İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2009/670 E. 2012/81 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2009/670
Karar No
2012/81
Karar Tarihi

Özeti : Kural olarak, Devlet tüzel kişiliğini temsil eden bakanlıklar arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkların yönetsel yollarla çözümlenmesi gerektiği; bununla birlikte, kıyı kenar çizgisinin yeniden belirlenerek onaylanmasına ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanlığı işleminin iptali istemiyle, uyuşmazlığın niteliği, kıyıların korunması amacı ve defterdarlığın görevleri birlikte dikkate alındığında, Maliye Bakanlığı'nın ildeki temsilcisi olan defterdarlığın Bakanlık ve Valiliğe karşı dava açabileceği hakkında. Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1-(Davalı) : Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı) 2-Davalı İdareler Yanında Davaya Katılan : Develi Sahil Siteleri Kat Malikleri Kurulu Vekili : Av. … 3-Davalı İdareler Yanında Davaya Katılan : Develi Sahil Sitesi 3 Kat Malikleri Kurulu Vekili : Av. … Davalı İdareler Yanında Davaya Diğer Katılanlar : 1- Akdeniz Dinlenme Tesisleri Kat Malikleri 2- Denizhan 1 Kat Malikleri Kurulu Diğer Davalı : Mersin Valiliği Karşı Taraf (Davacı) : Mersin Defterdarlığı İstemin Özeti : Mersin 1. İdare Mahkemesinin 17.12.2008 günlü, E:2008/1702, K:2008/1508 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması, davalı idarelerden Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile davalı idareler yanında davaya katılanlar tarafından istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi Mustafa Karabulut'un Düşüncesi : Dava; Mersin, Mezitli, Kızkalesi kıyı kesimine ait … ve … sayılı paftalar üzerinde kıyı kenar çizgisinin yeniden belirlenerek onaylanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle Mersin Defterdarlığı tarafından açılmıştır. Devlet tüzel kişiliğini temsil eden bakanlıklar arasında yetki veya diğer nedenlerle ortaya çıkan uyuşmazlıkların, bu tüzel kişiliğin kendisi tarafından ve organlar arasında eşgüdümü sağlamak ve düzeltici önlemleri almakla yükümlü üst organca, yani Bakanlar Kurulu ve Başbakan tarafından çözümlenmesi gerekli olduğundan, Maliye Bakanlığı'nın ildeki temsilcisi olan defterdarlığın bakanlıklar arasındaki uyuşmazlığı dava konusu edebilmesi hukuken olanaksızdır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının bozulmasının gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Ekrem Atıcı'nın Düşüncesi : Mersin İdare Mahkemesince verilen ve Mahkemelerinin işlemin iptaline ilişkin ilk kararında ısrarına dair 17.12.2008 gün E:2008/1702, K:2008/1508 sayılı kararı, Danıştay 6. Dairesince verilen 23.7.2007 gün ve E:2005/4734, K:2007/4679 sayılı bozma kararında belirtilen hukuki nedenler karşısında yerinde görülmediğinden, temyiz isteminin kabulüyle Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi gereği görüşüldü: Dava; Mersin, Mezitli, Kızkalesi kıyı kesimine ait … ve … sayılı paftalar üzerinde kıyı kenar çizgisinin yeniden belirlenerek onaylanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Mersin 1. İdare Mahkemesi 31.8.2004 günlü, E:2003/1181, K:2004/1116 sayılı kararıyla; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun ve dosyanın birlikte incelenip değerlendirilmesinden, dava konusu kıyı kenar çizgisinin 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesindeki kıyı kenar çizgisi tanımında belirtilen kumsal, kumluk, çalılık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınırından geçirilmek suretiyle çizilmediği sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Anılan karar, Danıştay Altıncı Dairesinin 23.7.2007 günlü, E:2005/4734, K:2007/4679 sayılı kararıyla; hukuk sistemimizde bakanlıkların, bir kamu idaresi tüzel kişisi olarak tanımlanan Devletin, kamu alanındaki iradesini işlem ve eylemleri ile ortaya koyan organlar oldukları, bakanlıkların Devletin organı sıfatıyla, Devletten ayrı ve bağımsız bir hukuksal varlığa ve tüzel kişiliğe sahip bulunmadıkları, bununla birlikte, kendi görev alanları ile ilgili konularda yetki uyuşmazlıklarına düşmelerinin mümkün olduğu, bu nedenle, Devlet tüzel kişiliği içerisinde ve aynı kademede yer alan bakanlıkların birbirleri ile olan ilişkilerinde koordinasyonu sağlayacak olan bir üst ortak makama ihtiyaç olduğu, Anayasa'nın 112.maddesine göre bu makamın, Bakanlar Kurulunun başkanı sıfatıyla Başbakan olduğu, Anayasa'nın anılan maddesinde; Başbakanın, bakanlıklar arasında işbirliğini sağlamak, hükümetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetmekle görevli ve bakanların görevlerinin Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirilmesini gözetmek ve düzeltici önlemleri almakla yükümlü olduğu hükmünün yer aldığı; Devletin tüzel kişiliğinden ayrı olarak, bağımsız tüzel kişilik sahibi olan kamu tüzel kişilerinin Devletin diğer organları ile aralarında çıkabilecek herhangi bir uyuşmazlık nedeniyle yargı mercilerine başvurabilmesi mümkün iken, aynı tüzel kişiliğin, yani Devletin, tamamlayıcı birer organı olan bakanlıkların ayrı birer taraf sıfatıyla, aralarındaki uyuşmazlıkları yargı yerleri önüne getirerek dava konusu yapmalarına olanak bulunmadığı; 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 4. maddesinde "il genel idaresinin başı ve mercii validir. Bakanlıkların kuruluş kanununa göre illerde lüzumu kadar teşkilat bulunur. Bu teşkilatın başında bulunanlar il idare şube başkanlarıdır. Bunların emri altında çalışanlar ilin ikinci derece memurlarıdır. Bu teşkilat valinin emri altındadır." hükmünün yer aldığı; aynı Yasa'nın 9. maddesinde, Valinin, ilde Devletin ve Hükümetin temsilcisi ve ayrı ayrı her bakanın mümessili ve bunların idari ve siyasi yürütme vasıtası olduğu, bu sıfatla, valilerin, ilin genel idaresinden her bakana karşı ayrı ayrı sorumlu olduklarının belirtildiği; 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin (g) fıkrasında, Devlete ait malları yönetmek, kamu malları ile kamu kurum ve kuruluşlarının taşınmaz malları konusundaki yönetim esaslarını belirlemek ve bunlara ilişkin diğer işlemleri yapmanın Maliye Bakanlığı'nın görevleri arasında sayıldığı, aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 516 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle eklenen ek 11.maddesinde ise, defterdarın, bulunduğu ilde Maliye Bakanlığı'nın en büyük memuru, il ve bağlı ilçeler teşkilatının amiri olduğunun belirtildiği; olayda, Maliye Bakanlığı'nı temsil eden Mersin Defterdarlığı tarafından, Mersin Valiliği ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na karşı kıyı kenar çizgisinin iptali istemiyle dava açıldığı, defterdarlığın ilde Maliye Bakanlığı'nın en büyük memuru olduğu, valinin de ilde Maliye Bakanlığı'nın temsilcisi olduğu ve bunlar adına idari ve siyasi yürütme görevini yerine getirdiği gibi, defterdarlığın valinin emri altında olduğu; bu durumda, Devlet tüzel kişiliğini temsil eden bakanlıklar arasında yetki veya diğer nedenlerle ortaya çıkan uyuşmazlıkların, bu tüzel kişiliğin kendisi tarafından ve organlar arasında eşgüdümü sağlamak ve düzeltici önlemleri almakla yükümlü üst organca, yani Bakanlar Kurulu ve Başbakan tarafından çözümlenmesi gerekli olduğundan, Maliye Bakanlığı'nın ildeki temsilcisi olan defterdarlığın bakanlıklar arasındaki uyuşmazlığı dava konusu edebilmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de; Mersin 1. İdare Mahkemesi, bozma kararına uymayarak, kıyıların korunmasında üstün ve vazgeçilemez kamu yararının bulunduğu dikkate alındığında, defterdarlığın kıyı kenar çizgisinin belirlenmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açabileceğini belirterek işlemin iptali yolundaki ilk kararında ısrar etmiştir. Davalı idarelerden Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile davalı idareler yanında davaya katılanlar, Mersin 1. İdare Mahkemesinin 17.12.2008 günlü, E:2008/1702, K:2008/1508 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler. Dava konusu işlem kıyı kenar çizgisinin yeniden belirlenerek onaylanmasına ilişkin olup, ısrar konusu olan defterdarlığın bu işlemin iptali istemiyle dava açıp açamayacağı konusuna geçmeden önce, dava konusu işlemin niteliğini incelemek gerekmektedir. 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 9. maddesinde "kıyı kenar çizgisinin tespiti" düzenlenmiştir. Madde hükmünde, kıyı kenar çizgisinin, valiliklerce, kamu görevlilerinden oluşturulacak en az 5 kişilik bir komisyonca tespit edileceği; komisyonun, jeoloji mühendisi, jeolog veya jeomorfolog, harita ve kadastro mühendisi, ziraat mühendisi, mimar ve şehir plancısı, inşaat mühendisinden oluşacağı; komisyonca tespit edilip valiliğin uygun görüşüyle birlikte gönderilen kıyı kenar çizgisinin, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nca onaylandıktan sonra yürürlüğe gireceği belirtilmektedir. Olayda, dava konusu kıyı kenar çizgisinin yeniden belirlenerek onaylanmasına ilişkin işlemin de Mersin Valiliğince oluşturulan komisyonca tespit edildiği ve Valiliğin uygun görüşüyle birlikte Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na gönderildiği ve adı geçen Bakanlıkça onaylandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, dava konusu işlem Mersin Valiliği'nin uygun gördüğü ve Bakanlığın onayladığı bir işlem olup, belirtilen nitelikteki bir işlemin iptali istemiyle Mersin Defterdarlığı'nın dava açıp açamayacağı uyuşmazlığın özünü oluşturmaktadır. 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin (g) fıkrasında, Devlete ait malları yönetmek, kamu malları ile kamu kurum ve kuruluşlarının taşınmaz malları konusundaki yönetim esaslarını belirlemek ve bunlara ilişkin diğer işlemleri yapmak Maliye Bakanlığı'nın görevleri arasında sayılmış, aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 516 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle eklenen ek 11.maddesinde ise, defterdarın, bulunduğu ilde Maliye Bakanlığı'nın en büyük memuru, il ve bağlı ilçeler teşkilatının amiri olduğu, hükme bağlanmıştır. Anılan hükümler uyarınca, defterdarlığın Hazineyi ilgilendiren konularda diğer kamu tüzel kişilerine karşı idari dava açabileceği tabiidir. Nitekim defterdarlıkların, ayrı tüzel kişiliği bulunan belediyelerce onaylanan imar planlarını dava konusu etmeleri halinde, bu davaların esası idari yargı yerlerince incelenmektedir. Uyuşmazlıkta tartışmalı olan konu; defterdarlığın, Devletten ayrı ve bağımsız bir hukuksal varlığa sahip bulunmayan, aynı tüzel kişilik içinde yer alan bakanlığın işlemini dava konusu edip edemeyeceği, bir diğer ifadeyle defterdarlığın Maliye Bakanlığı'nı temsilen dava açtığı dikkate alındığında, iki bakanlığın (Maliye Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı) birbirlerinin idari işlemlerinin iptali istemiyle idari yargıda dava açıp açamayacağına ilişkindir. Öğretide, kamu tüzel kişiliğine sahip kuruluşların birbirlerinin işlemlerini dava konusu edebileceği kabul edilmekle birlikte, bir bakanlığın bir diğer bakanlığın işlemini dava konusu edip edemeyeceği konusunda görüş birliği bulunmamaktadır. Devletin tüzel kişiliği dışında ayrıca tüzel kişiliği bulunmayan bakanlıkların birbirlerine karşı iptal davası açmalarının, aynı tüzel kişilik içinde yer almaları, yada tüzel kişiliği temsil etmeleri nedeniyle hukuken mümkün olmadığı, uygulamada da iki bakanlık arasındaki anlaşmazlıkların yönetsel yollarla çözümlendiği belirtilmektedir. Danıştay'ın kararları da esasen, (birkaç farklı karar olmakla birlikte), bakanlıkların birbirlerinin işlemlerine karşı iptal davası açamayacağı yolundadır. Dolayısıyla, kural olarak, Devlet tüzel kişiliğini temsil eden bakanlıklar arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkların yönetsel yollarla çözümlenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, konuyu uyuşmazlık konusu olay yönünden incelemek, kıyıların korunmasına ilişkin Anayasa ve yasa hükümlerini birlikte değerlendirmek gereklidir. Anayasa'nın 43. maddesinde, kıyıların, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, kıyılardan yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceği belirtilmiştir. 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 5. ve 6. maddelerinde ise, kıyıların, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık olduğu; kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespitinin zorunlu olduğu belirtilmiş ve kıyıların korunmasına ilişkin kurallara yer verilmiştir. Dolayısıyla, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan kıyılardan yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceği dikkate alındığında kıyıların korunması için kıyı kenar çizgisinin hukuka uygun olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Olayda, Mersin Defterdarlığı, dava konusu kıyı kenar çizgisinin yeniden belirlenerek onaylanmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğunu, Hazine tarafından adli yargıda açılan tapu iptali davalarının bu işlem nedeniyle Hazine aleyhine sonuçlanabileceğini ileri sürmektedir. Bu durumda, uyuşmazlığın belirtilen niteliği, kıyıların korunması amacı ve defterdarlığın görevleri birlikte dikkate alındığında, davacı Defterdarlığın bu davayı açabileceği sonucuna varılmıştır. Böylece, davanın esasının incelenmesi sonucunda verilecek kararla, yukarıda niteliği belirtilen kıyı kenar çizgisinin hukuka uygun olup olmadığı açıklığa kavuşturulacaktır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin ısrar hükmü yönünden reddine, Mersin 1. İdare Mahkemesinin 17.12.2008 günlü, E:2008/1702, K:2008/1508 sayılı ısrar kararının onanmasına, Dairesince işin esasına yönelik temyiz incelemesi yapılmadığından, kararın esası hakkında inceleme yapılarak karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine, 26.1.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Dava; Mersin, Mezitli, Kızkalesi kıyı kesimine ait 033-d-01-a-3-a ve 033-d-01-a-3-b sayılı paftalar üzerinde kıyı kenar çizgisinin yeniden belirlenerek onaylanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle Mersin Defterdarlığı tarafından açılmıştır. Devlet tüzel kişiliğini temsil eden bakanlıklar arasında yetki veya diğer nedenlerle ortaya çıkan uyuşmazlıkların, bu tüzel kişiliğin kendisi tarafından ve organlar arasında eşgüdümü sağlamak ve düzeltici önlemleri almakla yükümlü üst organca, yani Bakanlar Kurulu ve Başbakan tarafından çözümlenmesi gerekli olduğundan, Maliye Bakanlığı'nın ildeki temsilcisi olan defterdarlığın bakanlıklar arasındaki uyuşmazlığı dava konusu edebilmesi hukuken olanaksızdır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2009/670, K. 2012/81, T. 17.12.2008, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2009-670-e-2012-81-k-8155a31be935