İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 1998/283 E. 1999/1218 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
1998/283
Karar No
1999/1218
Karar Tarihi

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Karşı Taraf (Davacı) : ... İstemin Özeti : Tarım ve Köy-işleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Atama Dairesi Başkanı olan davacının, Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığına A.P.K.Uzmanı olarak atanmasına ilişkin 14.1.1994 günlü A/234/32 sayılı işlemin iptali, bu nedenle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açtığı davada; Ankara 2.İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay Beşinci Dairesinin 28.5.1997 günlü, E:1994/8850, K:1997/1132 sayılı bozma kararına uymayarak mahkemenin dava konusu işlemin iptaline dair ilk kararında ısrarına ilişkin bulunan 18.9.1997 günlü, E:1997/974, K:1997/1209 sayılı kararı davalı idare temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi Tuncay Dündar'ın Düşüncesi : Davacının, atama daire başkanı iken daha önce aynı görevi yapan kişinin bu görevden alınmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada; Ankara 8.İdare Mahkemesince verilen yürütmenin durdurulması kararının uygulanmasını sağlamak amacıyla boş kadro durumu, deneyimi ve öğrenimi dikkate alınarak A.P.K.Uzmanlığına atandığı anlaşılmış olup, yargı kararını uygulamak zorunda olan yönetimin gerçekleştirdiği işlemde tüzeye (hukuka) aykırılık bulunmadığından, Ankara 2.İdare Mahkemesince işlemin iptali yolunda verilen ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Serap Aksoylu'nun Düşüncesi : Davacının, Yargı kararını uygulamak amacı ile atama dairesi başkanlığı görevinden alınarak A.P.K. uzmanlığına atanmasına ilişkin işlemi iptal eden idare mahkemesi kararını temyizen inceleyerek bozan beşinci daire kararına uyulmayarak mahkemece verilen ısrar kararının temyizen incelenmesi istenilmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen iddialar ile dosyadaki bilgilerin incelenmesine göre, beşinci dairece bozma kararında yer alan düşüncemizde açıklanan gerekçelerle mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Atama Dairesi Başkanı olan davacı, Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığına APK Uzmanı olarak atanmasına ilişkin 14.1.1994 günlü işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açtığı davada; Ankara 2. İdare Mahkemesinin 31.8.1994 günlü. E:1994/332, K:1994/1327 sayılı kararıyla; 657 sayılı yasanın 76. maddesiyle memurların naklen atanmaları konusunda idareye tanınan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu; davacının atama şube müdürü iken atama daire başkanının görevden alınması üzerine 2.8.1993 günlü onayla bu göreve atandığı, ancak görevden alınan kişinin açtığı davada Ankara 8. İdare Mahkemesince verilen 5.11.1993 günlü. E:1993/1315 sayılı yürütmenin durdurulması kararı üzerine davalı idarece söz konusu kararı uygulamak amacıyla davacının atama daire başkanlığı görevinden alınarak APK Uzmanı olarak atandığının anlaşıldığı; yargı kararının uygulanması amacıyla adı geçenin bu görevinden alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak, davacının varsa boş daire başkanlıklarından birine veya daha önce yürüttüğü atama şube müdürlüğü yada bu göreve eşdeğer bir göreve atanması gerekirken APK Uzmanlığına atanmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir. Bu karar temyiz incelemesi sonucu Danıştay Beşinci Dairesinin 28.5.1997 günlü. E:1994/8850. K:1997/1132 sayılı kararıyla, yönetim, görevden alınan daire başkanını yargı kararı uyarınca eski görevine döndürmek zorunda olduğundan, davacının görevden alınmasının yasal bir zorunluluk olduğu öte pandan, iptal kararlarının ancak dava açan kişilerin hukuki durumuna etki edeceği, bu işleme bağlı bütün işlemlerin geri alınmasını gerektirmeyeceği, idarenin boş kadrolara belli kişilerin atanması yolunda yargı kararıyla zorlanamayacağı gerekçesiyle bozulmuş ise de; Ankara 2. İdare Mahkemesi bozma kararına uymayarak dava konusu işlemin iptaline ilişkin ilk kararında ısrar etmiştir. Davalı idare bu kez Ankara 2.İdare Mahkemesinin 18.9.1997 günlü. E:1997/974. K:1997/1209 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Anayasanın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu vurgulanmakta ve 138. maddesinin son fıkrasında "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır: bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez" yolunda açık, kesin ve buyurucu bir kurala yer verilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun işlem tarihinde yürürlükte bulunan 28. maddesinin 1. fıkrasının birinci tümcesi de "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, en geç altmış gün içinde işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur" şeklindeki kuralıyla Anayasanın 2. maddesinde yer alan "hukuk devleti" ilkesine uygun bir düzenleme getirmektedir. Söz konusu ilke karşısında, yönetimin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan bir yargı kararını "aynen" ve "gecikmeksizin" uygulamaktan başka bir seçeneği bulunmamaktadır. Olayda. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Atama Dairesi Başkanı iken aynı genel müdürlük emrine uzman olarak atanan ...'ün bu işlemin iptali istemiyle açtığı davada Ankara 8. İdare Mahkemesince yürütmenin durdurulması kararı verildiğine göre yönetimin bu karar gereklerine göre işlem tesis etmesi Anayasanın 2. ve 138. maddeleri ile 2577 sayılı Yasanın 28. maddesinden kaynaklanan bir zorunluluktur. Yönetim, söz konusu iptal kararını aynen uygulamak ve iptal kararların™ ™ geriye yürümesi (makable şamil olması)nın doğal sonucu olarak, iptal edilen işlemden önceki hukuki durumu yeniden oluşturmak; bir başka anlatımla görevden alınan daire başkanını eski görevine döndürmekle yükümlüdür. Bu uygulamayı gerçekleştirebilmek için yönetimin, öncelikle atama dairesi başkanlığı kadrosunu boşaltması gerektiğine göre davacının bu görevden alınmasının yönetim yönünden Anayasal ve yasal bir zorunluluk olduğunda herhangi bir kuşkuya yer yoktur. Öte yandan iptal kararlarının ancak dava açan kişilerin hukuki durumuna etki edeceği, bu işleme bağlı olan bütün işlemlerin geri alınmasını gerektirmeyeceği açıktır. Aksine bir yorum ve uygulama Yönetimce tüm işlemlerin geri alınmasını gerektirir ki bu durum idari istikrar ilkesine uymaz. Bu nedenle iptal kararının uygulanması için davacının atama dairesi başkanlığından alınarak APK Uzmanı olarak atanmasında yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Ayrıca, boş bulunan kadrolara hizmete uygun kişileri atamakla görevli olan idarenin, yargı kararıyla bu kadrolara belirli bir kişinin atanması yolunda zorlanamayacağı da açıktır. Dolayısıyla dava konusu işlemin iptali yönünde verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle Ankara 2.İdare Mahkemesinin 18.9.1997 günlü, E:1997/974, K:1997/1209 sayılı ısrar kararının. Danıştay Beşinci Dairesinin bozma kararı doğrultusunda bozulmasına, dosyanın anılan idare mahkemesine gönderilmesine, 10.12.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 1998/283, K. 1999/1218, T. 10.12.1999, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-1998-283-e-1999-1218-k-8a5644641cc1