Danıştay · Danıştay

Danıştay 2022/372 E. 2023/3018 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2022/372
Karar No
2023/3018

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/372 Karar No : 2023/3018 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 18/05/2021 tarih ve E:2016/56152, K:2021/1410 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/05/2021 tarih ve E:2016/56152, K:2021/1410 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmediğinden işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan beraat kararının istinaf yoluna başvurulmadan kesinleştiğinin görüldüğü, Davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, iltisak ve irtibat yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları ve kendi beyanı yönünden, örgüt mensubu olduğuna, hakimlik stajı döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, hakimlik stajı sırasında yıllık komitesinde görev aldığına, örgüte burs adı altında para yardımında bulunduğuna, HSK üye seçimlerinde bağımsız adayları desteklediğine ve bu nedenle adının muhalif olarak ihbar edildiğine yönelik tanık ifadeleri ile kendi beyanı ve vekilinin beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Yıllık (Albüm) kurulu üyeliği yönünden, davacının 3. dönem avukatlıktan geçen adli yargı hakim/savcı adaylığı döneminde yıllık (albüm) kurulu üyesi olarak görev aldığı, davacının örgütün yargıda etkin olduğu dönemde yıllık (albüm) kurulu üyeliği yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, savunması alınmadan ihraç kararı verildiği, Anayasa ve 2802 sayılı Kanunda öngörülen soruşturma usullerine uyulmadan tesis edilen dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, OHAL dönemi yürürlüğe giren KHK hükümlerinin sadece o dönemle sınırlı olarak sonuç doğurmasının gerektiği, dava konusu işlemin hayatının tamamı için olumsuz sonuçlar doğurduğu, ortada şekil yönünden sakat bir işlem olduğu, 15 Temmuz darbe girişiminde devletin kendini korumak için birtakım tedbirler almasının olağan olduğu ancak tehlikenin bertaraf edilmesinin ötesinde ölçüsüz şekilde ihraç kararı verilmesinin hukuken kabul edilemez olduğu, dava konusu işlemin maksat yönünden de sakat olduğu, devletin özellikle 2013 yıllına kadar bu örgütün yanında olması sebebiyle tehlikenin farkına varılamadığı, davanın açıldığı tarihte ceza evinde bulunması nedeniyle dava dilekçesini avukatlarının hazırladığı ve 2014 yılı HSK seçimlerine ilişkin beyanlarının yanlış kaleme alınmış olduğu, 2014 seçimlerinde arkadaşı A.Ç. 'nin Yargıda Birlik Platformundan aday olduğu ve kendisinin de seçim dönemi bu platformu desteklediği, ancak meslek vakarı gereğince hiçbir meslektaşla çekişmeye meydan vermemek adına bütün adaylara ve meslektaşlara saygı çerçevesinde davrandığı, örgütle bir bağı ve irtibatının bulunmadığı, ceza yargılamasında da beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, mesleğini Ardahan Göle ilçesinde yaptığı, mesleğini yaparken hiçbir kişiye ayrım gözetmediği, Anayasa'ya sadakatinden hiçbir zaman ödün vermediği, hukuka aykırı temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere, ceza yargılaması sonucunda davacının hakkındaki beraat kararı 27/09/2019 tarihinde kesinleşmiştir. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 18/05/2021 tarih ve E:2016/56152, K:2021/1410 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 07/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2022/372, K. 2023/3018, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2022-372-e-2023-3018-k-3d119c813497