İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2006/1258 E. 2006/804 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2006/1258
- Karar No
- 2006/804
- Karar Tarihi
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalılar) : 1-Başbakanlık - ANKARA 2-Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Vekili: Av.... Temyiz İsteminde Bulunan(Davacı) :... İstemin Özeti : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 16.1.2006 günlü, E:2005/2031, K:2006/37 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması taraflar tarafından istenilmektedir. Başbakanlığın Savunmasının Özeti : Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın redde İlişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve davacının temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun Savunmasının Özeti : Savunma verilmemiştir. Davacının Savunmasının Özeti : Davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Tuncay Dündar'ın Düşüncesi: Dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının 3/a-l. maddesinde yer alan kural yargı kararıyla iptal edilmiş olup, iptal kararlarının sonucu olarak muvazaalı oldukları Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından saptanan hesaplar dışında kıyı bankalarındaki hesaplarını İmar Bankasındaki mevduat hesabına dönüştürenler ile tasarruf mevduatı sigortası kapsamındaki mevduat sahipleri arasında fark kalmamıştır. Yargı kararının uygulanabilmesi amacıyla 3.8.2006 günlü, 26248 sayılı Resmi Gazete'de 2006/10727 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yayımlanmış olup, dava konusu hesapların ödeneceği, ödemeye ilişkin usul ve esaslarda 3.1.2004 günlü, 25335 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2003/6668 sayılı Bakanlar Kurulu Kararındaki maddelerin uygulanacağı öngörülmüştür. Bu durumda, davacıya mevduat hesabının ödenmesiyle ilgili 2006/10727 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yargı kararının uygulanmasının gereği olup, uyuşmazlık hakkında belirtilen hususlar dikkate alınarak bir karar verilmesi gereklidir. Açıklanan nedenlerle temyize konu kararın Bakanlar Kurulu Kararının 3/a-l. bendinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kararın davacının tazminat isteminin kabulü ile yasal faiz uygulanmasına ilişkin kısmını-ı ise Dairesince oluşan bu yeni hukuki durumuna göre karar verilmek üzere bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Emin Celalettin Özkan'ın Düşüncesi : Temyizen incelenerek bozulması istenilen Daire kararına konu uyuşmazlıkta, öncelikle, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı'nın yargı kararıyla iptali üzerine mevduat karşı iğinin tazminat olarak davacıya ödenip ödenemiyeceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Davacının, kıyı bankasındaki hesabının, Banka'nın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılmasından önce, Bankan i yurt içi hesabına aktarılarak "mevduat hesabına" dönüştürüldüğü hususu; benzer konularda açılan davalarda Danıştay 13. Dairesince davacıların tazminat istemlerinin kabulü yolumla verilen kararların gerekçesini oluşturmaktadır. Bu haliyle, davacının kıyı bankasındaki hesabından mevduat hesabına dönüştürülen tutarın, aynı bankanın diğer mevduat sahiplerine yapılacak ödemelerde uygulanacak usule ve mevzuata tabi olacağı kuşkusuzdur. Davacının mevduatının da, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankalarda bulunan tasarruf mevduatı sigortası kapsamındaki tasarruf mevduatının defaten veya taksitler halinde ödenmesi ve taksitler halinde ödeme durumunda esas alınacak faiz oranlarını yasayla belirleme konusunda verilen yetki çerçevesinde çıkarılan Bakanlar Kurulu kararında belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ödenmesi söz konusu olup; Anayasa Mahkemesince verilen karara paralel olarak, Danıştay 13. Dairesince dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı'nın iptal edilmiş olması, mevduat karşılığının tazminat olarak davacıya ödenmesini gerektiren bir sonuç doğurmamaktadır. Öte yandan, dava konusu Bakanlar Kurulu Karan'nın İptal edilmesine bağlı olarak ilgililerin mevduatları karşılığının tazminat olarak ödenebileceğinin kabulü; birikimlerini tasarruf mevduatı hesabında değerlendiren kişiler zamaıa yayılan bir ödeme planı çerçevesinde Bakanlar Kurulu Kararında belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde alacaklarını tahsil ederken; kıyı bankasında açtırdıkları hesabı daha sonradan mevduat hesabına dönüştüren kişilere tazminat olarak mevduatın tamamının faiziyle birlikte ödenmesi, kişiler arasında eşitsizliğe yol açan bir uygulamanın doğmasına yol açacaktır. Belirtilen nedenle, temyize konu Daire kararının davacının Bakanlar Kurulu Kararı'nın 3.maddesinin (a) fıkrasının 1.bendinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin bölümünün onanmasına, davacının tazminat isteminin kabulüne ilişkin bölümünün ise bozulmasına, karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulun :a dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, davalı idarelerden Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeksizin işin esası incelendi, gereği görüşüldü: Dava, 3.1.2004 günlü, 25335 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29.12.2003 günlü, 2003/6668 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 3. maddesinin (a] fıkrasının 1. bendinin iptali, 10.500,00 YTL mevduat tutarının vade tarihine kadar mevduat faizi, vade tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Danıştay Onüçüncü Dairesi 16.1.2006 günlü, E:2105/2031, K:2006/37 sayılı kararıyla, 5021 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin son paragrafında yer alan kuralla, kıyı bankalarında hesap açtıran, ancak Türkiye'deki bankanın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı tarihten itibaren geriye doğru bir ay içinde bu hesaplardaki paraların karşılıkları muhabir banka ya da bir başka banka aracılığıyla Türkiye'deki bankada karşılıksız olarak açılan mevduat hesaplarının Fon tarafından ödenmeyeceği belirtilerek kıyı bankalarındaki hesapların Yasa kapsamı dışında bıraktığı; bu kuralın, 23.06.2005 tarih ve 25854 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 04.05.2005 tarih, E:2004/4, K:2005/25 sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla, BDDK' nun bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı tarihten geriye doğru bir ay içinde kıyı bankalarındaki hesaplarında bulunan mevduatı, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankaların yurt içi kayıtlarına muhabir banka veya diğer bankalarca karşılığı nakden ödenmeksizin aktarılan mevduat sahiplerinin, söz konusu mevduatlarının Türkiye'deki muhatabı olduğu bankaya ödenip ödenmediğini takip etme zorunluluklarının bulunmadığı, muvazaalı olduğu Fon tarafından tespit edilen hesaplar için Fon'ca herhangi bir ödeme yapılmayacağı, bu konuda uyuşmazlık çıkması durumunda da konunun yargı organlarınca karara bağlanacağının kuşkusuz olduğu, bu nedenlerle, mudinin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı tarihten geriye doğru bir ay içinde karşılığı ödenmeksizin aktarılan hesaplarının Fon'ca ödenmeyeceğinin kurala bağlanmasının hukuk devletinde kuralların sonuçlarının öngörülebilir olmasını gerektiren hukuk güvenliği ilkesiyle bağdaşmadığı, kıyı bankalarındaki hesaplarından bankacılık işlemi yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankaların yurt içi kayıtlarına karşılığı nakden ödenmeksizin aktarılan mevduat sahipleriyle aynı bankanın diğer mevduat sahipleri arasında Fon'dan yararlanma açısından bir fark bulunmadığından, bunlar arasında muvazaalı durumlar dışında ayırım yapılmasının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçeleriyle, Anayasanın 2. ve 10. maddelerine aykırı bulunarak iptal edildiği; Dairenin 8.07.2005 günlü E:2005/3760, K:2005/3421 sayılı kararıyla da, 5021 sayılı Yasanın verdiği yetki uyarınca ve Yasa hükmüne koşut olarak Bakanlar Kurulunca düzenlenen dava konusu kararın 3. maddesinin (a) fıkrasının 1. bendinde yer alan kuralın, dayanağı Yasa kuralının Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi sonucunda hukuki geçerliğini yitirdiği gerekçesiyle iptal edildiği gerekçesiyle davacının Bakanlar Kurulu Kararının 3/a-l. bendi yönünden karar verilmesine yer bulunmadığı; davacının kıyı bankasındaki hesabından mevduat hesabına dönüştürülen tutarın ödenmesi istemi hakkında ise; Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan hüküm uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü tutulduğu, buna göre, idarenin hukuka aykırılığı yargı kararıyla saptanmış bir işlemi sonucunda bir hakkın ihlâline neden olması durumunda sorumlu tutulması hukuk devleti İlkesinin gereği olduğu, davacının kıyı bankasındaki hesabının, Banka'nın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılmasından önce, Bankanın yurt içi hesabına aktarılarak mevduat hesabına dönüştürüldüğünün dosyada bulunan mevduat cüzdanı örneğinden anlaşılması ve bu işlemin muvazaalı olduğunun idarece kanıtlanamaması nedeniyle davacının zararının mevduat hesabındaki tutar karşılığı, İptal edilen düzenleyici işlemi tesis eden Bakanlar Kurulu'nu temsilen Başbakanlık ve yasal düzenleme uyarınca tasarruf mevduatını ödemekle yükümlü bulunan Fon tarafından tazmin edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın davacının, Bakanlar Kurulu Kararının 3. maddesinin (a) fıkrasının 1. bendinin iptali istemine ilişkin kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının tazminat isteminin kabulüyle mevduat hesabındaki 10.500,00.-YTL'nin Başbakanlık ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından davanın açıldığı 23.02.2004 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, karar vermiştir. Davalı idareler, 5021 sayılı Yasa'ya dayalı olarak düzenlenen Bakanlar Kurulu Kararının mevzuata uygun olduğu, bu işlemin iptalinin davacının kıyı bankasındaki hesabının mevduat tutarına dönüştürülen tutarının ödenmesi sonucunu doğurmayacağı; ayrıca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kararda hasım konumunda yer almaması gerektiği ve harçtan muaf olduğu, dolayısıyla yargı harcının kendisine yükletilemeyeceği; davacı ise faizin başlangıç tarihine davanın açıldığı tarih değil mevduatın açıldığı veya idareye başvuru yapıldığı tarihin esas alınması gerektiği savıyla kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler. Daire kararında belirtilen Danıştay Onüçüncü Dairesinin 8.7.2005 günlü, E:2005/3760, K:2005/3421 sayılı kararı temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca incelenmiş ve 17.11.2005 günlü, E:2005/2399, K:2005/2641 sayılı kararı ile onanmış olup, bu kararın düzeltilmesi istemi de Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28.9.2006 günlü, E:2006/2216, K:2006/794 sayılı kararıyla reddedildiğinden Daire Kararının, Bakanlar Kurulu Kararının 3/a-l. maddesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davanın, davacının tazminat isteminin kabulü ile kıyı bankasındaki hesabından mevduat hesabına dönüştürülen tutarın yasal faziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine ilişkin kısmına gelince; Anayasa'nın 138. maddesinde, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları, bu organların ve idarînin mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükmüne yer verilmiş, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinde de İdari yargı yerlerince verilen kararların uygulanma zorunluluğu belirtilinilir. İdarenin yargı kararlarına uyması ve bu kararların gereklerine göre işlem ya da eylemde bulunmak zorunda olması, aynı zamanda Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Olayda, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının 3/a-1 maddesinde yer alan ve İmar Bankasının Bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı tarihten geriye doğru bir ay içinde (3.6.2003 tarihi dahil) kıyı bankalarındaki hesapları Fon'ca sağlanan mevduat güvencesi kapsamına almak amacına yönelik olarak Bankanın yurt içi kayıtlarına muhabir bankaca karşılığı nakden veya Banka un dışındaki bir başka banka aracılığıyla ödenmeksizin aktarıldığı tespit edilen hesaplar için Fon'ca herhangi bir ödeme yapılamayacağına ilişkin kuralın, Danıştay Onüçüncü Dairesince iptal edilmesi üzerine, 3.8.2006 günlü, 26248 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 3.; .2006 günlü, 2006/10727 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 3.1.2004 günlü, 2003/6668 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında değişiklikler yapılmıştır. Yeni düzenlemede, yukarıda belirtilen hesapları i hak sahiplerine ödeneceği belirtilmiş, ödeme usul ve esasları açıklanmıştır. 3.8.2006 günü itibariyle yürürlüğe giren 2006/10727 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile; kararnamenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle, 2003/6668 sayılı Kararın 6. ve 7. maddeleri uyarınca hesaplanacak ödeme tutarları ile 8. madde uyarınca hesaplanacak faiz ödemeleri tutarları toplan inin müracaatta bulunmuş hak sahiplerine 1 ay içinde ödeneceği, kalan tutarın ise yine 2003/6668 sayılı kararın 7. ve 8. maddelerinde belirlenmiş olan usul ve esaslar ile bu Kararda belirtilen esaslar çerçevesinde ödeneceği kuralı getirilmiştir. Dolayısıyla getirilen bu düzenleme ile Danıştay Onüçüncü Dairesinin anılan iptal kararı uygulanmak suretiyle kıyı bankalarındaki hesapları yurt içi mevduat hesaplarına dönüştürülen hesap sahipleri İle anılan 2003/6668 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında yer alan tasarruf mevduatı sigortası kapsamındaki hesap sahipleri arasındaki farkın ortadan kaldırıldığı, diğer bir ifadeyle belirt len hesap sahiplerinin hukuki durumlarının eşitlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda kıyı bankalarındaki hesapları yurt içi mevduat hesaplarına dönüştürülen hak sahiplerinin hukuki durumları, 2003/6668 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında yer alan tasarruf mevduatı sigortası kapsamındaki hesap sahipleriyle yukarıda belirtilen yargı kararı uyarınca çıkarılan 2006/10727 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca eşitlenmiş olduğundan, oluşan bu yeni hukuki durum Dairesince değerlendirildikte I ve bu arada ana paranın tamamının ilgilisine ödenip ödenmediği de belirlendikten sonra karar verilmesi, ayrıca göndermede bulunulan 2003/6668 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının öngördüğü faiz hesaplama yöntemine karşı açılmış davaların sonucunun da dikkate alınması gerektiği açıktır. Dairesince, davacının mevduat hesabına dönüştürülen hesap tutarının faiziyle birlikte ödenmesine İlişkin istemi hakkında yeniden bir karar verileceğinden, davacının temyiz istemi ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun yargı harenin kendisine yükletilmemesi gerektiği yönündeki temyiz istemi bu aşamada incelenmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalı idarelerin temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine temyize konu Danıştay Onüçüncü Dairesinin 16.1.2006 günlü, E:2005/2O31, K:2006/37 sayılı kararın karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının ONANMASINA kararın davacının mevduat hesabının tamamının defaten tazminat olarak ödenmesine ve yasal faiz uygulanmasına ilişkin kısmın BOZULMASINA 28.9.2006 günü oybirliği ile karar verildi.