İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/8943 E. 2018/1854 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/8943
Karar No
2018/1854
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2020/243 Esas KARAR NO :2024/356 DAVA:Tazminat DAVA TARİHİ:03/06/2020 KARAR TARİHİ:22/05/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılamasının sonunda; TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın ... şubesi müşterisi ... ... Ltd. Şti.’nin ... no.lu Esenyurt şubesindeki ... no.lu hesabından 50.000,00 TL bedelli 09.10.2018 keşide tarihli çek müvekkilinin alacağından dolayı keşide edilerek müvekkiline verildiğini, çekin 15/10/2018 tarihinde ibraz süresi içerisinde muhatap davalı bankanın aynı şubesine ödeme için ibraz edildiğini, banka tarafından "...çekte tahrifat olduğu ve çekteki imzanın keşideciye ait olmadığı kuşkusu doğduğundan, üzerinde herhangi bir işlem yapılmamıştır" şerhi yazılarak müvekkiline iade edildiğini, bunun üzerine keşideci ... ... Ltd. Şti. aleyhinde .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, borçlu ... ... Şti.'nin borca, çekteki imzaya, keşide tarihine dair herhangi bir itirazda bulunmadığını ve takibin kesinleştiğini, bunun üzerine şirket adresine hacze gidildiğini ve birtakım menkul malların haczedildiğini, bankalardaki hak ve alacaklarının haczi amacıyla haciz ihbarnameleri gönderildiğini ancak herhangi bir malvarlığının haczedilemediğini, borçlu keşideci ... ... Şti.'nin yetkilisinin cezalandırılması amacıyla .... İcra Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, mahkeme 23/10/2019 tarihli kararında " … Atılı suçun manevi unsuru çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebep olmaktadır. Somut olayda şikayet ekindeki çek fotokopisinin incelenmesinde Banka tarafından çek üzerine “İşbu çekin keşide tarihinde tahrifat olduğundan dolayı işleme alınmamıştır.” İbaresinin yer aldığı, diğer bir deyişle çekin karşılıksız işlemi görmediği doğal olarak da atılı suçun maddi unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşılmakla" Sanığın Beraatine karar vermek gerekmiştir.” denildiğini, mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğu ve henüz kesinleşmediğini, müvekkilinin ibraz ettiği çekin davalı bankaca keşide tarihinde tahrifat olduğu ve imzanın keşideciye ait olmadığı kuşkusu ile herhangi bir işlem yapılmamıştır şerhi koyarak ödeme yapmamakla kanunun açıkça suç olarak düzenlediği hükme aykırı davranarak, çekin hesapta karşılığı olup olmadığı hususunda çek arkasına bir şerh düşmediğini, 5941 sayılı Çek Kanunun çekin ibraz edildiğinde çek hamilinin bu yasadan kaynaklanan haklarını kullanabilmesi için karşılığının olup olmadığının çekin arkasına şerh edileceğini emrettiğini, aksine davranışın suç olarak düzenlediğini, davalı bankanın yasanın emredici hükmüne aykırı davranarak, çekin karşılığının olup olmadığı huşunda bir şerh düşmeyerek, çekin karşılıksız olması halinde şirket yetkilisi hakkında adli para cezasına hükmedilmesine, bu cezanın ödenmemesi halinde ise cezanın hapis cezasına çevrilmesine, müvekkilin bu şekilde haklı alacağını tahsil etmesi imkanı veren eşsiz yasal imkanlarını ortadan kaldırdığını, dava şartı olan arabuluculuğa başvurduklarını ancak anlaşma sağlayamadıklarını belirterek HMK’nın 107. maddesine dayalı olarak şimdilik 100,00 TL’nin haksız fiil tarihi olan 15.10.2018 tarihinden itibaren 5941 sayılı Kanun’un 3/7. Maddesi gereğince binde üç gecikme cezası ya da ticari avans faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili ile müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davacının karşılıksız olarak belgelendirilmediği gerekçesiyle müvekkil bankaya karşı ikame edilen davanın hukuki dayanağı bulunmadığını, müvekkili banka tarafından çekle ilgili inceleme yapılarak, çekin keşide tarihinde tahrifat olduğu ve imzasının keşideciye ait olmadığı gerekçesi yazılarak belgelendirildiğini, ekte sunulan imza sirküleri kapsamında çekteki imzanın keşideciye ait olmadığının tespit edildiğini, keşide tarihinde tahrifat olduğunun yapılacak inceleme ile ortaya çıkacağını, müvekkili bankanın söz konusu çeki karşılıksız olarak belgelendirmeyerek keşideci şirket ve yetkililerini yaptırımlara uğramaktan kurtardığı gibi mesnetsiz ve soyut fikirden ibaret beyanlarına itibar etmenin mümkün olmadığını, müvekkil bankanın Türkiye Cumhuriyeti’nin en köklü ve saygın kurumlarından biri olduğunu, herhangi bir çekin belgelendirilmesinde yasaya uygun olarak gerekli incelemeyi yaparak belgelendirdiğini, davaya konu çekin keşide tarihinde tahrifat olduğunun açık olduğunu, davacı alacağının tahsili amacıyla borçlu hakkında yasal takip başlattığını iddia etmekte, bir yandan takibe devam ederken bir yandan müvekkil bankaya karşı bu davayı ikame ettiği, söz konusu takibin semeresiz kalmasına ilişkin bilgi ve belge sunmadığını, davacının sadece hamil bankaya karşı dava açtığını, hukuken geçerli delilleri mevcut olmadığını, bu durumun davanın kötü niyetli olarak açıldığını gösterdiğini, davacı tarafından açılmış olan haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, çeke karşılıksız işlemi yapılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir. Bankacı ve Hukukçu Bilirkişi tarafından düzenlenen 07/04/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında ihtilaf konusu olan ve raporumuzda çözüme kavuşturulması gereken temel problemin; davalı bankanın çek üzerine “karşılıksızdır” ibaresini yazmamasının haklı nedene dayanıp dayanmadığını, dolayısıyla davacının uğramış olduğu zararlardan sorumlu olup olmadığı noktasında toplandığını, davalı bankanın daha önce aynı konumdaki çeklerdeki imza ve parafı benimseyerek çekleri ödemesi nedeniyle dava konusu çekin yetkisiz temsilci tarafından imzalandığını veya tahrifata uğradığını ileri sürmesinin artık mümkün olmadığını, bu bakımdan yukarıda bankacılık yönünden inceleme bölümünde, yer alan “dava konusu çekin 15.10.2018 tarihinde şubeye hangi saatte ibraz edildiği bilinmemekle birlikte yukarıda açıklandığı üzere hesaba para yatırma işlemi ile iki çek bedelinin takastan ödenmesi işleminin aynı anda olduğu tespitimiz düşünüldüğünde, dava konusu çekin gün içinde hangi saatte olursa olsun ibrazı anında çek keşideci şirketin hesabının sıfır olduğu, bunun da çekin karşılığının bulunmadığını gösterdiği, anlaşılmaktadır” yönündeki tespit de dikkate alındığında, davalı bankanın dava konusu çeke “karşılıksızdır” ibaresini yazmaması nedeniyle oluşan zararları karşılaması gerektiğini, bu kapsamda davacının başvurmuş olduğu yasal yollardan bir sonuç alamaması nedeniyle ödemek zorunda kaldığı yargılama giderlerlerinin zarar kapsamında değerlendirilerek davalıdan talep edilebileceğini, bununla birlikte çek bedeli ve çek bedeline bağlı komisyon ve diğer tazminatların talep edilip edilmeyeceği hususunun keşidecinin davacıya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla açmış olduğu menfi tespit davasının sonucuna bağlı olarak değerlendirilmesi gerektiğini mütalaa etmişlerdir. Bilirkişiler tarafından düzenlenen 05/04/2022 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; kök raporda ifade ettikleri üzere davalı bankanın dava konusu çeke “karşılıksızdır” ibaresini yazmaması nedeniyle oluşan zararları karşılaması gerektiğini, bu kapsamda davacının başvurmuş olduğu yasal yollardan bir sonuç alamaması nedeniyle ödemek zorunda kaldığı yargılama giderlerlerinin zarar kapsamında değerlendirilerek davalıdan talep edilebileceğini, bu kapsamda davacının talep edebileceği zarar tutarının 3.282,37 TL olarak hesaplandığını, bununla birlikte çek bedeli ve çek bedeline bağlı komisyon ve diğer tazminatların talep edilip edilmeyeceği hususunun keşidecinin davacıya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla açmış olduğu menfi tespit davasının sonucuna bağlı olarak değerlendirilmesi gerektiğini mütalaa etmişlerdir.Adli Tıp Uzmanı (Grafoloji) Bilirkişi tarafından düzenlenen 15/02/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre; inceleme konusu ... Bankası, ...- ... Şubesi, İstanbul- 09.10.2018 keşide yeri ve tarihli, ... VKN, 50.000 (elli bin) TL bedelli, alacaklısı ... olan, ... Hizmetleri Ltd. Şti. adına atfen imzalı çek ön yüzünde mevcut yazılar ile ... ... ve... ...’nin yazı örnekleri arasında yeterli düzeyde benzerlik olmadığını, harf ve rakamların kaligrafik yapılanma, eğim, istiflenme ve bağlantı özellikleri bakımından farklılıklar gösterdiğini, çekin keşideci imzası ile ... ...’nin imza örnekleri arasında imzanın başlangıç ve bitiriliş çizgi ve hareketleri, iç gövde büklümleri, harf ve gramaların şekil ve biçimlendirilişi, bağlantı ve orantıları, imza eğim ve ölçüsü, genel görünüm ve tüm bunların oluşturduğu imza ritim ve formu ile ritim/form dengesi unsurları bakımından önemli düzeyde benzerlik olduğu belirlendiğinden, çekin keşideci imzasının ... ...’nin eli ürünü olduğunu, inceleme konusu çekin keşideci tarihinin aylar bölümünde, aynı renk kalemle mükerrer kalem hareketiyle “10” rakamının oluşturulduğu ve bu tashihe ilişkin olarak paraf tarzında tashih imzasının mevcut olduğunu, tashih imzası ile ... ...’nin mukayese imza örneklerinin başlangıç bölümü arasında yeterli düzeyde benzerlik olması nedeniyle tashih imzasının ... ...’nin eli ürünü olduğunu, bu nedenle keşide tarihinin aylar bölümünde yapılan değişikliğin tahrifat niteliğinde olmadığını mütalaa etmiştir. TTK m. 812'de " Sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhataba ait olur; meğerki, senette düzenleyen olarak gösterilen kişiye, kendisine verilen çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurun yüklenmesi mümkün olsun." hükmü düzenlenmiş olup sahte veya tahrif edilmiş çekin ödenmesinden doğan zararın muhatap bankada olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2016/8943 E., 2018/1854 K. Sayılı ilamında " Ancak, çeklerin ibraz edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nin 724. maddesine göre “tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhataba ait olur; meğer ki senette keşideci olarak gösterilen kimseye kendisine bırakılan çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurunun isnadı mümkün olsun”. Öğreti ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, muhatap bankanın bu maddede öngörülen sorumluluğu kusur aranmayan bir sorumluluk olup, muhatap bankanın sahte çek nedeniyle ödeme yapması durumunda muhatap banka kusursuzluğunu ispat etse bile bu sorumluluktan kurtulamayacaktır. Bu itibarla, keşidecinin dava konusu çekler nedeniyle aleyhine yapılan icra takibinde imzaya itiraz etmemesi, çeklerdeki imzanın sahte olma ihtimalini ortadan kaldırmayacağı için muhatap bankanın sahte imza nedeniyle ödeme yapmaması da Kanun’un bankaya yüklediği bir yükümlülüktür. Bu durumda, mahkemece, dava konusu çeklerdeki imzanın keşideciye ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. " gerekçesi ile muhatap bankanın sahte imza nedeniyle ödeme yapmamasının kanuni bir yükümlülük olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2014/8477 E., 2014/12215 K. Sayılı ilamında " Davalı bankanın, dava konusu çeklerdeki keşideci imzasının bankaya bildirilen imza sirkülerindeki imza örneklerinden farklı olması halinde karşılıksız çekle ilgili ödemekle yükümlü olduğu meblağı ödemekten kaçınabilir. Ancak, davacı tarafından açılan dava da, dava konusu çeklerdeki keşideci imzalarının keşideciye ait olup, olmadığının mahkemece araştırılması gerekmektedir. Mahkemece herhangi bir imza araştırma ve incelemesi yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş olup, mahkemece yapılacak iş keşideciye ait imza örnekleri getirtilip, gerektiğinde keşidecinin imza incelemesine esas yazı örnekleri mahkeme huzurunda alınarak, konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınıp, yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucunda bir karar verilmekten ibarettir." gerekçesi ile muhatap bankanın keşideci imzasının imza sirkülerindeki imzadan farklı olması halinde ödemekle yükümlü olduğu tutarı ödemekten kaçınabileceği belirtilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2014/14848 E., 2015/512 K. sayılı ilamında "Dava, davacının hamili bulunduğu çekin bankaya ibrazına rağmen bankanın, keşideci adına sahte belgeler ile hesap açıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle ödeme yapmamasından kaynaklanan zararın tahsili istemine ilişkindir. Tazminat davalarında, davacı zararının gerçekleşmesi gerekir. Bu durumda, bankadan zararın istenebilmesi için, davacının çeke dayalı bütün müracaat yollarını tüketmesi ve çek bedelinin cirantalardan tahsil edilemez hale gelmiş olması gerekmektedir. Davacının bu yolları denemeden bankadan çek bedelini tazminat olarak istemesi mümkün değildir. Somut olayda, davacı işbu dava tarihi itibariyle cirantalar aleyhine icra takibi başlatmış olup icra dosyasından, bir kısım borçlular aleyhine haciz yapıldığı ve yargılama sırasında icra takibinin devam ettiği anlaşılmıştır. Bu itibarla mahkemece, davacının henüz çek sorumlularına karşı bütün müracaat yollarını tüketmediği nazara alınarak erken açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı bankanın kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de sonucu itibariyle doğru olan ret kararının, 1086 sayılı HUMK'nın 438/son maddesi gereğince değişik bu gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir. " gerekçesi ile davacının bütün müracaat yollarını tüketmeden çek bedelini muhatap bankadan isteyemeyeceği belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının hamili olduğu çeke davalı bankanın karşılıksız işlemi yapmaması nedeniyle uğradığı zararın tahsilini talep ettiği, davalının ise çekteki imzanın keşideciye ait olmadığını ve çekte tahrifat olduğunu bu nedenle karşılıksız işlemi yapmadığını savunduğu, çekte tahrifat olup olmadığı ve çekteki imzanın keşideciye ait olup olmadığının tespiti için mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, alınan 15/02/2024 tarihli rapor ile çekte tahrifat bulunmadığı, ancak çekteki imzanın keşideci şirket yetkilisi... ...'ye değil ... ait olduğunun tespit edildiği, davalı bankanın keşideci imzasının davalı bankaya bildirilen imza sirkülerindeki imzadan farklı olması nedeniyle çeke karşılıksız işlemi yapmamakta haklı olduğu, davacı tarafça talep artırım dilekçesinde 50.000 TL çek bedeli ve icra ceza mahkemesince verilen beraat kararı sebebiyle ödenmek zorunda kalınan 1.567 TL'nin tahsili talep edilse de üstte belirtilen Yargıtay ilamında da belirtildiği gibi davacının çek sorumlusuna yönelik müracaat yollarını tüketmeden çek bedelini davalıdan isteyemeyeceği, ayrıca ....İcra Ceza Mahkemesinin ...E. sayılı dosyasında davacının, çekle ilgili karşılıksız işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan şikayette bulunduğu, çekte karşılıksız şerhi bulunmadığı için sanığın beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının çekte karşılıksız şerhi bulunmadan şirket yetkilisini şikayet ettiği bu nedenle ilam vekalet ücreti ödediği, davacının bu zararının davalının karşılıksız işlemi yapmamasından değil davacının karşılıksız şerhi bulunmayan bir çekle ilgili karşılıksız işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçuna dayalı şikayeti nedeniyle oluştuğu gözetilerek davacının davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 933,40 TL harcın mahsubu ile artan 505,80 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 1.320 TL ücretin tamamının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/05/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2016/8943, K. 2018/1854, T. 09.10.2018, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-8943-e-2018-1854-k-3e974449640a