşılık yaptığının açıkça belli olduğunu, yapılan ipoteğin alışveriş borçları için yapılan kesin ipotek olduğunu, davacının borcuna karşılık vadeli senet ve çekler verdiğini, senetlerin ve çeklerin vadesi gelmediği için borçlu davacının alacağı gibi gözüktüğünü bu sebeple cari hesabın farklı göründüğünü, çek ve senetlerin ödenmemesi sebebiyle davacının borç hanesine geçirildiğini, ödeme yapılmaması sebebiyle davacının temerrüde düşürüldüğünü ve diğer hususları açıklayarak % 40 icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER /
Davacı vekili, replik dilekçesine ekli olarak delil listesini bildirmiş, delil olarak; İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyası, ipotek akit tablosu ve tapu kayıtları, ... Mühendislik Şirketine ait ticari defter ve kayıtlar, davalıya ait ticari defter ve kayıtlar ve bilirkişi incelemesi vs. delilleri delil olarak göstermiştir.
Davalı vekili, 23/12/2009 havale tarihli düplik dilekçesine ekli olarak delillerini bildirmiş, delil olarak; davacının bildirmiş olduğu icra takip dosyası, ipotek akit tablosunun yanında faturalar, ödenmeyen çek ve senetler delil olarak gösterilmiştir.
Mahkememizce ipotek akit tablosu ..Tapu Sicil Müdürlüğünden celp edilip dosyamız arasına alınmış, İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası dosyamıza celp edilip okunmuş, sureti dosyamıza alınmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE
Tarafların iddia savunmalarına göre delillerin toplanmasından sonra taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle alacak-borç ilişkisinin tespiti bakımından dosya mali müşavir ...'a tevdi edilmiş ve bilirkişi ... davacının lehine ipotek verdiği ... Mühendislik şirketi ile davalı şirket defter ve kayıtları ile dosyamız üzerinde inceleme yaparak 15/06/2010 havale tarihli raporunu ibraz etmiştir. Bilirkişi, raporunda dosya kapsamına uygun açıklamada bulunduktan sonra netice itibarıyla davacı defterlerine göre davacının davalıya 43.392,59-TL borçlu olduğu, aynı tarih itibariyle davalı defterlerine göre davalının davacıdan 42.067,77-TL alacaklı olduğu ve her iki tarafın defterlerinin birbirini teyit ettiğini belirterek takip tarihi itibariyle 82.932,23-TL'lik kısmının karşılıksız kaldığını belirtmiştir.
Davalı vekili, 23/06/2010 havale tarihli dilekçede, rapora karşı beyanda bulunarak bilirkişinin çek ve senetlerin bedellerinin tahsil edilip edilmediğinin değerlendirilmediğini, alacaklarının çok az hesaplandığını belirterek yeniden bilirkişi incelemesi talebinde bulunmuş, davacı vekili 28/06/2010 tarihli yazılı beyanda bilirkişinin iddialarını doğruladığını belirtmiştir.
Davalının itirazları doğrultusunda, dosya bilirkişiye tevdi edilerek ek rapor tanzim edilmesi istenilmiş, bilirkişi mali müşavir ... 11/11/2010 havale tarihli raporunu ibraz etmiş, netice itibariyle davalının davacıdan dava tarihi itibariyle 52.094,85-TL alacaklı olduğunu, davacının ise dava tarihi itibariyle borcunun 52.819,67-TL olduğunu bildirmiş ve davacının davalıya 74.718,42-TL borçlu olduğunu ve davalının da bu miktar kadar alacaklı olduğunu belirtmiştir.
Davalı vekili, 27/12/2010 tarihli dilekçe ile önceki itiraz mahiyetinde itirazda bulunmuş, yeniden bilirkişi incelemesi talebinde bulunmuştur.
Davacı vekili, 03/01/2011 tarihli dilekçe ile asıl rapora göre 82.932,23-TL'lik kısım itibariyle borçlu olmadıklarını tespit edildiğini, buna göre davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini bildirmiştir.
Bütün dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde bilirkişi ek raporunda davalı alacağının 74.718,42-TL olduğunu belirtmiş ise de önceki rapor ve ek rapor ve dosya kapsamı itibariyle bu rakamın 125.000-TL bedelli takip itibariyle karşılıksız kalan kısım olduğu mahkememizce anlaşılmış ve bilirkişi ek raporunda dava tarihi itibariyle davalı defterlerine göre 52.094,85-TL alacaklı olduğu, davacı defterlerine göre 52.819,67-TL olduğunu bildirmiş olup mahkememize aradaki farkın taraflar arasındaki uzun ticari ilişkiden kaynaklanan yazılmayan hesap hatalarından kaynaklandığı, telafisinin mümkün olmadığı kanaati ile ve davacı defterleri de dikkate alınarak cari hesap borcunun 52.819,67-TL olduğu esas alınmıştır.
Takibin 125.000-TL üzerinden yapılmış olması ve cari hesap borcunun 52.819-TL olması sebebiyle karşılıksız kalan kısmın 72.181,00-TL olduğu, davanın ise 75.545,00-TL üzerinden açıldığı, borçlu bulunmayan kısmın mahsup edilmesi halinde 3.364-TL bedel yönünden davanın reddi, diğer kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, dava cari hesap alacağından kaynaklanmış olduğundan davacı aleyhinde takip yapılmasında davalının kötü niyetinin söz konusu olmadığı ve İİK 72/5 maddesindeki haksız ve kötü niyetli olma şartları gerçekleşmediğinden davacının tazminat isteminin reddine ve davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraflarca temyiz edilmiş, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 28.03.2013 tarih ... Esas ... sayılı kararı ile "...Davalı vekili, temyiz dilekçesi ekinde “sulh anlaşması” başlıklı belge sunmuş, anılan belgede, “... taraflar 2009 yılı sonunda borç asıl alacak bakiyesinin 74.252 TL olduğu konusunda mutabakata varmışlardır. Bu rakamın 2009 yılı sonrası yapılan satışlar haricinde 05.01.2012 tarihinden başlamak üzere 36 eşit taksitle ödenmesi konusunda anlaşmışlardır. ... borcun taksitlendirmesine karşılık İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. ... K. sayılı davasından feragat etmiş ve bu dosyadaki talep ile dava ve mahkeme masraf ve vekalet ücreti haklarından vazgeçmiştir. Borç taksitleri zamanında ödenmediği takdirde İzmir .... İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası işlemleri ...'in yeni borçlarını da kapsayacak şekilde icra dosyası üzerinden işlem yapılmasını kabul etmiştir.” denildiği ve tarafların adına imzalı olduğu görülmüştür. Anılan bu belge üzerinde durularak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, dosya mahkememize tevzi edilerek mahkememiz ... esasına kayıt edilmiştir.
Mahkememizin 02/10/2013 tarihli oturumunda usul ve yasaya uygun bulunmayan Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 28/03/2013 tarih ... E.-... K.sayılı bozma ilamına direnilmesine karar verilmiştir.
Mahkememizce kararın verilmesinden sonra davalı 20.01.2012 tarihli sulh anlaşması başlıklı belge sureti ibraz etmiş olup mahkememizin 02/10/2013 tarihli ... E-... K sayılı gerekçeli kararı ile tarafların ibraz ettiği belgenin kayıtsız şartsız davayı sulh ile sonuçlandırmaya yönelik anlaşma olmadığı, değişik müeyyideler ve hükümler içerdiği, şartlı feragatın söz konusu olmayacağı, ibraz edilen belgenin sulh anlaşması olarak hüküm altına alınması ve davayı sonuçlandırması söz konusu olmadığı belirtilerek Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 28/03/2013 tarih ... E- ... K sayılı bozma ilamına direnilmesine karar verilmiş, karar davalı tarafça temyiz edilmekle Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... E-... K sayılı 02/10/2017 tarihli ilamı ile "...Her ne kadar yerel mahkemece kararın gerekçe bölümünün son paragrafında anılan belgenin davayı sonuçlandıracak nitelikte bir sulh olmadığı ve şartlı feragat olamayacağı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 20.01.2012 tarihli sulh anlaşması başlıklı belge tamamen bu davanın konusunu oluşturan borcun taksitlere bağlanması ve bu şekilde tasfiyesi sonucunu doğurmakta olup, belge içeriğinden davacının iş bu davadan feragat ettiği ve ayrıca mahkeme masraf ve vekalet ücreti haklarından da vazgeçtiği açıkça belirtilmiştir.Bu durumda mahkemece sunulan belgenin tipik bir sulh anlaşması olduğu ve davayı sonuçlandırmak amacıyla düzenlenmiş olduğunun kabulü gerekirken nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir..." gerekçesi ile bozularak mahkememizin 2018/111 esasını almıştır.
Mahkememizin 17/04/2018 tarihli oturumunda Yargıtay ilamına uyulmasına karar verilmiş olup yargılamaya devam olunmuştur.
Toplanan deliller, bütün dosya kapsamına göre; yargılamanın devamında taraflar arasında 20/01/2012 tarihli sulh anlaşması yapıldığı, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin ... E-... K sayılı bozma ilamı gerekçesi kapsamına göre sulh anlaşması kapsamında davacının görülmekte olan bu davadan feragat ettiği, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığı anlaşıldığından davanın HMK 311 maddesi gereğince feragat sebebiyle reddine, sulh anlaşması gereğince tarafların leh ve aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücreti taktirine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan gerekçeye göre;
1-Davanın HMK 311 maddesi gereğince feragat sebebiyle reddine,
Sulh anlaşması gereğince tarafların leh ve aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
2-Alınması lazım gelen 35,90-TL harcın peşin ve ilk karar ile alınan 4.287,55-TL'den mahsubu ile fazla yatan 4.251,65-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2018
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı