İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 1996/468 E. 1998/196 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 1996/468
- Karar No
- 1998/196
- Karar Tarihi
İstemin Özeti: Davalı idare, Manisa İdare Mahkemesince verilen 29.12.1995 günlü, E:1995/399, K:1995/1106 sayılı kararı, temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti: Davalı idarenin temyiz istemine davacı cevap vermemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi Suna Türkoğlu'nun Düşüncesi: Manisa İdare Mahkemesinin, davada süreaşımı bulunmadığı yönünden vermiş olduğu ısrar kararı usul ve hukuka uygun bulunduğundan, davalı idarenin, bu hususa ilişkin temyiz isteminin reddiyle, 29.12.1995 günlü, E:1995/399, K:1995/1106 sayılı kararın, ısrar hükmünün onanması ve anılan kararın esas yönünden temyiz incelemesi yapılmak üzere, dosyanın Danıştay Onuncu Dairesine gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Sinan Yörükoğlu'nun Düşüncesi: 2577 sayılı İYÜK'nun 13/1. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve herhalde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerinin gerektiği hükmü yer almıştır. Bir yıllık sürenin zararın ve/veya failin öğrenildiği tarihten itibaren başlamasının yasanın amacına uygun olduğu kuşkusuzdur. Dava konusu uyuşmazlıkta, davacının kardeşinin karakolda işkence sonucu öldüğü askeri mahkemenin 12.10.1989 günlü kararı ile saptanmıştır. Bu itibarla Yasada öngörülen bir ve beş yıllık sürelerin anılan tarihten itibaren başlatılması gerektiğinden aksi yöndeki daire kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenle, temyiz isteğinin reddiyle ısrar kararının onanması gerekeceği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü: Davacının kardeşinin 27.8.1981 tarihinde Jn. Astsb. Kd. Başçavuş ... tarafından işkence sonucu öldürülmesi nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 40.000.000.-lira manevi zararın tazminat olarak ödenmesi istemiyle açılan dava sonucunda Manisa İdare Mahkemesince, tazminat isteminin 10.000.000.- Liralık kısmının kabulüyle, fazlaya ilişkin istemin reddine ilişkin olarak verilen 2.12.1992 günlü, E:1992/386, K:1992/809 sayılı karar: davalı idarenin temyiz istemi üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, tazminat davasının esasının incelenebilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 13 üncü maddesi uyarınca, ölüm olayının meydana geldiği 27.8.1981 tarihinden itibaren bir yıl içinde idareye başvurulmuş olması, istemin reddi üzerine de altmış gün içinde dava açılmış olmasının gerektiği, 27.8.1981 tarihinde meydana gelen ölüm olayının bu tarihte bilinmesine rağmen sanık hakkında açılan ceza davasının sonucunun beklenerek, ölüm olayının işkence sonucu gerçekleştiğinin 12.10.1989 günlü karar üzerine öğrenildiğinden bahisle 22.6.1990 tarihinde görevsiz yargı yerinde açılan tazminat davasının süresinde olmadığı, bu nedenle de süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esası incelenerek tazminata hükmedilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle 12.10.1994 günlü, E:1993/800, K:1994/4811 sayılı kararla bozulmuş, ve dosya yeniden karar verilmek üzere Manisa İdare Mahkemesine gönderilmiş ise de; mahkeme, usul yönünden verilen bozma kararına uymayarak, davada süreaşımı bulunmadığı yönünden ısrar etmiş ve uyuşmazlığın esasına yönelik olarak tazminat isteminin kısmen kabulüne karar vermiştir. Davalı idare bu kez 29.12.1995 günlü, E:1995/399, K:1995/1106 sayılı kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 13 üncü maddesinin 1'inci fıkrasında "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açabilir." hükmü; 2 nci fıkrasında da "Görevli olmayan adli ve askeri yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde, sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, 1 inci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz" hükmü yeralmaktadır. Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, davacının kardeşi ...'in 25. 26 ve 27.8.1981 günlerinde üç kez inzibat asayiş bölge komutanlığına götürüldüğü, ifadesine başvurulduktan sonra, jandarma karakolundan serbest bırakıldığı, adı geçenin bu olayın arkasından rahatsızlandığı, sağlık ocağına götürüldüğü, ağrılarının şiddetlenmesi üzerine ... Devlet Hastanesine kaldırıldığı, durumunun vahim olduğunun görülmesi üzerine 31.8.1981 tarihinde ... Devlet Hastanesine sevk edildiği, 1 ve 6 Eylül tarihlerinde iki kez ameliyat edildiği ve 8.9.1981 tarihinde öldüğü: davacının kardeşinin ... İlçesinde Sky. İnzibat Asayiş Takım Komutam olarak görevli bulunan Jn. Astsb. Kd. Başçavuş ... tarafından işkence sonucu öldürüldüğünün, sanık hakkında "İşkence sonucu ölüme sebebiyet vermek" suçundan dolayı açılan ceza davası sonucu, sanığın suçlu bulunarak ... Askeri Mahkemesinin 12.10.1989 günlü, E:1989/220, K:1989/216 sayılı kararıyla cezalandırılmasına karar verilmesi ve böylece ölüm olayının işkence sonucu meydana geldiğinin öğrenilmesi üzerine de 22.6.1990 tarihinde görevsiz yargı mercii olan adli yargıda dava açıldığı, görevsizlik kararı verilerek askeri yüksek idare mahkemesine gönderilen davada, Uyuşmazlık Mahkemesince idari yargının görevli görülmesi üzerine de 9.6.1992 tarihinde idari yargıda dava açıldığı anlaşılmaktadır. Bu dava, davacının kardeşi ...'in ölmesi nedeniyle değil, işkence sonucu ölmesi nedeniyle açılmış olup: davada, idarenin manevi tazminat ödemekle yükümlü tutulmak istenmesinde sebep, idare ajanının işkence eylemidir. Dolayısıyla bu eylem nedeniyle idarenin sorumluluğunda hareketle açılan davada, dava açma süresinin, ölüm olayının meydana geldiği tarihten değil, idare ajanının, ölüm olayını meydana getiren işkence eyleminin ortaya çıktığı 12.10.1989 tarihinden başlatılması gerekmektedir. Bu davada ölüm, yalnızca işkence eyleminin sonucu olarak ifadesini bulmakta; manevi tazminat isteminin dayanağını, bir diğer anlatımla davanın sebebini ise işkence eylemi oluşturmaktadır. Bu nedenle de idare mahkemesince, dava süresinin askeri mahkemenin karar tarihi olan 12.10.1989 tarihinden başlatılarak davanın süresinde görülmesi ve uyuşmazlığın esasının incelenmesinde usule aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Manisa İdare Mahkemesince Danıştay Onuncu Dairesinin usul yönünden verdiği bozma kararına uyulmayarak işin esasına geçilmesine ilişkin olarak verilen ısrar kararı uygun bulunduğundan, 29.12.1995 günlü, E:1995/399, K:1995/1106 sayılı kararın bu kısmının onanmasına, ancak uyuşmazlığın esası ile ilgili olarak, temyiz incelemesini yapmakla görevli Danıştay Onuncu Dairesince bir karar verilmemiş olduğundan, bu yönden inceleme yapılmak üzere temyiz dosyasının, görevli Danıştay Onuncu Dairesine gönderilmesine, 17.4.1998 günü oybirliğiyle karar verildi.