İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 1985/27 E. 1985/33 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
1985/27
Karar No
1985/33
Karar Tarihi

OLAY : Davacıya ait tarladan, DSİ Genel Müdürlüğü` `nce kamulaştırma yapılmadan kanal açıldığından bahisle, bu yüzden uğranılan zararın tazmini istemidir. 1- Söke Asliye Hukuk Mahkemesi: 22.11.1984 gün ve 1984/38-742 sayı ile; bir kamu tesisinin yapılması, kullanılması veya korunması sırasında meydana gelen zararın idari eylem veya işlemden doğduğu, bu tür zararların tazmini istemiyle açılan davaların idari davalardan bulunduğu görüm ve çözümünün 2577 sayılı Yasa` `nın 2. maddesine göre İdari Yargı yerlerine ait olduğu gerekçesi ile davada mahkemelerinin görevsizliğine karar vermiştir. 2- Aydın İdare Mahkemesi: 17.4.1985 günlü, 1985/60-179 sayı ile; davacıya tebliğ edilmiş bir kamulaştırma işlemi bulunmadığı, bu durumda kamulaştırmasız el atmadan doğan bir zarardan söz edileceği, bu tür zararın ise, İdarenin eylem veya işleminden değil, haksız fiilden kaynaklanacağı ve haksız fiile dayalı tazminat davalarının Adli Yargı yerinin görevine girdiği gerekçesi ile davayı göre yönünden reddetmiştir. Böylece; tarafları, sebep ve konusu aynı olan davada, Adli ve İdari yargı yerlerince verilip kesinleşen görevsizlik kararları nedeniyle, 2247 Sayılı Yasa` `nın 14. maddesinde öngörülen olumsuz görev uyuşmazlığı oluşmuş, davacı vekilinin bu uyuşmazlığın çözümü istemini içeren 1.10.1985 günlü dilekçesi üzerine dava dosyası Aydın İdare Mahkemesi Başkanlığı` `nın 2.10.1985 günlü, 1985/363 sayılı yazısı ile Uyuşmazlık Mahkemesi` `ne gönderilmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Türk Ulusu adına Yargı yetkisini kullanan Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü; Servet Tüzün` `ün Başkanlığı` `nda, Zekai Özdil, Şerafettin Seyhun, Şafak Sancar, Erol Çırakman, Abdullah Demir ve Taner Candemir` `in katılmaları ile yaptığı, 9.12.1985 günlü toplantıda, geçici raportör Danıştay Tetkik Hakimi M. İlhan Dinç` `in raporu ile dosyadaki belgeler ve Danıştay Başsavcılığı` `nın 13.11.1985 günlü, 1985/25 sayılı ve C. Başsavcılığı` `nın 28.11.1985 günlü, T.M. 997 sayılı davada Adli Yargı yerinin görevli olduğu yolundaki yazılı düşünceleri okunduktan; toplantıya Danıştay Başsavcısı yerine katılan Savcı Tahsin Yağmurlu ve C. Başsavcısı yerine katılan Yardımcı Durmuş Ganioğlu` `nun yazılı düşünceleri doğrultusundaki sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Dava; davalı idarenin sulama kanalı yapımı sırasında, kamulaştırma yapmadan davalı taşınmazında giriştiği faaliyet sonucu uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılmıştır. Görevli Yargı yerinin belirlenmesi için; dava konusu zararın idarenin, idari bir eylem veya işlemine dayalı olup olmadığının, başka bir anlatımla ve davacı iddiası veçhile, ortada kamulaştırmasız el atmadan, yoksa kamulaştırma işleminden doğan bir zarar bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. İncelenen dosya içeriğinden, davacıya ait taşınmazdan geçirilen sulama kanalı için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı` `nca alınan 23.10.1978 günlü, 12302 sayılı kamu yararı kararı bulunmakta ise de, aynı yer için ittihaz olunan ve davacıya tebliğ edilmiş bir kamulaştırma kararı mevcut değildir. Her ne kadar; kamulaştırma kararı alınması için bir takım işlemler yapılmış ise de; davacı bakımından kamulaştırma işlemleri henüz tamamlanmamıştır. Zira; gerek olay zamanında mer` `i 6830 Sayılı İstimlak Kanunu` `nun 25. maddesinde, kamulaştırma muamelelerinin 13. madde gereğince yapılan tebligat ile cereyana başlayacağını öngören ve gerekse yürürlükte bulunan 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu` `nun aynı yöndeki hükümleri uyarınca davacıya herhangi bir kamulaştırma tebligatının yapılmadığı anlaşılmaktadır. Şu hale göre; davacıya tebliğ edilmiş bir kamulaştırma kararı bulunmadığından, davalı idarece davacının taşınmazına vaki müdahalenin, kamulaştırma kararına dayalı olduğu söylenemez. Hal böyle olunca; davacının zararının, mevzuatla öngörülen ve yöntemine uygun olarak yerine getirilen kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında doğduğu kabul edilemez. Ortada davalı idarenin haksız fiil niteliğinde bir eylemi ve bunun sonucunda oluştuğu iddia edilen bir zarar mevcuttur. Bu duruma göre; anılan zarardan idarenin, Borçlar Kanunu` `nun haksız fiile ilişkin 41. maddesine göre sorumlu olup olmadığı sorunu ortaya çıkmaktadır ki; bu hukuki sorunun çözümünün ise, özel hukuk hükümlerini ve binnetice olaya Borçlar Kanunu` `nun anılan maddesini uygulayacak olan Adli Yargı yerine ait olduğu kuşkusuzdur. Esasen; Uyuşmazlık Mahkemesi` `nin konuya ilişkin ve istimlaksiz el atmalarda oluşan zararların, Adli Yargı yerinde görülmesine dair istikrar kazanan içtihatları da bu merkezdedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davada, Adli Yargı yeri görevli bulunduğundan Söke Asliye Hukuk Mahkemesi` `nin 22.11.1984 günlü, 1984/38-742 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına, karar verilmelidir. SONUÇ : Anlaşmazlığın, niteliğine göre Adli Yargı yerinde çözülmesi gerektiğine, bu nedenle, Söke Asliye Hukuk Mahkemesi` `nin 22.11.1984 günlü, 1984/38-742 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına 9.12.1985 gününde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 1985/27, K. 1985/33, T. 22.11.1984, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-1985-27-e-1985-33-k-24ba30d2df10