İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2006/339 E. 2007/384 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2006/339
Karar No
2007/384
Karar Tarihi

İstemin Özeti : Dany?tay Onüçüncü Dairesinin 29.11.2005 günlü, E:2005/5546, K:2005/5699 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması, davacılar tarafından istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Mürteza Güler'in Düşüncesi : Kentbank AŞ.'nin temettü hariç, ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devrine ilişkin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 9.7.2001 günlü, 382 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 21.6.2004 günlü, E:2003/710, K:2003/897 sayılı kararı ile iptal edilmiş ise de; bu süreç içinde aynı Kanunun 15. maddesi uyarınca, kendisine devredilen bir bankanın yönetimi ve denetimi ile ortaklık hakkına sahip olan ve bankanın mali bünyesinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması ve üçüncü kişilere devri konusunda yetkili bulunan Fon'ca, Kentbank'ın hisse senetlerinin tamamı ile bankanın ödenmiş sermayesine karşılık 50 trilyon TL. (50.000.000. YTL) tutarındaki kısmının Fon hesabına kaydedildiği ve böylece Bankanın hisse senetleri mülkiyetinin Fon'a intikalinin sağlandığı, sonrasında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca, Kentbank'ın 13.12.2001 tarihinde bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni iptal edilerek bankanın tasfiyesine karar verildiği, fakat daha sonra dava konusu işlemlerin tesis edildiği ve bu işlemler parelelinde Tasfiye Halinde Kentbank A.Ş. Genel Kurulunda, tasfiyenin kaldırılarak bankanın Bayındırbank A.Ş. bünyesinde devren birleştirilmesine karar verildiği ve tasfiyesiz infisahın gerçekleştiği ve böylece Kentbank A.Ş.'nin tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinerek sona erdiği anlaşılmıştır. Diğer yandan ... Grubunun sahibi olduğu diğer banka olan Atlas Yatırım Bankası A.Ş.'nin hakim sermayedarının mali gücündeki zafiyet dolayısıyla banka mali bünyesinin güçlendirilmesine imkan bulunmaması, yükümlülüklerinin toplam değerinin varlıklarının toplam değerini aşması ve bankanın yönetim ve denetimini elinde bulunduran ortakların, bankanın kaynaklarını bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde doğrudan veya dolaylı olarak kendi lehlerine kullanmaları nedeniyle Bankanın bankacılık işlemleri yapma izninin 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları delaletiyle anılan Kanunun 20. maddesinin (2) numaralı fıkrası hükümleri uyarınca kaldırılmasına, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 9.7.2001 günlü, 378 sayılı kararı ile karar verilmiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanununun değişik 7. maddesinin ikinci fıkrası ve 8. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Türkiye'de kurulacak bir bankanın sermayesinin doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on ve daha fazlasına veya bu oranın altında olsa dahi yönetim ve denetim kurullarına üye belirleme imtiyazı veren hisse senetlerine sahip olan ortakların kurucularda aranan nitelikleri taşıması !gerekmekte olup, kurucularda aranan nitelikler arasında ise, tasfiyeye tabi tutulan bankalar jile hakkında 14. madde uyarınca işlem yapılmakta olan bir bankada doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on ve daha fazla oranda veya bu oranın altında olsa dahi denetim ve yönetim 1 kurullarına üye belirleme imtiyazı veren pay sahibi olmamak şartı yer almıştır. Bu açıdan bakıldığında, hakkında Bankalar Kanununun 14.maddesine göre işlem .yapılan Atlas Yatırım Bankasında Kanunda belirtilen oranın üzerinde dolaylı pay sahibi olduğu anlaşılan davacı ... ve ... Holding A.Ş., banka kurucusu veya ortağı olabilme hakkını da (kaybetmiş durumdadırlar. Ayrıca Kentbank A.Ş.'nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonununa devir tarihi itibariyle mevcut mali yapısı incelendiğinde, Bankanın Fon bünyesinde rehabilite edilmesi ve bilançosunun yeniden yapılandırılması amacıyla Fon tarafından Bankaya kaynak aktarıldığı görülmektedir. Buna göre Fon tarafından Bankaya, ödenmiş sermayesine karşılık 50 trilyon TL. ödeme yapılması yanında, munzam karşılıkları toplamı 104 trilyon TL tutarında munzam !karşılık iadesi yapıldığı, yine Fon Yönetim Kurulu kararları ile toplam 1.605.244.500 YTL ı kaynağın ihtiyari yedek akçe olarak aktarıldığı görülmektedir. Ayrıca kamu tarafından Bankaya aktar ılan bu fonların yanısıra, hakim ortakların Bankaya olan toplam borcunun 527.540.082 YTL olduğu belirlenmiştir. Zira Bankanın Fon'a devri ile ilgili olarak Danıştay Onuncu Dairesince verilen iptal kararında, Bankanın mali yapısı ile ilgili Kurum tarafından yapılmış olan tespitlerin gerçeği yansıtmadığına dair bir gerekçe de yer almamıştır. Ayrıca, Bankanın Fona devrine ilişkin işlemle ilgili iptal kararının gerekçesinin hakim ortak Süzer grubuna sermaye artırımı için yeterli zamanın tanınmaması olduğundan, özkaynak açığı bulunan Bankanın davacılara iade edebilmesi için davacıların yeterli sermayeyi Bankaya koyabileceklerine dair teminatı davalı idarelere ibraz etmesi zorunluluğu da bulunmaktadır. Tüm bu tespitlere karşılık davacıların bu zorunluluk ve yükümlülükleri yerine getirip getiremeyeceği belirsiz olduğundan, bu haliyle Kentbank'ın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredildiği tarihteki hukuki ve mali yapısının davalı idarece tesisi suretiyle davacılara iadesinin hukuki ve maddi açıdan imkansız olduğu kuşkusuzdur. Belirtilen sebeplerle davacıların temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Ünal Demirci'nin Düşüncesi : Danıştay dava dairelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, dosyanın tekemmül etmiş olduğu anlaşıldığından, davacıların yürütmenin durdurulması istemi hakkındaki talebi görüşülmeksizin dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava; Kentbank A.Ş.'nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmesine ilişkin 9.7.2001 günlü, 382 sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararını iptal eden Danıştay Onuncu Dairesi'nin 21.6.2004 günlü, E:2004/7935, K:2004/5575 sayılı kararının uygulanması için yapılan başvurunun reddine ilişkin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 11.8.2004 günlü, 1369 sayılı kararı ile bu kararın yeniden incelenerek kaldırılması için yapılan başvurunun cevap verilmeyerek reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay Onüçüncü Dairesinin 29.11.2005 günlü, E:2005/5546, K:2005/5699 sayılı kararıyla; Anayasanın 2. ve 138. maddeleri ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. maddesinin incelenmesinden anlaşılacağı üzere, Danıştay, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarının gereğinin idarece geciktirilmeksizin yerine getirilmesinin kaçınılmaz bir zorunluluk olduğu, idarî yargıda açılan dava sonucu, mevcut hukukî durumda değişiklik yaratan sübjektif bir işlemin iptali yolunda karar alındığında, bu kararın uygulanmasını sağlamak yükümlüğünün işlemi tesis eden idareye ait bulunduğu, iptal kararının yerine getirilmesinin, dava konusu işlemin tesis edildiği anda mevcut olan hukukî durumun davalı idare tarafından yeniden tesisi suretiyle olacağı, ancak davalı idarenin tek taraflı işlemi ile dava konusu işlemin tesisinden önceki hukukî durumun yaratılmasının hukuken veya fiilen mümkün olmadığı hallerde yargı kararının uygulanmamasının söz konusu olabildiği,olayda, Kentbank'ın 9.7.2001 tarihli Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı ile 4389 sayılı Kanunun 14.maddesi uyarınca temettü hariç, ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesinden sonra Fon'ca, Kentbank'ın yönetim ve denetiminin ele alınarak hisse senetlerinin tamamı ile bankanın ödenmiş sermayesine karşılık 50 trilyon TL (50.000.000 YTL) tutarındaki kısmının Fon hesabına kaydedildiği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca Kentbank'ın 13.12.2001 tarihinde bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin iptal edilerek, bankanın tasfiyesine karar verilmesinden sonra, Tasfiye Halinde Kentbank A.Ş.Genel Kurulunda, tasfiyenin kald ırılarak bankanın Bayındırbank A.Ş. bünyesinde birleştirildiği ve tasfiyesiz infisahın gerçekleştiği, Kentbank'ın tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinerek sona erdiği, bu durumda, Fonun kendisine devredilen, bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılmış olan Kentbank hakkında, Bankalar Kanununun 15.maddesi uyarınca yaptığı, üçüncü kişileri de ilgilendiren hukuki tasarruflar ve bankanın tüzel kişiliğinin sona ermesi nedeniyle, idarece, bankanın Fona devrine ilişkin işlemi iptal eden Danıştay Onuncu Daire kararının gereğinin yerine getirilmesinin olanaksız olduğu, başka bir anlatımla, devir kararının alındığı tarihteki Kentbank'ın hukuki ve malî yapısının davalı idarece tesisi suretiyle davacıya iadesinde hukuki ve maddi (fiili) imkânsızlık bulunduğu ve idarenin idari yargı kararını uygulayamadığı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Davacılar; idarenin yargı kararını uygulama görevini hiçbir sebep ve bahane ile yerine getirmekten kaçınamayacağını, Kentbank A.Ş.'nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesinden sonra tesis edilmiş tüm işlemlere karşı ayrı ayrı dava açıldığını ve bu davaların tamamının iptal kararı verilerek sonuçlandığını, idarenin, Kentbank'ın yok edilmesi sırasında tesis ettiği işlemlerin tersine işlemler yapmak suretiyle Bankayı ihya ederek hak sahiplerine iade etmesinde hiçbir imkansızlık bulunmadığını, nasıl banka başka bir Fon bankası ile birleştirilmiş ise aynı şekilde ayrıştırma ile ihya edilebileceğini, idarenin bütünlüğü ilkesi ile idari işlemlerde paralellik ilkesinden hareketle yargı kararının uygulanması için yeni kararlar alarak uygulamaya koymanın zorunlu olduğunu, ayrıca tam mükellef sermaye şirketlerinin birleştirilmesi gibi bölünme yolu ile mal varlıklarının ayrıştırılabileceği hususunun meri mevzuatta yer alan hükümler ile düzenlendiğini öne sürmekte ve Daire kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedirler. Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacıların temyiz isteminin reddine, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 29.11.2005 günlü, E: 2005/5546, K:2005/5699 sayılı kararının ONANMASINA, 21.3.2007 günü oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Dava; Kentbank A.Ş.'nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmesine ilişkin 9.7.2001 günlü, 382 sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararını iptal eden Danıştay Onuncu Dairesi'nin 21.6.2004 günlü, E:2004/7935, K:2004/5575 sayılı kararının uygulanması için yapılan başvurunun reddine ilişkin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 11.8.2004 günlü, 1369 sayılı kararı ile bu kararın yeniden incelenerek kaldırılması için yapılan başvurunun cevap verilmeyerek reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Anayasanın 2.maddesinde "Cumhuriyetin nitelikleri" arasında sayılan hukuk devleti ilkesi, vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulundukları, devletin eylem ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu bir sistemi ifade etmektedir. Anayasa Mahkemesi de, hukuk devletini "İnsan haklarına saygılı ve bu hakları koruyucu âdil bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmekle kendisini yükümlü sayan, bütün eylem ve işlemleri yargı denetimine bağlı olan devlet" biçiminde tanımlamıştır. Hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak yine Anayasanın 138.maddesinin son fıkrasında yer alan: "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmü ile yargı kararlarının idarece yerine getirme zorunluluğu açık olarak vurgulanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun " Kararların sonuçlan" başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasında da, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." kuralı yer almıştır. G örüldüğü üzere, Danıştay, bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların gereklerinin idarece yerine getirilmesi temel bir kuraldır. Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendiğinde; temettü hariç, ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen Kentbank'ın, devir kararının iptal edilmesi üzerine devir kararının alındığı tarihteki hukuki ve mali yapısının tekrar tesis edilmesi ve bankanın o zamanki durumu ile davacılara iade edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla birlikte, iptal kararının bir gereği olarak davalı idarenin, davacılara Bankalar Kanunu hükümleri çerçevesinde tekrar bankacılık faaliyetinde bulunabilecek koşulları sağlaması ve bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni tanınmak suretiyle banka kurmalarına izin verilmesi gerekir. Kentbank A.Ş.'nin hukuka aykırı bir şekilde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredildiği ve bankacılık faaliyetinde bulunma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı yargı kararları ile saptandığına göre, davacıların tekrar bankacılık faaliyetinde bulunabilmeleri açısından herhangi bir hukuki engelden söz edilmesi de mümkün değildir. Belirtilen nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile hukuk ve usule aykırı bulunan Danıştay Onüçüncü Dairesinin 29.11.2005 günlü, E:2005/5546, K:2005/5699 sayılı kararının bozulması oyuyla, karara karşıyız. KARŞI OY X- Anayasanın 2. ve 138. maddeleri ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesi gereğince yargı kararlarının aynen uygulanması esas olup, Kentbank A.Ş.'nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesine ilişkin 9.7.2001 günlü, 382 sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararının, Danıştay Onuncu Dairesinin 21.6.2004 günlü, E:2004/7935, K:2004/5574 sayılı kararı ile iptal edilmiş olması ve takip eden idari işlemlerin de yargı mercii tarafından iptaline karar verilmesi karşısında, verilen kararların gerekçesine bakılmaksızın idarenin bütünlüğü ilkesi ve usulde paralellik ilkesi çerçevesinde Kentbank A.Ş.'nin tüzel kişiliği yeniden ihdas edilmek ve bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni verilmek suretiyle yargı kararının gereğinin yerine getirilmesi davalı idare açısından zorunludur. Bu nedenle davacıların temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Onüçüncü Dairesinin 29.11.2005 güniü, E:2005/5546, K:2005/5699 sayılı kararının bozulması oyuyla, karara karşıyım.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2006/339, K. 2007/384, T. 29.11.2005, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2006-339-e-2007-384-k-1e34bdf355f3