İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 1996/714 E. 1998/615 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 1996/714
- Karar No
- 1998/615
- Karar Tarihi
İstemin Özeti: Danıştay Altıncı Dairesince verilen ve davanın reddine ilişkin bulunan 28.5.1996 günlü E:1995/5023, K: 1996/2558 sayılı kararı, davacı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Nalan Terzi'nin Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Tülin Özgenç'in Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca temyiz aşamasın da duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü: Isınmada petrol koku kullanımının yasaklanmasına ilişkin 13.1.1995 günlü, 0175-0098-353 sayılı Genelgenin iptali istemiyle açılan dava sonucunda Danıştay Altıncı Dairesince verilen ve davanın reddine ilişkin bulunan 28.5.1996 günlü, E:1995/5023, K:1996/2558 sayılı kararı, davacı temyiz etmektedir. Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden Danıştay Altıncı Dairesince, petrol kokunun kanserojen özelliklerinden dolayı özellikle ısınmada soba ve kaloriferlerde kullanımının yasaklanması hakkında davalı idareye çeşitli kurum ve kuruluşlardan intikal eden rapor ve görüşler doğrultusunda konunun değerlendirilmesi amacıyla Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü ile Türk Standartları Enstitüsü Başkanlığı temsilcilerinin katıldığı bir toplantı düzenlendiği, toplantı sonucunda ısınma amaçlı petrol koku kullanımının yasaklanmasına karar verilerek dava konusu genelgenin yayınlandığı, dosya içerisinde mevcut olan Almanya'da bulunan Petrol ve Çevre Analizi laboratuarının, "petrokokun çevreye zararlı etkilerinin analizine ilişkin" raporunda: petrokokun rafinerilerin kok tesislerinde kuvvetli termik etki verilerek elde edilen katı madde olduğu ve ana madde olarak karbon ihtiva ettiği, ham petrolün işlenmemiş durumda ihtiva ettiği tüm uçucu olmayan metaller ve kükürt bileşimlerinin önemli bir bölümünün petrokokta zenginleşmiş olarak bulunduğu, hava kirliliği açısından linyit ve yüksek kükürtlü petrokokun kullanımının aynı oranda sakıncalı olduğu, bu kullanım sırasında büyük termik santrallerde uygulanan duman yıkama işlemi olmadan büyük miktarlarda kükürtdioksiti havaya vereceği, havaya verilen kirliliğin yakım ortamının soğukluğu ve düşük hava cereyanında süratle tehlikeli yoğunluğa ulaşacağının belirtildiği; yine Freiburg Çevre Kimya Enstitüsünce, düzenlenen petrokokun evlerde yakıt olarak kullanılması ile ilgili raporda, Petrokokun, taş kömürü veya linyitin evlerdeki yakınımda olduğu gibi kullanıldığından hareket edildiği ve evlerdeki eski cihazların yüksek kalorili yakıtların kullanımı için gerekli yeterli havayı sağlayamadığı, bu durumda, yarım yanma hadisesinin gerçekleşebileceği ve kokusu olmayan fakat çok zehirli olan karbonmonoksitin dışarı verilebileceği, bu gazın hava kirliliği olan şehirlerdeki emisyon faktörlerinin en tehlikelisi olduğu, bu nedenle linyit veya taşkömürü yerine petrokok kullanılacağı zaman bu şekilde sonucun ortaya çıkmayacağının garanti altına alınmış olmasının gerektiği, yarım yanma hadisesinin daha tehlikeli olan nikel karbonilin ve polisiklik aromatik hidrokarbon emisyonlarını arttıracağı: petrokokun bileşiminde bulunan polisiklik aromatik hidrokarbonların kanser oluşturan maddeler içerdiği ve petrokokun kürekle sobaya ve kazana atılması halinde işlemi yapan kişilerin tozu solunum ve cilt yolu ile almalarının kaçınılmaz olduğu: sonuç olarak petrokokun sadece teknik bakış açısından klasik yakıtlara göre bazı üstünlükleri (yüksek ısı değeri, kükürt ve uçan ağır metallerin azlığı gibi) görülüyorsa da: yeterli çevre koruyucu tedbir alınmadan ve petrokok ile çalışan ve kullananların gerekli önlemleri almadan kullanmamaları için uyarılmaları gerektiği, zira kişileri yoğun tehlike altında bıraktığı, az miktardaki avantajlarına karşı yüksek oranda zehirli maddeler içerdiği, bu nedenle kullanımının, toksikolojik nedenlerden dolayı sorumluluğu altına girilemeyecek derecede tehlikeli olduğunun belirtildiği Üniversitesi Çevre Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan "Fosil yakıtlar ve bazı çevresel riskleri" isimli raporda da: petrokokunun petrol rafinelerinden elde edilen bir petrol yan ürünü olduğu, yakıt kalitesini orijinal malzemenin belirlediği, petrol hammaddesi ve işlemlerin petrol kokunun en önemli kalite belirleyicisi olduğu, kokun kükürt içeriğinin doğrudan elde edildiği ham petrole bağlı ve kokun yakıt olarak kullanabileceği konusunda önemli kısıtlamalar getireceği, yapılan yanma deneylerine göre 780 dereceye kadar bağıl olarak inert davranan petrokok örneklerinin 800 derecenin üstündeki sıcaklıklarda son derece ve reaktif bir şekilde reaksiyona girdiği ve hemen hemen hiç artık bırakmadan yandığı, buna göre petrokokların yakılma ortamlarının sıcaklığının 800 derecenin üstünde tutulması gerektiği sonucuna varıldığı belirtilmiş ve ... Teknik Üniversitesi Kimya-Metalurji Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü Proses ve Reaktör Tasarımı Anabilim Dalı öğretim üyeleri tarafından Çevre Bakanlığı'na sunulan görüşte de: petrokokun koklaşma reaksiyonları sonucunda oluşan yüksek Polisiklik Aromatik Hidrokarbonlar içeriği nedeniyle kesinlikle tehlikeli atık sınıfında değerlendirilmesi gerektiği, polisiklik aromatik hidrokarbon ürünlerinin kömürün yanması sonucunda da ortaya çıktığı, ancak petrokok yakıt olmadığı için yapısı itibari ile ağır ve kömüre göre çok daha kararlı moleküllerden oluşması nedeniyle çevreye zarar vermeden yakılabilmesinin ancak özel şartlar sağlandığın da mümkün olduğu ve sonuç olarak da, petrokokun evsel yanma verim ve sıcaklığı düşük olan sistemlerde yanmasına izin verilmemesini temi nen ithalatının kontrol altında tutulmasının şart olduğunun belirtildiği, en az 800 derecedeki bir sıcaklıkta kullanılması gereken petrol kokunun konutlardaki sobalarda ısınmak amacıyla kullanılması halinde hava kirliliğine neden olacağı, bu sıcaklığın altında yakılması durumunda kanserojen etkili ve Polisiklik Aromatik Hidrokarbon olarak tanımlanan bir dizi organik maddenin atmosfere verileceği, bu maddelerin ise 2 Kasım 1986 tarihli Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliğinde belirtilen kanser yapıcı maddeler listesinde bulunduğu, petrokokun kürekle sobaya ve kazana atılması halinde işlemi yapan kişilerin tozu solunum ve cilt yolu ile almalarının kaçınılmaz olduğu: bütün bunlar göz önüne alındığında petrokokun teknik bakış açısından klasik yakıtlara göre bazı üstünlükleri (yüksek ısı değeri, kükürt ve uçan ağır metallerin azlığı gibi) görülüyorsa da: yeterli çevre koruyucu tedbir alınmadan ve petrokok ile çalışan ve kullananların gerekli önlemleri almadan kullanmamaları gerektiği, az miktardaki avantajlarına karşı yüksek oranda zehirli maddeler içerdiği, bu nedenle kullanımının da toksikolojik nedenlerden dolayı sorumluluğu altına girilemeyecek kadar tehlikeli olması yanında Türkiye şartlarına da uymadığı sonucuna varıldığından dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddine Danıştay Altıncı Dairesinin 28.5.1996 günlü E:1995/5023, K:1996/2558 sayılı kararının onanmasına, 27.11.1998 günü oybirliği ile karar A/erildi.