İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1409 E. 2020/536 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1409
- Karar No
- 2020/536
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/1409 Esas KARAR NO : 2020/536 DAVA : Maddi Tazminat(Kasko Sigortasından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/10/2017 KARAR TARİHİ : 16/10/2020 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Maddi Tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... plakalı aracın maliki olduğunu, davalı ... şirketinin söz konusu aracın kasko sigortacısı olduğunu, müvekkiline ait aracın sürücü...un sevk ve idaresinde iken 23/03/2017 tarihinde tek taraflı trafik kazası neticesinde ağır şekilde hasarlandığını, davalıya sigorta kapsamında başvuru yapıldığını, ancak davalının cevabı yazısında araçta meydana gelen hasarın beyan edildiği şekilde gerçekleşmediği gerekçesiyle başvuruyu reddettiğini, aracın kaza tarihinde değerinin 115.800,00 TL olduğunu, 2016 yılında bu değer üzerinden sigortalandığını, müvekkilinin kaza sonrası aracı 7 ay boyunca kullanamadığını, bundan kaynaklı zararlarının da olduğunu belirterek kaza nedeniyle araçta meydana gelen ağır hasar bedeli ve araç mahrumiyet zararları için 115.800,00 TL'nin 23/03/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından tanzim edilen poliçe üzerinde... Finansman A. Ş. lehine rehin kaydı bulunduğunu, bu durumda davacının müvekkiline karşı aktif husumet yöneltmesinin rehin alacaklısının davaya kayıtsız şartsız muvafakat etmesine bağlı olduğunu, davanın öncelikle bu sebeple reddi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun kasko sigortası genel şartları, poliçe özel şartları ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının gerçek zararının bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını ve davacı tarafın talep ettiği tutarların fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Dava, kasko sigortasından kaynaklanan tazminat isteğine ilişkindir. DELİLLER: -Sigorta poliçesi ve hasar dosyası, -...Finansman A. Ş'nin 29/05/2019 tarihli yazısı ve eki, -Hesap ve kusur bilirkişi...’in 18/09/2019 tarihli raporu, -Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nin 17/07/2019 tarihli yazısı ve eki, -Sigorta bilirkişi ...ile kusur ve hesap bilirkiş...’in 14/02/2020 tarihli heyet raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mal sigortaları türünden olan kasko sigortasının teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararlar bu sigortanın teminat kapsamındadır. Diğer taraftan, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi(6102 Sayılı TTK'nın 1409/1. Maddesi uyarınca), kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir(6102 Sayılı TTK'nın 1409/2. Maddesi uyarınca). Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.1.5 maddesi uyarınca, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer. (HGK 10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043; HGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilamları) TTK’nun 1453. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse, bu sıfatla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı Yasanın 1454. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı, rehin alan hesabına ve onun lehine de sigorta ettirebilir. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nun 1456 ve Türk Medeni Kanunu’nun 879. maddeleri uyarınca da sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gereklidir. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatını almak suretiyle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat istemek hakkına sahip olur. Öncelikle talep hakkının rehin hakkı sahibinde olması, yani sigorta bedelinin rehin hakkı sahibine ödenmesi gerektiği durumda, rehin hakkı sahibinin muvafakatinin bulunması halinde sigortalıya sigorta bedeli ödenebilir. Bu durumda dava açma hakkı da öncelikle rehin hakkı sahibinde olduğundan bir dava şartı olarak aktif dava ehliyeti olan davacı sıfatının da rehin hakkı sahibinde olduğu, buna karşın daini mürtehinin muvafakati halinde bu dava şartının yerine getirilmiş sayılacağı Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile de ortaya konulmuştur. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında ... plakalı araç için 22/07/2016-22/07/2017 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan... nolu genişletilmiş kasko sigorta poliçesinin düzenlendiği, bu sigorta poliçesinde... A. Ş'nin rehinli alacaklı olarak yer aldığı, davacının 27/03/2017 tarihinde davalı ... şirketine sigortalı aracın 23/03/2017 tarihinde tek taraflı trafik kazası neticesinde hasarlandığı ihbarında bulunduğu, davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine davacının işbu davayı ikame ettiği, dava dışı ...Finansman A. Ş'nin sigorta poliçesinde rehinli alacaklı olarak yer aldığı mahkememizce dikkate alınarak adı geçenin işbu davaya muvafakatinin olup olmadığının araştırıldığı, adı geçenin davaya koşulsuz muvafakat ettiğini 29/05/2019 tarihli yazı ile mahkememize bildirdiği, bu sebeple davacının kasko sigorta poliçesine ilişkin talep yönünden aktif husumet ehliyetinin mevcut olduğu, sigortalı aracın 23/03/2017 tarihinde tek taraflı trafik kazası sonucu hasarlandığı, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği davaya konu aracın davaya konu hasardan önceki hasarlarının gerçek değerin belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği, mahkememizce alınan 14/02/2020 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre kazanın oluşumunda araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, araçtaki hasar ile kazanın uyumlu olduğu, davaya konu aracın kaza tarihi itibariyle piyasa rayiç değerinin 115.800,00 TL, hasar bedelinin ise 68.323,91 TL olduğu, hasar bedeli araç rayiç değerinin %50'sini aştığından aracın onarımının ekonomik olmadığı ve aracın pert total kabul edilmesi gerektiği, aracın davacıda kalması halinde aracın sovtaj bedelinin 60.000,00 TL ve gerçek hasar bedelinin de 55.800,00 TL olduğu, araç mahrumiyet zararının(ikame araç bedelinin) kasko poliçesine dahil edilmediği tespit ve görüşlerine yer verildiği, davalı sigortacının, sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu(6102 sayılı TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca), rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın davalı sigortacı tarafından kanıtlanması gerektiği(6102 sayılı TTK'nın 1409/2. maddesi uyarınca), anılan Kanun hükümleri gereği ispat yükü üzerinde bulunan davalı sigortacı, aldığı araştırma raporundaki tespitlere dayanarak olayda sürücü değişikliği yapıldığı iddiasında bulunmakta ise de bunun dışında ispata yarar delil getiremediği, davalı sigortacının oluşun farklı olduğu ve teminat dışında kalan hallerden olduğunu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlaması gerektiği, dosya kapsamına göre kazada davacı tarafın sürücü değişikliği yaptığı hususunun sabit olmadığı, kaldı ki bu husus sabit olsa bile, bunun tek başına doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmeme veya sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içindeymiş gibi ihbar etme anlamına gelmeyeceği, rizikonun teminat dışı kaldığını davalı sigortacının yasal mevzuat gereği somut delillerle ispat etmesi gerektiği, davalının bu hususta herhangi bir somut delil sunamadığı gibi yasal süresi içerisinde delil de bildirmediği, bu sebeple söz konusu hasardan sorumlu olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 1459. maddesi ile kasko sigorta poliçesine göre davalının tazminat ödeme borcunu yerine getirmesi gerektiği, davalı ... şirketinin sorumluluğunun araçta meydana gelen gerçek zarar miktarı ile sınırlı olduğu, davacı vekilinin 14/10/2020 tarihli beyan dilekçesine göre aracın sovtajının davacıda kaldığı, bu nedenle mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre sigortalı aracın sovtaj bedeli düşüldükten sonra davacının gerçek zararının 55.800,00 TL olduğu, davalının bu miktardan sorumlu olduğu, araç mahrumiyet zararı(ikame araç bedeli) kasko poliçesi kapsamına alınmadığından davacının bu zararını davalıdan talep edemeyeceği, sigorta bedelinin ödenmemesi ya da geç ödenmesi kapsamındaki zararların da temerrüt faizi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacının davalı şirkete 27/03/2017 tarihinde ihbarda bulunduğu, TTK'nın 1427. maddesi ile Kasko Sigorta Poliçesine göre davalı ... şirketinin tazminat ödeme borcunun ihbar tarihinden kırk beş gün sonra yani 12/05/2017 tarihinde muaccel hale geldiği ve bu tarih itibariyle temerrüdün oluştuğu, mahkememizce alınan 14/02/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur(Bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2016 tarih ve 2016/5258 Esas, 2016/7129 Karar sayılı ilamı.). HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile 55.800,00TL'nin 12/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Alınması gerekli 3.811,69 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.977,58 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.834,11 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDEDİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 1.977,58 TL peşin harç, 800,00 TL bilirkişi ücreti ve 158,00 TL müzekkere-tebligat giderinden oluşan toplam 2.999,78 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi sebebiyle tarafların haklılık oranına göre (55.800,00/115.800,00=0,48) 1.445,48 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davacı dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan 2020 Yılı AAÜT'nin 13/1. fıkrası uyarınca 8.054,00 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 5-Davalı dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan 2020 Yılı AAÜT'nin 13/1-3. fıkraları uyarınca 8.054,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE, 6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya İADESİNE, Dair, karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.16/10/2020
Katip ... E-İMZA
Hakim ... E-İMZA