İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2005/2988 E. 2007/555 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2005/2988
- Karar No
- 2007/555
- Karar Tarihi
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : ... Karşı Taraf (Davalılar) : 1-Başbakanlık 2-İçişleri Bakanlığı İstemin Özeti : Danıştay Onbirinci Dairesinin 18.3.2005 günlü, E:2002/704, K:2005/1473 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir. Savunmaların Özeti : Danıştay Onbirinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Mustafa Karabulutun Düşüncesi : İdarenin yargısal denetiminin tam olarak gerçekleştirilebilmesi için dava konusu işlemin dayanağı yasa kuralının Anayasaya uygunluk denetiminin yapılabilmesi yolunun da açık olması zorunludur. Aksi halde, dava konusu işlemin yargısal denetiminin eksik kalması kaçınılmazdır. Bu nedenle, işlemin dayanağı yasa kuralının Anayasaya uygunluğunun sağlanmasının önündeki engelin kaldırılması üzerine, ilgililerin bu işlemin iptali istemiyle dava açabileceklerinin kabulü gereklidir. Olayda, davacının re'sen emekliye sevk işleminin dayanağı Yasa kuralının Anayasaya uygunluk denetiminin yapılabilmesini engelleyen Anayasanın geçici 15. maddesinin son fıkrası 17.10.2001 günlü, 24556 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4709 sayılı Yasa ile kaldırılmış ve böylece dava konusu işlemin dayanağı Yasa kuralının iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvuru yolu açılmıştır. Bu durumda, davacının 17.10.2001 tarihinden itibaren 2577 sayılı Yasada öngörülen süre içinde idareye yaptığı başvurunun reddi üzerine bu davayı süresinde açtığı anlaşıldığından, temyiz isteminin kabulü ile davanın süre yönünden reddi yolundaki kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Mehmet Ali Samur'un Düşüncesi : Danıştay dava dairelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Danıştay Onbirinci Dairesince verilen kararın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca gereği görüşüldü: Dava; davacının merkez valisi iken 29.1.1982 tarih ve 8/4226 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile re'sen emekliye sevk işleminin iptali ve re'sen emekli olarak geçirdiği 8 yıl 3 ay 22 günlük sürenin fiili hizmetine ve emekliliğine sayılması ve emekli maaşı ile merkez valisi maaşı arasındaki maaş ve özlük hakları farkının bugünkü değeri üzerinden yasal faiziyle birlikte ödenmesi için davalı idarelere yaptığı başvuruların reddine ilişkin işlemlerin iptali ve re'sen emekliliğine dayanak olan 2559 sayılı Yasanın Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istemiyle açılmıştır. Danıştay Onbirinci Dairesinin 18.3.2005 günlü, E:2002/704, K:2005/1473 sayılı kararıyla; 28 Ekim 1980 günlü, 17145 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanunun 4. maddesinde 12 Eylül 1980 tarihinden sonra çıkarılan ve çıkarılacak olan Bakanlar Kurulu kararnamelerinin ve üçlü kararnamelerin yürütülmesinin durdurulması ve iptalinin istenilemeyeceği hükmünün yer aldığı; 7.11.1982 tarih ve 2709 sayılı Anayasanın geçici 3. maddesinde ise, 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanunun Anayasaya göre yapılacak ilk milletvekili genel seçimi sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp Başkanlık Divanının oluşturulması ile birlikte yürürlükten kalkacağının belirtildiği, olayda, davacı hakkında Bakanlar Kurulu Kararıyla tesis edilen re'sen emekliye sevk işlemine karşı 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanunun yukarıda belirtilen madde hükmü ile yargı yolu kapatılmış olmakla birlikte, söz konusu Kanunun 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının yürürlüğe girmesi üzerine ilk milletvekili genel seçimi sonucu TBMM Başkanlık Divanının oluşturulmasıyla birlikte yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle yargı kısıntısı ortadan kalktığından, davacının, o tarihte ya doğrudan ya da idari başvuruda bulunduktan sonra alacağı cevaba karşı yasal süresi içerisinde dava açmadığı, 4709 sayılı Kanun ile Anayasanın geçici 15. maddesinin madde metninden çıkartılmasının davacıya dava konusu işlemlerin iptalini talep etme yönünde yeni bir hak getirmediği, sözkonusu Anayasa değişikliği üzerine davalı idarelere yapılan başvuruların reddine ilişkin işlemler, davacının re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin işlemin de iptali istemiyle açılan işbu davada, bu işlem yönünden düşmüş olan dava açma hakkını ihya etmeyeceği, 2577 sayılı Kanunun 7. ve 11. maddeleri uyarınca süre aşımı bulunan davanın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle dava süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir. Davacı; Anayasanın geçici 15. maddesinin son fıkrasının madde metninden çıkarılmasıyla re'sen emeklilik işleminin dayanağı yasa kuralının iptali için Anayasa Mahkemesine başvuru yolunun açıldığını; belirtilen Anayasa değişikliği üzerine yapılan başvuruların reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada süre aşımı bulunmadığını ileri sürmekte ve kararın bozulmasını istemektedir. Hukuk devleti, tüm işlem ve eylemleri yargı denetimine açık, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı ve sürdürmeyi amaç edinmiş, Anayasa ve hukukun üstün kurallarına bağlı kalan devlettir. Hukuk devletinin başlıca amacı, kamu gücü karşısında kişinin hak ve özgürlüklerini korumaktır. Bu amaca ulaşabilmek için kullanılan araçlar aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin öğeleridir. Hukuk devleti ilkesinin temel öğesi, yasalar da dahil olmak üzere, Devletin tüm organlarının faaliyet ve işlemlerinin hukuka uygun olup olmadıklarının yargı denetimine tabi tutulmasıdır. Dolayısıyla, gerek idari yargının gerekse anayasa yargısının denetimini engelleyen bir kural, kişileri hukuk güvenliğinden yoksun kılar, hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturur. Hak arama özgürlüğünün iptal davası yoluyla tam olarak kullanılabilmesi için, dava konusu işlemin dayanağı yasa kuralının Anayasaya uygunluk denetiminin de yapılabilmesi zorunludur. Bu çerçevede olayı değerlendirdiğimizde, davacı merkez valisi olarak görev yapmakta iken 29.1.1982 günlü, 8/4226 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla re'sen emekliye sevk edilmiş olup, bu işlemin dayanağının 14.11.1981 günlü, 17514 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2559 sayılı Yasa ile 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa eklenen geçici 2. I madde olduğu anlaşılmaktadır. Anılan maddede, ek geçici 1. maddede yazılı durumda bulunan iştirakçilerden maddede belirtilen süre içerisinde emekliliklerini istememiş olanların 31 Ocak 1982 tarihine kadar; atanmaları Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılmış olanların atanmalarındaki usule göre, diğerlerinin müşterek kararla re'sen emekliye sevkedilebileceklerine yer verilmiştir. Anayasasının geçici 15. maddesinin son fıkrasında, 12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde çıkarılan kanunların Anayasaya aykırılığının iddia edilemeyeceği kesin kurala bağlanmış ve böylece belirlenen dönem içinde çıkarılan ve dava konusu işleme dayanak teşkil eden 2559 sayılı Kanunun Anayasaya aykırılığı iddiasında bulunulması, dolayısıyla anılan Kanunun Anayasaya uygunluğunun denetlenmesi engellenmiştir. Her ne kadar davacının re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin Bakanlar Kurulunun 29.1.1982 günlü, 8/4226 sayılı kararının yürütülmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açılması yolunu kapatan 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun, Anayasanın yürürlüğe \ girmesi üzerine, Anayasanın geçici 3. maddesi uyarınca ilk milletvekili genel seçimi sonucu | | Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının oluşturulmasıyla birlikte yürürlükten ' kaldırılmış ise de bu tarihten sonra açılabilecek olan iptal davasında, re'sen emeklilik İ işleminin yasal dayanağını oluşturan 2559 sayılı Kanunun Anayasaya aykırılığı ileri :sürülemeyeceği ve iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, dolayısıyla re'sen emekliye sevk işlemiyle ilgili yargısal denetimin, tam olarak gerçekleştirilemeyeceği açıktır. Oysa, 17.10.2001 günlü, 24556 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunun 34. maddesi ile Anayasanın geçici 15. maddesinin son fıkrası madde metninden çıkarılmış ve dava konusu işlemin dayanağı olan 2559 sayılı Kanuna karşı Anayasa Mahkemesine başvuru yolu açılmıştır. Geçici 15. maddenin son fıkrasının yürürlükten kaldırılma gerekçesinin 12 Eylül 1980 - 6 Aralık 1983 döneminde çıkarılan kanunlar, kanun hükmünde kararnameler ile 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca alınan karar ve tasarrufların Anayasaya aykırılığının ileri sürülmesinin sağlanması olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, bu tarihten itibaren, re'sen emekliye sevk işleminin iptali istemiyle açılan bir davada, herhangi bir yargı kısıntısı olmadan idari işlemin yargısal denetiminin tam olarak yapılabilmesi, diğer bir ifadeyle işlemin dayanağı Yasa kuralının iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesi mümkün hale geldiğinden, bu yeni hukuki durumun ilgililere 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda belirtilen usule uygun olmak kaydıyla yeni bir dava açma hakkı tanıdığının kabulü gereklidir. Bu durumda, Anayasanın geçici 15. maddesinin son fıkrasının yürürlükten kaldırılmasıyla, davacının re'sen emekliye sevk işlemi ve bu işlemin dayanağı olan 2559 sayılı Kanun yönünden hukuk devleti ilkesine uygun bir yargısal denetimin yapılabilmesinin önünde bir engel kalmamış olup; 4709 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 17.10.2001 tarihinden itibaren 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca yapılan başvurunun reddi üzerine 29.1.2002 tarihinde açılan bu davanın, 2577 sayılı Yasanın 7. ve 11. maddelerinde öngörülen süreler içinde açıldığı sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Onbirinci Dairesinin 18.3.2005 günlü, E:2002/704, K-.2005/1473 sayılı süre ret kararının bozulmasına 19.4.2007 günü oybirliği ile karar verildi.