Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2025/11834 E. 2025/10149 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2025/11834
- Karar No
- 2025/10149
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2025/11834 Karar No : 2025/10149
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ... Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun, Danıştay Beşinci Dairesinin 15/10/2024 tarih ve E:2021/3840, K:2024/15492 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle açıklamalı olarak reddi yolunda verilen ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Gerekçeli karar hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, HTS kayıtlarına ilişkin bilirkişi raporu alınmadığı, ardışık aramaya ilişkin hususların varsayıma dayalı olarak delil kabul edildiği, savunma hakkı tanınmadan tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi:... Düşüncesi:İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 3. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir." kuralına, 4. fıkrasında, “Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.” kuralına, 5. fıkrasında da, “Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir.” kuralına yer verilmiştir. Belirtilen hükümlerin değerlendirilmesinden; ilk derece mahkemesince verilen kararda istinaf aşamasında tespit edilen maddi veya hukuki eksikliklerin bölge idare mahkemesi tarafından tamamlanarak nihai kararın da bölge idare mahkemesi tarafından verileceğinin genel kural olduğu; ancak, mahkemenin ilk inceleme üzerine vermiş olduğu kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunun haklı görüldüğü veya ilk derece mahkemesindeki davaya görevsiz ya da yetkisiz mahkeme tarafından yahut reddedilmiş ya da yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olduğu hallerde, bölge idare mahkemesince karar kaldırılmak suretiyle dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulması durumunda istinaf başvurusunun reddine; hukuka uygun bulmaması durumunda ise istinaf başvurusunun kabulü ile kararı kaldırarak işin esası hakkında yeniden bir karar verecek olan bölge idare mahkemelerince, istinaf incelemesine konu kararın ilk inceleme üzerine ya da görevsiz veya yetkisiz mahkeme tarafından yahut reddedilmiş ya da yasaklanmış hakim tarafından bakılmış bir davada verilmiş bir karar olmadığı sürece dava dosyasının tekrar bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilemeyeceği açıktır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 29/12/2022 günlü, 32058 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 26/10/2022 günlü, E:2022/89, K:2022/129 sayılı kararında "Uyuşmazlığın bir kısmı hakkında inceleme yapılmadan hüküm kurulması, dava hakkında eksik hüküm kurulması, dava dosyasının tekemmül ettirilmeden uyuşmazlık hakkında karar verilmesi, davanın konusunun hatalı nitelendirilmesi suretiyle yargılama yapılması, duruşma yapılmadan karar verilmesi, dava dilekçesinin reddini veya merciine tevdiini gerektiren sebeplerin bulunmasına rağmen esas hakkında karar verilmiş olması, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına veya davanın incelenmeksizin reddine dair kararların hukuka aykırı bulunması, eksik veya yanlış hasımla davanın görülmesi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında uyumsuzluk bulunması, görüşme tutanağı ile kararın çelişkili olması ve benzeri usule ilişkin durumlarda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının bu mahkemeye gönderilmesi gerektiği, bu eksikliklerin istinaf merciince giderilerek işin esası hakkında bir karar verilmesinin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesine, adil yargılanma hakkına, gerekçeli karar hakkına, kanuni hâkim ve iki dereceli yargılama ilkelerine aykırılık teşkil ettiği" iddialarıyla yapılan ve 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrasının birinci cümlesinin "...İlk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde,..." bölümünün iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itirazın, temyize tâbi kararlar yönünden reddine karar vermiştir. Anılan kararda; Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrasında yer alan hâllerin dışındaki usul hatalarının bulunması durumunda bölge idare mahkemesinin dosyayı ilk derece mahkemesine gönderemeyeceği ve davanın esasını da kendisinin karara bağlayacağı gerekçesine yer verilmiş, Kanun'da belirtilen hâller dışında istinafın gerekli incelemeyi yaparak nihaî karar vereceğinin açık olarak düzenlendiği vurgulanmıştır. Buna göre; Dairemizin 15/10/2024 tarih ve E:2021/3840 K:2024/15492 sayılı bozma kararına konu Mahkeme kararının ilk inceleme üzerine verilen kararlardan olmaması ve yukarıda alıntısı yapılan 2577 sayılı Kanun'un 45/5. maddesinde sayılan sınırlı haller arasında yer almaması nedeniyle, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanun'un 45/4. madde hükmü uyarınca işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 5. fıkrasına göre dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesi kararı usule ve hukuka uygun görülmemiş ise de, usul ekonomisi ilkesi gereği gelinen aşamada bozma sebebi görülmemiştir. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 02/10/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.