İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2016/28781 E. 2019/7489 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2016/28781
- Karar No
- 2019/7489
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2019/568 KARAR NO : 2020/668 DAVA : İTİRAZIN İPTALİ (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/10/2019 KARAR TARİHİ : 16/12/2020 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu şirketin yetkilisi ...'in, ... tarihinde müvekkili şirket yetkilisi ... arayarak ....TL borç istediğini, müvekkilininde kabul ederek dava dilekçesine ekli banka dekontundan da anlaşılacağı üzere parayı gönderdiğini, borcun ödenmediği, alacaklarının tahsili için Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosya ile icra takibi başlattıklarını, takibe haksız olarak itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlandığını belirterek, itirazının iptaline, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili süresi içerisinde verdiği cevabında; Öncelikle ödünç olarak verildiği iddia edilen nakit paranın havale tarihinin ..., icra takibinin başlatılma tarihinin ise ... olduğunu, aradan 3 yıldan uzun bir süre geçtiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının sunmuş olduğu dekont üzerinde “ödünç/borç/geri ödenmesi kaydıyla” gibi bir ibare yazmadığını, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, eğer bir ödemenin nedeni bildirilmemişse borç ödemesi olarak kabulü gerektiğini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 20.06.2019 tarihli 2016/28781 E. 2019/7489 K. sayılı kararının da bu yönde olduğunu, Yine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 10.12.2015 tarihli 2015/29305 E. 2015/36188 K. sayılı kararına göre de banka havale dekontunun yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceğini, bu nedenle tanık dinlenemeyeceğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, günümüz şartlarında bile oldukça yüksek bir meblağın 3 yılı aşkın bir süre boyunca ödenmesinin peşine düşülmemesinin, davanın haksız ve kötü niyetle açıldığını ortada koyduğunu, whatsapp mesaj ekran görüntülerini de kabul etmediklerini, bir uzman tarafından hazırlanmayan sadece davacının telefonundan aldığı ekran görüntülerinin de bir borca karine teşkil etmesinin mümkün olmadığını, ekran görüntüsünde sadece isim yer aldığını, herhangi bir numara görünmediğini, dosyaya sunulan mesaj içeriklerinde da bir borcun ikrarının da yer almadığını, mesaj içeriklerini kabul etmediklerini, niteliği itibariyle de bu mesaj içeriklerinin hükme esas alınamayacağını belirterek. davacının başlatmış olduğu icra takibi ve açmış olduğu eldeki davadanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davanın reddini ve davacının %20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; nakit olarak verilen borç paranın ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davalarının 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Davacı Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile ... tarihinde ....-TL asıl alacak, ....-TL faiz olmak üzere toplam ....-TL üzerinden icra takibi başlattıktan sonra (Örnek No:7) ödeme emrinin borçlu/davalıya ... tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun ... tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiğini belirterek takibi durdurduğu, itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı vekiline tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, davacının da ... tarihinde 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davası açtığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında davacı tarafından söz konusu paranın davalı hesabına gönderildiği hususunda bir anlaşmazlık yoktur. Davacı taraf, davalıya borç verdiğini ileri sürmekte, davalı taraf ise dekontta bu paranın ne için gönderildiği yazılmadığından borç ödemesi olarak kabulü gerektiğini belirterek kendilerine borç verildiği iddiaları reddetmektedir. Çözümlenmesi gereken sorun, davacının davacıya borç verip vermediği, vermiş ise bu borcun ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Davalı taraf, süresinde vermiş olduğu cevap dilekçesinde zamanışımı def'inde bulunmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 389. Maddesinde; Ödünç alanın, ödünç konusunun teslimine ve ödünç verenin de bu şeyin teslim alınmasına ilişkin istemleri, diğer tarafın bu konuda temerrüde düşmesinden başlayarak altı ayın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Kanunun lafzı, ilk bakışta burada ödünç verilen şeyin iadesine ilişkin zamanaşımı süresini düzenlendiğini düşündürmekte ise de, aslında burada ödünç konusunun ödünç alana ödünç veren tarafından teslimine ve ödünç alan tarafından teslim alınmasına ilişkin taleplerin zamanaşımı süresini düzenlemektedir. Yoksa verilen ödüncün, ödünç verene geri verilmesinin tabi olduğu zamanaşımı süresini değil. Bu tür ödünçlerde zamanaşımı süresi 10 yıldır. Bu nedenle zamanaşımı def'i reddedilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda; Tarafların 2016 yılı ticari defter kayıtlarının incelenmesinde, ticari defterlerinin TTK.nun 64/3. maddesi gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, defterlerinin TTK.nun 64/3. maddesi gereğince usulüne uygun olarak tutulduğu, bu nedenle sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından ... tarihinde ... aracılığı ile davalının banka hesabına gönderilen ....-TL tutarındaki ödemenin davacı defterlerinde davalı adına borç kaydedildiği, karşılığında herhangi bir tahsilat yapıldığı ile ilgili bir kaydın olmadığı, takip tarihi itibariyle dava konusu ödemeye istinaden davacının ....-TL tutarında davalı şirketten alacağının kayıtlı olduğu görülmüştür. Davalı tarafın ticari defter ve belgelerinin İncelemesinde de; davacı tarafından gönderilen paranın "... Tarihli EFT ile gelen ....-TL" olarak davacı adına alacak kaydedildiği, daha sonra ... tarih ve ... yevmiye numaralı kayıt ile ... tarihli ... nolu çek teslimi ile borcun ....-TL'isinin ödendiği ve böylelikle davalı şirketin bakiye ....-TL tutarında davacı şirkete borcunun kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Böylece davacı taraf iddialarını ispatlamış durumdadır. Zira davacı tarafından davalıya gönderilen para, davalının defter kayıtlarında bir borç ödemesi olarak kabul ve kayıt edilmemiştir. Aksine kendisini borçlandırmış, davacıyı alacaklı olarak kabul etmiş, üstelik bu borç nedeniyle ... tarihli ... nolu çek teslimi ile borcun ....-TL'lik kısmını ödediğine ilişkin kayıt yaparak, borcunu ....-TL'ye düşürmüştür. Bu nedenle davalının borç ödemesi savunmasına itibar edilmemiştir. Davalı taraf başkan beri davacının iddialarını kabul etmemektedir. ....-TL ödeme savunması hiç yapılmamıştır. Kendi defter kayıtlarında bulunan bu ödeme ile ilgili olarak dosyaya bir delil, belge sunmamıştır. Artık yeni delil de sunamayacağından bu ödeme kaydına itibar edilmemiştir. İcra takibinde işlemiş faiz talep edilmiş ise de davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir belge sunulmadığından bu husus kabul edilmemiş, likit (belirlenebilir) alacak için başlatılan icra takibine itiraz haksız ve kötü niyetli olduğundan davacının icra inkar tazminatı kabul edilerek davalının % 20 oranında tazminata mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçeler ışığında; Davanın KABULÜNE, Davacının Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine başlattığı icra takibine İTİRAZIN İPTALİNE, Takibin ....-TL asıl alacak (işlemiş faiz çıkartılmak suretiyle) üzerinden DEVAMINA, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanunun 2. Maddesine göre takip tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi UYGULANMASINA, İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) asıl alacak (....-TL) üzerinden % 20 hesabıyla ....-TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Alınması gerekli ....-TL harçtan, peşin olarak alınan ....-TL harcın mahsubu ile kalan ....-TL harcın DAVALIDAN ALINMASINA, Davacı tarafça yapılan dava ilk masrafı ....-TL, tebligat gideri ....-TL, bilirkişi ücreti ....-TL olmak üzere toplam ....-TL yargılama giderlerinin ve mahkememizde peşin olarak alınan harç gideri ....-TL olmak üzere toplam ....-TL'nin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlasının davacı üzerinde BIRAKILMASINA, Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalanının karar kesinleştiğinde talebi halinde DAVACIYA İADE EDİLMESİNE, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca davada kabul edilen miktar dikkate alınarak hesap edilen ....-TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Arabuluculuğa ilişkin dava şartı nedeniyle Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen ... yargılama giderinin 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/a-13 maddesi gereğince davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDEDİLMESİNE, Dair davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı.16/12/2020 KATİP ... (E-imzalıdır) HAKİM ... (E-imzalıdır)