İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/504 E. 2021/202 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2017/504
Karar No
2021/202
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/504 KARAR NO : 2021/202

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/09/2017 KARAR TARİHİ : 30/03/2021

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ... tarihli dava dilekçesinde özetle: Davacı şirketin dava dışı ...'den Alanya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas, .../... Karar sayılı ilamına dayalı olarak ... TL. alacaklı olduğunu, borçlu şirket hakkında iflas erteleme tedbir kararı bulunduğundan icra takibine geçilemediğini, borçlu şirketin Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasında iflas erteleme talebinde bulunduğunu ve talep üzerine mahkemece tedbir kararı verildiğini, borçlu şirket dışındaki diğer davalılarında borçlu şirket ile aralarındaki ilişki nedeniyle söz konusu borçtan müşterek ve müteselsil sorumlu olduklarını, zira davalı şirketlerden ...-...-... Yönünden ... Şirketinin merkezinin ...'da olduğunu, şirket ortaklarının ...'de borçlu ... adında bir şirket kurarak ... faaliyetlerini bu şirket üzerinden ... markası adı altında yürüttüklerini, ...'nin ortaklarının da ... ortakları olduğunu, ...'un ...'deki turizm işletme faaliyetleri için ise ... Şirketini kurduğunu, bu şirketin ortakları ile borçlu şirketin ortaklarının da aynı olduğunu, her ne kadar ... ... altında ... isim ve markası ile faaliyet gösteren ... İle ... ayrı tüzel kişilik olarak kurulu ise de; bu şirketler arasında fiili ve organik bağ bulunduğu, ekonomik ve ticari bağlılığın olduğu, ..., ..., ... arasındaki ilişki de ise ... ile ... Arasında ... ilişkisinin bulunduğunu, ...'un, ...'nin iflas erteleme talebi ile piyasaya olan borçlarını ödememek amacıyla ... faaliyetlerini ... İle sürdürmeye başladığını, daha önce ...'de üst düzey yönetici konumunda olan çalışanların büyük bir kısmının ...'un, ... ile anlaşması sonrası ... 'de çalışmaya başladığını, ...'nin ...'daki ofisinin ...'in ve ... markasının ofisi olarak kullanıldığını, gerek ... gerekse ... tarafından yürütülen ticari faaliyet türünün aynı olduğu kadar işletme adı ve marka olarak kullandıkları temel kavramlarında aynı olup, her iki şirket tarafından ... markasının kullanıldığını, ... iflas erteleme sürecini girmiş gibi değerlendirilmekte iken ... firmasının bu ünvan-markayı kullanmayı ve piyasada aynı güveni devam ettirmeyi sürdürmesinin ticari işletme devri olarak değerlendirilip borçlardan sorumlu olmayı gerektireceğini, ...- ...-...-... ilişkisi yönünden ...'nin ...'un otel işletme faaliyetlerini yürüten şirket olup, malvarlığının büyük kısmını ... nin oluşturduğunu, otelin ... tarihinde yani ...'nin iflas erteleme talebinden hemen önce ...'ye tapuda satış işlemi yapılarak devredildiğini, ...'in ortaklarından ...'in aynı zamanda ...'de de yüksek hisse sahibi olduğunu, ...'nin otelini sözde satın alan ...'in eski ticaret ünvanının ... ... ve ortakları olduğunu, dolayısıyla ... ve ... arasında organik bağ mevcut olduğunu, sonuç olarak ...'nin asıl borçlu olarak borçtan sorumlu olduğunu, ancak hakkında mahkemece verilmiş bir tedbir kararı olduğu için şirketten tahsilat yapılamadığını, ...'un ise diğer davalı şirketleri bünyesinde toplayan şirket olup,...'nin borçlarından müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Ve ...'nin ortakları, faaliyet alanı, kullandığı isim ve marka aynı olan şirketler gurubu olarak gerçekte tek bir tüzel kişilik olmaları nedeniyle ...'nin borçlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, ...'nin borçlarından müşterek ve müteselsil sorumlu bulunan ...'nin işletmesini tüm hali ile devralmış olmakla ...'nin dolayısıyla da ...'nin borçlarından işletme devri nedeniyle sorumlu olduğunu, ...'nin ise hem ... ile ... şirket olmakla hemde ...'den işletme devralmış olmakla diğer şirketler ile birlikte ...'nin borçlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu beyanla, tüm davalı şirketlerin borçtan ve ferilerinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti ile ... TL'nin ... tarihinde itibaren aylık %10 faizi ve bu miktarın %5'i oranında tahsil masrafı ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan davanın reddini talep ettiklerini, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasının özellikle söz konusu olduğu durumlarda tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi açısından tüzel kişiliğin nevi' nin bir önemi bulunmadığını, kaynak yetersizliğinden hareketle dava dışı ...'nin sermayesinin araştırılmasının gerektiğini, ticaret sicil kayıtlarının tetkikinde ...'nin ...-TL tutarında kayıtlı sermayesinin bulunduğunu, dava dışı ...' nin iflas erteleme sürecinde sermaye artırımına gittiği de düşünüldüğünde sermayesinin yetersiz olduğu düşüncesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı ... ile dava dışı ... arasındaki faaliyet alanlarının farklılığı göz önünde bulundurularak tüzel kişilik perdesinin kaldırılmaması gerektiğini, zira davalı ... otel ve konaklama alanında faaliyet göstermekte, dava dışı ...'nin ise ... ... olarak faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin ... yılında şirket ortaklarının babası olan ... tarafından kurulduğunu, şirketin eski unvanın da ... şeklinde olduğunu, ... tarafından kurulan şirketin ilk zamanlarda ... alanında faaliyet gösterdiğini, şirket son ...-... yıldır ise ... ... alanında da faaliyetlere başladığını, davacı tarafın ... soyisminden hareketle şirket arasında organik bağ olduğunu iddia ettiğini, bunun gerçeği yansıtmadığını belirterek dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla açılan haksız davanın öncelikle husumetten reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; işbu davada davacının, dava dışı ...'den alacaklı olduğunu ancak borçlu şirketin iflas erteleme sürecinde olması nedeniyle alacağını tahsil edemediğini ifade ederek davalı şirketin dava dışı borçlu şirketle organik bağ içerisinde olduğunu ileri sürmekte ise de, davalı şirketin taraf olmadığı bir ilişkiden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulmasının hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu,Yargıtay kararlarında istisnai olarak kabul edilen organik bağ ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorilerinin uygulanabilmesi için açık, somut ve ciddi bazı koşulların varlığına ihtiyaç bulunduğunu, perdeyi kaldırma teorisinin özellikle uygulandığı somut hallerin; 1)Özkaynak yetersizliği, 2) Malvarlıklarının birbirine karışması, 3) Yabancı yönetim olmak üzere üç başlık altında toplandığını, somut olayda dava dışı borçlu şirket ...’nin iflas erteleme sürecinde olması davacı tarafından her ne kadar iflas etmiş gibi lanse edilmeye çalışılsa da iş bu şirket hakkında verilmiş bir iflas kararı bulunmadığını, perdenin kaldırılmasını gerektirecek bir hususun somut olayda söz konusu olmadığını, kaldı ki, ticaret sicili kayıtlarından da anlaşıldığı üzere, dava dışı borçlu ...'nin ... TL kayıtlı sermayeye sahip olduğunu, iflas erteleme sürecinde dahi yeniden sermaye artırımına gittiğini, bu durum Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .../... E. Sayılı dosyasında devam etmekte olan iflas erteleme davası kapsamında sabit olduğunu belirterek, işbu dava bakımından davalıya husumet yöneltilemeyeceğinden davanın esastan reddi ile vekâlet ücreti ile masrafların davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalılar ... Ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; eldeki davanın HMK 120. Maddesine açıkça aykırı biçimde eksik harç ile açılmış olup, bu nedenle HMK 120. Ve 492 sayılı Harçlar Kanunu 28, 30 ve 33. Maddesi uyarınca öncelikle davacıya eksik harcın tamamlattırılması gerektiğini, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazları bulunduğunu, davalı şirketler ile davacı şirket arasında hiç bir ticari münasebetin bulunmadığını, alacak ve borç ilişkisi bulunmadığı gibi davalı şirkete davalı sıfatıyla tüzel kişilik perdesi aralanması müessesesi kapsamında dahi husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davanın davalı şirketler yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesini, esas yönünden ise şirketlerin ticari defterleri, kayıtlı malvarlığı ve ticaret sicili kayıtları üzerinde yapılacak inceleme sonucunda açıkça görüleceği üzere davalı şirketlerin ne dava dışı borçlu şirketle ne de diğer davalı şirketler ile bir malvarlığı veya organizasyon karışmasının söz konusu olmadığından, davalı şirketler yönünden davanın reddini istemiştir. Davalılar ..., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketler hakkında somut ve delile dayalı hiçbir iddia da bulunulmadığını, davalı müvekkil şirketler ile davacı şirket arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davalı şirketlerin davacı tarafın iddia ettiği borcun doğumuna sebebiyet veren ticari ilişkinin tarafı olmadıkları gibi, borcun sebebi ve doğruluğu konusunda da bilgi sahibi olmadıklarını, zamanaşımı definin kabulü ile davanın öncelikle bu yönü ile reddi gerektiğini, davalı şirketlerin her birinin ayrı tüzel kişiliği bulunduğunu, davalı ... nin, faaliyet konusu mağazacılık olan ve bir dönem ... Mah. ... Sk. ... .../... adresinde bulunan ... isimli mağazanın maliki ve işleticisi olan bir şirket olduğunu, davalı ... nin faaliyet konusu ... üretimi ve pazarlanması olan bir dönem ... Mah. ... Cad. ... Sokak No:.. ... ... adresinde faaliyette bulunan ... fabrikasının maliki ve işleticisi olduğunu, davalı ... nin ... bölgesinde birçok projenin nşaatında yer alan müteahhit bir şirket olduğunu, davalı ... nin faaliyet konusu inşaat ve yatırım olan ve bir dönem ... İlçesi ... Ada ... Parsel sayılı taşınmazda otel inşa etmek üzere ... tarafından lehine üst hakkı niteliğinde irtifak hakkı tesis edilen bir şirket olduğunu, davalı şirketlere ait ticari defter ve kayıtlar ile ve sicil kayıtlarının incelenmesinden görüleceği üzere davalı şirketlerin her birinin ayrı bir mal varlığına sahip ve faaliyet konuları tamamen farklı olan birer bağımsız şirket olduklarını belirterek, davalı şirketler aleyhine açılan davanın ayrı ayrı reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekesinde; davacı tarafın somut tek bir delil sunmadan, son derece zorlama bir yorum şekli ile çok sayıda şirket hakkında mesnetsiz iddialarda bulunduğunu, davacının davasına dayanak yaptığı olayların 2014 yılı ...-2015 yılı ... aylarında meydana geldiğini, iş bu davanın açıldığı tarihin ise ... olup, haksız fiil sorumluluğu bakımından öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolduğunu, öncelikle zamanaşımı definin kabulü ile davanın bu yönü ile reddini talep ettiklerini, davacı tarafın iddia ve taleplerinin tüzel kişilik perdesinin çapraz kaldırılması ile davalı şirketin dava dışı şirketin borçlarından sorumlu tutulmasına dayandığını, doktrinde ve Yargıtay'ın emsal kararlarında istisnai olarak kabul edilen organik bağ ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanabilmesi için somut ve ciddi bazı koşulların bulunması gerektiğini, bu koşullardan hiçbirinin somut olayda mevcut olmayıp, davalı şirketin hiçbir ilgisi bulunmayan borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dava dosyası uyap sistem üzerinden celp edilmiştir. Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtları getirtilerek dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında; davalı şirketler arasında şirket ortakları da belirlenerek organik bağ bulunup bulunmadığı, ayrıca davalı şirketlerden ... ile ... arasında ticari işletme devrinin bulunup bulunmadığı, dava dışı borçlu ... ile davalılar arasında organik bağ bulunup bulunmadığı, buna göre Alanya ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas .../... karar sayılı ilamı nedeni ile davalıların borçlu olup olmadıkları ve borçlu iseler talep edilebilecek alacak miktarı hususunda davalıların ticari defter ve belgeleri üzerinde incelemede yapılarak mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor tanzimi için dosya mali müşavir, turizimci ve bir nitelikli hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan ... tarihli raporda özetle; "...1-Borçlu dava dışı ... ile aşağıda yer alan; i)..., ii)..., iii)..., iv)..., v)..., vi)..., vii)... arasında organik bağ mevcut olduğu ve bu şirketler açısından kendi aralarında perdenin aralanmasının şartlarının gerçekleşmiş olduğu, 2-)Borçlu dava dışı ... ile aşağıda yer alan; i)... ii)... arasında organik bağ mevcut olduğu ve bu şirketler açısından kendi aralarında perdenin aralanmasının şartlarının gerçekleşmiş olduğu, 3-)Davalı ... ile dava dışı ... arasında gayrimenkul satışının gerçekleştirildiği bu gayrimenkullerin ... tarafından ...’ye ... TL‘ye satışının yapıldığı, bu satışa ilişkin ödemenin ise ... ...’nin davalı şirkettin otellerind yaptırdığı konaklamalara ilişkin borçlarına karşılık virman ile kapatıldığı, yine davalı ... ile diğer davah .. arasında ilişki incelendiğinde davalı ...’nin davalı ...’ye ... ile ilgili villalar, mini ... ve bina satışı yaptığı bu satışın bedelinin ... TL olduğu, 4-Davalı ... ile dava dışı ... arasındaki özellikle 2015 ve 2016 yıllarında ... tarafından dava dışı ... adına ... hizmet bedeli yemek bedeli, konaklama bedeli, araç kira bedeli, transfer bedeli açıklamalı faturalar düzenlendiği, dava dışı ... tarafından da davalı ...’e tur komisyon bedeli, araç kira bedeli personel hizmet bedeli, bilet bedeli açıklamalı faturalar düzenlendiği, yine dava dışı ... borçlandırılarak üçüncü kişilere olan borçların davalı ... firmasınca temlik alındığına ilişkin kayıtlar olduğu bu fatura!aşmalar karşılığında ödemelerin çek ile yapıldığı ve işlemlerin çok yoğun olduğu, davalı ... ile davalı ... arasındaki cari hesapların incelenmesi neticesinde taraflar arasında sadece çek ve para alışverişi kayıtlarının olduğu, 5-) Sigortalı işe giriş bildirgelerine göre, ...'nin ... Mah. ... Cad. .../... adresindeki işyerinde çalışan ..., ..., ..., ..., ... davalı ...' de işe başladığı, aynı işverenin ... Mah. ... Cad. No:.. ... ada ... parsel .../... adresinde bulunan işyerine sigortalı işe girişi bildirgeleri gereği, ... ve ... tarihinde işe başladıkları, bu durumunda davalı ...’İn davalı ...’den oteli almasından sonra ... çalışanlarını otelde çalıştırmaya başladığı, 6-) Davalı ... tarafından davalı ...‘e yapılan .../... ... Mah. ... ada ... parselde bulunan taşınmazın tapuda, davalı ...'e yapılan daimi ve müstakil hakkın devrine ilişkin resmi senedin ticari işletmenin devri kapsamında değerlendirilip değerlendirilmemesi hususunda takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davalı taraflar arasında akdedilmiş yazılı devir sözleşmesi bulunmadığından devre konu varlıkların nelerden ibaret olduğunun tespit edilemediği, bu noktada devredilen varlıkların yalnız başına bir iş kolu olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda tam bir değerlendirme yapılamamakla birlikte, davalı ... 'in devir işleminden sonra, otelin, devirden öncesi gibi otel işletmesi faaliyetine devam ettiği, 7-) Sayın Mahkemenizin, .../... ... Mah. ... ada ... parselde bulunan ... isimli otelin (işletmenin) bulunduğu taşınmazın tapuda, davalı ... ‘e yapılan daimi ve müstakil hakkın devri ile davalı ... döneminde çalışan bir kısım personelin müteakiben, işletmeyi devralan ...‘de istihdam edilmesinin ve bu otelin, devreden ...’nin malvarlığının büyük çoğunluğunu teşkil ettiği kanaatine varılması ve bu nedenle ortada bir işletme devri bulunduğu kanaatine ulaşması halinde, yukarıdaki (1) ve (2) numaralı maddelerinde belirtilen şirketlerin tümünün arasında organik bağ mevcut olduğu ve bu şirketler açısından kendi aralarında perdenin aralanmasının şartlarının gerçekleşmiş olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Dosya rapor tanzim eden bilirkişi heyetine tarafların itirazlarını karşılar mahiyette dava dışı ...'nin sicil dosyası da incelenmek üzere tüzel kişilik perdesinin aralanması ve organik bağa ilişkin ortaklık yapısı dışındaki diğer karineler de ayrıntılı olarak rapor tanzimi hususunda tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından tanzim edilen ... havale tarihli raporunda özetle; "...somut uyuşmazlıkta Yüksek Mahkeme tarafından aranan kriterlerin tespiti ve değerlendirilmesinin yapıldığı, iş bu rapor ekinde sunulan ve rapor tarihinden sonra verilen YARGITAY HUKUK GENEL KURULU .../... E., .../... K. sayılı ve ... tarihli kararına uygun değerlendirme yapıldığının görüldüğü, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının 24.bendinde yetersiz sermaye ile faaliyete devam edilmesinin de perdelerin kaldırılması ile organik bağ müessesesini gündeme getireceği, somut uyuşmazlıkta rapor tarihinden sonra dosyaya sunulan Bakırköy ...Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... E., .../... K. sayılı ve ... tarihli ilamı uyarınca ... ‘nin borca batıklıktan çıkmış olması nedeniyle ve Yüksek Mahkeme kararlarında organik bağ bulunduğundan bahisle tüzel kişilik perdesinin aralanmasına ilişkin “aciz belgesi” alınması gibi bir koşul öngörülmemiş olmakla birlikte içtihatlarda sermaye yetersizliği, alacağın borçlu şirketten tahsil edilememesi, öz kaynak yetersizliği gibi durumlar sonucu bu kuruma başvurulacağının belirtildiğinden kök rapor tarihinden sonra dosyaya sunulan dava dışı borçlu şirketin borca batıklıktan çıkmış olduğuna dair mahkeme ilamı dikkate alındığında takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere içtihatlar doğrultusunda tüzel kişilik perdesinin aralanmasının sermaye yetersizliği yönünden şartının oluşmadığı, Davalı ... tarafından; raporun, heyet üyeleri arasında mutabakatla hazırlanmadığı, raporda çelişki olduğu bildirilmiş ise de; nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, dosya kapsamında tarafımızca yapılan ayrıntılı tetkik ve incelemede; dava dışı olan ... ile itiraz eden ... arasında yoğun ticari ilişki bulunmakla birlikte bu iki şirket arasında, tüzel kişilik perdesinin sağladığı avantajın kötüye kullanılması suretiyle alacaklıların mağdur edildiğine yönelik dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, bu nedenle kök raporumuzun sonuç kısmının 2 (iki) numaralı bendinde; borçlu dava dışı ... (... şirket) ile ... ve ... (... ... şirketler) arasında organik bağ mevcut OLMADIĞI ve bu iki grup şirketler açısından perdenin aralanmasının şartlarının gerçekleşmemiş olduğu bildirilecek iken raporun sonuç kısmında sehven bu durumun aksini belirtmiş olduğumuz; zira raporun gerekçe kısmının tekrar değerlendirilmesi sonucunda durumun bu şekilde olduğunun anlaşılabileceği,..." sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, Alanya ... Asliye Hukuk Mah'nin .../... Esas, .../... Karar Sayılı ilamında borçlu olan ... hakkında iflas ertelemesi kararı verilmesi nedeniyle alacağın tahsil kabiliyetinin kalmadığı, ancak dava dışı borçlu şirket ile davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğu gerekçesi ile alacağın davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazılığın dava dışı ilamdaki borçlu ile davalılar arasında organik bağ bulunup bulunmadığı, alacağın davalılardan tahsil edilip edilemeyeceği hususunda toplandığı görülmüştür. "Tüzel kişilik perdesinin aralanması/çapraz aralanması teorisi ile organik bağ " hakkında Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.07.2020 tarih, 2019/11-808 Esas, 2020/504 Karar sayılı emsal içtihadında; "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 125. (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 137.) maddesi gereğince ticaret şirketleri tüzel kişiliği haiz olup, kanuni istisnalar haricinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 48. maddesi kapsamında bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. Ticaret şirketleri tüzel kişiliğe sahip olduklarına göre, istisnalar hariç olmak üzere, şirket malvarlığının, aktif ve pasifiyle birlikte, sahibi tüzel kişidir (Poroy, Reha/ Tekinalp, Ünal/Çamoğlu, Ersin: Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul, 2019, s.105). 19. Tüzel kişiliğin bu malvarlığı, kendine özgü, bir amaç birliği içinde ve kendisini oluşturan kişilerin malvarlığından bağımsız bir malvarlığı olarak ortaya konulmalıdır. Tüzel kişiliğin bu malvarlığının onu oluşturan kişilerin malvarlığından da bağımsız olması gerektiğini belirten bu temel ilkeye “mal varlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı” ilkesi denilmektedir (Antalya, Gökhan: Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması Teorisi, Erol Ulusoy (Editör), I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul, 2008, s. 146.). Ayrılık ilkesi gereğince, tüzel kişilik çatısı altında bir araya gelen, başka bir deyişle tüzel kişiliği oluşturan gerçek veya tüzel kişiler, oluşturdukları tüzel kişiliğin borçlarından sorumlu olmazlar. 20. Tüzel kişi ile üyeleri arasındaki bu ayrılık ilkesinin mutlak olarak her durum ve koşulda uygulanması bazı haksız durumların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Öğreti ve uygulamada, özellikle borç ve sorumluluktan kurtulabilmek amacıyla tüzel kişiliğin bir araç olarak kullanıldığı hâllerde, tüzel kişi ve üyeleri arasındaki bu ayrılığın kaldırılarak üyelerin sorumluluğuna gidilebileceği kabul edilmektedir (Pulaşlı, Hasan: Şirketler Hukuku Şerhi, C. I, Ankara, 2011, s. 468.). Bu durum öğreti ve uygulamada “tüzel kişilik perdesinin aralanması” olarak ifade edilmektedir. 21. Gerçekten de hukuk kuralları dolanılmak suretiyle kanuna karşı hile yapılması, ayrı tüzel kişilik kavramına sığınarak onun ardında yer alan kişilerin taraf oldukları sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmeleri ya da üçüncü kişilere zarar vermeleri, sonra da tüzel kişilik kavramının ardına gizlenmeleri dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı ilkelerine açıkça aykırı olup hukuk düzenince de korunamaz. Bu gibi durumlarda TMK’nin 2/2 maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması söz konusu olduğu için tüzel kişilik perdesi aralanmalı ve perdenin ardında yer alan kişiler gerektiğinde sorumlu tutulmalıdır (Sağlam, İpek: Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanmasına Genel Bir Bakış, Erol Ulusoy (Editör), I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul, 2008, s. 146.). Başka bir deyişle tüzel kişiye hukuk hayatında ayrı bir hukuki varlık tanınması ancak TMK’nin 2. maddesi kapsamında kurallara uygun hareket edilmesi ve tüzel kişiliğin ortakları veya yöneticileri tarafından kötüye kullanılmaması hâlinde söz konusu olabilir. İyi niyet kurallarına riayet edilmemesi ve tüzel kişiliğin kötüye kullanılması hâllerinde tüzel kişilik perdesi aralanarak, tüzel kişilik perdesinin arkasındaki gerçek duruma göre bir sonuca varılması gerekmektedir (Battal, Ahmet: Bir Alan Araştırması Işığında Sermaye Şirketlerinin Sorumluluğu Konusundaki Hukuki Bilgi Eksikliğinin Olumsuz Sonuçları ve Perdenin Kaldırılması Teorisi Yardımıyla Giderilmesi, Yargıtay Dergisi, C. 24, Ekim 1998, s. 659.). 22. Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi; bazı şartların varlığı hâlinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan, mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Bu teori, yalnızca ticaret hukukunda değil iş hukuku, vergi hukuku, icra ve iflas hukuku ve diğer hukuk dallarında da uygulama alanı bulmuş; hatta 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 5941 sayılı Çek Kanunu gibi kanunlarda kamu yararı gibi özel menfaatlerin korunması amacı güdülerek gerektiğinde bu teorinin uygulanması ve sorumluluğa karar verilebilmesi için bir takım düzenlemeler yapılmıştır. Elbette, kanundan kaynaklanan bu gibi durumlarda tüzel kişilik perdesinin aralanmasına ilişkin tartışmaya gerek bulunmamaktadır. Yine muvazaa, kanuna karşı hile gibi durumlarda da bazen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi uygulanmadan da sorumluluğa hükmedilebilmektedir (Akıncı, Şahin: Alacaklılardan Mal Kaçırmak İçin Kurulan Yeni Şirkete Müracaat İmkânı Bakımından; Muvazaa, Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ile Organik Bağ Kavramlarının Elverişliliği ve Yargıtay Uygulamaları, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 27, S. 3, 2019, s. 653.). 23. Hemen belirtilmesi gerekir ki, öğreti ve uygulamada özellikle vurgulandığı üzere; mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı; istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Zira tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir (Çamoğlu, Ersin: Ticaret Ortaklıkları Bağlamında Perdenin Kaldırılması Kuramı ve Yargıtay Uygulaması, BATİDER, C. 32, S. 2, 2016, s. 12.). 24. Görüldüğü üzere tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve TMK’nin 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılma yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir. Bununla birlikte öğretide; tüzel kişi ile ortakların alanlarının organizasyon ve malvarlıklarının birbirine karışması, ortağın kendi fiil ve işlemleriyle üçüncü kişilere karşı sanki tüzel kişilik ile kendisi arasında bir ayrım yokmuşçasına işlemler yapması ya da ortağın kendi malvarlığı ile şirketin malvarlığı birmiş gibi davranması, yetersiz sermaye ile faaliyete devam edilmesi özellikle şirket tüzel kişiliğinin bilinçli (kötü niyetli) olarak üçüncü kişileri zarara uğratması hâllerinde perdenin aralanması gerektiğinden bahsedilmektedir (Öztek, Selçuk/Memiş, Tekin: Şirketler Hukuku ve İcra İflas Hukuku İlkeleri Karşısında Borçlu Şirketin Alacaklılarının Hakim Ortağa Karşı Korunması, Erol Ulusoy (Editör), I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul, 2008, s. 205 vd.;Akıncı, s. 662.). 25. Öğreti ve uygulamada tüzel kişilik perdesinin aralanmasının genel olarak üç değişik durumda mümkün olabileceği ifade edilmektedir. Birinci durum perdenin düz aralanması olarak ifade edilen şirketin borcu için şirkete ilave olarak ortakların da borçtan sorumlu tutulmasıdır. İkinci durum perdenin ters çevrilerek aralanması olarak ifade edilen ortağın borcu için ortağın yanında şirketin de borçtan sorumlu tutulmasıdır. Nihayet üçüncü durum ise somut uyuşmazlık bakımından tartışılması gereken ve perdenin çapraz aralanması olarak ifade edilen, borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğu cihetine gidilmesidir (Öztek/Memiş, s. 199.). Perdenin çapraz aralanması sadece ana ve kardeş şirket için değil, aynı zamanda grup veya holding sistemi içinde yer alan kardeş şirketler arasında da söz konusu olmaktadır (Tekinalp, Gülören/Tekinalp, Ünal: Perdeyi Kaldırma Teorisi, Reha Poroy’a Armağan, 1995, s. 399.). 26. Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması genellikle kardeş şirketler arasında söz konusu olduğundan, ana şirket ile kardeş şirket ve ortaklar arasındaki karmaşık ilişkiler zinciri net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Bu noktada bu şirketlerin ekonomik anlamda bağımsız şirket vasfında olup olmadığının araştırılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü kardeş şirketler arasında perdenin aralanması teorisine başvurabilmek için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler için birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması gerekmektedir. Hukuken iki farklı tüzel kişilik gibi görünen bu şirketler aslında özdeştir, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulmuştur. Ayrıca bunların üretim, pazarlama ve ihracat faaliyetleri birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, şirketler aslında tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut vermektedir (Öztek/Memiş, s. 209.). 27. Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s. 210.). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. 28. Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. 29. Organik bağ ile tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması arasında benzerlikler olduğu kadar farklılıklar da bulunmaktadır. Özellikle somut olayın niteliği gereği organik bağın tespitinde; şirketlerin aynı holdinge bağlı olması, yöneticilerinin veya kurucularının aynı olması, bir borç takibinden kurtulmak için hisselerin devredilmesi, muvazaalı işlemler yapılması, hatta belirli işlemlerin aynı şekilde ve aynı usulde yapılması bile rol oynayabilmekte iken; tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması için iki şirket arasında alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli olarak işlemlerin yapıldığının ve bu nedenle asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilemediğinin somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Bununla birlikte bu iki kavram arasındaki en önemli fark ise; organik bağın varlığı hâlinde bir şirketin borçlarından dolayı bir başka şirketin mal varlığına el atılabilmekte iken tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması hâlinde borçlu şirketin yanı sıra kardeş şirketin hatta talep hâlinde kardeş şirketin ortaklarının mal varlığına dahi el atılmasının mümkün olmasıdır (Öztek/Memiş, s. 210.). 30. Görüldüğü üzere aralarında bazı farklılıklar bulunmakla beraber organik bağ ile perdenin çapraz aralanması kavramları birbirinin alternatifi olan kavramlar değildir. Bu nedenle aynı olayda hem organik bağ hem de tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması yolları işletilerek sonuca ulaşılabilmesi mümkündür..." şeklinde belirtilmiştir. Dava konusu somut olayda; Alanya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas, .../... Karar sayılı ilamına istinaden dava dışı şirketler, dava dışı borçlu ...'den olan alacağın diğer davalı şirketler ile dava dışı borçlu şirket arasındaki organik bağ nedeniyle bu şirketlerden tahsili talep edilmiştir. Davacı tarafça davalı şirketlerin ...'un ... ... toplanan ve turizm sektöründe ... ve otel-konaklama hizmetleri kapsamında faaliyet gösterdikleri, bir kısım ortaklarının aynı olduğu, ...'un asıl borçlu şirketi iflas erteleme sürecinde göstererek onun yerine ....'yi faaliyete soktuğu, ... İle ...'nin ortaklarının aynı olduğu, ...'nin devraldığı ...'ye ait otel yönünden de ortada gerçek bir devir olmadığı, ...'de çalışanların devirden sonra söz konusu otelde çalışmaya başladıkları, dolayısıyla bu şirketler arasında da bağ bulunduğu, ayrıca ... ile ... arasında bir kısım ortaklarının aynı olması nedeniyle organik bağ bulunduğu belirtilerek dava konusu somut olay tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması teorisinin uygulanarak alacağın tahsili talep edilmiştir. Davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtları, dava dosyasındaki deliller, bilirkişi kök raporunda asıl borçlu şirket ile davalı şirketlerin ortak ve yöneticilerinin faaliyet konularının, faaliyet gösterdiği alan ve yerlerin aynı olduğu, olağan ve olağan üstü genel kurul ile diğer toplantılarının dahi aynı yerlerde ve aynı zamanlarda yapılmış olduğu, bu nedenle dava dışı borçlu şirket ile davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Arasında organik bağ bulunduğu, bu şirketler açısından tüze kişilik perdesinin aralanması şartlarının gerçekleştiği, ...'nin hakim ve tek ortağı olan ...'in aynı zamanda ...'nin de 3 eşit paylı ortağından birisi olduğu, faaliyet alanlarının benzer olduğu ve aralarında bu şekilde organik bağ bulunduğu, iki ayrı gruptaki şirketler açısından ayrı ayrı kendi içlerinde organik bağ olduğu, bu iki ayrı grup şirket arasında organik bağ mevcut olduğuna ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığı, bu iki grup tüzel kişilerin birbirlerine karşı organizasyon ve malvarlığı bakımından birbirine karışmış olmadığı, ortaklarının benzer olmadığı, şirket merkezlerinin aynı olmadığı, dolayısıyla bu iki grup şirketler açısından birbirlerine göre perdenin kaldırılması için gerekli şartların ortaya çıkmadığı görüş ve kanaatine varıldığı, ...'da bulunan ... isimli otelin devreden ...'nin malvarlığının büyük çoğunluğunu teşkil ettiğinin kanaatine varılması halinde tüm şirketler arasında organik bağ olduğunun kabul edilebileceği kanaatine varıldığı belirtilmiş, alınan ek raporda ise; ... İle ... arasında yoğun ticari ilişki bulunmakla birlikte bu iki şirket arasında tüzel kişi perdesinin sağladığı avantajın kötüye kullanılması suretiyle alacaklıların mağdur edildiğine yönelik dosya kapsamından herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı gerekçesiyle perdenin aralanmasına ilişkin şartların bulunmadığı görüşüne yer verilmiş, ayrıca Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas, .../... Karar sayılı ... tarihli ilamı gereği borca batıklıktan çıktığı belirtilmiştir. Yukarıda belirtilen emsal içtihat doğrultusunda yapılan değerlendirmede; Mahkememizce asıl borçlu şirketin borca batıklıktan çıkması nedeniyle iflas erteleme talebinin reddine karar verilmiş olduğu anlaşılmakla yukarıda belirtilen tespitleri içerir bilirkişi raporundaki çelişkilerin giderilmesi yönünden rapor/ek rapor alınmasına gerek görülmemiş, borca batıklıktan çıktığı anlaşılan asıl borçlu şirket hakkında takip yapılabileceği, alacağın borçlu şirketten tahsil edilememesi, öz kaynak yetersizliği gibi durumlar sonucunda ancak davalı şirketlere başvurulabileceği, öncelikle asıl borçlu şirketten alacağın tahsili yönünden herhangi bir işlem yapılmadan davalı şirketler ile arasında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi gereği alacağın tahsili talebinin yerinde olmadığının kabulü ile davanın reddine karar vermek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL karar harcının peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile fazla alınan ... TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya İADESİNE, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince davalılar kendisini vekille temsil ettiklerinden ... TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ayrı ayrı VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 7-Artan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair;Davacı vekili ... ve davalı ... vekili ..., davalı ... vekili ..., bir kısım davalılar vekili ...'ın yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/03/2021

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/504, K. 2021/202, T. 30.03.2021, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2017-504-e-2021-202-k-10750b58743b