İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2011/4075 E. 2011/12321 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2011/4075
Karar No
2011/12321
Karar Tarihi

T.C. GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO :... KARAR NO :... HAKİM : ... KATİP :... DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI :... VEKİLİ : ... DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/05/2022 KARAR TARİHİ : 21/06/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14/01/2022 tarihinde müvekkiline ait olan... plakalı 2006 model hafif ticari araç ile davalı şirkete ait olan...plakalı otobüs arasında trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazasında davalı şirkete ait ... plakalı aracın gidiş güzergahında dur levhası olmasına, kavşağa yaklaşmasına ve müvekkil aracı önünde yani kavşak içerisinde seyir halinde olmasına rağmen durmadığını ve yavaşlamadığını, meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, müvekkilinin kuruyemiş, bakliyat gibi gıda alım satımı işi yaptığını, kaza esnasında müvekkilin aracında bulunan gıdaların tamamının zayii olduğunu, olay esnasında müvekkilin aracında zayii olan gıdaların değerinin 15.000,00 TL olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; şimdilik 100,00 TL araç değer kaybı, 100,00 TL zayii olan ürünlerin bedeli, 100,00 TL araçtan mahrum kalma tazminatı ve 100,00 TL tamir ücreti olmak üzere toplam 400,00 TL tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin uzun yıllardan beri Gaziantep merkezli olarak taşımacılık sektöründe ticari faaliyet göstermekte olduğunu, müvekkil şirketin ticari işletmesine ait olan araç ile davalıya ait araç arasında meydana gelen trafik kazası ile ilgili davalara bakmak konusunda Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, görev itirazında bulunduklarını, davacının talep etmiş olduğu tazminat kalemlerinin dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını, davacıya ait olan aracın asli ve tam kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğini, davacının zayii olduklarını iddia ettikleri ürünlerin bedelinin 15.000,00 TL olmasının mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle açılan haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir DELİLLER: 1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları, 2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı, 3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası, 4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 5-Dosyada mündemiç kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporları, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir. Uyuşmazlığa uygulanacak mevzuatın tespitine ilişkin yapılan değerlendirme; Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesine göre; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' hükmünü içermektedir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 90'ıncı maddesi "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak,... hesaplanır.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır" düzenlemesini içermektedir. İlgili kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğinden değer kaybı tazminatına ilişkin belirlemelerin Yargıtay içtihatları ve 6098 TBK hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Nispi ticari davalar, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Eldeki davada her iki taraf da tacir sıfatını haizdirler. Bu haliyle de iş bu davadaki uyuşmazlık nispi ticari nitelikte olup uyuşmazlığın çözümü noktasında mahkememiz görevlidir. Davalıların sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır. Sürücünün sorumluluğu TBK 49'uncu madde uyarınca haksız fiil sorumluluğundan ve işletenin sorumluluğu KTK 85'inci madde uyarınca tehlike sorumluluğundan kaynaklanmaktadır. Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve araç sahiplik bilgilerinden kaza tarihi itibariyle 27 S 4696 plakalı aracın maliki olan davalı Giray Turizm Petrol Ürünleri Pazarlama Ve Ticaret Limited Şirketi araç maliki olarak davacının zararından sorumludur. Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme; Eldeki dava mutlak ticari dava niteliğinde olup 6102 sayılı TTK m.5/A/1 hükmü uyarınca arabuluculuk dava şartına tabidir. Dosyada bulunan arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanakların tetkiki neticesinde davacı tarafından iş bu dava açılmadan önce davalı bakımından da arabuluculuk dava şartının yerine getirmiş olduğu anlaşılmıştır. Kusura ilişkin yapılan değerlendirme; Kusur durumunun tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup hazırlanan 17/10/2022 tarihli raporda özetle; Olay sırasında; ... plakalı araç sürücüsünün; ana yol niteliğine haiz kavşak kolunu takiben seyir ettiğini, tespit edilen çarpma noktasına göre otobüsten önce kavşak alanını kullanmaya başladığını ve yolunu bitirmek üzere iken kazanın oluştuğunu, ...plakalı otobüs sürücüsünün; geliş istikametinde mevcut "DUR" levhasına göre, tali yönden geldiği ve kavşak alan boşluğu içerisindeki araca yandan çarptığını, çarptığı aracı önünde sürükleyip kavşak çıkışı kaldırıma sıkıştırarak durabilmiş olması ile çarptığı araçta oluşan hasara göre, mevcut hızı ile önlemsiz vaziyette kavşağa girdiğinin anlaşılmış olduğunu, A)...plakalı otobüs sürücüsünün; Yönetimindeki aracı ile olay mahalli kontrolsüz kavşak girişine geldiğinde; geliş yönüne hitap eder "DUR" trafik işaretine göre, tali yönden geldiğini dikkate alıp, kavşağa girmeden önce görüş hattında aracını durdurması, çıkış yapacağı ana yol üzerindeki trafiği kontrol etmesi, ana yolda seyir eden araçlara ilk geçiş hakkını verdikten sonra kontrollü bir şekilde kavşağa giriş yapması gerekirken aksine hareket ettiğini, diğer araca çarpma yeri şekli ve çarptığı aracı önünde sürükleyip kavşak çıkışındaki yaya kaldırımına sıkıştırarak durabilmiş olmasına göre, mevcut hızı ile tali yoldan ana yola kontrolsüz şekilde çıkıp, kavşak içerisindeki araca yandan çarpması ile kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, sürücünün 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84. Maddesi "Kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak" kuralı ile 47/c maddesinde yer alan "Trafik işaret ve levhalarına uymamak" kuralını ihlal ettiğini, B)... plakalı araç sürücüsünün; Ana yol niteliğine haiz kavşak kolunu takiben kontrolsüz kavşağa giriş yapıp, yolunu bitirmek üzere iken tali yönden gelen otobüsün çarpmasına maruz kaldığının tespit edildiğini, meydana gelen olayda herhangi bir kural ihlalinde bulunmadığını mahkememize bildirmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır. Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunda kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği, kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporunun ile uyumlu olduğu ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve davacının olayın oluşumunda kusursuz olduğu, davalı maliki olduğu araç sürücüsünün ise %100 kusurlu olduğu kanaati ile hükme esas alınmıştır. Hasar bedeli tazminatı bakımından yapılan değerlendirme; Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. ( Yargıtay 17 HDB'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K. Sayılı ilamları ) İkame araç bedeli bakımından yapılan değerlendirme; Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50'nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim zararı belirleyebilir. Davacıya ait aracın mevcut hasarına göre makul tamir süresinin ne olduğu, belirlenen makul tamir süresi içinde emsal nitelikteki bir aracın (davacı tarafından kaza olmasaydı dahi yapılması gereken yakıt vs. gibi zorunlu giderler indirildikten sonra) kiralama ücretinin miktarı belirlenmesi gerekmektedir. (Emsal Karar için bknz Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/2677 Esas ve 2022/11236 Karar sayılı ilamı) Zarara ilişkin yapılan değerlendirme; Kusur durumu tespit edildikten sonra aracın değer kaybının tespitine geçilmiştir. Burada hemen belirtmek gerekir ki 09/10/2020 tarihli ve 31269 sayılı resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı ve 17/07/2020 Tarihli kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun m.90 hükmünün birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu haliyle de artık zarar miktarının hesabı noktasında Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda yer alan düzenlemelerin esas alınma olanağı kalmamıştır. Nitekim bu yönde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/1843 Esas, 2020/1278 Karar sayılı ve 04/12/2020 Tarihli ilamında "...2918 Sayılı Yasanın Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonraki son hali "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklindedir. Anayasa Mahkemesi İptal kararından sonra genel şartlar ile ekindeki formüllere göre yapılan tazminat hesabının yasal dayanağı kalmamıştır. Bu durumda Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları dikkate alınarak kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekir..." denilmektedir. Genel şartların uygulanma olanağı bulunmadığından burada zarar miktarının tespiti noktasında genel şartlardan önce mevcut olan uygulamanın esas alınması gerekecektir. Buna ilişkin olarak benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/7769 Esas, 2016/11925 Karar sayılı ve 26/12/2016 Tarihli ilamında "...Araçta meydana gelen değer kaybının; aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki hasarlı halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya (farka) göre hesaplanması gerekir..." denilmektedir. Kazanın meydana geldiği tarihte KTK madde 90 yürürlükte olmadığı için KTK madde 90'ın yeni hali ile paralel Yargıtay içtihatları esas alınmıştır. Dolayısıyla eldeki uyuşmazlıkta da bu yönde değerlendirme yapmak gerekecektir. Bu bağlamda dosyada yer alan 16/04/2022 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda özetle; A) Hasar Bedeli Açısından; Hasarın fiili giderilme bedelinin 54.750,00 TL olduğunu, 50.000,00 TL'lik kısmının davacıya, karşı aracın ZMMS'si poliçe üst limiti kapsamında dava dışı ... sigorta tarafından 08/03/2022 tarihli dekont ile ödenmiş olduğunu, buna göre bakiye hasar bedelinin 4.750,00 TL olacağını, B) Değer Kaybı Açısından; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararları doğrultusunda, aracın marka, model, yaş, kilometre, hasar geçmişi, hasar gören parçalar ve orijinal, eşdeğer, muadil parçalarla değiştirilmiş olması ve piyasa araştırmaları birlikte değerlendirildiğinde araçta meydana gelen değer kaybının 28.000,00 TL olduğunu, davacıya değer kaybı olarak herhangi bir ödeme yapıldığına dair dekont veye beyan bulunmadığını, C) Onarım Süresi ve İkame Araç Bedeli Açısından; Makul onarım süresinin 70 gün olacağını ve ikame araç bedelinin onarım tarihlerinde ortalama 300,00 TL/gün olacağını değerlendirilerek onarım süresince emsal faydayı sağlayabilecek en yakın ikame araç bedelinin toplamda 21.000,00 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir. Hazırlanan rapor taraflara tebliğ edilmiş ve taraflarca süresi içerisinde rapora karşı esaslı bir itirazda bulunulmamıştır. Emsal yargıtay içtihatları olayın oluşu ile uyumlu denetime elverişli ve ayrıntılı olarak düzenlenmiş bilirkişi raporuna itibar edilerek hükme esas alınmıştır. Buna göre; Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda araç tamirat süresinin ne kadar olduğu ve bu süre içerisinde emsal bir aracın kiralama bedelinin ne kadar olacağı bilirkişi tarafından 21.000,00 TL olarak belirlenmiş ikame araç bedeli olarak davacının isteyebileceği miktarın 21.000,00 TL olduğuna kanaat edinilmiştir. Değer kaybına ilişkin yapılan hesaplamada aracın kaza tarihi itibariyle serbest piyasa koşullarına göre hasarsız haldeki 2. el değerinin belirlenmesi ve aracın tamir edilmesinden sonra, aracın yaşı, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alındığında yine serbest piyasa koşullarında 2. el değerinde ne kadarlık bir azalma olacağının belirlenmesi kriterlerine uygun rapor hükme esas alınmış ve davacının talep edebileceği değer kaybının 28.000,00 TL olduğuna kanaat edinilmiştir. Hasar bedelinin zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için orjinal parçalar kullanılmak suretiyle gereken onarım ve işçilik giderlerinin 54.750,00 TL olduğu belirlenmiş, davalı ZMSS tarafından 50.000,00 TL'lik kısmı karşılandığından bakiye kısma dair davacının talep edebileceği hasar bedelinin 4.750,00 TL olduğuna kanaat edinilmiştir. Araç malikinin işleten sıfatıyla meydana gelen doğrulan ve dolaylı zarardan sorumlu olduğu kanaati hasıl olmuştur. Zayi olan ürün bedeli bakımından yapılan değerlendirme; Davacı tarafından zayi olan ürünlerin bedeli talep edilmiştir. Ürünlerin bedelinin tespiti için mahkememizin 1. No.lu celsesi 6 no.lu ara kararı gereği davacının kaza tarihi itibariyle zayi olduğunu iddia ettiği, ürünlerin değeri ve zayi olup olmadıkları hususunda rapor tanzim edilmesi için dosya bir mali müşavir ve bir gıda mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdii edilmiş olup, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 02/02/2023 tarihli raporda özetle; Davacının, dava dosyasına ibraz ettiği yasal defterlerin noter açılış ve noter kapanış tasdik bilgilerinden anlaşılacağı üzere davacının dava dosyasına 2022 yılına ait yasal defterini ibraz ettiğini, davacının dava dosyasına ibraz ettiği bu yasal defterin ikinci sınıf tacirlerin tuttuğu işletme hesabı defteri olduğunu, bu işletme hesabı defterlerinde sol tarafta giderler, sağ tarafta gelirlerin kayıt edildiği gibi davacının dava dosyasına ibraz ettiği bu işletme hesabı defterinde Vergi Usul Kanununun 258 ve devamı maddelerinde hüküm altına alınan değerleme esasları hakkında herhangi bir muhasebe kaydının olmadığını, Yani diğer eş bir deyişle davacının dava dosyasına ibraz ettiği 2022 yılına ait bu işletme hesabı defterinde, dava dosyasına konu olan 14.01.2022 tarihli trafik kazası sebebiyle davacının zayii olduğunu iddia ettiği ticari emtiaların ne kadar olduğunu, bu zayii olan ticari emtiaların değerinin ne kadar olduğu hakkında herhangi bir muhasebe kaydının olmadığını, Bunun yanında yukarıda belirtilen Kanun ve tebliğ maddelerinde açıklandığı üzere bir malın bir yerden bir yere taşınması için sevk irsaliyesi düzenlenmek zorunda olduğunu, ancak dava dosyasının içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin ve de davacının dava dosyasına yerinde ibraz ettiği belgelerin incelenmesinde, dava dosyasına konu olan kazada araç içerisinde bulunduğu belirtilen mallar için herhangi bir sevk irsaliyesinin olmadığını, Zayi olan gıda maddelerinin nevi ve miktarını kanıtlayacak bir irsaliye ve fatura olmadığından netice itibariyle bir hesaplama yapılamadığını mahkememize bildirmişlerdir. Fakat TBK'nun 50'inci maddesi "Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. " şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre davacı tarafından kaza sonrası çekilen fotoğraflar, zayi olan ürünlere dair faturalar dikkate alındığında zayi olan ürünlere ilişkin zararının dava dilekçesinde talep etmiş olduğu 100,00 TL'nin makul olduğuna kanaat edinilerek, talep doğrultusunda hüküm tesis edilmiştir. Araç malikinin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu olduğu kanaati hasıl olmuştur. Bedel artırım talebi açısından değerlendirme; Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtilmediğinden dava kısmi alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı) Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu ıslah dilekçesi dava değerini 53.850,00 TL'ye yükseltmiş, ıslah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Islah edilen miktar bakımından ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Neticeten; Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile; 4.750,00 TL hasar bedeli tazminatı, 28.000,00 TL değer kaybı tazminatı, 21.000,00 TL mahrum kalınan araç bedeli, 100,00 TL zayii olan ürün bedeli olmak üzere toplam 53.850,00 TL tazminatın 400,00 TL'sinin kaza tarihi olan 14/01/2022 tarihinden bakiye kısmının ise ıslah tarihi olan 18/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 53.850,00 TL üzerinden alınması gereken 3.678,49 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç ve 913,00 TL değer arttırım harcının toplamı olan ‭‭993,7‬0 TL'nin mahsubu ile bakiye ‭‭‭2.684,79‬ TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç ve 913,00 TL değer arttırım harcının toplamı olan 993,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen ‭‭‭2.161,5‬0 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oranlama yapılmaksızın oluşan yargılama gideri ile 80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam ‭‭‭2.242,2‬0 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 21/06/2023

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2011/4075, K. 2011/12321, T. 14.01.2022, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2011-4075-e-2011-12321-k-b64564377964