İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 1995/79 E. 1997/479 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
1995/79
Karar No
1997/479
Karar Tarihi

İstemin Özeti: Davacıların, izinsiz gösteri yürüyüşüne engel olmak amacıyla güvenlik kuvvetleri tarafından açılan ateş sırasında isabet eden mermi nedeniyle murislerinin ölmesinden dolayı uğradıkları maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açtıkları dava sonucunda; Van İdare Mahkemesince verilen, Danıştay Onuncu Dairesinin bozma kararına uyulmayarak, mahkemenin kısmen kabul, kısmen redde ilişkin ilk kararında ısrarına dair 21.6.1994 günlü, E:1994/492, K:1994/365 sayılı kararını davalı idare temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti: Davalı idarenin temyiz istemine davacı cevap vermemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi Nalan Terzi'nin Düşüncesi: Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı M.İlhan Dinç'in Düşüncesi: ... ve çocukları vekili tarafından İçişleri Bakanlığına karşı açılan ve ... İlçesinde yapılan izinsiz bir gösteri yürüyüşüne engel olmak amacıyla güvenlik güçleri tarafından açılan ateş sırasında isabet eden mermi nedeniyle, murislerinin ve imam nikahlı eşinin vefatından dolayı uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkin dava sonunda; Van İdare Mahkemesince verilen ve davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın, imam nikahlı eşe tazminata hükmetmenin isabetli olmaması nedeniyle Danıştay 10. Dairesince bozulması üzerine, anılan mahkemenin bozma kararına uymayıp daha önce verdiği kararda ısrarına ilişkin kararının temyizen incelenerek bozulması istenmekle dosya tetkik olundu. Temyiz istemine ilişkin olayda anlaşmazlık; imam nikahlı ve dört çocuklu eş için eşinin ölümünden dolayı desteğinden yoksun kalması ve çektiği acı ve üzüntü nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği noktasına ilişkindir. İdari yargıya özgü tam yargı davalarında; idarenin tazmin sorumluluğunun söz konusu olduğu hallerde, kişilerin malvarlıklarında meydana gelen azalma ve yoksun kalınan kimi çıkarların giderilmesi amaçlanmakta olup yaşamı boyunca desteğinden faydalanılan kişinin; idareye tazmin sorumluluğu yükleyecek biçimde ölümü nedeniyle açılacak olan ve tazminatı içeren tam yargı davalarında, davacıların destekten yoksun kalmaları nedeniyle uğradıkları zararın tazmini yoluna gidilmektedir. Dosya içeriğinden; güvenlik güçlerinin ...'da yapılan bir izinsiz gösteri yürüyüşünü engellemek için açtıkları ateş sırasında olayla ilgisi olmadığı halde isabet alarak ölen ...'in; resmi nikahlı eşinin bulunmadığı, davacı ...'la dini nikaha dayalı beraberliği ve nüfusta üzerine kayıtlı dört çocuğunun olduğu, ölümü üzerine desteğinden yoksun kalan ...'un kendi adına ve çocuklarına velayeten, maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davacının ölen ...'la birarada ve dini nikaha dayalı olarak yaşadığı, bu beraberliğin toplumda karı-koca birlikteliği olarak kabul edildiği ve ortak çocuklarıyla, aile yaşamı içinde ölenin desteğinden faydalanarak yaşamlarını sürdürdükleri sabit olup; aksi yönde herhangi bir iddia da bulunmamaktadır. Danıştay'ın yerleşik içtihatlarıyla, dini nikaha dayalı ve toplumda kabul gören aile yaşamının, kişilere uğradığı zararın tazminini isteme hakkı doğurduğu genelde kabul edilmekte olup aksi yöndeki bir yaklaşım; tam yargı davalarındaki ehliyet koşulu olan hak ihlalinin ancak hukuken korunabilir ve meşru bir hak olması halinde gerçekleşeceğinden; davanın ehliyet yönünden reddini gerektirmektedir. Bu durumda, davacılardan.... içinde bilirkişi incelemesiyle tespit edilen maddi ve takdir edilen manevi zararın tazminine hükmederek davayı kısmen kabul kısmen retle sonuçlandıran mahkemenin ısrara ilişkin kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü. 25.11.1991 tarihinde ... İlçesinde, izinsiz gösteri yürüyüşünü engellemek isteyen güvenlik kuvvetlerince açılan ateş sırasında isabet eden mermi nedeniyle murislerinin ölmesinden dolayı uğradıkları toplam 190.000.000- lira maddi. 10.000.000.- lira manevi zararın tazmini istemiyle açılan dava sonucunda, Van İdare Mahkemesince verilen tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin 16.6.1992 günlü, E:1991/259, K:1992/157 sayılı karar, davalı idarenin temyiz istemi üzerine Danıştay Onuncu Dairesince 29.11.1993 gün, E:1992/4259, K:1993/4754 sayılı kararla bozulmuş ise de; mahkemece, bozma kararına uyulmayarak ilk kararda ısrar edilmiştir. Davalı idare bu kez Van İdare Mahkemesinin 21.6.1994 günlü, E:1994/492, K:1994/365 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Danıştay Onuncu Dairesi, Van İdare Mahkemesinin 16.6.1992 günlü, E:1991/259, K:1992/157 sayılı kararın, Medeni Kânunumuzda evlenme müessesesinin şekle ilişkin kurallarının düzenlendiği ve kişilerin evlilikle ortaya çıkan hukuki statülerinin belirlendiği, ancak toplumumuzda Medeni Kanunda öngörülen usule uyulmaksızın sürdürülen kadın-erkek beraberliklerinin de görüldüğü, bu tür yaşam beraberliğini hukuken evlilik olarak nitelendirmek olanaksız bulunduğu gibi bu beraberlikten doğan çocukların hukuki statülerini belirlemek amacıyla da özel yasal düzenlemelere gereksinim duyulduğu, evlilik dışı birlikte yaşam nedeniyle hukukumuzda korunması gereken haklar bulunduğunun kabul edilmediği, örneğin bu beraberliğin ölümle sona ermesinin sağ kalana mirasçı sıfatı kazandırmadığı, evlilik dışı beraberliğin Medeni Yasaya uygun bir evlilikle birlikte sürdürülmesi halinde destekten yoksun kalma tazminatının kime ödeneceği düşünüldüğünde ise kuşkusuz bunun yanıtının da yasal eş olacağı, dava konusu olayda ölenin yasal eşinin bulunup bulunmadığının belirlenmesine de gerek olmadığı, zira aksi halin kabulünün yasal eşin varlığına göre farklı hukuki sonuçlara ulaşılabileceği gibi bir izlenim doğuracağı ki benimsenmesinin hukuken olanaksız bulunduğu, durum belirtilen şekilde olunca evlilik dışı birlikte yaşam süren eşlerden birinin ölümü halinde diğerinin tazminata hak kazandığının kabul edilemeyeceği, diğer taraftan, ...'in ölümüyle sonuçlanan olayda, güvenlik hizmetlerinin kusurlu işleyişi açık olduğundan, çocuklarının uğradığı maddi ve manevi zararın idarece tazmininin Anayasanın 125. maddesi hükmü gereği olduğu, bu durumda, temyizen incelenen mahkeme kararının, ...'a tazminata hükmedilmesine yönelik kısmında hukuki isabet bulunmadığı, gerekçesiyle mahkeme kararını bozmuştur. Van İdare Mahkemesince; olayda, 25.1.1991 günü ... ilçesinde, bazı kişilerin izinsiz gösteri yürüyüşünü dağıtmak isteyen güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu kenarda duran ...'in yaralanarak kaldırıldığı hastanede öldüğü, olaya sebebiyet veren güvenlik görevlisi ... hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı anlaşıldığından güvenlik güçlerinin görevlerini yerine getirirken kasta dayalı olmasa dahi kusurlu davranışları sebebiyle kişinin ölümüne yol açmaları şeklinde ortaya çıkan hizmet kusuru nedeniyle uğranılan zararın tazmini gerektiği, güvenlik güçlerinin izinsiz gösteri yürüyüşünü engellemek için açtıkları ateş sırasında olayla ilgisi olmadığı halde, kurşunların isabet alması ile ölen ...'in: resmi nikahlı eşinin olmadığı, davacı ...'la dini nikaha dayalı beraberliği ve nüfusta üzerine kayıtlı dört çocuğunun olduğu, bu beraberliğin toplumda karı-koca birlikteliği olarak kabul edildiği ve ortak çocuklarıyla aile yaşamı içinde ölenin desteğinden faydalanarak yaşamlarını sürdürdükleri sabit olup, aksi yönde herhangi bir iddiada bulunmadığı, ülkemizin toplumsal gerçekleri gözönünde bulundurulduğunda, ölen kişinin nikahsız eşiyle birlikte uzun süre karı-koca hayatı yaşayıp dört çocuğunun dünyaya gelmesi ve geçiminin ölen tarafından karşılandığının anlaşılması nedeniyle nikahsız eşe maddi ve manevi tazminat verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, nitekim Danıştay'ın yerleşik içtihatları da dini nikaha dayalı toplumda kabul gören aile yaşamının, kişilere uğradığı zararın tazminini isteme hakkı doğurduğu yolunda olduğu, gerekçesiyle tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin kararda ısrar edilmiştir. Temyiz dosyasının incelenmesinden, 25.1.1991 tarihinde ... İli ... İlçesinde bir kısım kişilerin izinsiz gösteri yürüyüşünü dağıtmak isteyen güvenlik kuvvetlerinin açtıkları ateş sonucunda kenarda duran ...'in yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede vefat ettiği, ölen kişinin resmi nikahlı eşinin bulunmadığı, davacı ...'la dini nikaha dayalı beraberliği ve nüfusta üzerine kayıtlı dört çocuğunun olduğu, davacının vefat eden ...'la birarada ve ortak çocuklarıyla aile yaşamı içinde ölenin desteğinden faydalanarak yaşamlarını sürdürdükleri anlaşılmış olup; aksi yönde herhangi bir iddianın da dosyada bulunmadığı görülmüştür. Davacı ... ile ...'in birlikte yaşamalarını, hukuken geçerli ya da hukuken korunması gerekli bir evlilik olarak kabul etmek mümkün olmamakla beraber, müşterek çocukları olan çocukları nüfusta üzerlerine kayıtlı bulunan ve müşterek geçimleri ölen ... tarafından sağlanan bu birliktelikte. ... 'in ölümü nedeniyle duyulan elem ve üzüntü ile destekten yoksun kalmanın giderilmesini teminen bilirkişi incelemesi ile tespit edilen maddi ve takdir edilen manevi zararın tazminine hükmedilerek davayı kısmen kabul kısmen retle sonuçlandıran mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, davalı idarenin temyiz isteminin reddine, Van İdare Mahkemesinin 21.6.1994 günlü E:1994/492, K:1994/365 sayılı ısrar kararının onanmasına, 17.10.1997 günü oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava, 25.11.1991 tarihinde ... İlçesinde, izinsiz gösteri yürüyüşünü engellemek isteyen güvenlik kuvvetlerince açılan ateş sırasında isabet eden mermi nedeniyle ölen ...'in imam nikahlı eşi ve çocukları tarafından murislerinin ölmesi nedeniyle uğradıkları toplan 190.000.000 Lira maddi, 10.000.000 Lira manevi zararın tazmini istemiyle açılmıştır. Van İdare Mahkemesince, Danıştay Onuncu Dairesince verilen bozma kararına uyulmayarak davacıların maddi tazminat istemlerinin 160.626.429 Lira, manevi tazminat istemlerinin ise 8.000.000 lira olarak kabulüne, fazlaya ilişkin taleplerinin ise reddine ilişkin ilk kararında ısrar edilmiştir. İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/b maddesinde" "idari eylem ve işlemlerden dolayı haklan, muhtel olanlar tarafından açılacak" davalar olarak tanımlanan tam yargı davalarında, davacıların haklarının saptanması, açtıkları davadaki statülerinin belirlenmesine bağlıdır. Bakılan davada, davacı, kolluk güçlerinin açtığı ateş sonucu eşini kaybettiğinden bahisle eşinin desteğinden mahrum kaldığını ileri sürerek tazminat istemektedir. Medeni Kanunumuzda evlenme müessesesinin şekli kuralları düzenlenmiştir. Yasal olarak evlenme akdi resmi nikahla tekemmül eder ve evlilik ile ortaya çıkan hukuki statü, resmi nikahlı eşler için kabul edilebilir. Ancak, toplumumuzda Medeni Kanunda öngörülen usule uyulmaksızın sürdürülen kadın-erkek beraberlikleri de görülmektedir. Bu tür yaşam beraberliğini hukuken evlilik olarak nitelendirmek olanaksız bulunmaktadır. Evlilik dışı birlikte yaşam nedeniyle hukukumuzda korunması gereken haklar bulunduğu kabul edilmemekte ve resmi evlilik dışı yaşayanlara evli kişilerin hukuki statüsünün sağlandığı haklar tanınmamaktadır. Örneğin evlilik dışı beraberliğin ölümle sona ermesi, sağ kalana mirasçı sıfatı kazandırmaz. Bu tür beraberliğin Medeni Kanuna uygun bir evlilikle birlikte sürdürülmesi halinde destekten yoksun kalma tazminatının kime ödeneceği düşünüldüğünde ise kuşkusuz bunun yanıtı da yasal eş olacaktır. Durum belirtilen şekilde olunca, evlilik dışı birlikte yaşam süren eşlerden birinin ölümü halinde diğerinin tazminata hak kazandığı kabul edilemez. Bu kişiye yasal eş haklarını sağlayıcı bir yoruma gidilmesi de mümkün, bulunmamaktadır. Çünkü yargının görevi fiili durumu değil hukuki durumu tespit etmektir. Davacının durumu (statüsü) ise fiili bir eş niteliğinde olup hukuki niteliği bulunmamaktadır. Bu itibarla yasal evlilik bağı olmayan davacıya tazminat verilmesine hükmedil meşinde hukuka uyarlık yoktur. Açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının, murisin yasal evlilik bağı olmayan davacı ...'a tazminat verilmesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararının değinilen kısmına katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Davacıların, murislerinin ölümü nedeniyle desteğinden yoksun kalmaları ve çektikleri acı ve üzüntü nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi istemiyle açtıkları davada, kararın davacılara manevi tazminat verilmesine ilişkin bölümünde hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte; güvenlik güçlerinin izinsiz gösteri yürüyüşünün engellemek için açtıkları ateş sırasında olayla ilgisi olmadığı halde isabet alarak ölen ...'in davacı ...'la dini nikaha dayalı beraberliği bulunduğu anlaşıldığından, ve bu şekilde birlikte yaşayanlardan birinin ölümü halinde diğerinin tazminata hak kazandığı kabul edilemeyeceğinden, yasal evlilik bağlı olmayan davacıya maddi tazminat verilmesine hükmedil meşinde hukuka uyarlılık bulunmamaktadır. Belirtilen nedenlerle davacıya maddi tazminat verilmesi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 1995/79, K. 1997/479, T. 25.11.1991, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-1995-79-e-1997-479-k-5df8ff108456