İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 1998/302 E. 1999/1252 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
1998/302
Karar No
1999/1252
Karar Tarihi

İstemin Özeti : Davacının adli yargıda açtığı bir tazminat davasında hükmedilen tazminata %30 oranında yasal faiz uygulandığı, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 1. maddesiyle Bakanlar Kuruluna ekonomik şartların değişmesi durumunda kanunla belirlenen %30 oranım artırma yetkisi verilmesine karşın bu yetkinin kullanılmaması nedeniyle daha düşük oranda faize hükmedilmesi dolayısıyla zarara uğradığını öne sürerek açılan tam yargı davası sonunda, Danıştay Onuncu Dairesi 15.12.1997 günlü, E:1995/678, K:1997/5903 sayılı kararıyla: 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 1. maddesinde "Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse faiz ödemesi senelik yüzde otuz oranında yapılır. Bakanlar Kurulu ekonomik şartları dikkate alarak bu oranın yüzde seksenine kadar artırma ve eksiltme yapabilir" kuralının yer aldığı, anılan bu hükümle faiz oranım artırma veya eksiltme konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı, idarenin bu takdir yetkisini faiz oranını artırma konusunda kullanmasını sağlayacak biçimde yargı kararı verilemeyeceği, takdir yetkisini yasayla belirlenen oran değiştirmemek şeklinde kullanan idarenin bu tasarrufunun, hukuka aykırılığından bahsedilmeyeceğinden bu tasarrufu nedeniyle tazmin sorumluluğunun söz konusu olamayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Davacı; takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığının idari yargı yerince denetlenmesi gerektiği, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ekonomik koşullarda ve mevduat faiz oranlarında değişmeler olmasına karşın Bakanlar Kurulunun yetkisini kullanmayarak ilgililerin zarara uğramasına neden olduğunu öne sürerek anılan kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti : Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Adnan Zengin'in Düşüncesi: 3095 sayılı Yasa'nın 1. maddesinde Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tesbit edilmemişse faiz ödemesinin senelik yüzde otuz oranında yapılacağı, Bakanlar Kurulu'nun ekonomik şartları dikkate alarak bu oranın yüzde seksenine kadar artırma ve eksiltme yapabileceği hükme bağlanmıştır. 3095 sayılı Yasa'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan genel gerekçesinde vadeli mevduat faizlerinin yüzde elli ikiye varan oranlarda tesbit edildiği, kanuni faiz ve temerrüt faizinin de günün koşullarına uydurulması için düzenlendiği belirtildikten sonra, madde gerekçeleri başlıklı bölümde de 1. maddenin gerekçesinde mevduat ve kredi faizlerindeki gelişmelerle ahenk sağlama açısından Bakanlar Kuruluna bu oranı artırıp eksiltme yetkisi tanındığı hususuna yer verilmiştir. Aktarılan yasa hükmüyle öngörülen, faiz oranını artırma ve eksiltme yetkisinin ekonomik şartların dikkate alınarak kullanılabileceği kurala bağlanmış olup yasa gerekçesinde de ölçüt olarak mevduat ve kredi faizlerindeki gelişmelerle ahenk sağlama hususuna yer verilmiştir. Yasal düzenleme ile yasa koyucu ekonomik düzenlemelerin niteliğini ve enflasyon olgusu nedeniyle istikrarını yitiren ekonomik gelişmeleri dikkate alarak yasal faiz ve temerrüt faizinin geciktirilmeden belirlenebilmesi için yürütme organını görevlendirmiş ve bu görevin gerektirdiği tasarruflarda bulunmak yetkisini vermek suretiyle yasama yetkisini bu yolda kullanmıştır. Davalı idare, faiz oranlarının artırılması veya azaltılması konusunda takdir hakkı tanındığı, yargı kararı ile takdir yetkisini kullanmaya zorlanamayacağını öne sürmüştür. İdare, takdir yetkisini, kendisine bu yetkiyi veren yasanın amacına uygun olarak kullanmak zorundadır. İdarenin takdir yetkisini kullanarak tesis ettiği işlemlerin hukuka uygunluğu denetimi sırasında bu yetkinin mevzuatın amacına uygun biçimde kullanılmış olup olmadığının araştırılması da zorunludur. Aksi hal takdir yetkisinin kullanılmasının yargı denetimi dışında tutulması sonucunu, bir başka deyişle de yetkinin mutlak olarak idareye tanınması sonucunu doğurur ki, bu da hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırılamaz. 3095 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren enflasyon ve faiz oranları sürekli olarak yasada belirlenen %30 oranının üzerinde olduğu bilinen bir olgu olmasına karşın, idare yasada öngörülen amaca aykırı olarak hareketsiz kalmıştır. Buna karşın kamu alacaklarında uygulanan gecikme zammı cezai faiz, gecikme faizi oranları ise günün ekonomik koşullarına göre yasal düzenlemelerle sürekli değiştirilerek belirlenme yoluna gidilmiştir. Böylelikle idarenin bireylerden alacaklı olduğu durumlarda ekonomik kayba olanak verilmezken; bireyler arasındaki uyuşmazlıklarda ve idarenin bireylere borçlu olduğu durumlarda, hukuki sorumluluk yargı kararıyla belirlense bile ortaya çıkan hak ihlalinin giderilememesi sonucu doğmaktadır. Uyuşmazlıkta da davacının açtığı tazminat davasında adli yargı yerince zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi sebebiyle ödeme tarihine kadarki süre içinde ortaya çıkan enflasyon oranıyla, yasal faiz arasındaki fark kadar zarara uğradığı tartışmasızdır. İdare, yasayla kendisine verilen görevi hareketsiz kalarak yerine getirmediğine, bu hareketsizliği nedeniyle davacının zarara uğramasına sebep olduğuna ve bu hareketsizliği de yasanın amacı karşısında hizmet kusuru oluşturduğuna göre, uğranılan zararı da ödemekle yükümlüdür. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin E:1997/34, K:1998/79 sayılı kararıyla 3095 sayılı Kanunun 1. ve 2. maddeleri iptal edilmiştir. İptal gerekçesi olarak enflasyon ve buna bağlı olarak oluşan döviz kuru, mevduat faizi, hazine bonosu ve devlet tahvili faiz oranlarının sabit yasal ve temerrüt faiz oranlarının çok üstünde gerçekleştiği, kanunla belirlenen %30 oranının %80'nine kadar artırılması halinde bile bu kuralın, borçlu yararına alacaklı zararına sonuçlar doğurması, ekonomik ve sosyal yaşamı olumsuz yönde etkilemesi dolayısıyla hukuk devletine aykırı olduğu belirtilmiştir. Bu itibarla; davanın kabul edilerek davacıya adli yargıda hükmedilen tazminatın ödendiği tarihe kadar en yüksek mevduat faiz oranı ölçüt alınarak (idareye tanınan yetki dolayısıyla %54 oranını geçmemek üzere) davacıya %30 oranına göre yapılan faiz ödemesiyle yukarıda belirtilen şekilde bulunan faiz oranı ile hesaplanacak miktarın davacının istemini aşmayacak şekilde tazminine karar verilmesi gerekirken, davanın reddine hükmeden temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmüştür. Danıştay Savcısı Sınan Yörükoğlu'nun Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 1. maddesinde Bakanlar Kuruluna verilen yasal faiz oranını değiştirme yetkisinin kullanılmaması nedeniyle uğranıldığı öne sürülen zararın tazmini istemiyle açılan dava sonunda, Danıştay Onuncu Dairesince verilen ve davanın reddine ilişkin bulunan 15.12.1997 günlü, E:1995/678, K:1997/5903 sayılı kararı, davacı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden: Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından davacının temyiz isteminin reddine, Danıştay Onuncu Dairesinin 15.12.1997 günlü, E:1995/678. K:1997/5903 sayılı kararının onanmasına, 17.12.1999 günü oybirliği ile karar verildi.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 1998/302, K. 1999/1252, T. 17.12.1999, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-1998-302-e-1999-1252-k-9e3677f4637c