İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2002/1149 E. 2003/103 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2002/1149
- Karar No
- 2003/103
- Karar Tarihi
İstemin Özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 30.7.2002 günlü, E: 2002/2817, K: 200/3936 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması, davacı tarafından istenilmektedir. Savunmanın Özeti: Danıştay Sekizinci dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Mürteza Güler'in Düşüncesi: Davacı temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Cem Erbük'ün Düşüncesi: Dava, İzmir İli, Bergama İlçesi Ovacık-Çamköy-Narlıca Köyleri mülki hudutları içerisindeki Normandy ( Eurogold ) Madencilik A.Ş. tarafından altın çıkarılması amacıyla kurulan işletmeye izin verilmesi yolundaki Bakanlar Kurulu prensip kararının iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay Sekizinci Dairesince; dava konusu işlemin veya kararın dilekçeye eklenmediği ve davanın konusunun ne olduğunun anlaşılamadığı gerekçesiyle dilekçe reddedilmiş, yasal süre içerisinde yenilenen dava dilekçesinde yine aynı hususlarda yanlışlık yapıldığı belirtilerek dava reddedilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; dava dilekçesinin reddine ilişkin karardan sonra davacı İzmir Barosu Başkanlığınca İzmir Valiliğine, Başbakanlığa, Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü ile Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü ile Sağlık Bakanlığına başvuruda bulunarak sözü edilen Bakanlar Kurulu prensip kararının talep edilmesine karşın bu isteğin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Açıklanan durumda; davacı tarafından gerekli girişimlerde bulunulmasına karşın davalı idarece ya da konu ile ilgili kurum ve kuruluşlarca dava konusu işlemin davacıya bildirilmemiş olması, dava açma hakkının kullanılmasına engel olamaz. Böyle bir halde re'sen inceleme yetkisine sahip olan idari yargı yerlerinin dava konusu işlemin varlığını araştırması ve bu araştırma sonucuna göre bir karara varması gerekmektedir. Kaldı ki, temyiz dilekçesine eklenen belgeden ve bu dilekçeye verilen cevaplan da anlaşılacağı üzere, işlemin mevcut ve konusunun da belirli olduğu ortadadır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteğinin kabulü ile Daire kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyanın tekemmül etmiş olması nedeniyle, yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek dosya incelendi, gereği görüşüldü; Dava; İzmir İli, Bergama İlçesi, Ovacık-Çamköy-Narlıca köyleri mülki hudutları içerisindeki Normandy ( Eurogold ) Madencilik A.Ş. tarafından siyanür liçi yöntemiyle altın çıkarılması amacıyla kurulan işletmenin faaliyetinin devamına izin verilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu prensip kararının iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay Sekizinci Dairesinin 30.7.2002 günlü, E: 2002/2817, K: 2002/3936 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3 üncü maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken hususların düzenlendiği ve dava konusu kararın aslı veya örneğinin dava dilekçesine ekleneceğinin öngörüldüğü, aynı Kanunun 15/5 inci maddesinde, dilekçenin reddedilmesi üzerine yenilenen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceğinin kurala bağlandığı, dava dilekçesinin dairenin 13.5.2002 günlü, 2378 sayılı kararı ile dava konusu işlemin veya kararın dilekçeye eklenmediği ve davanın konusunun ne olduğunun anlaşılmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı Kanunun 15/1-d maddesi uyarınca reddedildiği, yasal süresi içinde yenidelenen dava dilekçesinde yine aynı hususlarda yanlışlık yapılarak dava konusu işlemin dilekçeye eklenmediği ve davanın konusunun net olarak ortaya konulmadığı, 2577 sayılı Kanunun 15/5 inci madesi uyarınca yenilenen dilekçede ikinci kez aynı yanlışlıkların yapıldığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Davacı; davanın konusunun hiçbir duraksamaya meydan vermeyecek şekilde açık olduğunu, dava konusu işleme ulaşılamadığının önceki dilekçelerde belirtildiğini, bu konudaki girişimlerin sonuçsuz kaldığını ve dava konusu Bakanlar Kurulu kararına ulaşılamadığını, yargı kararlarına rağmen işletmenin çalışmasını sürdürdüğünü öne sürerek, Daire kararının temyizen incelenip bozulmasını istemektedir. Temyize konu olan Daire kararı, 2575 sayılı Danıştay Kanununun 86 ncı maddesi gereğince çalışmaya ara verme döneminde görev yapmak üzere oluşturulan Nöbetçi Daire tarafından verilmiş olduğundan, öncelikle Nöbetçi Dairenin ilk inceleme aşamasında davanın reddine karar vermeye yetkili olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Danıştay Beşinci Daire Üyesi Fettah Oto'nun, 2575 sayılı Danıştay kanununun 87 nci maddesinde, çalışmaya ara verme süresi içinde Nöbetçi Daire tarafından görülecek işlerin sayıldığı, bir hakkın kaybolması sonucunu doğuracak nitelikteki işlerin bu madde kapsamında yer almadığı, bu nedenle Nöbetçi Dairenin, ilk inceleme aşamasında davanın reddine karar vermeye yetkili olmadığı yolundaki karşı oyuna rağmen; 2575 sayılı Danıştay Kanununun 87 nci maddesinde, kanunen belli süre içinde karara bağlanması gereken işler, Nöbetçi Dairenin çalışmaya ara verme süresi içinde göreceği işler arasında sayıldığından ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dilekçeler Üzirene İlk İnceleme" başlıklı 14 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasında, ilk inceleme işleminin onbeş gün içinde sonuçlandırılacağı öngörüldüğünden, Nöbetçi Dairenin, ilk inceleme aşamasındaki tespit ettiği kanuna aykırılıklar konusunda karar vermeye yetkili olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, temyiz isteminin esastan incelenmesine geçildi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kararın Bozulması" başlıklı 49. maddesinde "usul hükümlerine uyulmamış olması" bozma sebepleri arasında sayılmış olduğundan, temyiz merciince, temyizi istenen kararın usul hükümlerine uygun olup olmadığı yönünden incelemeye tabi tutulacağı açıktır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "1 nci fıkranın ( d ) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde dava reddedilir" hükmü gereğince davanın reddi yolunda verilen kararın, temyizen incelenmesi sırasında; 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin 1. fıkrasının ( d ) bendi uyarınca verilen dilekçe red kararının da, temyiz edilen dava ret kararının dayanagını oluşturduğundan usul hükümleri yönünden incelemeye konu edilmesi hukuki açıdan kaçınılmazdır. Her ne kadar, 2577 sayılı İdari Yargılama usulü Kanununun 15. maddesinin 4. fıkrası, aynı maddenin 1. fıkrasının ( e ) bendi uyarınca verilen dilekçe red kararlarına karşı temyiz yoluna gidilmesine imkan vermemekte ise de; bu husus, dilekçe red kararlarının, bu kararlar üzerine yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıkların yapılması nedeniyle verilen davanın reddi yolundaki kararların temyiz edilmesi üzerine, bu kararlarda birlikte incelemeye tabi tutulmasına engel teşkil edici bir nitelik taşımamaktadır. Davacının, İzmir İli, Bergama İlçesi, Ovacık-Çamköy-Narlıca Köyleri mülki hudutları dahilindeki altın madeninin siyanür liçi yöntemiyle işletilmesine izin verilmesi yolundaki idari işlemlerin açılan davalar sonucu iptal edildiğini, verilmiş yargı kararlarına rağmen mahkeme kararlarının uygulanmaması sonucunu doğuracak şekilde Bakanlar Kurulu tarafından alınan prensip kararıyla faaliyetin devamına izin verildiğinin Sağlık Bakanının basın açıklamasından ve 3.4.2002 tarihli gazetelerdeki haberlerden öğrenildiğini belirterek bakılan davayı açıtığı; Danıştay Sekizinci Dairesinin 13.5.2002 günlü, E: 2002/1477, K: 2002/2738 sayılı kararıyla, dava konusu işlemin veya kararın dilekçeye eklenmediği ve davanın konusunun anlaşılamadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin reddedildiği; bu karar üzerine davacı İzmir Barosu Başkanlığınca Başbakanlığa, Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğüne, Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğüne, Sağlık Bakanlığına, İzmir Valiliğine, Bergama Kaymakamlığına başvuruda bulunarak Bakanlar Kurulunca alınan prensip kararı talep edilmesine rağmen bu başvuruların cevapsız bırakıldığı dosyanın incelenmesinden anlaşılmaktadır. Davacı İzmir Barosu Başkanlığının, İzmir İli, Bergama İlçesi Ovacık-Çamköy-Narlıca Mevkiinde Normandy ( Eurogold ) Madencilik A.ş. tarafından siyanür liçi yöntemiyle altın çıkartılması amacıyla kurulan işletmeye Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliğinin 11 inci maddesi uyarınca bir yıllık deneme izni verilmesine ilişkin 22.12.2000 günlü, 18847 sayılı Sağlık Bakanlığı işleminin iptali ve yürütmenin durdudulması istemiyle açtığı davada, İzmir 3. İdare Mahkemesinin 10.1.2002 günlü, E: 2001/401 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi ve bu kararın Sağlık Bakanlığına 4.3.2002 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine Sağlık Bakanlığının 26.3.2002 günlü, 2552 sayılı Oluru ile yargı kararını uygulamak amacıyla deneme izninin ve adıgeçen işletmenin faaliyetinin durdurulması yolunda işlem tesis edilmesinden sonra, Bakanlar Kurulu prensip kararı ile adıgeçen işletmenin faaliyetine izin verildiğinin öğrenilmesi üzerine bakılan dava açıldığından davanın konusunun; yargı kararlarına rağmen adıgeçen işletmenin faaliyetinin devamına izin verilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı olduğu kuşkusuzdur. Bakanlar Kurulu tarafından adıgeçen işletmenin faaliyetinin devamına izin verilmesine ilişkin olarak alınan karar, Resmi Gazete'de yayımlanmamış ve ilan edilmiş olduğundan kamuoyu nezdinde aleniyet kazanmamış olup, hukukun üstünlüğünü savunmak ve korumak işlevine sahip bir meslek örgütü olan İzmir Barosu Başkanlığının, televizyon ve gazetelerde yer alan haberler üzerine sözkonusu Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle açtığı davada; dava dilekçesine, kendisine yazılı olarak bildirilmemiş ve yaptığı tüm başvurulara rağmen elde edememiş olduğu Bakanlar Kurulu Kararını eklememesinin dava açma hakkının kullanılmasına engel oluşturmaması gerekir. Zira böyle bir fiili imkansızlık durumunda idari yargı mercilerinin re'sen inceleme yetkisini kullanarak dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının varlığını araştırması ve bu araştırma sonuuna göre bir karara varması mümkün bulunmaktadır. Bu durumda davanın konusunun açık olması ve dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının, davacının yaptığı başvurulara rağmen yazılı olarak bildirilmemiş olması karşısında, dava açma hakkının kullanılmasını engel oluşturacak şekilde verilen dilekçe red kararında ve bilahere yenilenen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığından bahisle davanın reddine karar verilmesinde usul hükümleri açısından hukuki isabet görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüne, Danıştay Sekizinci Dairesinin 30.7.2002 günlü, E: 2002/2817, K: 2002/3936 sayılı kararının BOZULMASINA, 7.3.2003 günlü gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : İzmir İli, Bergama İlçesi, Ovacık-Çamköy-Narlıca Köyleri mülki hudutları dahilindeki Normandy ( Eurogold ) Madencilik A.Ş. tarafından siyanür liçi yöntemiyle altın çıkarılması amaıyla kurulan işletmenin faaliyetinin devamına izin verilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu prensip kararının iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Sekizinci Dairesince verilen ve 2577 sayılı Kanunun 15/5. maddesi uyarınca yenilenen dilekçede ikinci kez aynı yanlışlıklar yapıldığından davanın reddine ilişkin bulunan 30.7.2002 günlü, E: 2002/2817, K: 2002/3936 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3 üncü maddesi gereğince, dava konusu işlemin veya kararın dava dilekçesine eklenmediği ve davanın konusunun da anlaşılamadığı gerekçesiyle Danıştay Sekizinci Dairesince verilen 13.5.2002 günlü, E: 2002/1477, K: 2002/2738 sayılı dilekçe red kararı, 2577 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca temyiz yoluna başvurulamayaak kararlar arasında yer aldığından yenileme dilekçesinde aynı yanlışlıklar yapıldığı gerekçesiyle verilen dava red kararının temyizen incelemesi sırasında, dilekçe red kararının da temyiz incelemesine tabi tutulması hukuken mümkün değildir. Ancak bakılan davada, dilekçe red kararı üzerine verilen yenileme dilekçesi ve eklerinin incelenmesi sonucu, dilekçe red kararının gereğinin yerine getirilmesinin fiilen imkansız olduğunun anlaşılması karşısında, dilekçe red kararı ile istenilen hususların gereğinin yerine getirilmediğinden ve yenileme dilekçesinde aynı yanlışlıkların yapıldığından sözedilmesi mümkün bulunmayıp, bu nedenle Dairece aynı yanlışlıklar yapıldığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. Temyize konu Daire kararının bu gerekçe ile bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararının gerekçesine katılmıyorum.