İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/11 E. 2025/479 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/11
Karar No
2025/479
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/11 Esas - 2025/479

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/11 KARAR NO : 2025/479

... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 07/01/2025 KARAR TARİHİ : 19/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/11/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalının “....” ibaresinin 36'ncı nice sınıfında tescili talebi ile başvuruda bulunduğu, itirazlarının reddedildiğini, müvekkilinin "...” ibarelerinin geçtiği pek çok markanın sahibi olduğunu, bu ibarelerin müvekkili markalarında esas unsur konumunda bulunduğunu, dava konusu markada gayrimenkul ibaresinin ilgili sınıfta ayırt ediciliğinin bulunmadığını, net ibaresinin ise jenerik bir ibare olduğunu, bu nedenle markada tali unsur konumunda bulunduğunu, dolayısıyla görsel/işitsel/bütünsel/kavramsal açıdan bıraktığı etkilerin çok benzer olduğunu, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde Alışveriş Merkezleri bulunan ve esas faaliyet alanı gayrimenkuller olan Müvekkili Şirketin ....” ibaresini farklı bir ibare ile Türkiye’de ilk kullanan şirket olduğu ve bu tamlamanın kullanılmasını yaygın hale getirdiği nazara alındığında, dava konusu marka başvurusunun müvekkili tescilli markaları akla getirdiğini ve serisi izlenimini yarattığını, markaların emtia listesinin de benzediğini ve çifte benzerlik şartının karşılandığını, müvekkili şirketin ve dahil olduğu grup bünyesindeki şirketlerin, halk nezdinde ... olarak bilindiğini ve tanınmış olduğunu,....” markasının, Müvekkil Şirkete ait Türkiye’nin en büyük alışveriş, eğlence ve yaşam merkezinin adı olduğunu, 2011 Avrupa Gayrimenkul Ödülleri’nde "En İyi Karma Kullanım Projesi" ve "En İyi Alışveriş Merkezi Geliştirme Projesi" seçildiğini, dünyanın önde gelen perakende ve eğlence sektörü dergisi .... tarafından düzenlenen .... ödülünü aldığını, markanın tanınmış olduğunu, davalı markasının haksız rekabet oluşturduğunu beyan.... sayılı tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraf markalarının görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, Davalı markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve her iki işareti yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki intiba, davacıya ait markanın bıraktığı intiba ile aynı olmadığını, bu nedenle seri marka olarak algılanmayacağını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; Ortalama bir tüketici tarafından davacı tarafından tescil edilen ... ibareli markalar ile müvekkilce tescil edilen .... Gayrimenkul isimli emlak ofisinin kolaylıkla ayırt edilebilir olduğunu, ayrıca iki marka arasında tanınmışlık ve faaliyet gösterdikleri sektör açısından denklik yahut benzerlik de söz konusu olmadığını, davacının gayrimenkul komisyonculuğu yapmadığını, dolayısıyla faaliyet alanı benzerlik koşulunun oluşmadığını, müvekkili markasının .... ibaresi ile başladığını, markaların benzer olmadığını, belirterek davanın reddini ve yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu ... sayılı markanın 36. sınıfta yer alan hizmetler için tescil başvurusunda bulunulduğu, markanın ilk incelemeden geçerek 12.06.2023 tarih ve 422 sayılı Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, davacının “....” ibareli markalarını mesnet göstererek 6/1 ve 6/5 maddelerine dayanarak itiraz ettiği, ... tarafından itirazın reddine karar verildiği, davacının bu karara itiraz ettiği ve dava itirazının nihai olarak .... sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; SMK 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu, EMTİALARIN BENZERLİĞİ; Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “....” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim.... nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Davacının davalı kurum nezdinde itirazına dayanak gösterdiği markaların hepsinde 36. Sınıfın bulunduğu, bunun yanında “...” kalıbıyla seri markalar yarattığı, dava konusu markada yer alan tüm hizmetler, davacı markalarında aynen yer aldığı, İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir . Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. Somut uyuşmazlıkta 36. Sınıftaki hizmetlerin, tüketicinin günlük tüketim rutininde sıkça faydalandığı hizmetlerden olmadığı gibi görece yüksek fiyatlı ve tüketicinin bir ön araştırma sürecinden geçerek tercihlerini somutlaştırdığı türden hizmetler oldukları, ilgili hizmetlerden yararlanma sıklığının düşük olduğu, bu nedenlerle ilgili tüketicinin de bu hizmetlerden yararlanırken daha yüksek dikkat, özen ve seçicilik seviyesinde hareket edeceği değerlendirilmektedir. Bununla birlikte tüketici grubunun dikkat ve özen seviyesinin yükselmesi, ilgili tüketicinin hiçbir hal ve koşulda yanılgı yaşamayacağı yönünde bir yoruma neden olmayacaktır. Dava konusu markanın kelime+şekil markası olduğu, altın renkli bir yuvarlak içerisinde büyük bir N harfinin yer aldığı, bu harfin ikiye bölünmek suretiyle stilize bir biçimde yazıldığı, daha sonra altında .... .... ibarelerinin yer aldığı, yerleşim ve büyüklük bakımından N harfinin markada ilk dikkat çeken kısım olduğu, husumet konusu .... Gayrimenkul ibaresinin markada yer alan Net ibaresine göre daha küçük yazıldığı, davacının kelime markalarının da kelime+şekil markaları da bulunduğu, İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. Kavramsal (anlamsal)benzerlik,kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Husumet konusu olan .... ibaresi İngilizce kökenli bir ibare olup, içinde çok sayıda mağazanın yer aldığı ayrıca, sinema, restoran, eğlence merkezi ve konser salonlarının da olduğu alışveriş merkezleri olarak anılan (AVM) kapalı alanlara verilen isimdir.Dilimize de girmiş bu kelimenin sıklıkla kullanıldığı ve tüketicinin aşina olduğu değerlendirilmektedir. Bu noktada davacı markalarının anlamı ....’nın Alışveriş Merkezi anlamına gelmektedir. Davacı konu markada ... gibi bir anlama sahiptir. Bu noktada oluşturuluş biçimi, cümle yapısı ve içerisinde Alışveriş Merkezi nin geçmesi nedeniyle belli bir seviyede kavramsal benzerlik içerdiği, İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Yargıtay ve AB Adalet Divanı birçok kararında, tüketicilerin zihninde, kelime markalarında başta yer alan harflerin ortada veya sondaki harflere nazaran daha fazla akılda kaldığını, bu bağlamda sözcüklerin ilk heceleri, ilk seslerinin farklı olmasının kulaktaki izi değiştirdiği vurgulanmaktadır. Sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerindeki ayniyetin karıştırma ihtimaline yol açabileceği gibi tam tersi de geçerli olabilecekt....” adlı eserde; “Soldan sağa okuma prensibi gereği tek sözcükten oluşan markalarda sözcüğün ilk hecesi, birden fazla sözcükten oluşan markalarda ise ilk sözcük ortalama tüketicilerin dikkatini daha fazla çekmekte ve bu kısımlar diğer kısımlara nazaran daha fazla hatırlanmaktadır. Bu nedenle sözcük markalarında başlangıç kısmındaki benzerliğin markaların benzer olma ihtimalini arttırdığı, buna karşılık markaların başlangıç kısmındaki farklılıkların markaların benzerlik ihtimalini azalttığı kabul edilmektedir.” denilmektedir. Taraf markaları yazıldığı şekilde okunacaktır, dava konusu marka .... gayrimenkul şeklinde iken, davacı markaları de .... ibaresi ile başladığı ancak bu kelimenin tek hece olduğu, yine uzun bir kelime olan Gayrimenkul ibaresini içerdiği, ancak ... ibaresinin aynen yer almasından kaynaklı çok küçük de olsa fonetik bir benzerlik içerdiği, Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Bu açıklamalardan sonra dava konusu markanın kelime ve şekil markası olduğu, altında kelime unsuru olarak NET ... GAYRIMENKUL ibaresinin yer aldığı, davacı markalarında ... kelimesinin harfsel benzerliği dışında bir benzerlik bulunmadığı, Bu noktada.... ibaresinin ayırt edici gücünden bahsetmek gereklidir. Ayırt edici gücü yüksek olan markalarda karıştırılma ihtimali daha kolay bir şekilde ortaya çıkacakken, zayıf markalar bakımından tam tersi olacaktır. Zayıf markalar, ayırt edici gücü düşük olan, tescili istendiği mal/hizmetle alakalı olan veyahut günlük hayatta herkesçe ve her yerde kullanılan sıradan sözcüklerden seçilmiş markalar olarak tanımlanabilir. Yaratım bir ibarenin akılda kalma gücü ile sıradan, sıklıkla kullanılan bir ibarenin akılda kalma gücü aynı değildir. Bu noktada zayıf markanın koruma alanı daha dardır. Bu şekilde sektörel anlamda kullanımı yaygın olan ve ayrıca tüketicinin de ilk ve öncelikli olarak ibareyi yaygın olarak bilinen anlamı ile algılayacağı kelimeleri marka olarak tercih eden kimselerin, kendisi ile aynı sektörde faaliyet gösteren rakiplerinin de anılan ibare üzerinde eşit orandaki kullanım hakkına katlanması gerekeceği, Günümüz Alışveriş merkezlerinin öncüsü 1931 yılında ... Bu merkezin özelliği, tek mülkiyet altında, tek imaja sahip olarak faaliyet gösterip, merkezi olarak yönetiliyor olmasıdır.Dünyada hızla yayılan alışveriş merkezleri kendilerine değişik isimler seçmektedir. Ancak bunların ortak noktası “....” kelimesini taşıyor olmalarıdır. Örneğin ....’da da ...” AVM bulunmaktadır. Günümüzde dünyanın en büyük alışveriş merkezi .... dır. 2.500 den fazla mağaza, konser salonu, sanat galerisi, buz pateni sahası, spor salonu, tenis kortları, bowling, tema park ve havuz yer almaktadır. Alışveriş merkezleri 21. Yüzyıl tüketicisinin her tür gereksinimini karşılamayı amaçlayan çağdaş, dinamik ve canlı yaşam merkezleri olarak kabul edilmektedir. Günümüzde şehirlerin sanatsal yapıları olarak inşa edilen alışveriş merkezleri, tek mülkiyet altında, tek imaja sahip ve merkezi bir yönetim tarafından idare edilmesi nedeniyle geleneksel alışveriş merkezlerinden ayrılmaktadır.Alışveriş merkezlerinin özelliği, bireylerin ve ailelerin gereksinimlerini bir defa alışveriş yaparak (one stop shopping) karşılamaları amacıyla, özel mülk sahiplerince, çok çeşitli dükkânların bir araya getirilerek koordineli ve bir sistem dâhilinde yönetilmesidir. Ayrıca bu merkezler, tüketicilerin alışveriş gereksinimleri yanında, hem sosyal (eğlence ve dinlence) hem de kültürel gereksinimlerini de karşılamaya yönelik hizmetler sunmaktadır .... Alışveriş merkezlerinin yönetimi içinde yapılması gereken faaliyetlerin başında şu işler gelmektedir: Alışveriş merkezi içinde yer alan kiracıların ve destek ünitelerinin bir bütün içinde sistematik olarak tek merkezden yönetilmeleri, kiracı karışımının belirlenmesi, kira sözleşmelerinin yapılması, işletme giderlerinin belirlenmesi ve tahsilatı, merkez içinde yer alan kiracılara eşit hizmet vererek onları yönetmek, alışveriş merkezi adına reklam, satış geliştirme, halkla ilişkiler, tanıtım ve kişisel satış faaliyetlerinin tek merkezden yönetilmesi, alışveriş merkezi yönetiminde yer alan personelin (büro elemanı, temizlik işçisi, bahçıvan, teknik eleman vb.) istihdamının merkez tarafından yapılması ve idare edilmesi, kiralanan dükkânların mali işlerinin yürütülmesi, merkezin güvenliğinin sağlanması, alışveriş merkezinin bakım-onarım faaliyetlerinin organizasyonu ve yürütülmesidir. Organize alışveriş merkezleri (ShoppingMalls) ise; bünyesinde ana kiracı olarak (çapa kiracı) bir veya daha fazla departmanlı mağaza bulundurmaktadırlar. Ayrıca alışveriş merkezinde çok sayıda büyüklü küçüklü özellikli ve beğenmeli mal satan mağazalar (2.000 mağaza bile olabilmekte), sosyal ve kültürel etkinliklerin sunulduğu özel mekanlar, otel, tema parklar yer almaktadır. Bu noktada MALL ibaresinin sıklıkla kullanıldığı ( özellikle ilgili sektörde) ve ayırt edici gücünün düşük olduğu ortadadır Ankamall, Metromall, Primemall vb gibi. Davalı kurum nezdinde de kelime+mall ya da mall+kelime şeklinde çok sayıda marka ve hatta ... söz öbeği ile tescil edilmiş markalar bulunduğu da görülmektedir. Zayıf bileşenlerin karıştırma ihtimali etkisi hususunda ülkemizin de kabul edip imzaladığı 02.10.2014 tarihinde yayınlanan “Nispi Ret Nedenlerine İlişkin Ortak Uygulama Hakkında Ortak İletişim – Karıştırılma İhtimali (Ayırt edici olmayan/zayıf bileşenlerin etkisi)” başlıklı mutabakat metninin de değerlendirme yapılırken göz önüne alınması gereklidir. Bu Uygulamanın amacı, markaların ayırt edici olmayan/zayıf bileşenlerinin karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde etkisine yönelik yaklaşımda bir bütünlük sağlamaktadır. Anılan Mutabakat metninin 5.3 maddesi; “Markalar düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılacaktır. Örtüşmeyen bileşenlerin benzerlikleri/farklılıkları ve ayırt edicilikleri ele alınacaktır.” şeklindeyken, aynı metnin 5.4 maddesi; “Sadece ayırt edici olmayan bileşenlerin örtüşmesi karıştırılma ihtimali meydana getirmez.”şeklindedir. Bu noktada markaların ortak unsurlarının düşük ayırt edici niteliği haiz olduğu durumlarda işaret benzerliği incelemesinde ortak olmayan unsurlar ve genel izlenim belirleyici olacaktır. Diğer bir ifadeyle, markalar düşük düzeyde ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin ayırt etme güçleri ve markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılacaktır. Karşılaştırma konusu işaretlerde ortak unsur dışında diğer unsurların daha düşük seviyede ayırt ediciliğe sahip olması veya diğer unsurların işaretlerde belirgin olmayan görsel bir etkiye sahip olması ve bu nedenle işaretlerin düşük ayırt edici niteliğe haiz ortak unsur sebebiyle genel izlenimlerinin benzer olması nedeniyle markalar benzer bulunabilecektir. Aksi halde ayırt edici özelliği düşük ibarelerin ortak unsur olarak yer almasından kaynaklı otomatik bir benzerlik kurulması mümkün değildir. Somut olay yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde değerlendirildiğinde; ... … söz öbeğinin zayıf bir ibare olduğu,alışveriş merkezi anlamında kullanıldığı, arkasına gelen kelimeyi nitelelediği, bu davada gayrimenkul alışveriş merkezi anlamında kullanıldığı,zaten marka görseli içinde de diğer kelime lere nazaran daha küçük yazıldığı için ön planda olmadığı,dava konusu markada yerleşim bakımından ön planda N harfinin yer aldığı, bununla beraber her ne kadar kullanım sıklığı çok olsa da .... ibaresinin ilgili sınıf bakımından bir tanımlayıcılığı bulunmadığınından yeterli düzeyde ayırt edici gücü olduğu ve marka algısı yaratabileceği ve dava konusu markanın hem ilave kelime içermesi hem de görsel açıdan farklı oldukları ve genel izlenim bakımından farklılıkların belirgin olduğu, bu nedenle ayırt ediciliği oldukça küçük olan .... ibaresinin markaları benzer kılmaya yetmeyeceği, markaların bölünmezliği ilkesi gereğince de sadece bu ibarenin varlığı markaları bütünsel açıdan benzer kılmaya yetmeyeceği, tüketici dikkat seviyesinin ilgili emtia sınıfı bakımından yüksek olması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, TANINMIŞLIK İDDİALARI; Davacının davalı kurum nezdinde karara itiraz aşamasında sunmuş olduğu ekran görüntülerinde .... ilişkin bilgilendirme metninin yer aldığı, bu yazıda çeşitli ödülleri aldığı, Youtube da çeşitli tanıtıcı reklam filmlerinin yer aldığı, A.... konseri, stand-up gösterileri, Suzan Kardeş konseri, Kral Şakir çizgi film gösterimi gibi sanatsal faaliyetlere ilişkin tanıtım bröşürlerinin eklendiği, ancak sunulan delillerin davacı markalarının tanınmışlığını ispata yetmeyeceği, zaten dava konusu markaların benzer de olmadığından bu madde koruma şartlarının oluşmadığı, Netice itibariyle, Taraf emtialarının aynı olduğu, Markalar arasında bütünsel açıdan belirgin farklar olduğu ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, Davacı tarafından sunulan delillerin tanınmışlığı ispata yetmediği, .... sayılı kararının iptali koşullarının oluşmadığı sonuçlarına ulaşılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/11, K. 2025/479, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-11-e-2025-479-k-cef00e440eaf