İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2016/2571 E. 2017/5023 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2016/2571
- Karar No
- 2017/5023
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/217 KARAR NO : 2025/490 DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 08/03/2023 KARAR TARİHİ : 08/05/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/05/2025 Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin halen davalı şirketin yüzde elli hisse ile ortağı olduğunu, şirketin diğer yüzde elli hissesinin ise, aynı zamanda şirket müdürü olan ...’a ait olduğunu, davacının gördüğü lüzum üzerine ve haklı nedenlerle davalı şirketin ortaklığından ayrılmaya karar verdiğini ve Bakırköy ... Noterliği’nin 02.02.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname tarihli ve yevmiye numaralı ihtarnamesi (EK-4) ile, keyfiyeti davalıya bildirdiğini, ayrıca Büyükçekmece .... Noterliği 24.01.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile de muhasebeci olan ...'ın azledildiğini, ancak, ihtarnamede belirtilen süre içinde müvekkilinin talebi yerine getirilmediğini, bilgi de verilmediğini, bir süredir ortaklar arasında doğan anlaşmazlıklar neticesinde güven ilişkisinin zedelendiğini, şirketin belirtilen adreste yer alan lokantanın işletilmesi gayesi ile kurulduğunu, yerin kiralanması , kira bedellerinin ödenmesi , mali yatırımların müvekkili tarafından karşılanması, İşletme ruhsatının müvekkili tarafından ilgili mercilerden alınmasından hemen sonra müvekkilinin tabiri caizse kapı dışarı edildiğini, işletmenin içki ruhsatı olmamasına rağmen içeride içki satışı yapıldığını , tütün kullanımına izin verildiğini, otel ruhsatı bulunmamasına rağmen bazı odalarda gecelik kullanımlar yaptırıldığını, bu hususta idari merciler tarafından idari para cezaları düzenlendiğini, öte yandan sürekli malzeme alımı yapıldığı ancak işletmenin zarar ettiğinin duyumlar arasında olduğunu, müvekkiline şirketin mali durumu hakkında bilgi ve belge verilmediğini, kar ve zarar durumuna ilişkin hiçbir kaydın paylaşılmadığını, şirkete girişine engel olunduğunu, iştigal konusu dışında ve yasal mevzuata aykırı faaliyetlerde bulunulduğunu, şirketin kötü yönetimi nedeniyle, ticari anlamda ciddi bir performans kaybı ve maddi sıkıntı yaşandığını, gerekli önlemlerin bir an önce alınmasını sağlamak amacıyla evvelce yapılan sözlü ve yazılı çağrılara yanıt verilmediği gibi, şirkete giriş çıkışların da engellendiğini, müvekkilinin son kez yılbaşı günü işletmeye girmek istediğinde de girişi engellenerek, darp edildiğini ve kendisinin kolluk görevlilerini arayarak durumu ihbar ettiğini, şu anda yüksek miktarlarda malzeme alımı yapılmasına rağmen ödemelerin yapılmadığı durumunun alındığını, şirkete karşı alacaklılardan icra takiplerinin derdest olduğunun öğrenildiğini, müvekkilinin, ortaklığın başladığı tarihten bugüne kadar şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaktan bilgi alamadığı gibi şirket bilançolarının da gösterilmediğini, davalı şirketin, faaliyet konusundan uzaklaştığını, sürekli zarar ettiğini, malvarlığının israf edildiğini, hakkında icra takipleri açıldığını, bu durumun müvekkilinin aile birliğini tehdit eder konuma geldiğini, personel giderlerinin dahi ödenmediğini , sigortasız işçi çalıştırıldığını, vergi ve sgk kurumlarına borçların olduğunu, ortaklığı sürdürme imkanı kalmadığını, son yaşanan gerginliklerden dolayı da diğer ortak ile sağlıklı görüşme ortamının yitirildiğini, TTK'nun 638 ve 245 maddeleri uyarınca haklı sebeple ortaklıktan ayrılma koşullarının oluştuğunu, ortaklıktan çıkmak isteyen müvekkilinin şirketten kar payının tahsili ile şirketteki payının gerçek değerinin ödenmesini talep ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 638. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca mahkemenin istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebileceğini, şirketin mevcut durumu nedeniyle, davacının dava sonunda alacağına kavuşamama ihtimalinin de kuvvetli olduğunu ileri sürerek; davanın kabulüne, ayrıca dava sonuçlanınvaya kadar şirket mallarının korunması için şirkete ait taşınır ve taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, diğer ortak ...'ın müdürlük yetkisinin tedbiren kaldırılarak şirkete yönetim kayyımı tayinine karar verilmesini tüm bu nedenlerle; İhtiyati Tedbir talebimizin kabulü ile dava sürecinde şirket mallarının korunması için şirkete ait taşınır ve taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, şirket müdürünün yetkileri kaldırılarak şirkete yönetim kayyımı tayinine karar verilmesini, Davacı müvekkilimin davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine, Belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğimiz davamızda ilerde belirlenecek bedel ile arttırılmak üzere; 10.000,00 TL davacı müvekkilin şirket esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin işleyecek ticari avans faizi ve 10.000,00 TL kar payının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; Şirket ana sözleşmesinde davacının belirttiği şekilde ortaklıktan çıkma diye bir madde bulunmadığını, keyfi olarak ortaklıktan ayrılma hakkının mevcut olmadığını, çıkma için yasal koşulların da oluşmadığını, şirketin diğer ortağı ... tarafından davacıya, şirketi birlikte devir ya da taraflardan birinin şirketi aktif pasifi ile devir alması teklifi yapıldığını, davacının bunu kabul etmediğini, ortaklar arasında bir anlaşmazlık bulunmadığını, şirket zarar ettiğinden zarardan kurtulmanın çıkış yolu da ufukta görünmediğinden davacı ortağın, haber vermeden görüşmeden çekip gittiğini, işletme ruhsatıın da henüz alınmadığını, alınıp alınmayacağının belli olmadığını, bu haliyle borca batmış bir şirketin gün geçtikçe borçlarının artacağını, tarafların birlikte hareket etme dışında bir şansları da bulunmadığını, vergi, Sgk, işçi alacakları, başta kasap, market ve diğer esnaflara olan borçların arttığını, şirketi bulunduğu durumdan kurtarmak için ortakların birlikte hareket etmeleri gerektiğini, ya devir için kurumsal bir firma bulmanın, ya da daha iyi işletecek birini bulmanın gerektiğini, ne kadar az zararla işin içinden çıkarlarsa yararlarına olacağını, davacının hem aslı görevlerini yerine getirmediğini, hem de ortaklıktan ayrılmak için dava açma yoluna gittiğini, şirketin ne taşınır ne de taşınmazı bulunmadığını, kiralanan yerin eşyaları ile birlikte kiralandığını, davacı tarafın kayyım atanması talebinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zarar eden şirkete daha da zarar ettireceğini, en sağlıklı çözümün ortakların birlikte birini bulup işletmeyi devir etmeleri ya da birinin diğer ortağın payını devir alması olduğunu, ortaklıktan çıkmanın yasal koşulları oluşmadığından davanın reddini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti sunmuş oldukları 14/04/2025 tarihli raporlarında özetle; "Şirketin çalışma konusunun OTEL LOKANTA VE EĞLENCE YERLERİ şeklinde tescil edildiği, ... ve ...'ın söz konusu şirkete 9650 pay ile ortaklıkları olduğu, Davalı Şirketine kayıtlı gayrimenkul bulunmadığından değerleme hesaplaması yapılamadığı, Davalı şirketin ,dosyada yer alan vergi dairesine beyan edilen kayıtlı bilançolarına göre , 2022 yılında 225.398,44 TL, 2023 yılında 80.209,21 TL olmak üzere her iki dönemde de zarar ettiği, detayı bilinmemekle beraber ,bilançosunda amortisman hariç 105.453,11 TL demirbaşı gözüktüğü , bunun dışında kayıtlı bir duran varlığı gözükmediği, tüm varlığından (aktif varlığı) tüm borçları düşüldüğünde 2022 yılı itibari ile öz sermeyesinin -25.398,44 TL, 2023 yılı itibari ile 105.607,65 TL olduğu , 31.12.2022 ve 31.12.2023 tarihi itibariyle, şirketin aktiflerinin borçlarını karşılamaya yeter seviyede olmadığı, BORCA BATIK OLDUĞU, dolayısı ile şirketin sermayesini erimiş olması ve borca batık olması sebebi ile hesaplanacak bir çıkma payının olmadığı , hususlarının tespit edildiğini" belirtmişlerdir. Dava, Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin ticari şirket davasına ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının davalı şirket ortaklığından çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı, ayrılma akçesi ve kar payı talep edip edemeyeceği konularında olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 638.maddesinde, "1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir. " düzenlemesi yer almaktadır. Davalı tarafından tanık deliline dayanılmadığı, mahkememizce davacı tarafın tanıklarının dinlendiği, davacı tanıkları birbirini teyit eden ifadelerinde özetle; davacının diğer ortak tarafından davalı şirkete alınmadığı, girmek için gittiğinde darp edildiği, taraflar arasında husumet oluştuğu ifade etmişlerdir. Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, raporda özetle; Davalı Şirketine kayıtlı gayrimenkul bulunmadığından değerleme hesaplaması yapılamadığı, Davalı şirketin ,dosyada yer alan vergi dairesine beyan edilen kayıtlı bilançolarına göre , 2022 yılında 225.398,44 TL, 2023 yılında 80.209,21 TL olmak üzere her iki dönemde de zarar ettiği, detayı bilinmemekle beraber ,bilançosunda amortisman hariç 105.453,11 TL demirbaşı gözüktüğü , bunun dışında kayıtlı bir duran varlığı gözükmediği, tüm varlığından (aktif varlığı) tüm borçları düşüldüğünde 2022 yılı itibari ile öz sermeyesinin -25.398,44 TL, 2023 yılı itibari ile 105.607,65 TL olduğu , 31.12.2022 ve 31.12.2023 tarihi itibariyle, şirketin aktiflerinin borçlarını karşılamaya yeter seviyede olmadığı, BORCA BATIK OLDUĞU, dolayısı ile şirketin sermayesini erimiş olması ve borca batık olması sebebi ile hesaplanacak bir çıkma payının olmadığıteknik kanaati olarak belirtmiştir. İBAM 12. Hukuk Dairesi'nin 20191433 esas, 2021/1818 karar sayılı ilamında" TTK'nun 638/2. maddesi gereğince her ortak haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. TTK'nun 641. maddesine göre ise ortak şirketten ayrıldığı takdirde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkına haizdir. Somut olayda davacı ayrılma akçesinin belirlenmesinde davanın açıldığı tarihin esas alınması gerektiğini ileri sürmektedir. Ancak, ortaklıktan çıkma payının, şirketin karar tarihine en yakın tarihteki mal varlığının gerçek değeri saptanarak buna göre belirlenmesi gerekir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04/10/2017 tarihli, 2016/2571 E. 2017/5023 K. Sayılı içtihadı). Davalı şirketin gayrifaal olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda şirketin borca batık olduğu ve bu nedenlerle davacıya herhangi bir kâr payı ve ayrılma akçesi ödenemeyeceği tespit edilmiştir. Diğer taraftan TTK 616/1-e maddesi gereğince kar payı dağıtılmasında yetkili organ olan genel kurulda kâr payı dağıtılmasına ilişkin herhangi bir karar alınmadan kâr payı dağıtılması da mümkün değildir. Bu itibarla mahkemece sermaye payı ve kâr payı ödenmesine yönelik talep bakımından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. " denmektedir. Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre çıkma payının karar tarihine en yakın tarihteki şirket öz varlığının rayiç değeri baz alınarak hesaplanması gerektiği, bu nedenlerle bilirkişi tarafından düzenlenen ve karar tarihine en yakın rapora göre şirketin borca batık olduğu ve bu nedenlerle davacıya herhangi bir kar payı ve ayrılma akçesi ödenemeyeceği mahkememizce değerlendirilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı dinlenen davacı tanıkları, düzenlenen bilirkişi raporu kapsamında mahkememizce yapılan değerlendirmeye göre, davacının TTK 638/2 maddesi gereğince haklı nedene dayalı olarak şirketten çıkmasını isteyebileceği, toplanan delillere göre davacı yönünden haklı nedenin gerçekleştiği, anlaşılmakla ortaklıktan çıkmasına ancak şirketin borca batık olduğu, bu nedenlerle davacıya ödenebilecek herhangi bir çıkma payı bulunmadığından bu yöndeki istemin reddine, ayrıca şirketin kar payı dağıtılmasında yetkili organın TTK 616/1-e maddesi gereğince genel kurul olduğu, genel kurulda kar payı dağıtılmasına ilişkin herhangi bir karar alınmadan mahkememizce geçmiş yıllara ait kar payı dağıtılması yönünde karar verilemeyeceği (Yargıtay 11.HD 2015/5932 - 13257 EK sayılı ilamında da belirtildiği üzere) kaldı ki, davalı şirketin borca batık olduğu dikkate alınarak dağıtabileceği herhangi bir karın da söz konusu olmadığı dikkate alınarak bu yöndeki istemin reddine kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Her ne kadar kısa kararda sadece çıkma payının reddi şeklinde yazılmışsa da kar payı talebi yönünden de red kararı verilmiştir. HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davacının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı davalı ... ortaklığından çıkarılmasına, 2-Davacının çıkma payı talebinin reddine, 3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 615,40-TL ilam harcından peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 179,90-TL Başvuru Harcı, 179,90-TL Peşin Harç olmak üzere toplam 359,80-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.120,00-TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.560,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine, 6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.120,00-TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.560,00-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine, 7-Davacı tarafından sarf edilen 10.500,00-TL bilirkişi ücreti, 1.045,75-TL posta masrafı olmak üzere toplam 11.545,75-TL den kabul red oranına göre hesaplanan 5.772,875-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 10-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/05/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır