İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2017/1162 E. 2018/1332 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2017/1162
Karar No
2018/1332
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/1162 Esas

KARAR NO : 2018/1332

DAVA : Tazminat (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))

DAVA TARİHİ : 18/10/2017

KARAR TARİHİ : 22/11/2018

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA: Davacı vekili mahkememize verdiği dilekçe ile, müvekkili firmanın, davalı bankanın ... Şubesi ... hesap numaralı kredili müşterisidir. Haziran 2017 ayı itibarı ile 1,238,042.91.-TL nakdi, 97,290.00.-TL’lik gayrinakdi riski mevcut iken, işbu kredilerin teminat olarak toplam 1,650,000.00.-TL bedelli 3.şahıs müşteri çekleri olduğunu,müvekkili firmanın kredi ödemelerinde hiçbir gecikme yaşanmadığını ve teminatta bulunan çeklerden vadesi gelenler arasında karşılıksız çıkan çek olmadığını,buna rağmen bankanın müvekkili firmadan ek teminat talep ettiğini,bu nedenle 13.06.2017 tarihinde ... ili, ... ilçesi, ... Mah, ... ada, ... parselde kain ... ve ... nolu bağımsız bölümler üzerinde .... lehine ayrı ayrı 2.000.000.00.-TL’lik 2.derece ipotek tesis ettirmiştir. Ayrıca 20.06.2017 tarihinde ... plakalı ... marka araç üzerinde .... lehine 174,602.00.-TL bedelle rehin hakkı tesis edildiğini,rehinlerin 1.derece ipotek alacaklısı ... Bank A.Ş’nin tüm riskini ve ...’nin tüm riskini kapatacak mahiyette bir teminat vasfına haiz olduğunu,ancak .... 23.06.2017 tarihinde, yani ipotek tesisinden 10 gün sonra, rehin tesisinden 3 gün sonra Karşıyaka ... Noterliği’nin ... yevmiyesi ile hesap kat ihtarnamesi tanzim ettiğini,ayrıca davalının ihtiyati haciz kararı aldığını ve İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile 05.07.2017 tarihinde ihtiyati haciz tüm bu adımların orantısız ve taşkın haciz olarak ve ticari olarak firmanın itibarını zedeleyici ve ortadan kaldırıcı adımlar olduğunu,müvekkilinin bankaya karşı ödemelerinde gecikmeye düşmemiş olmamasına rağmen, banka tarafından krediler geri çağrıldığını,banka bu hakkını kullanırken kredili firmanın mahvına neden olacak şekilde hareket etmemesi gerektiğini,Bankanın son aşamada munzam senet üzerinden ihtiyati haciz kararı alması ve alacağın oldukça üzerinde gayrimenkul malvarlığına haciz tatbiki, tüm bankalara ve sigorta/emeklilik şirketlerine, ticaret odası başkanlığı’na ve iş yapılan muhtelif özel hastanelere ihtiyati haciz müzekkereleri göndermesi” ticari olarak firmanın itibarını zedeleyici olduğunu,TMK 2.maddedeki dürüstlük kurallarına ve anayasa ve insan hakları sözleşmesine aykırılık teşkil ettiğini,evrensel hukuk prensiplerinden “ölçülülük” ilkesi de burada ihlal edildiğini,bu nedenlerle davalı ...’nin müvekkil ... Şti’ne uygulamış olduğu kredilerin geri çağrılmasında ki hak ihlalleri ve takip işlemlerinde uygulanan ölçüsüzlük sebebi ile Borçlar Kanunu 49. ve 58. Maddeleri mucibince Sayın Mahkemenizce takdir edilecek 1.00.-TL (Birlira) manevi tazminat bedelinin davalı tarafça müvekkile ödenmesine hükmedilmesini talep etmiş olmakla yapılan açık yargılama sonunda;

GEREKÇE: Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesi ile, müvekkili bankanın ... Şubesi müşterisi olan, ... müşteri numaralı ... Şirketi arasında kredi sözleşmeleri imzalandığını, bu sözleşmelere istinaden kredi açılarak kullandırıldığını,İşbu şirket ile ilgili bankaca dönem dönem yapılan rutin araştırmalarda; şirketin nakit kaynak yaratmada sıkıntı yaşadığı ve buna bağlı olarak taksitli kredilerinde gecikmeler yaşandığı, firma çeklerinin yazıldığı ve karşılıksız işlemi gördüğü, şirket aleyhine başka finans kuruluşları tarafından yasal takip işlemlerine başlandığı ayrıca şirkete ait malvarlıkları üzerinde ihtiyati tedbir uygulandığı istihbar edildiğini, davacı-borçlu şirket ile müvekkil banka arasında imzalanmış olan Genel Kredi Sözleşmesi’nin 9. maddesi ‘TEMERRÜT’ başlıklı bölümündeki maddeler uyarınca, davacı-borçlu şirketin hesaplarının kat edilmesine karar verildiğini ve Karşıyaka ... Noterliği'nin 23.06.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçlu şirketin hesapları kat edildiğini, buna rağmen, davacı-borçlu şirketin kullandığı krediler tahtında akdedilen sözleşmeler ve keşide edilen ihtarnameye konu kredi borçlarını ödemede temerrüde düşmeleri sebebiyle müvekkili banka tarafından İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takip işlemleri başlatıldığını,yasal takip işlemleri kapsamında yapılan icrai işlemler neticesinde, davacı-borçlu şirket ve davadışı üçüncü kişi kredi kefillerinin (takip dosyası borçluları) malvarlıklarına haciz uygulandığını, bu aşamada borçlu şirket ile yapılan görüşmeler neticesinde, müvekkil banka alacağının tamamı, borçlularca haricen müvekkil bankaya ödendiğini ve icra dosyasının kapatıldığını, Davacı-borçlu şirket tarafından hesap ihtarnamesine rağmen kredi borçlarının ödenmemesi üzerine, alacağın tahsilinde ve tahsil edildiği oranda kredi borcundan mahsup edilmek üzere müvekkili bankaya ciro edilmiş bonoya dayalı olarak ihtiyati haciz başvurusunda bulunulduğunu, davacı-borçlu tarafın manevi tazminat talebine ilişkin hiçbir haklı ve hukuki dayanağı bulunmadığını, davacı-borçlu şirket tarafından ikame edilen dava ile manevi zararlarının tazmini talebinde bulunulduğunu, ancak işbu taleplerini ispat eden hiçbir delil ibraz edilmediğini,farazi iddialar üzerinden ne türlü bir zarara uğradığı, sözkonusu kredi alacağına ilişkin olarak manevi anlamda nasıl yıprandığına ilişkin hiçbir açıklamada bulunulmadığını, manevi tazminatın oluşabilmesi için bizzat kişilik varlığına saldırı olması gerektiğini, oysa ki bu davada; davacı-borçlu ile müşteri ve kredi ilişkisi dışında bir ilişkisi olmayan Banka’nın davacının kredi hesaplarının kat edilmesi nedeni ile piyasadaki güvenirliğinin azalması, ticari itibarının zedelenmesi ve bundan dolayı uğramış olduğu derin üzüntü yönündeki iddiası hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,netice itibari ile piyasa istihbaratı, şirketin nakit kaynak yaratmada sıkıntı yaşadığı ve buna bağlı olarak taksitli kredilerinde gecikmeler yaşandığı, firma çeklerinin yazıldığı ve karşılıksız işlemi gördüğü, şirket aleyhine başka finans kuruluşları tarafından yasal takip işlemlerine başlandığı ayrıca şirkete ait malvarlıkları üzerinde ihtiyati tedbir uygulanması gibi vuku bulan olaylar silsilesi ile birlikte davacı-borçlu şirketin temerrüde düşmesinde Müvekkili Banka’nın hiçbir kusuru bulunmaması sebepleri ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı firmanın davalı bankanın ... Şubesinden çektiği kredilere ve yapılan kredi ödemelerine ilişkin belgeler ile davacı firmadan talep edilen ek teminatlar, konulan rehin ve ipoteklerle ilgili belgeler, İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası celp edilmiş,davalı bankadan davacı firmanın kredilerinin uygulanmasında hesabın neden kat edildiği ve neden kredilerin geri çağrıldığı sorulmuş,verilen cevapta, piyasa istihbaratı, şirketin nakit kaynak yaratmada sıkıntı yaşadığı ve buna bağlı olarak taksitli kredilerinde gecikmeler yaşandığı, firma çeklerinin yazıldığı ve karşılıksız işlemi gördüğü, şirket aleyhine başka finans kuruluşları tarafından yasal takip işlemlerine başlandığı ayrıca şirkete ait malvarlıkları üzerinde ihtiyati tedbir uygulanması gibi vuku bulan olaylar nedeni ile şirket ile banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinin 9.maddesinin Temerrüt başlıklı bölümünde belirtildiği şekilde hesapların kat edilmesine karar verildiği belirtilmiştir.

Burada davacı firma takip işlemlerinde ölçüsüzlük yapıldığını ve hak ihlalleri olduğunu manevi tazminat isteminde bulunmaktadır. Davalı banka ise taraflar arasındaki Genel Kredi sözleşmesinin 9.maddesi gereği 9.maddede belirtilen temerrüt koşullarının oluştuğunu ve icra takibi yapmakta haklı olduklarını, ayrıca davacının takip nedeni ile nasıl manevi anlamda yıprandıklarına ilişkin delil ve açıklamada bulunmadığını savunmaktadır.

Gerçekten de kredi sözleşmesi ve icra takip dosyası incelendiğinde, davacının, sözleşmenin 9.maddesine dayanarak, davalının temerrüde düştüğünü kabul ederek, risk oluştuğu nedeni ile ve senede dayalı olarak icra takibine giriştiği ve borçlunun takip borcunu ödeyerek borcunu kapattığı anlaşılmıştır. Davacı tacir olan bir şirkettir.Ticari faaliyetlerini yürütebilmek için davalıdan kredi çekmiştir. Ancak davalı da tacirdir. Ödemenin riske girmesi kendisi için olumsuz ve maddi açıdan zarar doğurucu bir durumdur.Taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinde temerrüt halleri anlatılırken bankanın kanaatine göre olumsuz bir olayın yaşanması,bilançoda olumsuz gelişmelirn meydana gelmesi,kredi alanın diğer bankalarla ilişkilerinde problem çıkması, sözleşme konusu borcun ifaya engel durumların çıktığına dair kanaate varılması halinde tüm borcun muccel hale geleceği belirtilmektedir. Olayımızda davalı banka yukarıda da belirtildiği nedenlerle alacağının riske girdiği kanaati ile yasal takip koşulları altında takip yapmış ve alacağını tahsil etmiştir. Burada takip hukukunu kötüye kullandığı ve davacının bizatihi zarar etmesine yönelik hareket ettiğine dair bir kanaate varılmamıştır. Kaldı ki 9. maddede belirtilen temerrüt hükmünden sözleşmeyi bizatihi imzalayan davacı da haberdardır. Böyle bir risk oluşmaması için daha çok çabalaması gereken de davacı olmalıdır. Davacının bu olayda menfi bir zararı varsa ise maddi hukuka dayalı olarak zararını tazmin etmesi söz konusu olabilir. Davacının sözleşme nedeni ile teminat göstermesi, talep edilmesi halende ek teminatlar gösterilmesi, senet vermesi kredi çekmesi için gerekli maddi koşullar olup manevi zarar kapsamına girmez. Ayrıca şirket olan davacının kendisi aleyhine takip yapılmakla nasıl bir şekilde kişilik haklarının saldırıya uğradığı ve ne gibi bir manevi zarara uğradığı konusu dava dilekçesinde anlatılmadığı, yani manevi zarar talebinde bulunulmasına rağmen manevi zararın neden oluştuğu hakkında bir açıklama ve delil bulunmadığı, afaki olarak manevi zarar isteminde bulunulduğu anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.

HÜKÜM:

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın REDDİNE,

2- Harçlar Yasası uyarınca 35,90-TL harç alınmasına, peşin alınan 31,40.-TL harcın mahsubu ile noksan 2,20-TL harcın davacıdan alınmasına, ancak eksik kalan harç 6100 sy HMK yönetmeliğinin 46.maddesi gereği terkin sınırları içinde kaldığından, harç tahsil müzekkeresi yazılmamasına,

3- Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4- Davalı taraf kendini bir vekille temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesap edilen ve takdir olunan 1,00.- TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine

5- Kullanılmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine dair,

Gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal istinaf süresi içinde, İstinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 22/11/2018

Katip ...

e-imza

Hakim ...

e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2017/1162, K. 2018/1332, T. 22.11.2018, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2017-1162-e-2018-1332-k-869f755c1c41