İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2014/1664 E. 2025/1111 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2014/1664
- Karar No
- 2025/1111
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2014/1664 KARAR NO : 2025/1111
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 13.10.2014 KARAR TARİHİ : 16.12.2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu --- plaka sayılı aracın 17.06.2026 başlangıç tarihli ----- numaralı ---- sigorta poliçe ile sigortalı olduğunu, belirtilen aracın 12.09.2006 tarihinde çalındığını, 15.12.2006 tarihinde polis ekiplerince bulunarak müvekkiline teslim edildiğini, aracın üzerinde ciddi hasarlar meydana geldiğini, müvekkilinin bunun üzerine davalı sigorta şirketine müracaat ettiğini, müvekkilinin anlaşmalı servise gönderildiğini, anlaşmalı servis tarafından aracın hasarının tespit edilmesine karşın davalı tarafından hasar bedelinin ödemediğini ve ödemeyeceğinin bildirdiğini, bunun üzerine müvekkilinin --- Sulh Hukuk Mahkemesinin ----- sayılı dosyasında aracın hasarının tespitini talep ettiği ve mahkemece yapılan tespitin sonucu araçta şanzıman hariç hasarın 14.756,65-TL olduğunu, müvekkilinin şanzımanı kendi imkanları ile 9.440,00-TL'ye tamir ettirdiğini, faturanında dosyaya sunulduğunu, yine hasarlı aracın çekilmesi içinde 318,60-TL ödediğini, anılan nedenlerle araçta meydana gelen hasarlara ve yapılan masraflara ilişkin olmak üzere toplam 25.515,25 TL'nin ve davalıya yapılan ihbar tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının 12.09.2006 tarihinde çalınan ----- plaka sayılı aracın bedelini kasko sigortası yapan müvekkili tarafından talep ettiğini, karşı tarafın davayı ------ Asliye Ticaret Mahkemesininde açtığını ancak yetki çevresinin orası olmadığını, bu nedenle davanın yetkisizlikten reddi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesini 10 günlük kesin sürede müvekkili tarafa tebliğ ettirmesinin zorunda olduğunu, davacının ise bunu yerine getirmediğini, kasko poliçesinde hırsızlık için teminat verildiğini, olayın emniyeti suiistimal olduğunu, sigorta genel şartlarında hangi rizikolar için teminat verildiğini yazdıklarını, bunların içinde emniyeti suiistimal ve dolandırıcılık olmadığını, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin de karşı tarafa hükmedilmesi ile davanın reddini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı araçta meydana gelen hasarın onarım bedeli ve yapılan masrafların kasko poliçesi kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkin maddi tazminat davasıdır. Davacı ----- plakalı aracın 12.09.2006 tarihinde çalındığı ve bu sırada hasara uğradığı iddiası ile zararlarının tazminini talep etmekte olup ,sigorta şirketi kasko poliçesinde hırsızlık için teminat verildiğini, olayın emniyeti suiistimal olduğunu, sigorta genel şartlarında hangi rizikolar için teminat verildiğini yazdıklarını, bunların içinde emniyeti suiistimal ve dolandırıcılık olmadığını ileri sürerek rizikonun teminat dışı olduğunu savunmuştur. Davacıya ait ---- plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketince ------- poliçe nolu Kasko Sigorta Poliçesi ile 17.06.2006-2007 tarihleri arasında poliçe teminatı altında olduğu, sigorta bedelinin 38.000,00 YTL olduğu, poliçenin özel şartlar kısmında; araç sahibinin/sürücüsünün, güven oluşturan görüntü davranış ve sözlerle yanıltılarak aracın veya anahtarlarının alınması/ele geçirilmesi suretiyle meydana gelecek her türlü ziya ve hasarlar ile aracın gönül rızası ile kullandırmak ya da emanet edilmek üzere teslim edildiği kişiler tarafından çalınması (emniyeti suistimal) ya da çalınmaya teşebbüs edilmesi veya dolandırıcılık yoluyla yapılan hırsızlık ya da hırsızlığa teşebbüs sonucu meydana gelecek ziya ve hasarların teminat kapsamı dışında bırakıldığı görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacıya ait aracın hırsızlık, yağma yoluyla mı alındığı yoksa dolandırıcılık veya emniyeti suistimal suretiyle mi alındığı, bu çerçevede rizikonun teminat kapsamında olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı olay nedeniyle şikayetçi olmuş ve --- Asliye Ceza Mahkemesinin ------ sayılı dosyasında yargılama başlatılmış, verilen kararın temyizi üzerine dosya Yargıtay'a gönderilmiş, Yargıtay ----. Ceza Dairesi'nin 13/06/2012 tarih, ---- Esas ve ----- Karar sayılı ilamı ile; ''müştekinin aşamalardaki lutarlı beyanlarına göre, sanığın suç tarihinde deneme sürüşü sırasında bindiği müştekinin aracını kenara yanaştırma bahanesiyle araçtan inmesini istemesi, müştekinin de ayağının birisini araçtan yere attığında, sanığın müştekiyi itekleyerek aracı hızla sürerek götürmesi şeklinde gerçekleşen eylemin "yağma" suçunu oluşturup oluşturmayacağına dair delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesince yapılması gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı vermek gerekirken, yargılamaya devamla hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.'' gerekçesi ile anılan kararın bozulduğu, bunun üzerine mahkemece görevsizlik kararı verildiği ve dosyanın ---. Ağır Ceza Mahkemesinin ----- Esas numarasını aldığı, mahkemenin 10/04/2025 tarih ---- karar sayılı kararı ile davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür. 6098 sayılı Kanun’un 74 üncü maddesi hükmüne göre; ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliliği, illiyet gibi esasları hukuk hakimini bağlamayacaktır. Ancak hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacaktır. Bu doğrultuda maddi vakıanın tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayıcı olup ceza mahkemesince bir maddi vakıanın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Açıklanan nedenle olayın yağma mı yoksa güveni kötüye kullanma ya da dolandırıcılık suretiyle mi gerçekleştiğinin tespit edileceği ceza mahkemesi dosyası mahkememizce bekletici mesele yapılmış ancak yargılama neticesinde düşme kararı verilmiştir. Kazanın meydana geldiği ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) beşinci kitabının birinci faslı bütün sigorta sözleşmelerine uygun düştüğü oranda uygulanacak genel hükümleri içermektedir. 6762 sayılı TTK’nın 1282. (6102 sayılı TTK’nın 1409/1.) maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Kanun’un 1281. (6102 sayılı TTK’nın 1409/2) maddesine göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Eldeki davada davacı ceza dosyasında emniyette verdiği ifadesinde; ----- plaka sayılı aracını satışa çıkardığını, bir şahsın kendisini cep telefonundan arayarak aracını almak istediğini söylediğini, başka bir şahısla birlikte geldiğini, aracı kardeşine göstermek üzere birlikte yola çıktıklarını, ------ civarı bir yerde durduklarını, şahsın kaldırıma yanaşma mesafesi olmadığını, bu nedenle kendisinin inmesini istediğini, aracı yanaştıracağını söylediğini, kendisinin tam inerken mesafe var demesi üzerine kendisini iterek aracı götürdüğünü beyan etmiştir. Davacının yukarıda belirtilen beyanı dışında olayın oluş şekline ilişkin başkaca delil sunulmamıştır. Beyana göre ise davacıya ait araç yağma suretiyle alınmış olup davalı sigorta şirketi rizikonun teminat dışı olduğu iddiasını ispat edememiştir. Bu nedenle davalının poliçe kapsamında oluşan zarardan sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır.Teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle alınan 19/09/2008 tarihli bilirkşi raporu ile, sigortalı aracın hasarı göz önünde bulundurulduğunda perttotal kabul edilmesi gerektiği, rizikonu gerçekleştiği, 12/09/2006 tarihi itibariyle piyasa rayiç değerinin 28.000 YTL olabileceği, aracın sovtaj değerinin 10.000 YTL olduğu bu haliyle davacının talep edebileceği miktarın 18.000 YTL olduğu bildirilmiştir.Anılan bilirkişi raporu dosya muhteviyatı ile uyumlu, usul ve yasaya uygun ve denetime elverişli olduğundan hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, davacı her ne kadar ticari faiz talep etmiş ise de araç hususi olup davacı tacir olmadığından 23/06/2008 tarihli celsedeki talep gibi dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın kısmen kabulü ile; 1-18.000,00-TL'nin dava tarihi olan 23/01/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Alınması gerekli karar harcı 1.229,58-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 344,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 885,08-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan 344,50-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 14,00-TL başvurma harcı, 2,30-TL vekalet harcı, 21,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 600,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 637,30-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 449,59-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan 187,71-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davanın kabul edilen kısmı için davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2. Maddesindeki esaslara göre belirlenen 18.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davanın reddedilen kısmı için davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2. Maddesindeki esaslara göre belirlenen 7.515,25-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu