İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 1945/20 E. 1947/6 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 1945/20
- Karar No
- 1947/6
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/335 Esas KARAR NO : 2024/1074 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/04/2021 KARAR TARİHİ : 26/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILMA TARİHİ : 26/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, taşınmaz satışına ilişkin bedelde muvazaa iddiası kapsamında bakiye bedelin ödenmesine ilişkin alacak davasıdır. Davacı, dava dilekçesi ile özetle; davalı ile 13 ve 14 numaralı taşınmazların satın alımı için 2.325.000,00-TL üzerinden anlaştıklarını, tapu işlemleri sırasında taşınmazlardan her birinin değerinin 750.000,00-TL gösterildiğini, tapu senedinde toplam satış bedelinin 1.500.000,00-TL gözüktüğünü, bu satış bedeline istinaden davalıca ödeme yapıldığını fakat bakiye 815.000-TL için tapu satışından sonra ödeme yapılacağı belirtilmesine rağmen ödemenin yapılmadığını, taraflar arasında imzalanan 14.06.2019 tarihli sözleşme kapsamında taşınmazların satış bedelinin 2.325.000,00-TL olduğunun açık olduğu, gerçek bedelin yansıtılmamaış olması nedeniyle muvazaa hükümlerinden faydalanılması gerektiğini, muvazaayı ispata yarar sözleşme kapsamında aksinin ispatının davalıca yapılması gerektiğini ve ispatın ancak yazılı delil ile mümkün olacağını, davalının bakiye bedeli ödemediğini, bu nedenle bedelin tahsilinin iddia ederek, şimdilik 5.000-TL’nin 21.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, cevap dilekçesi ile özetle; söz konusu taşınmazlardan 14.bağımsız bölümün ortak alan olduğunun öğrenildiğini ve sözleşmeden dönerek bedel iadesi talep ettikleri davanın henüz istinaf yolunda ve derdest olduğunu, kalan 815.000-TL’nin tapu devir işlemi sırasında nakit olarak teslim edildiğini, toplam bedelin alınmadan tapu devrinin gerçekleştirildiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının tapu devrinden itibaren geçen iki yıl içerisinde dava açmadığını, iki yıl boyunca ödemenin yapılmasını beklemesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağını, hile ile aldatıldıklarını ve iki dükkan yerine bir dükkan satın aldıklarını, noter taşınmaz satış senedinin kesin delil niteliğinde olduğunu, taşınmaza ilişkin vergi bedelinin de sözleşmede yazan toplam bedel üzerinden tahsil edildiğini, davacının kendi muvazaasından yararlanamayacağını, davacının hakkını kötüye kullandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Uyuşmazlık, tarafların aralarında gerçekleştirdikleri gayrimenkul satışı kapsamında bedelde muvazaanın söz konusu olup olmadığı, bu kapsamda davacının davalıdan bakiye alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir. 21.06.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı resmi senet ile .... Yapı Şirketine ait 13 ve 14 numaralı dükkan niteliğinde bağımsız bölümlerin, her biri için 750.000-TL ödeme karşılığında davalı ... Şirketine devredildiği, ödemenin davacı ... Yapı Şirketince nakden ve tamamen alındığı belirtilmiştir. Taraflar arasında imzalanan adi yazılı 14.06.2019 tarihli sözleşme ile dava konusu 13 ve 14 numaralı bağımsız bölümlerin davalı ... şirketine devredileceğinin belirlendiği ayrıca iş bu sözleşmenin imzalanmasından sonra 2.325.000-TL nakit ödemenin alıcı tarafından yapılacağının kararlaştırıldığı, söz konusu sözleşmenin davalıca inkar edilmediği anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan adi yazılı sözleşme, resmi senet öncesinde düzenlenmiş olup, taşınmazlara ait 2.325.000-TL ödemenin işbu adi yazılı sözleşmenin imzalanmasından sonra nakit olarak yapılacağının kararlaştırıldığı görülmektedir. Davalıca 06.09.2019 tarihinde vergi dairesine başvurularak, taşınmaz satış bedelin yanlış gösterildiği hususu bildirilmiş, yine aynı tarihte tapu harcı ve vergi ziyaı cezası ödenmiştir. "Tarafların, kendi aralarında geçerli herhangi bir hukuki işlem yapmak istemedikleri halde, salt üçüncü kişilere, aralarında bir hukuki işlem varmış gibi görünmek için işlem yapmaları halinde mutlak (basit) muvazaa söz konusu olur. Buna karşılık; nispi (mevsuf) muvazaada, taraflar arasında gerçek iradelerine uygun bir hukuki işlem bulunmakla birlikte, bu işlem, kendi iradelerine uymayan, dışa karşı yapılmış bir başka hukuki işlemle gizlenir. Bir sözleşmenin konusunda ve koşullarında muvazaa halinde, görünüşteki hukuki işlem tarafların gerçek iradelerine uygundur. Ancak, görünüşteki işlemin bazı şartları ve konusunun belli bir bölümü, aralarındaki gizli işlemden farklı düzenlenmiştir. Bu muvazaa da taraflar görünüşteki sözleşmenin bazı koşullarını değiştirirken sözleşmenin tamamı, yani, niteliği değil, bazı koşulları gizli sözleşmeye uymaz. Örneğin daha az miktarda vergi ödemek için, taşınmazın tapudaki satış değerinin düşük gösterilmesi, şufa hakkının kullanılmasını önlemek kullandığı takdirde fazla kazanç elde etmek maksadıyla görünüşteki (resmi) sözleşmede satış bedelinin fazla gösterilmesinde bu tür bir muvazaa vardır. Açıklandığı üzere taraflar görünüşteki sözleşmeyi yapmayı ciddi olarak istemekte ve niteliğinde (vasfında) da anlaşmaktadırlar. Ancak burada bedel, gerçek bedelden az veya fazla gösterilmektedir. Yani görünüşteki sözleşmenin sadece bedeli değiştirilmektedir. Muvazaa, sözleşmesinin tamamında değil bir bölümünde (bir unsurunda)dır. (Özkaya E., İnançlı İşlem ve Muvazaa Davaları, Ankara, 2011, s.173 ). Muvazaa sözleşmesinde şekil koşulu aranmaz. Yazılı veya sözlü yapılabilir. Görünüşteki sözleşme şekle bağlı olsa dahi muvazaa sözleşmesinin yazılı veya resmi şekilde yapılması gerekmez. Görünüşteki sözleşmenin şekle bağlı olması halinde muvazaanın yazılı delil ile ispat edilmesi kuralı muvazaa sözleşmesinin yazılı olmasının geçerliliği için değil ispat edilebilmesi için aranan bir kuraldır (YİBK 5.2.1947 gün, 1945/20 E.,1947/6 K.). Görünüşteki yazılı bir sözleşmenin aksini iddia eden tarafın Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 200 vd. ve Türk Borçlar Kanunu'nun 12. maddeleri uyarınca iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi zorunludur. Muvazaa sözleşmesi görünüşteki sözleşmeyi değiştirdiğine veya hükümsüz kıldığına göre ispat gücü kazanabilmesi için yazılı olması değinilen kanunların açık hükümleri gereğidir. Örneğin, tapulu taşınmazların devri şekle bağlıdır. Görünüşteki şekle bağlı devir sözleşmesi için düzenlenecek muvazaa sözleşmesinin geçerliliği şekle bağlı değilse de ispatı ancak yazılı delil ile mümkündür. (YİBK 5.2.1947 gün, 1945/20 E.-1947/6 K.)." (Yargıtay HGK. 2011/13-716 E. 2012/106 K.) Somut olayda; taraflar arasında taşınmaz satışı gerçekleştirildiği fakat taşınmaz satış bedelinin taraflarca bedelde muvazaa yapılarak düşük gösterildiği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bedelde muvazaa yapıldığı hususu taraflarca inkar edilmeyen adi yazılı sözleşme ve tarafların ikrarı kapsamında açıktır. Resmi senette satış bedeli 1.500.000-TL olarak gösterilmiş olup; adi yazılı sözleşme kapsamında taşınmazların satış bedeli 2.325.000-TL olarak gösterilmiştir. Kural olarak kişi kendi muvazaasına dayanamayacak olsa da, muvazaalı işlemin tarafları, muvazaa iddiasını ispat ettikleri sürece, birbirlerine karşı kendi muvazaalarına dayanarak talepte bulunabilir. (Yargıtay HGK.2011/13-173 E. 2011/291 K) Davada taşınmaz satış bedelinin daha yüksek olduğu iddiası ispat edilmiş olmakla, davalı bedelin tamamının ödendiğini ispat yükü altındadır. (Benzer nitelikte Yargıtay 11.HD.nin 2021/ 1213 E. 2022/3690 K., Yargıtay 3.HD. 2022/5514 E. 2022/7505 K., Yargıtay 3. HD.nin 2015/18158 E 2017/3919K.) Bu kapsamda, davalı, bakiye 815.000-TL ödemeyi davacıya yaptığını yazılı delille ispat etmelidir. Taraf ticari deftelerinin ve banka kayıtlarının incelenmesi kapsamında, davacının söz konusu ödemeyi yaptığını gösterir herhangi bir delile rastlanmamıştır. Davalı yemin deliline de dayanmamıştır. Bu kapsamda davacının davasının kabulüne, satış tarihi itibariyle alacağa faiz işletilmesine karar verilmiş, tarafların tacir olması kapsamında alacağa avans faizi işletilmesi talebi yerinde görülmüştür. Davalı, zamanaşımı definde bulunmuşsa da, alacağın sözleşmeye dayalı olması nedeniyle 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi oluşu, sözleşme tarihinin 2019 yılı olması kapsamında ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin sona ermediği anlaşıldığından bu yöndeki defi yerinde görülmemiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Davacının sabit görülen 815.000-TL alacağının 21.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 55.672,65.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 85,39.-TL peşin harç ve 13.832,80 ıslah harcının mahsubu ile eksik kalan 41.754,46.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 59,30.-TL başvurma harcı, 85,39 peşin harç ve 13.832,80.-TL ıslah harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından dosyada yapılan 4.800,00 TL bilirkişi ücreti ve 80,30 TL posta masrafı olmak üzere toplam 4.880,30.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı tarafından dosyada yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 126.100,00 .-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA, Dair e duruşma aracılığı ile katılan davacı vekilinin ve huzurda bulunan davalı vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/11/2024 11:06:47 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır