İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2005/1846 E. 2006/746 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2005/1846
Karar No
2006/746
Karar Tarihi

Karar Düzeltme İsteminde Bulunan (Davacılar): 1-... 2-... 3-... 4-... 5-... 6-... 7-... 8-... 9-... 10-... 11-... 12-... 13-... 14-...15-... 16-... 17-... 18-...19-... 20-... 21... 22-.. . 23-... 24-... 25-... 26-... 27-... 28-... 29-... 30-... 31- Vekilleri: Av.... Karşı Taraf (Davalı): Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Ulus/ANKARA Vekilleri: Av.... İstemin Özeti: Danıştay İdari Dava Daireleri kurulunca verilen ve Danıştay Beşinci Dairesinin 24.11.2004 günlü, E:2003/570, K:2004/4653 sayılı kararının bozulmasına ilişkin bulunan 10,3.2005 günlü, E:2005/74, K:2005/68 sayılı karara karşı, davacılar kararın düzeltilmesi isteminde bulunmaktadırlar. Savunmanın Özeti: Yerinde olmadığı ileri sürülen karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Yakup Bal'ın Düşüncesi: Karar düzeltme isteminin kabul edilerek Daire kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Kemal Bilecen'in Düşüncesi: Karar düzeltilme dilekçesinde ileri sürülen nedenlere göre, istemin kabulü ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10.3.2005 günlü, E:2005/74, K:2005/68 sayılı Bozma kararının kaldırılarak Danıştay Beşinci Dairesinin 24.11.2004 günlü, E:2003/570, K:2004/4653 sayılı kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca davacıların karar düzeltme istemi kabul edilerek, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10.3.2005 günlü, E:2005/74, K:20Û5/68 sayılı kararı kaldırılarak gereği görüşüldü: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Teftiş Kurulunda görevli bulunan davacılar; Banka Meclisinin 24.12.2002 tarihli toplantısında alınan kararla onaylanarak yürürlüğe konulan T.C. Merkez Bankası İç Denetim Yönetmeliğinin iptali istemiyle dava açmışlardır. Danıştay Beşinci Dairesinin 24.11.2004 günlü, E:2003/570, K:2004/4653 sayılı kararıyla;1211 sayılı T.C. Merkez Bankası Kanununda, Banka Meclisine tanınan teşkilatı düzenleme yetkisinin, Bankanın kamu kurumu ve ilgili kuruluş olması nedeniyle Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkındaki 3046 sayılı Kanunla sınırlı olup; iki yasal düzenlemenin birlikte uygulanmasının zorunlu olduğu, anılan iki yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, bir kamu kurumu ve ilgili kuruluş olan Bankanın teşkilatını düzenleyen Kanun hükümlerinin yasallık ilkesine aykırı bulunmadığı, davacıların Anayasaya aykırılık iddiasının ciddi olmadığı sonucuna varıldığı; ayrıca davalı karenin davacıların dava konusu yönetmelikle menfaat ilgisi olmadığı yolundaki iddiasının yerinde görülmediği; diğer yandan davacılardan ...'in davadan feragat etmesi nedeniyle bu kişi yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer bulunmadığı; Türkiye'de banknot ihracı imtiyazına münhasıran sahip, temel amacı ülkemizde fiyat istikrarını sağlamak olan, sermayesindeki Hazine payının yüzde ellibirden aşağı düşmeyeceği yasayla hükme bağlanan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına, 1211 sayılı Kanunla verilen işlevin doğal sonucu olarak özel hukuki statü tanınıp, karma bir hukuki rejime tabi tutulmasının, yasayla para politikasını belirleyip, uygulama yetkisi verilen, hükümetin mali ve ekonomik müşaviri ve haznedarı olarak tanımlanan Bankayı özel hukuk tüzel kişisine dönüştürmeyeceği ve Bankanın kamu kurumu niteliğini ortadan kaldırmayacağı, kamu iktisadi teşebbüslerinin denetim esaslarını düzenleyen 3346 sayılı Kanunun da, milli bütçenin incelenmesi yoluyla TBMM'nce denetlenmesini öngördüğü Bankanın, kamu kurumu niteliğini vurguladığı, esasen sermayesinin yarısından fazlası Hazineye ait olup, karını Hazineye aktaran, para otoritesi olarak örgütlenen Bankanın, özel hukuk tüzel kişisi olarak tanımlanmasına olanak olmayıp, kamu kurumu olarak kabulü gerektiği, T.C. Merkez Bankasının, kamu kurumu olması nedeniyle 3046 sayılı Kanuna göre Devlet Bakanlığının ilgili kuruluşu olduğu, dolayısıyla Bankanın, sadece 1211 sayılı Kanun ile değil, aynı zaman :la 3046 sayılı Kanunda ilgili kuruluşların teşkilatını düzenleyen kurallar uygulanarak teşkilatlanmasının mümkün olduğu, bir başka deyişle Banka Meclisinin, Bankanın özel statüsü gereği 1211 sayılı Kanunun 22/k (kararda sehven 22/c yazılmıştır.) maddesiyle tanınan düzenleme yetkisini, 3046 sayılı Kanunda yer alan ilgili kuruluşlar hakkındaki kurallar ve sınırlar içinde kullanabileceği, Bakanlıkların kuruluş ve görev esaslarını düzenleyen 3045 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde "ilgili kuruluşlarda hizmet özelliklerine göre hangi danışma, denetim ve yardımcı birimlerin kurulacağı, bu kuruluşların kuruluş kanunu veya statülerinde belirlenir." hükmüne yer verildiği, aynı Kanunun 33 üncü maddesinde ise, "Bakanlık bağlı ve ilgili kuruluşlarındaki danışma, denetim ve yardımcı birimlerin görevleri bakanlık merkez teşkilatındaki benzer birimlerin görevleri esas alınarak kanunla düzenlenir." kuralına yer verilerek, ilgili kuruluşların danışma ve denetim birimleri ile yardımcı birimlerinin merkezdeki benzerleriyle sınırlı tutulduğu, 3046 sayılı Kanunda danışma, denetim ve yardımcı birimlerin, Teftiş Kurulu Başkanlığı, APK Kurulu Başkanlığı, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, Personel Genel Müdürlüğü, Eğitim Daire Başkanlığı, İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı, Savunma Sekreterliği, Özel Kalem Müdürlüğü şeklinde sayıldığı ve iç denetim birimine yer verilmediği, Anayasanın 123 ve 128 nci maddeleri karşısında, kamu kurumlarında yasayla belirlenmeyen teşkilatlanmaya gidilemeyeceği, bu itibarla T.C. Merkez Bankası Banka Meclisinin, 3046 sayılı Kanunda ilgili kuruluşlarda yer alacak danışma, denetlerle ve yardımcı birimlerin sınırlandırılması, iç denetime yer verilmemesi, 1211 sayılı Kanunda da iç denetimin yer almaması karşısında, iç denetim genel müdürlüğü kurmaya yeti ili bulunmadığı, öte yandan Resmi Gazetede Yayımlanacak Yönetmeliklere İlişkin 3011 sayılı Kanunun 1.maddesinde "Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, a) İşbirliğine, yetki ve görev alanlarına ait hükümleri düzenleyen, b) kamu personeline ait genel hükümleri kapsayan..." yönetmeliklerin Resmi Gazetede yayımlanacağı hükme bağlandığından, kamu kurumu olan Bankanın yetki ve görev alanına ait hükümlerine ilişkin ve kamu personeli olan Banka memurlarına ait genel hükümleri kapsayan davaya konu Yönetmeliğin de Resmi Gazete de yayımlanması gerektiği, 1211 sayılı Kanunun "Türk Parasının İstikrarını Korumaya İlişkin Görev ve Yetkiler Bölümünde" yer alan, "İlan Edilecek Hususlar" başlıklı 39. maddesinde Resmi Gazete'de ilan edilecek bazı kararlara yer verilmişse de; söz konusu düzenlemenin Türk parasının istikrarını korumaya ilişkin olarak alınan kararlardan hangilerinin Resmi Gazete'de yayımlanacağına ilişkin kuralları içerdiği, burada sayılmayan düzenlemelerin Resmi Gazete'de yayımlanmayacağı yönünde 3011 sayılı Kanunun anılan kurallarına istisna getiren bir düzenleme olmadığı, dolayısıyla dava konusu yönetmeliğin, 3011 sayılı Kanuna göre Resmi Gazete'de yayımlanmaması nedeniyle şekil yönünden de hukuka aykırı bulunduğu gerekçesiyle davacılardan ... yönünden karar verilmesine yer bulunmadığına, dava konusu Merkez Bankası İç Denetim Yönetmeliğinin yetki ve şekil yönünden İptaline hükmedilmiştir. Daire kararının; T.C. Merkez Bankası Banka Meclisinin, 3046 sayılı Kanunda ilgili kuruluşlarda yer alacak danışma, denetleme ve yardımcı birimlerin sınırlandırılması, İç denetime yer verilmemesi, 1211 sayılı Kanunda da iç denetimin yer almaması karşısında, iç denetim genel müdürlüğü kurmaya yetkili bulunmadığına ilişkin iptal gerekçesi yeniden incelendiğinde; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 26.1.1970 günlü, 13409 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 1211 sayılı Kanun ile, Türkiye'de banknot ihracı imtiyazına münhasıran sahip ve bu Kanunda yazılı görev ve yetkileri haiz olmak üzere anonim şirket olarak kurulmuş ve Kanunun 1. maddesinde, Bankanın bu Kanunda açıklık bulunmayan hallerde özel hukuk hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir. 1211 sayılı Kanunun 4651 sayılı Kanunun 1. maddesiyle değişik 4. maddesinde, Bankanın temel görev ve yetkileri düzenlenmiş olup, temel amacı fiyat istikrarını sağlamak olan Bankanın, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisinin belirleyeceği öngörülmüştür. Temel görevleri arasında; açık piyasa işlemleri yapmak, Hükümetle birlikte Türk Lirasının iç ve dış değerini korumak için gerekli tedbirleri almak, bankaların ve uygun görülecek diğer mali kurumların yükümlülüklerini esas alarak zorunlu karşılıklar ve umumi disponibilite ile ilgili usul ve esasları belirlemek, reeskont ve avans İşlemleri yapmak, ülke altın ve döviz rezervlerini yönetmek, Türk Lirasının hacim ve tedavülünü düzenlemek, para ve döviz piyasaları ile ilgili düzenleyici tedbirleri almak gibi görevleri bulunan Bankanın, banknot ihracı, Hükümetle birlikte enflasyon hedefi tespiti gibi yetkileri bulunmaktadır. Ayrıca Banka, Hükümetin mali ve ekonomik müşaviri, mali ajanı ve haznedarı durumunda olup, Bankanın Hükümet ile ilişkisi Başbakan aracılığıyla sağlanmaktadır. Kanunun anılan 4. maddesinde; Bankanın, bu Kanunla ve mevzuatla kendisine verilen yetki ve görevlerle ilgili olarak "düzenlemeler yapmaya" ve bunları "uygulamaya", bunlara uygun hareket edilip edilmediğini ve kendisine gönderilen bilgilerin doğru olup olmadığını "denetlemeye" görevli ve yetkili olduğu ayrıca belirtilmiş ve Bankanın, bu Kanun ile kendisine verilen görev ve yetkileri, kendi sorumluluğu altında "bağımsız" olarak yerine getireceği ve kullanacağı kurala bağlanmıştır. Diğer yandan, Bankanın sermayesi 1211 sayılı Kanunda belirlenmiş ve 8. maddede (A) sınıfı hisse senetlerinin tamamının Hazineye ait olduğu, Hazinenin hissesinin, sermayenin yüzde elli birinden aşağı düşemeyeceği öngörülmüştür. 1211 sayılı Kanunun 13. maddesinde; Bankanın organları Genel Kurul, Banka Meclisi, Para Politikası Kurulu, Başkanlık, Yönetim Komitesi olarak belirlenmiş; Banka Meclisinin görev ve yetkilerinin sayıldığı 22. maddenin (k) bendinde; Banka Meclisinin, Bankanın idare, teşkilat ve hizmetleri ile personeline ilişkin olarak hazırlanan düzenlemelerin onaylanması ile görevli ve yetkili olduğu belirtilmiştir. 1211 sayılı Kanunun 25. maddesine göre Bankanın Başkanı (Guvernör), Bakanlar Kurulu Kararıyla beş yıllık bir dönem için atanmakta ve bu sürenin sonunda yeniden atanabilmektedir. Kanunun 29. maddesine göre de, dört Başkan Yardımcısı, Başkanın önerisi üzerine müşterek kararla beş yıl süre ile atanmaktadır. Banka personelinin statüsünün düzenlendiği 1211 sayılı Kanunun 32. maddesinde ise; Banka personelinin, Banka memurları ile Banknot Matbası işçilerinden oluştuğu; Banka memuru deyiminin, Banka hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerde, devamlı vazife görmek üzere atanan kişileri ifade ettiği, Banka personelinin bu Kanun ile Banka Meclisince düzenlenecek statü hükümlerine tabi olduğu hükmüne ye verilmiştir. Ayrıca Kanunun 34. maddesinde; Banknot Matbası işçileri hariç, Banka mensup arı hakkında, emeklilik açısından 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş olunmaktadır. Bununla beraber Kanunun 35. maddesinde; Banka mensuplarının, görevleri e ilgili olarak, Bankaya verdikleri zararlardan ötürü Borçlar Kanununun haksız fiil hükümler ıe tabi olduğu belirtilmiş ve bu maddenin gerekçesinde, özel hukuk tüzel kişisi olan Bankanın mensupları ceza bakımından memur kapsamına girmediklerinden bu madde kapsamına giren fiillerinin haksız fiil ve emniyeti suistimal sayılacağı ifade edilmiştir. Tüm bu yasal düzenlemeler yanında, yasakoyucu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kendine özgü ve özel durumunu kuvvetlendirmek, Bankanın diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla olan farkını ortaya koymak için, 1211 sayı Kanunun 69. maddesiyle farklı bir düzenlemeye gitmiş ve yürürlükteki kanunların bu Kanuna uymayan hükümlerinin Banka hakkında uygulanmayacağını kurala bağlamıştır. Bu arada 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin "istisnalar" başlıklı 58. maddesinde, T.C. Merkez Bankası Anonim Şirketinin, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi olmadığı belirtilmiş; Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisince Denetlenmesinin Düzenlenmesine Dair 3346 sayılı Kanunun "kapsam" başlıklı 2. maddesini son fıkrasında; T.C. Merkez Bankasının bu Kanunla konulan denetime tabi olmadığı, bu Bankanın TBMM' ce denetlenmesinin Anayasanın 162. maddesinde söz konusu milli bütçenin incelenmesi yoluyla yapılacağı öngörülmüştür. Benzer şekilde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun "Yürürlükten Kaldırılan Hükümler" başlıklı 237. maddesinin (d) bendinde; 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu hükümlerinin saklı olduğu belirtilerek, banka personelinin 1211 sayılı Kanun çerçevesinde belirlenen statü hükümlerine tabii olduğu kabul t bilmiştir. Belirtilen mevzuatın incelenmesinden anlaşılacağı üze e; temel amacı fiyat istikrarını sağlamak olan, ülkenin para politikasının belirlenmesinde ve uygulanmasında tek yetkili ve sorumlu bulunan, banknot ihracı imtiyazına tek elden sahip olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, anonim şirket olarak kurulmuş ve 1211 sayılı Kanunda açıklık bulunmayan hallerde özel hukuk hükümlerine tabi kılınmış olup, kuruluş amacı, görev ve yetkileri açısından; Bankanın kamusal görev ve yetkilerle donatıldığı, kamu hizmeti yerine getirdiği, hisselerinin çoğunluğunun Hazineye ait bulunduğu, milli bütçe içinde yer aldığı, Banka Esas Mukavelesinin Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe girdiği, Başkan (Güvernör)'ın Bakanlar Kurulu Kararıyla, Başkan Yardımcılarının müşterek kararname iIe atandığı, Banknot Matbası işçileri hariç Banka mensupları hakkında 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu hükümlerinin uygulandığı ve bunların kamu personeli olduğu gibi hususlar gözönüne alındığında, Bankanın kamu kurumu, personelinin de kamu personeli olduğunda kuşku olmayıp, esasen Danıştay Beşinci Daire kararında da bu husus açıklıkla vurgulanmıştır. Bununla beraber Türkiye Cumhuriyet Merkez Ban asının; Başkan ve Başkan yardımcılarının 5 yıllık süreyle atanmaları ve yasak faaliyetle in gerçekleşmesi ve verilen görevlerin devamlı surette ifasını imkansız kılacak durumlar ortaya çıkması dışında bu süre içinde görevden alınamaması, böylece görev süresince görevden alınmaya karşı yasal güvence sağlanması; Bankanın bütçesinin oluşturulması ye da kârının dağıtılmasının belirlenmesi konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmeyerek, bütçe açısından yasayla güvence altına alınıp korunması; banknot ihracı konusunda tekel olup, para basımını Hükümetin isteğine göre ayarlamaması, piyasaya para arzının miktarını belirlemek konusunda tek yetkili olması; Bankanın tek ve temel hedefi olan fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisinin belirlemesi, fiyat istikrarı hedefi İçin para politikası araçlarını Hükümetin onayına gerek duymadan serbestçe kullanabilmesi; 1211 sayılı Kanunla ve mevzuatla kendisine verilen yetki ve görevlerle ilgili olarak düzenlemeler yapmaya ve bunları uygulamaya, bu düzenlemelere tabi kurum ve kuruluşlar nezdinde bunlara uygun hareket edilip edilmediğini denetlemeye görevli ve yetkili olması; 1211 sayılı Kanunun 4. maddesinde de ifade edildiği üzere Bankanın bu Kanun ile kendine verilen görev ve yetkileri, kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak yerine getirmesi ve kullanması gibi özellikleri dikkate alındığında, Bankanın merkezi idareden bağımsız ve özerk, kendine özgü bir kamu kurumu olduğu sonucuna varılmaktadır. Her ne kadar T.C. Merkez Bankası, fiyat istikrarını sağlamak amacı ile çelişmemek kaydıyla Hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını desteklemek, Hükümetle birlikte Türk Lirasının iç ve dış değerini korumak için gerekli tedbirleri almak, Hükümete mali ve ekonomik müşavirlik hizmeti vermek gibi görevleri bulunmakta İse de; 1211 sayılı Kanun incelendiğinde, Bankanın bu Kanunla verilen görev ve yetkilerini yerine getirirken ve kullanırken yaptığı tasarruf ve işlemler üzerinde gerek Bakanlar Kuruluna gerekse Bankanın Hükümetle olan ilişkilerini sağlayan Başbakana onaylama, reddetme ya da yerine geçerek karar verme şeklinde bir yetki tanınmadığı görülmektedir. Bu açıdan T.C. Merkez Bankasının, Anayasa Mahkemesi kararlarında ve doktrinde, "merkezi yönetimin vesayet yetkisine bağlı diğer kamu tüzel kişilerinin yürütülebilir (icrai) kararlarını onaylama, geri çevirme, kimi ayrık durumlarda da değiştirerek onaylama yetkisi" olarak tanımlanan idari vesayete tabi olmadığı anlaşılmaktadır. Danıştay Beşinci Dairesince, T.C. Merkez Bankasının salt kamu kurumu olması nedeniyle Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esaslarını Düzenleyen 3046 sayılı Kanuna göre Devlet Bakanlığının ilgili kuruluşu olduğu belirtilmiş, ancak, Bankanın, 3046 sayılı Kanunun 11. maddesinde öngörüldüğü şekilde bir "ilgili kuruluş" olup olmadığı tartışılmamıştır. 3046 sayılı Kanunun 11. maddesine göre, "özel kanun veya statü ile kurulan, iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşları ile bunların müessese, ortaklık ve iştirakleri veya özel hukuki, mali ve idari statüye tabi, hizmet bakımından yerinden yönetim kuruluşları" ilgili kuruluş olarak nitelenmektedir. T.C. Merkez Bankası, özel bir kanunla kurulmakla beraber, kamu iktisadi teşebbüsü sayılmadığına ve görev ve yetkilerini kullanırken, kendi teşkilatını kendisi oluştururken, personeli ile ilgili tasarrufta bulunurken merkezi idarenin idari vesayeti altında olmadığından hizmet bakımından yönetim kuruluşu olarak da nitelendirilemiyeceğine göre, Bankanın ne Başbakanlığın ne de bir Devlet Bakanlığının "ilgili kuruluşu" olması ve bu nedenle 3046 sayılı Kanun kapsamında kabul edilmesi mümkün değildir. 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 4. maddesinde yer alan "Bankanın Hükümetle ilişkisi, Başbakan aracılığı ile sağlanır." hükmü gereğince, Bankanın ancak Başbakanlık ile "ilişkili" bir kuruluş olduğu söylenebilir ki, yasakoyucu tarafından yapılan bu niteleme, idari vesayeti içinde barındırmaması nedeniyle Bankanın bağımsız ve özerk yapısına daha uygun düşmektedir. Hemen belirtmek gerekirki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının, doktrinde "bağımsız idari otorite" olarak nitelendirilen kuruluşlara benzer şekilde görev ve yetki alanı ile ilgili olarak merkezi idareden bağımsız kabul edilmesi ve bu açıdan "ilişkili kuruluş" şeklinde değerlendirilmesi, Anayasada yerini bulan idarenin bütünlüğü ilkesini zedeleyici bir özellik arz etmemektedir. Zira; 1211 sayılı Kanunun 42. maddesinde; Başbakanın, Bankanın işlem ve hesaplarını denetlettirebileceği, Başbakanlığın bu hususta her türlü bilgiyi Bankadan isteyebileceği belirtilmiş olup, idarenin bütünlüğü ilkesini sağlamak açısından benzer araçlar mevzuatta merkezi idareye tanınmıştır. Diğer yandan Bakanlar Kurulunun görev dağılımını göstermek amacıyla yapılan listede, T.C. Merkez Bankasının Devlet Bakanlığının "ilgili kuruluşu" olarak gösterilmiş olması Bankanın ilgili kuruluş olarak kabul edilmesi için hukuken geçerli bir neden olmayacağı açıktır. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, davacıların Anayasaya aykırılık iddiası ciddi ve yerinde bulunmadığı gibi, görev ve yetki alanına ilişkin olarak merkezi idareden bağımsız ve özerk bir kamu kuruluşu olduğu belirlenen T.C. Merkez Bankasının, 3046 sayılı Kanun kapsamında Devlet Bakanlığının "ilgili kuruluşu" şeklinde nitelendirilmesine hukuken imkan bulunmadığından, Banka Meclisinin, 1211 sayılı Kanunun 22 maddesinin (k) bendi ve 32. maddesi uyarınca Bankanın idare, teşkilat ve hizmetleri ile personeline ilişkin düzenlemeleri yürürlüğe koyma konusunda yetkili olduğu ve bu yetkiye 2 dayanarak gelişen hizmet koşullarına göre yeni teşkilatlanmaya gidebileceği kuşkusuzdu. Belirtilen nedenlerle, Danıştay Beşinci Dairesince; T.C. Merkez Bankasının 3046 sayılı Kanun kapsamında ilgili kuruluş olduğu, 3046 sayılı Kanunda, ilgili kuruluşlarda yer alacak danışma ve denetim birimleri arasında iç denetim b imine yer verilmemesi, 1211 sayılı Kanunda da iç denetim biriminin yer almaması nedeniyle, Banka Meclisinin İç Denetim Genel Müdürlüğü kurmaya yetkili olmadığı yolunda verilen kar irin bu kısmında hukuki İsabet görülmemiştir. Temyize konu kararın; kamu kurumu olan T.C. Meri ez Bankasının görev ve yetki alanına ait hükümlerine ilişkin olan ve kamu personeli olan 3anka memurlarına ait genel hükümleri kapsayan davaya konu yönetmeliğin, 3011 sayılı F 5smi Gazete'de yayımlanacak Yönetmeliklere İlişkin Kanunun 1. maddesinin (a) ve (b) bentleri uyarınca Resmi Gazete'de yayımlanması gerektiği halde, yayımlanmamasının şekil yönünden hukuka aykırı olduğu yolundaki iptal gerekçesine gelince; Daire kararında belirtilen gerekçelerle dava konusu yönetmeliğin Resmi Gazete'de yayımlanması gerektiği sonucuna ulaşıldığından kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddine, Danıştay Beşinci Dairesinin 24.11.2004 günlü, E:2003/570, K:2004/4653 sayıl kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA 15.6.2006 günü oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Genel idare teşkilatı içinde yeri ve statüsü 1211 sayılı Kanun ile belirlenen T.C. Merkez Bankasının, görev ve yetkilerini kullanırken merkezi idarîden bağımsız, kendine özgü bir kamu kurumu olduğu, Banka memurları kamu personeli olmakla beraber bu personelin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundan istisna tutularak gene personel sisteminin dışında bırakılıp, 1211 sayılı Kanun ile belirleniri çerçevede statü hükümlerine tabi kılındığı, yasakoyucu tarafından Bankanın bağımsız kendine özgü statüsünü teminat altına almak için, yürürlükteki kanunların bu Kanuna uymayan hükümlerinin Banka hakkında uygulanmayacağının kurala bağlandığı dikkate alındığında, 3011 sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanacak Yönetmeliklere ilişkin Kanunun T.C. Merkez Bankası hakkında uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle, dava konusu Yönetmeliğin 3011 sayılı Kanun uyarınca Resmi Gazete'de yayımlanması gibi bir zorunluluktan söz etmek mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle, davaya konu Yönetmeliğin maddeleri yönünden uyuşmazlığın esası incelenmek üzere dosyanın adı geçen Daireye gönderiImesi gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyoruz.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2005/1846, K. 2006/746, T. 24.11.2004, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2005-1846-e-2006-746-k-0b3c860a7239