Diğer ·

2025/354 E. 2025/354 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/354
Karar No
2025/354
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/354 Esas - 2026/181 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/354 KARAR NO : 2026/181

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 22/08/2025 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin genel olarak ... ibaresini esas unsur olarak içerdiğini ve bu şekilde seri marka ailesi yaratıldığını, ... markasına eklenen kelimelerin çok çeşitli olduğunu, kimi zaman ... ibaresinin sağına kimi zaman ise “hazırım ...”, “doğasından ... şekil”, “yüzde yüz ...”, ... Sınıflarda tescilli olduğunu, ... ibaresinin ilk olarak 1988 yılında ... sayı ile tescil edildiğini, dava konusu markada “... ...” ibaresinde “...” ifadesinin çağrı ve davet anlamı taşıdığını, tüketici nezdinde hizmetin kaynağına yönelik bir algı yaratmadığını, bu nedenle esas unsurunun ... ibaresi olduğunu, bu noktada müvekkili markasının serisi gibi algılanacağını, benzer bir uyuşmazlıkta, “... ibareli marka ile müvekkile ait tanınmış ... markaları benzer bulunduğunu, “...” ibareli marka hükümsüz kılındığını, ... markasının .... no ile tanınmış marka statüsünde olduğunu, Yargıtay kararlarında da tanınmışlığının kabul edildiğini, davalının bu tanınmışlıktan faydalanma amacıyla bu ibareyi seçtiğini, (www...com.tr, www.tatgida.com/tr ve ticaret unvanının (... GIDA SANAYİ A.Ş.) da esas unsurunu da ... ibaresinin oluşturduğunu, bu bağlamda SMK 6/6 anlamında da markanın reddinin gerektiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, belirterek; .... sayılı kararının iptaline, bahse konu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüz sayılmasına ve markanın sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, ... ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, başvuru konusu marka ile itiraz konusu markaların tertip tarzı, yazım stilleri, ihtiva ettikleri farklı şekil ve renk unsurları, markalar arasında karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, davalı markasının bir bütün olarak algılanacağını sadece ... ibaresi üzerinden benzerlik kurulamayacağını, genel izlenim itibariyle markaların farklı olduğunu, ... ibaresinin zayıf bir ibare olduğunu, bu noktada markalar arası benzerlik bulunmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, pastane işletmesinde pastacılık işi yaptığını, bu kapsamda pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar başta olmak üzere; yaş pasta, baklava, çeşitli türden tatlılar, çaylar, şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, dondurmalar, krakerler, gofretler ve benzeri ürünlerin üretimini ve satışını gerçekleştirdiğini, davacının ise tüm bunlarla alakasız olarak domates sosu, ketçap, hazır yemek, mayonez, salça, işlenmiş et ürünleri imalatını ve ticaretini yaptığını, müvekkile ait .... ...” markasının içerisinde geçen kelimenin tadına bakmak anlamını taşıyan fiil niteliğinde olduğunu, gıda sektöründe faaliyet gösteren her işletmenin, markasını oluştururken tatmak-tadına bakmak-lezzetli olmak gibi sözcüklerden faydalanmasının doğal olduğunu, davacı firmanın bu denli kapsamlı bir sözcük üzerinde sınırsız hak iddia etmesi hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili markasının en fazla dikkat çekici olan başlangıç kısmında yer alan “...” ibaresi bulunduğunu ve bir bütün olarak algılanacağını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, ... sayılı markasının 30, 32 ve 43. sınıfta yer alan mal ve hizmetler için başvuruda bulunulduğu, markanın ilk incelemede SMK 5/1(ç) gereğince 43. Sınıfta “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nde reddedildiği, kalan mallar bakımından 12.03.2024 tarih ve 440 sayılı .... tarafından itiraz edildiği, davacı tarafından çok sayıda ... unsurlu markalarını mesnet gösterilerek 6/1,6/5,6/6 ve 6/9 maddelerine dayanılarak itiraz edildiği, MDB tarafından tüm itirazların reddedildiği, .... sayılı kararı ile reddine karar verildiği, kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; SMK 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerekmektedir. DEĞERLENDİRMELER; TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; SMK 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerekmektedir. EMTİALARIN BENZERLİĞİ Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim EUIPO nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Davacının markaları incelendiğinde, neredeyse tüm markalarında dava konu markanın emtia listesinde yer alan 30 ve 32. Sınıflarının yer aldığı ve ... ibaresini esas unsur olarak içerdiği, bazı markalarınında ise ... esas unsurunun yanına ek unsurlar aldığı ve şekil unsurlu markalarının yanında kelime markalarının yer aldığı görülmüştür. Davacının .... ibareli markasında 35.05 perakendecilik diye nitelendirdiğimiz satış hizmetinin altında 30 ve 31.sınıfta yer alan mallar yer almaktadır. Marka İnceleme Kılavuzunda belirtildiği üzere, mallar ve söz konusu malların bir araya getirilmesi hizmetleri arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğu kabul edilir. Her ne kadar mallar ile bu malların bir araya getirilmesi hizmetleri doğası, amacı, kullanım şekli faktörleri bakımından benzer olmasalar da dağıtım kanalı, ilgili tüketici kesimi ve tamamlayıcılık faktörleri açısından benzer özelliklere sahiptirler. Bu özellikleri göz önünde bulundurulduğunda mallar ve o malların perakendeciliği hizmetleri arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğu kabul edilir. Nitekim ....” kararında belirli bir emtia ile söz konusu emtianın perakendeciliği hizmetinin emtia ile söz konusu emtianın sunumunun tamamlayıcı nitelik arz etmesi, dağıtım kanallarının aynı olması ve aynı tüketici kesimine hitap etmeleri nedeniyle benzerlik bulunduğu tespitini yapmıştır. Yine aynı yönde, bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtia sayılması gerektiği, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.”… aynı marka, mal ve hizmet markası olarak farklı kişilere ait olduğunda, mağaza adında ürün markasını gören kimseler, o mağazada satılan malların, mal markasının sahibi olan işletmeden geldiğini düşüneceklerdir. Bu da karıştırma ihtimaline neden olacağından, mallar için tescilli bir markanın, sonradan o mallarla ilgili mağazacılık hizmeti için üçüncü bir kişiye verilmemesi gerekir denilmektedir. Bu noktada davalının 30 ve 32 sınıfları ile benzerlik kurulduğu, Yine .... nolu markasında 30 ve 32 sınıfların aynen yer aldığı, bu noktada dava konusu markada yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından SMK 6/1 maddesinde aranılan emtia benzerlik koşulunun sağlandığı,

İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. Somut uyuşmazlıkta taraf markaları arasında benzerliği tespit olunan gıda ürünleri hemen her yaş, gelir, eğitim, meslek grubundan tüketiciye hitap eden, kolay erişilebilir, görece ucuz ve tüketicinin satın alım esnasında dikkatli şekilde incelemelerde bulunmaksızın çoğu kez anlık kararlar ile satın aldığı, şubeleşme alışkanlığı yüksek olan türden hizmetler olup genel anlamdaki ilgili tüketicilerinin ortalama dikkat ve özen seviyesine sahip herhangi bir kimse olduğu kabul edilmektedir. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davacı yana ait markalar arasında karıştırılma riskini ortaya çıkarabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Markalar karşılaştırılırken görsel, sesçil (fonetik) ve kavramsal (semantik) açılardan taraf markalarını oluşturan işaretlerin benzer olup olmadıkları hususunun bütünsel bir bakış açısıyla ele alınması ve yine markalar kapsamındaki mallar/hizmetler yönünden markaların benzer olup olmadıkları konularının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde tespit edilebilir bir durumdur. Buna göre işaretler arasında görsel benzerlik karşılaştırması yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Sesçil benzerlikte esas alınması gereken husus ise markaların ortalama tüketici kitlesi tarafından kendi lisanlarındaki okunuş şekli olup, markaların başlangıç kısımlarının fonetik açıdan benzer sesler çıkarılarak okunup okunmadığı dikkate alınmalıdır. Markaların kavramsal açıdan benzerliklerinin karşılaştırılmasında da markalara konu sözcüklerin tescil kapsamındaki ortalama tüketici kitlesinin bakış açışı ve o sözcüklere kendi lisanlarında bir anlam verip veremeyecekleri hususu dikkate alınmalıdır. Bu genel tespitler sonrasında taraf markaları karşılaştırıldıklarında dava konusu markanın ...' ... ibaresinden oluştuğu, ... ibaresinin tek başına marka üzerinde ayırt edici etki yaratmaktan uzak olduğu, marka hukukunda bir ibarenin ayırt edici niteliğinin değerlendirilmesinde, ibarenin bütünsel algısı kadar, ibaredeki unsurların tanımlayıcı amaçlı kullanılıp kullanılmadığının da önem taşıdığı, ... ibaresinin tek başına ticari kaynak gösterme işlevi taşımadığı, esas ayıt edici unsurun, bu ibarenin ardından gelen ... kelimesinde yoğunlaştığı, Davacıya ait markaların da tamamının esas unsurunun yine “...” kelimesi olduğu, bununla birlikte davacı markalarında bu kelimenin muhtelif ek unsurlar ile birlikte kullanılmak suretiyle yaratılmış bir seri marka zincirinin bulunduğu, davacı markalarının genel anlamda görsel ihtiva etmekle birlikte hiçbir görsel taşımayan veyahut alternatif görsel kullanımlar ihtiva eden markalarının da bulunduğu, Bu bağlamda tespiti gereken husus, birebir aynı esas unsurlara haiz markalar ile aynı ya da yüksek düzeyde benzer emtialarda karşı karşıya kalması muhtemel tüketiciler nezdinde, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkma riski bulunup bulunmayacağıdır. İşbu uyuşmazlık kapsamında tartışıldığı gibi kendisinden önce tescil edilmiş bir markadaki ibare ile birlikte kendi unsurlarını içerisinde barındıran birleşik bir markanın önceki marka ile iltibas oluşturup oluşturmadığına karar verilebilmesi için önceki markanın kendi başına uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde bağımsız bir ayırt edici karakterinin olup olmadığının ve bu ibarenin sonraki markada da dominant bir etkiye sahip olmadığının incelenmesi gerekmektedir. “Bir markanın önceki markaya eklenmiş bir diğer kelimeden oluşması iki markanın benzer markalar olduğu yönünde bir göstergedir.” (....: 40); Dolayısıyla iltibas ihtimalinin varlığı için önemli olan, önceki markanın, sonraki marka içerisindeki kullanımında bağımsız ayırt edici karakterini koruyup korumadığı ve ayırt edici niteliğinin ne denli yüksek olduğudur. Taraf markalarında ortak unsur ... ibaresidir, her ne kadar davaya konu olan marka ....ibaresini içerse de bu ibarenin yüksek derecede ayırt ediciliğinin olmadığı, zira davaya mesnet olan ... ibareli markaların toplumda bilinirliğinin yüksek olduğu, dolayısıyla da dava konusu markanın davacının mesnet markalarının bir serisi olarak nitelendirilebileceği, taraf markalarında yer alan mal ve hizmetlerin aynı/benzer tür emtialar olduğundan aynı dağıtım kanallarına sahip, marketlerde çoğu zaman aynı raflarda, yan yana konumlandırılabileceği, Ortalama zekadaki bir tüketici tarafından gözlemlendiğinde, ortalama tüketici, marka bütününde markasal nitelikteki unsurları “...” ve “....” şeklinde algılayacak olup “...” kelimesinin varlığından kaynaklı zihninde davacı markalarını anımsayacaktır. Dolayısıyla “...” kelimesinin dava konusu markadaki kullanımı, görsel, işitsel veyahut kavramsal olarak taraf markaları arasında iltibas riskini ortaya çıkaracak nitelikte sonuçlar da doğurabilecektir, Taraf markalarının aynı türdeki gıda ürünlerini kapsadığı, bununla birlikte işaretler arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde bir benzerlik halinin mevcut olduğu, dava konusu markadaki ... kelimesinin markayı farklılaştırmaya yetmediği, bu nedenle tüketicinin iktisadi anlamda birbirinden bağımsız iki farklı marka karşısında olduğunu derhal algılamasını sağlamayacağı, gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle başvuru konusu işaretin, davacı markasını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturacağı, TANINMIŞLIK İDDİALARI; 6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir. 6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır. Davacının ... markasının T/03668 sayı ile TürkPatent Tanınmış Marka Siciline kayıt olduğu görülmüş olmakla birlikte, dava konusu markada yer alan tüm emtialar SMK 6/1 maddesi anlamında benzer bulunduğu için, madde uygulama alanının bulunmadığı, 6/6 BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME 6769 sayılı SMK’nın “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” başlıklı 6. maddesinin 6. bendinde; “Tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir....” denilmektedir. Aynı kanunun yine birinci kitabının beşinci kısmında 25. Maddede; “Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi” başlığı altında, 1. Bentte; “5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.” denilmektedir. Yani, m. 6/6 hükmünde düzenlenen hallerin bir marka tesciline uygulanabilir olması halinde, o tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilmektedir. Buna göre; bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı, alan adı girer. Yargıtay içtihatlarında da açıkça dile getirildiği üzere; KHK 8/3 (SMK 6/3) maddesinde yer alan "ticaret sırasında kullanılan işaret" ifadesinin kapsamı içerisine ticaret unvanları, işletme adları, isim, fotoğraf, telif hakkı vs. sokulabilir. Aynı maddenin 5. fıkrasına (SMK 6/6) göre de, tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismi, ticaret unvanı, fotoğrafı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını kapsaması halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusunun reddedileceği belirtilmiştir. SMK md. 6/6 uyarınca ticaret unvanlarına tanınan koruma, fiilen kullanıldığı faaliyet konularını kapsamakta olup, fiilen kullanılmayan konularda koruma sağlanırsa ticaret unvanları markalara karşı gereğinden fazla korunmuş olur. Ayrıca, bu işaretin ticaret unvanı kullanımından öte ayırt edici özellik kazanacak şekilde tek başına veya baskın unsur olarak aynı tür mal ve hizmetler bakımından markasal kullanımının ispatı gerekir. Yine bu madde kapsamında değerlendirilen alan adları için de korunma sağlanmaktadır. Bir internet alan adının, ticaret alanında kullanıldığının kabul edilebilmesi için, bu alan adının ticari bir faaliyet kapsamında ve kazanç elde etmek amacıyla kullanılması icap eder. Burada önemli olan faaliyetin kazanç etme amacına yönelik olması olup, söz konusu kullanım sonucunda bir kazanç elde edilmiş olup olmamasının sonuca bir etkisi yoktur. Diğer hak türlerinde olduğu gibi, internet alan adı da eskiye dayalı kullanımlar, sahibine üstün ve öncelikli hak bahşeder. Buradaki üstün ve öncelikli hak, internet alan adının kullanıldığı sektörle, mal veya hizmet sınıfıyla sınırlı olduğundan, alan adında eskiye dayalı kullanıma konu olan marka eğer tanınmış ve ayırt ediciliği yüksek bir marka değilse, bu markanın hükümsüzlüğü için açılacak olan davada mahkeme sadece kullanıma dayalı üstün ve öncelikli hak konusu mal ya da hizmetler bakımından söz konusudur. Bu noktada belirtmek gerekir ki internet alan adlarının eskiye dayalı üstün ve öncelikli hak oluşturabilmesi için, alan adı tescili yeterli olmayıp, tescil edilen alan adının aktif olarak ve ticari etki yaratacak biçimde kullanılması icap eder. Dolayısıyla tescil ettirilen ancak herhangi bir içeriğe sahip olmayan internet alan adlarına dayalı olarak, eskiye dayalı üstün ve öncelikli hak sahipliği iddiasında bulunulamaz. Davacının Tüzel kişilik unvanının çekirdek unsurunun ... olduğu, www...com.tr, www.tatgida.com/tr şeklinde alan adlarının bulunduğu görülmüş olmakla birlikte mahkememizce SMK 6/1 maddesi kapsamında tüm malların benzer bulunduğu, KÖTÜ NİYET İDDİALARI İDDİALARI; Somut olayda davacı, markasının tanınmış olması nedeniyle davalının bu ibareyi seçtiğini beyan etmekte ve bu nedenle davalının kötü niyetli olduğunu belirtmektedir. Karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren herhangi somut bir kanıt sunulmamıştır. Bu noktada davalı markasının davacı markalarıyla karışıklığa yol açması tek başına kötü niyet oluşturmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu markada yer alan tüm mallar bakımından ayniyet/benzerlik koşulunun sağlandığı, Bütünsel açıdan değerlendirme sonucunda taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, Dava konusu markada yer alan tüm emtialar benzer bulunduğundan, SMK 6/5 ve 6/6 madde uygulama alanının bulunmadığı, Kötü niyet iddialarının ispat edilemediği, Dava konusu markanın hak düşürücü süre içerisinde tescil işlemlerinin tamamlanmadığı, bu noktada hükümsüzlük yönünden bir değerlendirme yapılamayacağı, .... sayılı kararının iptali koşullarının oluştuğu karar iptal koşullarının oluştuğu, dava konusu ... sayılı markasının karar tarihi itibariyle tescilli olmadığı anlaşılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, ...sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu marka karar tarihi itibariyle tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ...’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 23.987,60.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum ile davalı şahıs vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 2.947,60.-TL Gider Avansı :21.035,00.-TL TOPLAM :23.987,60.-TL

Atıf: Diğer, E. 2025/354, K. 2025/354, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-354-e-2025-354-k-06d61cece2c5