İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1193 E. 2024/972 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1193
- Karar No
- 2024/972
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2017/1193 Esas KARAR NO: 2024/972 DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ: 14/11/2017 KARAR TARİHİ: 27/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili 14.11.2017 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin orta gerilim trafo imalatı ile iştigal ettiği fabrika binası için davalı ... şirketi ile --------- Poliçesi yaptırdığını, poliçe kapsamında demirbaşların 100.000 TL; emtiaların 500.000 TL; makinelerin 2.182.303 TL; yangın mali mesuliyetin 360.000 TL; elektronik cihazların 583.403 TL bedelle sigortalandığını, akabinde 12.09.2016 tarihinde riziko adresinde yangın meydana geldiğini, yangının gerekli belgeler tevdi edilerek derhal davalı ... şirketine ihbar edildiğini, sigorta eksperi tarafından uzun süre ekspertiz raporu düzenlenmediğini, bunun üzerine 18.01.2017 ve 05.05.2017 tarihli e-posta ve 13.01.2017 ve 11.05.2017 tarihli ihtarnamelerle ekspertiz raporunun düzenlenerek taraflarına gönderilmesinin istendiğini, çok uzun süre sonra eksper raporunun 16.05.2017 tarihli e-posta ile tarafların tebliğ edildiğini, eksper raporunda tazminat tutarının 356.992,38 TL, komşu zararı mahsubu sonrası 342.745,42 TL olarak hesaplandığını, bu hesaplamanın eksik ve hatalı olduğunu, tazminat hesabında eksik sigorta uygulaması yapıldığını, sigorta poliçesinde belirlenmiş olan sigorta bedelinin sigorta değerinden düşük olması durumunda eksik sigortanın söz konusu olduğunu, dava konusu sigortanın eksik sigorta olduğunu, ancak buna rağmen sigorta kapsamına alınması gereken emtiaların da dahil edildiği hesaplama yönteminin hatalı olduğunu ve olması gerekenden çok fazla oranda eksik sigorta uygulaması yapıldığını, yangının müvekkilinin riziko adresinde çıktığını ve bu adreste zarar oluştuğunu, müvekkili şirketin gerek riziko adresinde sigorta kapsamında olan gerekse başkaca depolarda sigorta kapsamında olmayan emtiası bulunduğunu, müvekkili şirketin ürettiği emtialardan fabrika binasına sığmayanları başkaca depolara ve ayrıca 01.06.2016 tarihinden itibaren yeni depo denilen yerde muhafaza ettiğini, eksper raporunda ise sigorta kapsamında olmayan yeni depo denilen yerdeki emtiada sigortalı imiş gibi değerlendirildiğini ve eksik sigorta uygulaması sonucu yapılan oranlama sonucunda tazminat tutarının eksik hesaplandığını, oysa yapılması gerekenin sadece sigorta kapsamındaki malları hesaplamaya dahil etmek olduğunu, her ne kadar eksper raporunda yeni deponun farklı bir riziko adresi olarak değerlendirmenin uygun olmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de tümüyle farklı bir binada olan ve müşteriye sevk için tutulduğundan sirkülasyon durumunun da kesinlikle söz konusu olmadığı yeni depodaki emtianın sigorta kapsamı dışında değerlendirilmesi gerektiğini, yeni depoda bulunan fazla miktardaki emtianın riziko adresine sığmasının fiziken dahi imkansız olduğunu, esasen riziko adresi olan fabrika binası ile yeni deponun birbirinden bağımsız binalar olduğunu, raporda belirtilen geçiş alanının sonradan oluşturulduğunu, yine 2.000 m2 alanı ve aylık 25.000 TL kira gideri olan yeni deponun kullanılmasının yaşamın olağan akışına da aykırı olduğunu, yine müvekkili şirket ile davalı arasında yeni depodaki demirbaş, emtia ve makine malzemeleri için 26.10.2016 tarih ve 2.150.000 TL bedelli/limitli yeni işyeri sigorta poliçesi düzenlendiğini ve 25.01.2017 tarihli zeyilname ile sigorta bedeline 1.150.000 TL ilave edilerek toplam bedelin 3.300.000 TL’ye yükseltildiğini, yangın yeri ile yeni depo farklı adres olduklarından yeni deponun yangın tarihi itibariyle depo adresindeki emtia sigorta kapsamı dışında bulunduğunu, yangın çıkan fabrika binası ile yeni deponun farklı giriş kapıları olan birbirinden bağımsız binalar olduklarını, deponun farklı bir adres olduğu, kira sözleşmesinin de ayrı olduğu, depodaki emtianın sigorta kapsamında değerlendirilemeyeceği ekspere belgeleri de eklenmek suretiyle bildirilerek açıklanmasına rağmen bu şekilde hatalı hesaplama yapılmış olması eksperin kusurlu olduğunu ve davalının da kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, bu nedenlerle yeni depoda bulunan emtianın sigorta kapsamına alınmasının haksız ve hatalı olduğunu, bu haksızlığın giderilmesi için keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak sigorta kapsamında olmayan başta yeni depo olmak üzere tüm depolardaki emtiaların hesaplama dışı bırakılarak sigorta şirketinin sorumlu olduğu tazminat tutarının hesaplanması gerektiğini, hatalı eksper raporu taraflarına tebliğ olunduktan sonra taraflarınca yapılan hesaplama sonucunda davalı ... şirketinin sorumlu olduğu tazminat tutarının 409.259,50 TL emtia, 118.315,61 TL makine, 6.507,05 TL demirbaş, 55.064,23 TL elektronik cihaz, 183.502,96 TL bina malikine karşı mesuliyet, 5.850,00 TL komşu parsel bina malik hasarı, 49.290,25 TL faiz olmak üzere toplamda 827.790,00 TL olarak belirlendiğini, bu miktar üzerinden davalı hakkında -------- İcra Müdürlüğü’nün --------- Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığını, ödeme emrinin davalıya tebliğ olunması akabinde eksper raporundaki tutar olan 342.745,42 TL’nin davalı ... şirketi tarafından müvekkili şirketin banka hesabına ödendiğini, ancak 20.06.2017 tarihinde borcun tümüne ve takibe itiraz edildiğini, kısmi ödeme yaparak fiilen ve haricen borcu kabul eden davalının itirazının haksız olduğunu, sigorta şirketlerinin mutad uygulamasının dışına çıkılarak müvekkili şirketten ibraname belgesi dahi alınmadan alelacele ödeme yapılmasının davalı şirketin kötü niyetini de ortaya koyduğunu iddia ederek, davalı ... şirketi tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, icra takibindeki taleplerini aşan bakiye tazminat alacak bakımından yönelttikleri belirsiz alacak davası için alacağın kesin olarak belirlenmesini takiben verilecek talep artırım dilekçesi ile talebi artırmak ve eksik harcı ikmal etmek üzere davalının sorumlu olduğu bakiye tazminat alacağının belirlenerek temerrüt tarihi olan 28.10.2016 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 02.01.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait işyerinin 20.01.2016 – 2017 dönemi için ----------- numaralı Yeni Tüm İş Sigorta Poliçesi kapsamında müvekkili sigorta şirketi nezdinde sigortalı konumunda bulunduğunu, dava konusu sigorta poliçesi bakımından bir “Eksik Sigorta” durumunun söz konusu olduğu hususunun davacının da kabulü altında olduğunu, ekspertiz raporu kapsamına göre eksik sigorta hesaplaması ve oranlamasının usulüne uygun şekilde yapıldığını, TTK’nin ‘Eksik Sigorta’ üst başlıklı 1462.maddesinde; “Sigorta bedeli, sigorta değerinden az olduğu takdirde, sigorta edilmiş menfaatin bir kısmının zarara uğraması halinde sigortacı, aksine sözleşme yoksa sigorta bedelinin sigorta değerine olan oranına göre tazminat öder” hükmünün yer aldığını, ilgili hüküm ile eksik sigorta uygulamasının genel esaslarına yer verildiğini, eksper raporunda atıf yapılan Yangın Sigortası Genel Şartlarındaki klozda da TTK’nin 1462.maddesi ile uyumlu ve benzer şekilde bir hükme yer verildiğini, dosyada mübrez eksper raporunda yer alan sigorta bedeli ile sigorta değerinin mukayesesine ait tablo incelendiğinde elektronik cihaz için sigorta bedeli ile sigorta değerinin yaklaşık olarak uygunluk göstermekte iken diğer tüm teminat gurupları bakımından eksik sigorta durumunun mevcut olduğunun açık şekilde tespit edildiğini ve hasar tazminatı hesaplamasının da anılan yasal hükümler ve genel şartlara uygun şekilde yapıldığını, eksper raporunda yer verilen müteakip tespitler ile esasen haklı ve yerinde bir uygulama yapıldığını, davacının özellikle fabrika dışında yer alan emtiaların da sigorta değerinin ve dolayısı ile eksik sigortanın hesaplanmasında nazara alındığı yönünde beyan ve iddialarının da kabulünün mümkün olmadığını, eksper raporunda da belirtildiği üzere şirketin incelenen resmi muhasebe kayıtlarına nazaran talep konusu edilen emtia hasar tutarı arasında çelişkiler bulunduğunu, söz konusu çelişkinin de resmi kayıtların fiili duruma yansıtılmadığı şeklinde izah edildiğini, davacı şirketin başka depolarda mevcut olup da eksik sigorta uygulamasında hesaba dahil edilen herhangi bir emtiasının söz konusu olmadığının eksper tarafından raporlandığını, yeni depo olarak adlandırılan yerin davacı şirketin kiracı sıfatı ile kullanımında yer alan fabrika binasının bitişik ve geçişli yapıda olması, davacı şirkete ait ticari emtianın bu iki yer arasında sirküle olarak yer alıyor oluşu ve kiralanan yerlerin adreslerinin de aynı olması karşısında anılan yerler farklı bir riziko adresi olarak kabul edilmediğini ve dolayısı ile hasar hesabının da bu esaslara istinaden yapıldığını, dava konusunu teşkil etmekte olan hasar tazminatı istemleri bakımından hesaplamada usulüne uygun şekilde eksik sigorta oranlaması yapılmış olması itibariyle müvekkili sigortacı şirket tarafından davacı sigortalıya poliçe koşulları uyarınca gerekli sovdaj tenzilatları ve eksik sigorta değerlendirmeleri de yapılmak suretiyle emtia, demirbaş, makine, elektronik cihaz ve üçüncü şahıs mali sorumluluk limitleri kapsamında 342.745,42 TL tutarında hasar tazminatı ödendiğinden poliçe sorumluluklarının yerine getirildiğini, davacının davasının reddi gerektiğini, davacının, icra takibinden sonra gerek bina hasarı ve gerek diğer alacak kalemleri bakımından icra takibindeki tutarı aşan miktarlar bakımından alacağın tahsiline karar verilmesi taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, huzurdaki davada esasen bir “İtirazın İptali” davası ile “Alacak” davasının birlikte açıldığını, nitelik ve sonuçları bakımından birbirinden farklı dava türleri olması karşısında Usul Hukuku bakımından buna imkan bulunmadığını, davaya dayanak poliçede çeşitli teminat gruplarına göre ödenecek tazminat bedeli üzerinde hangi oranlarda muafiyet tenzili uygulanacağı hususunun ayrıntılı şekilde düzenleme altına alındığını, herhangi bir hasar tazminatının gündeme gelecek olması halinde poliçe özel şartları uyarınca gerekli muafiyet tenzilatlarının yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüdünün söz konusu olmadığını, ön ekspertiz raporunda da ifade olunduğu üzere hasar tespitine ilişkin gerekli belgelerin henüz temin edilememiş oluşu nedeniyle karşısında incelemenin sonuçlandırılamadığını, bu durumda müvekkil şirketin davacı yanca belirtilen tarihte temerrüde düşmüş olduğunun da kabul edilemeyeceğini, olayın ve hasarın mahiyeti karşısında banka avans faizi istenilemeyeceğini, ancak yasal faiz talep edilebileceğinden davacının faiz isteminin reddi gerektiğini, alacağın mahiyeti karşısında icra inkar tazminatı şartlarının bulunmadığını savunarak, öncelikle itirazın iptali davası ile alacak davası nitelik ve sonuçları bakımından birbirinden farklı dava türleri olduğundan söz konusu davaların usulen birlikte ele alınıp görülmesine imkan bulunmadığından her iki davanın tefrikine karar verilmesini, buna karşılık davaların birlikte yürütülmesine karar verilmesi halinde itirazın iptali davası bakımından haksız ve yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine, davacının koşulları bulunmayan icra inkar tazminatı istemlerinin reddine ve davacı yanın takibinde haksız ve kötüniyetli olduğunun sübuta erecek olması halinde davacı aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmolunmasına, alacak davası bakımından hem dava şartları yokluğu nedeniyle usulü bakımdan hem de poliçe sorumlulukları tamamen yerine getirilmiş olduğundan davacının herhangi bir alacak hakkı söz konusu olmadığından davanın esas bakımından reddine, nihai olarak tüm haksız istemler ile haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesini özetle; Davalı vekilinin de belirttiği üzere eksik sigorta uygulaması konusunda uyuşmazlık bulunduğunu, uyuşmazlığın riziko adresi dışındaki yeni depoda bulunan ve sigorta kapsamına alınmaması gereken emteaların da hesaplanmaya dahil ve eksik sigorta uygulamasının olması gerekenden fazla oranda uygulanmış olması noktasında toplandığını, gerek ekspertiz raporunda gerekse cevap dilekçesindeki, "yeni deponun fabrika binasına bitişik ve geçişli yapıda olduğu" gerekçesiyle anılan erin farklı bir riziko adresi olarak kabul edilemeyeceği iddiası son derece haksız olduğunu, davalı vekilinin cevap dilekçesinde "alacağın tamamı için ilamsız takip başlatıldığını ve kısmi talep konusunda açıklama bulunmadığını" ileri sürmekte ise de; takip talebinde "fazlaya ilişkin talep/dava hakları saklı kalmak kaydıyla" ibaresi mevcut olup, bu konudaki iddia da haksız, dayanaksız ve ayrıca kötüniyetli olduğunu, davaya ilişkin tüm bilgi ve veriler ekspertiz raporunda ve eklerinde mevcut olduğunu, alacağın miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğini, sadece eksik sigorta uygulaması ile ilgili sigorta kapsamına alınmaması gereken emteaların da haksız olarak sigorta kapsamına dahil edilmesinden dolayı davalı ile davacı arasında hesaplama farklılığı bulunduğunu, bu nedenle, davanın kabulü durumunda davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, davanın tümüyle veya kısmen reddi durumunda ise kötüniyet koşulu bulunmadığından, davalının icra inkarına mahkum edilmemiz yönündeki haksız talebinin reddine karar verilmesini, davalı vekilinin, sigorta şirketinin bakiye bir poliçe sorumluluğu olmadığı yönündeki iddiası ve diğer tüm cevapları da haksız ve dayanaksız olduğunu, riziko adresi dışındaki yeni Depodaki emteaların eksik sigorta hesaplaması dışında tutularak hasar tazmini hesabının yapılmasını ve temerrüt tarihinden itibaren avans faizinin işletilerek davacı alacağının tespiti ile itirazın iptali ve alacak davasındaki taleplerimizin kabulünü, HMK'nun 110.maddesindeki "Davaların yığılması" kurumu nedeniyle davalı vekilinin tefrik talebinin reddini, icra takibinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunun gözönüne alınarak davalı vekilinin bu yöndeki talebinin de reddini, İtirazın iptali davamız bakımından davalının icra inkar tazminatına mahkum olunmasına; davanın reddi durumunda dahi kötüniyet koşulu bulunmadığından, davalının icra inkar tazminatı talebinin reddini, tüm talepleri bakımından yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesini özetle; Ekspertiz çalışmaları sırasında sunulmuş olan davacı şirkete ait emtia envanterlerinde göre toplam emtia değerinin 5.111.840,63 TL olduğunu, 1.140.772,38 TL tutarında hasar değeri olduğu dikkate alındığında, sigortalı emtiaların bir kısmında hasar meydana geldiğinin açık olduğu, bu itibarla TTK” nun 1462. Maddesi hükmünde yer alan “...Sigorta edilmiş menfaatin bir kısmının zarara uğraması halinde...” koşulunun gerçekleştiği ve eksik sigorta uygulamasının yapıldığını, davacının emtialarının bulunduğu başkaca depolarının olmadığını, bu geçişi olan alanda tüm emtianın sürküle olmak kaydı ile bulunduğunu ve envanter kayıtlarına alındığını, anılan yerlerin farklı riziko adresi olarak kabul edilemeyeceğinin de ekspertiz raporunda açıkça belirtilmiş olduğunu, sigortalı yetkililerine, sigortalı işyerine ait resmi kayıtlarda yer alan emtiadan daha yüksek değerde bir emtia hasarı talep etmelerinin mümkün olamayacağını, yeni depo olarak tarımladıkları, aynı arazi içinde işletmeye bitişik/ bağlantılı/ geçişli olarak çalışan binada bulunan emtia değerinin envanterlerde 2.805.009,58 TL olduğu dikkate alındığında resmi kayıtlarda yer alan değerdeki emtianın yeni depodaki tutar içinde sağlam olarak bulunduğu şeklinde bir kanaatinde oluşacağı huşularının yine eksper raporunda belirtildiğini, Riziko adresleri aynı olan ve bir bütün teşkil eden taşınmazın, farklı taşınmazlar olarak değerlendirilemeyeceğini, ayrıca davacı vekili tarafından ifade edilen ve dava konusu teşkil etmeyen yeni poliçenin müvekkil şirket tarafından iptal edildiğini beyan etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dava taraflar arasında düzenlenen sigorta sözleşmesine istinaden davacı fabrikasında meydana gelen yangın nedeniyle eksik ödenen hasar bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile eksik ödenen bedellerin tahsiline ilişkin alacak istemine ilişkindir. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; davacı şirkete ait işyerinin 20/01/2016 başlangıç 20/01/2017 bitiş tarihli Yeni Tüm İş Sigorta Poliçesi kapsamında davalı ... şirketi nezdinde sigortalı bulunduğu, sigorta kapsamında bulunan işyerinde 12.09.2016 tarihinde meydana gelen yangınla rizikonun gerçekleştiği, rizikonun sigorta poliçesi kapsamında kaldığı yönünde taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı , yapılan sigorta poliçesi sırasında sigorta bedeli ve sigorta değeri yönünden eksik sigorta bulunduğu, yine bu hususta taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, davalı ... şirketi tarafından davacıya 19/06/2017 tarihinde 342.745,42 TL hasar ödemesi yaptığı, ancak meydana gelen riziko nedeni ile taraflarca yapılan hasar miktarının tespiti yönünden uyuşmazlık bulunduğu, davalının eksik sigorta nedeni ile yaptığı hesaplama sırasında davaya dayanak sigorta poliçesi kapsamında bulunmayan emtialar yönünden de bir oranlama yapıp yapmadığı, sonuç itibari ile ihtilafsız olan hususlara göre davacının meydana gelen yangın rizikosu sonucunda davalıdan talep edebileceği sigorta tazminat miktarının uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır.Somut olayda davalı ... şirketince zararın tespiti için görevlendirmiş bulunan sigorta eksperi raporunda ;sigorta edilen menfaatin hasara uğradığı andaki değerinden düşük olduğunu bu nedenle de eksik sigorta şartının uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Eksik sigorta 6102 sayılı TTK. Madde 1462.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sigorta bedeli, sigorta değerinden az olduğu takdirde, sigorta edilmiş menfaatin bir kısmının zarara uğraması hâlinde sigortacının, aksine sözleşme yoksa, sigorta bedelinin sigorta değerine olan oranına göre tazminat ödeyeceği düzenlenmiştir. Eksik sigortada, sigorta bedeli, sigorta menfaat değerinin altında kalmaktadır. Sigorta edilen menfaatin kısmen zayi olması halinde, sigortacı sigorta bedelinin sigorta ettirilen menfaat değerine olan oranı hesaplamak suretiyle bu oranda indirim yaparak ödemede bulunur. Davacıya ait işyerinde davalı şirkete sigortalı işyerinde 12.09.2016 tarihinde meydana gelmiş bulunan hasar sigorta poliçesi teminatındadır. Davalı ... şirketi düzenlemiş bulunduğu “ yeni tüm iş yeri sigorta poliçesi “adı altındaki sigorta poliçesi İle Davacıya ait ; - ---------- / ----------- / ---------- Mah. --------- Cad. No ---------- adresindeki, - elektrikli ve elektronik eşya imalatı iş yerini 12.09.2016 tarihinde meydana gelmiş bulunan yangını kapsayacak şekilde 20.01.2016 — 20.01.2017 tarihleri arası için sigortalamıştır. Sigorta poliçesinde yangın ve poliçede belirtilmiş olan diğer risklere karşı teminat verilmiştir. Davalı ... şirketince bu hasar nedeniyle 19.06.2017 tarihinde ----------Ş. aracılığı ile 342.745,42 TL hasar tazminatı davacıya ödenmiştir. Davalı ... şirketince demirbaşlardaki hasar tutarı için ödemiş tutarın olduğu uygun olduğu, davalı ... şirketince elektronik cihazlarda hasar tutarı için ödemiş tutarın olduğu uygun olduğu, davalı ... şirketince makinelerdeki hasar tutarı için ödemiş olduğu tutarın uygun olduğu, davalı ... şirketince emtiadaki hasar tutarı için 109.136,07 TL ödemiş olduğu ancak bu tutarın 166.717,96 TL olması gerektiğinden davalı ... şirketinin emtia hasarı için 57.581,89 TL daha ödemesi gerektiği, davacının komşu parsele vermiş olduğu zararı dava dışı ----------Ş. tarafından giderilmiş olduğu davalı ... şirketince tespit edilmiş olduğundan bu nedenle davalı ... şirketince ödenmesi gereken bir tutarın bulunmadığı, davacının binaya vermiş olduğu zarardan dolayı bina malikine karşı 194.991,45 TL' sından sorumlu bulunduğu halde sigorta şirketince 161.002,96TL ödenmiş olmasından dolayı davalı ... şirketinin bina hasarı için 33.988,49 TL daha ödemesi gerektiği, davalı ... şirketinin ödemekle yükümlü olduğu bakiye toplam hasar tutarının 91.570,38 TL olduğu, Davalı ... şirketinin temerrüde düştüğü 18.12.2016 tarihinden 12.06.2017 icra takip tarihine kadar bu tutara ödemekle yükümlü olduğu avans faiz tutarı 4,355,86 TL olduğu, davalının temerrüde düştüğü 18.12.2016 tarihinden 12.06.2017 icra takip tarihine kadar ödemekle yükümlü olduğu avans faiz tutarı 16.303,88 TL, Davacının 342.745,42 TL için 12.06.2017 takip tarihinden 19.06.2017 ödeme tarihine kadar talep edebileceği avans faiz tutarı 640,89 TL olduğu bu yönüyle TBK 100 gereğince takipten sonra yapılan ödeme takipte öncelikle faiz ve ferilerine mahsup edilmesi gerektiğinden bu hususun infaz aşamasında dikkate alınması gerekmektedir. Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyetlerinden 20.01.2020 ve 15.01.2023 tarihli raporlarda yapılan hesaplama hükümde dikkate alınmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-A-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalının --------- İcra Müdürlüğü ---------- esas sayılı dosyasında itirazının kısmen iptali ile takibin 434.315,80 TL asıl alacak 21.300,63 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına, takipten sonra 19.06.2017 tarihinde davalı tarafça yapılan 342.745,42 TL ödemenin infaz aşmasında dikkate alınmasına b-Takip konusu alacak yargılamayı gerektiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 31.123,16 TL'nin başlangıçta alınan 10.048,87 TL peşin harç ve 196,20 TL'nin mahsubu ile bakiye toplam 20.878,09 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 10.048,87 peşin harç, 31,40 başvuru harcı, 196,20 TL tamamlama harcı, 567,80 TL keşif harcı, 30.000,00 TL bilirkişi masrafı, 1.182,10 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere bakiye toplam 42.026,37 TL'nin davanın kabul-red oranına göre hesaplanan 23.047,83 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 72.342,46 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 60.027,77 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu 150,00 TL yargılama giderinden davanın kabul-red oranına göre hesaplanan 67,74 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, arta kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OY BİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 27/11/2024