İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2005/2008 E. 2005/2297 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2005/2008
Karar No
2005/2297

TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca gereği görüşüldü: Dava, 3.1.2004 günlü, 25335 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bankalar Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrası uyarınca Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan T.İmar Bankası T.A.Ş. Nezdinde Bulunan Tasarruf, Ticari Kuruluşlar ve Diğer Kuruluşlar Mevduatının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca Ödenmesine İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Kararının 3. maddesinin (d) fıkrası, 1 ve 3. bentlerinin, 3. maddesi (b) fıkrasının, 5, 6, 7, 8, 9 ve 11. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay Onuncu Dairesinin; 27.9.2004 günlü, E:2004/5645, K:2004/6431 sayılı kararı ile; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin (a) fıkrasında, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davaların iptal davaları olarak tanımlandığı ve "sübjektif ehliyet koşulu" nun menfaat ihlali olarak yer aldığı, davacı Derneğin Tüzüğünün 4. maddesinin (i) fıkrasında; "İmar Bankası mağdurlarını birarâya toplamak, birlik ve beraberliği sağlamak, İmar Bankası mağdurlarının hak ve hukuklarını korumak, açılan ve açılacak olan mahkemelere öncülük etmek, davaları takip etmek, gerektiğinde avukat tutmak, mağdurların paralarının alınabilmesi için her türlü kurum ve kuruluşlarla görüşmeler yapmak, Bakanlık veya yetkilileri ile, derneği temsilen yönetim olarak görüşmek ve sorunların çözümü için gerekli projeler hazırlayarak uygulamak" hususlarının derneğin faaliyet konuları olarak sayıldığı, 3.7.2003 tarih ve 1085 sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Kararı ile bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan, bankada mevduatı, hazine bonosu, yatırım fonu ve off-shore hesabı, bulunan davacıların hesaplara yada bu hesapların ödenmemesi sonucunu doğurduğu belirtilmek suretiyle düzenleyici işleme karşı açılacak bu davalarda, dava açma hakkının esas hak sahibine ait olacağının kuşkusuz olup, bu hakların onlar adına üçüncü kişilerce kullanılmasının olanaklı olmadığı, ayrıca davacı Derneğin Tüzüğünde, derneğe banka mağdurları adına dava açma hakkının değil, açılmış ve açılacak olan davaların takibine yardım etmek görevinin verildiği, bu durumda davacı derneğin, meşru, kişisel ve güncel bir menfaatinin etkilenmediği gerekçesiyle, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir. Davacı Derneğin mağdur olan İmar Bankası mudilerinin hak arayabilmeleri için kurulmuş olması karşısında, menfaat yokluğundan söz edilmesinin mümkün olmadığı iddiasıyla, kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve dilekçede ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddine, Danıştay Onuncu Dairesinin 27.9.2004 günlü, E:2004/5645, K:2004/6431 sayılı kararının onanmasına 6.10.2005 günü oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Dava, 3.1.2004 günlü, 25335 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bankalar Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrası uyarınca Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan T.İmar Bankası T.A.Ş. Nezdinde Bulunan Tasarruf, Ticari Kuruluşlar ve Diğer Kuruluşlar Mevduatının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca Ödenmesine İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Karar"ın 3. maddesinin (d) fıkrası, 1 ve 3. bentlerinin, 3. maddesi (b) fıkrasının, 5, 6, 7, 8, 9 ve 11. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır. İdari yargının varlık nedeni, sübjektif hak ihlallerinin giderilmesiyle birlikte, idari faaliyetlerin etkin ve yaygın biçimde hukuka uygunluk denetiminin sağlanmasıdır. İdari yargının hukuka uygunluk denetimi işlevini yerine getirebilmesi de, bireylerin ve sivil toplum kuruluşlarının menfaat ilgisi kurdukları idari tasarrufları iptal davası açarak idari yargı önüne getirebilmeleri ile olanaklıdır. Klasik dava türleri dışında idari yargıya özgü bir dava türü olan iptal davasını açan birey veya kuruluş da, klasik anlamda davacıdan doğal olarak farklıdır. Bir idari faaliyetle, dava açma ciddiyetini temin edebilecek ölçüde muhatap olup, geniş anlamda menfaat ilgisi kuran birey ve kuruluşlar söz konusu faaliyetle ilgili idari işlemlerin iptali istemiyle dava açabilirler. Dolayısıyla iptal davasında menfaat ilgisi olup olmadığı hususunun, davacının idari faaliyet karşısındaki durumu, sıfatı belirlenerek, menfaat kavramı dar değil, geniş anlamda tanımlanmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir. Davacı Derneğin Tüzüğünün 4. maddesinin (i) bendinde, derneğin faaliyetleri arasında; İmar Bankası mağdurlarını biraraya toplamak, birlik ve beraberliği sağlamak, İmar Bankası mağdurlarının hak ve hukuklarını korumak, açılan ve açılacak olan mahkemelere öncülük etmek, davaları takip etmek, gerektiğinde avukat tutmak, mağdurların paralarının alınabilmesi için her türlü kurum ve kuruluşlarla görüşmeler yapmak, Bakanlık veya yetkilileri ile derneği temsilen yönetim olarak görüşmek ve sorunların çözümü için gerekli projeleri hazırlayarak uygulamak" sayılmıştır. Buna göre davaya konu edilen düzenlemelerin davacı derneğin menfaatlerini etkilediği, dolayısıyla derneğin dava konusu düzenleyici işlemle ilgili maddeleri ile menfaat ilgisinin bulunduğu ve Derneğin tüzüğünün yukarıda belirtilen 4 (i) maddesindeki; "İmar Bankası mağdurlarının hak ve hukuklarını korumak" ifadesinin de buna cevaz verdiği görülmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacının dava açma ehliyeti bulunduğundan, Danıştay Onuncu Dairesinin 27.9.2004 günlü, E:2004/5645, K:2004/6431 sayılı kararının, davanın esasının incelenerek bir karar verilmesi oyuyla onanması yolundaki karara karşıyız.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2005/2008, K. 2005/2297, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2005-2008-e-2005-2297-k-1f0b9ddf063c