Danıştay · 3. Daire
Danıştay 3. Daire 2024/2403 E. 2024/5350 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 3. Daire
- Esas No
- 2024/2403
- Karar No
- 2024/5350
T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2403 Karar No : 2024/5350 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ...Ticaret Anonim Şirketi İflas İdaresi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirketin 2016 yılında gerçekleştirdiği indirimli orana tabi teslimlerinden kaynaklanan ve 2017 yılının Ekim ayında talep edilen katma değer vergisinin mahsuben iadesi talebinin ... tarih ve ... sayılı düzeltme fişiyle kısmen reddi ile kısmen bloke edilmesine dair işlemin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı şirketin ilaç üretim faaliyetini aktif bir şekilde yerine getirdiği hususunda ihtilaf bulunmadığı gibi bahse konu sigortalı işçilerin işyerinde ikmal edilen asıl iş olan serum/ilaç imalatında fiilen çalıştırıldıklarının şirket nezdinde yapılan yoklamalarda tespit edildiği, 2015 yılında 119 bordrolu çalışanı bulunduğu, 312 kişinin de işgücü temin hizmeti kapsamında çalıştırıldığı, 2015 ve 2016 yıllarında hizmet alımlarına ait ödemelerin bir kısmının çek, geri kalanının ise banka kanalıyla doğrudan çalışanlara ödendiği, ... Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi hesaplarının 2013 yılının Haziran ayında bloke edilmesi sonrasında anılan şirket yetkilisinin talebi üzerine aynı fabrikada çalışan personelin maaşlarının aynı anda hesaplarına geçmesinin sağlanması amacıyla çalışanların maaşlarının da doğrudan davacı şirket tarafından ödenmesinin amacının çalışma barışının gerçekleştirilmesi olduğu, söz konusu firmaya olan borç tutarından bu ödemelerin mahsup edildiği, geri kalan borç tutarının ise çek ile ödendiğinin beyan edildiği, prim borçlarının daha da artmaması, tasfiye yoluna gidilmemesi ve benzeri nedenlerle Sosyal Güvenlik Kurumu'nu yanıltmaya yönelik olarak iş ve işlemlerde bulunulduğu iddia edilmiş ise de davacı şirketin faaliyetinin gerçek olduğu ve üretimin, hizmet aldığı anılan firma ile ... Ticaret Limited Şirketi adına sigortalı işçiler tarafından gerçekleştirildiği hususunda ihtilaf bulunmadığı gibi fatura içeriği hizmetin ifa edilmediği hususunda da herhangi bir tespit bulunmadığı, öte yandan, yüklenime konu edilen makine, cihaz ve demirbaş içerikli iki adet faturayı düzenleyen ... Sanayi ve Ticaret limited Şirketi hakkında da PVC alüminyum doğrama imalatı satış ve montaj faaliyeti dışında kalan tüm faturaların sahte olduğu yönünde tanzim edilen vergi tekniği raporuna atıf yapılmak suretiyle davacı adına bu şirketin düzenlediği faturaların gerçeği yansıtmadığı belirtilmiş ise de sadece anılan firma hakkındaki vergi tekniği raporunda yer verilen bir değerlendirmeye istinaden düzenlediği faturaların gerçek bir emtia teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığı kanaatine varıldığı; ancak, defter ve belgeleri, banka hareketleri, nakliye ve sevk durumları yönünden bir inceleme yapılmadığı, anılan firmaların düzenledikleri faturaların sahte olduğu hususu somut olarak ortaya konulamadığı; dolayısıyla, davacı şirket adına düzenlenen faturaların gerçek bir hizmet ifası ve emtia teslimine dayandığı, Geksis kontrolleri sonucunda iadesi talep edilen katma değer vergisinin 63.946,64 TL'nin bloke, 39.932,30 TL'nin ise tenzil edilmesi işlemleri yönünden ise söz konusu işlemlerin sadece anılan kontrol verilerine dayandığı bu işlemlere yönelik geçerli bir araştırma gerçekleştirilmediği, işlemlerin somut ve geçerli tespitlere dayanmadığının anlaşıldığı, ayrıca 2015 yılının Aralık döneminden devreden katma değer vergisinin azaltılmasına dair işlemin ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla iptal edildiği gerekçesiyle iptal edilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı şirketin yüklenim listesinde bulunan firmaların düzenledikleri faturaların sahte olduğu, haklarında tanzim edilen vergi tekniği raporları ile saptandığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 15/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY: 213 sayılı Vergi Usul Kanun'un 3. maddesinin (B) işaretli fıkrasında vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, gerçek mahiyetin, yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia edene ait olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanunu'nun 30. maddesinin birinci fıkrasında re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış; maddenin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendinde, defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması hali re'sen tarh sebebi olarak öngörülmüş; yine aynı Kanunun 134. maddesinde ise, vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, saptanması ve sağlanması olduğu kurala bağlanmıştır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinin birinci fıkrasında ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olarak tanımlanmış; aynı Kanun'un 94. maddesinin birinci fıkrasında da, kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin, bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları belirtildikten sonra, fıkranın (1) numaralı bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), Kanun'un 103 ve 104. maddelerine göre tevkifat yapılacağı belirtilmiştir. Bakılmakta olan davada, davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu ile işgücü temin hizmet alımına ilişkin faturaları düzenleyen, 2015 yılında 6.314.643,76 TL ve 2016 yılında 2.675.364,34 TL tutarındaki hizmet satışını sadece davacı şirkete yapmış olan, çalışanlarla ilgili SGK’ya 7.904.519,17 TL borcu bulunan, davacı şirketle aynı adreste faaliyette bulunan, faaliyete başlanılan tarihten itibaren neredeyse hiçbir vergi borcunun ödenmediği ve hiçbir varlığı bulunmadığı tespit edilen, yakın akrabalık ilişkisi bulunan şahıs adına tescil ettirildiği belirtilen ... Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi ile 2016 yılında 8.826.196,26 TL, 2017 yılında 14.741.435,00 TL, 2018 yılında 16.806.263,00-TL, 2019 yılında 19.229.912,00 TL ve 2020 yılında ise 2.597.921,00 TL tutarındaki hizmet satışını sadece davacı şirkete yapmış olan, çalışanlarla ilgili SGK’ya 5.838.301,92 TL borcu bulunan, yapılan yoklamalarda iş yeri adresinde bulunamayan, faaliyete başlanılan tarihten itibaren neredeyse hiçbir vergi borcunun ödenmediği ve hiçbir varlığı bulunmadığı tespit edilen, davacı şirketin eski çalışanı olan şahıs adına tescil ettirildiği belirtilen ... Ticaret Limited Şirketi hakkındaki vergi tekniği raporlarında yer verilen tespitler dikkate alındığında; söz konusu faturaların, gerçek bir hizmet alım satımına dayanmadığını sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğunu kanıtlamaya yeterli olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Dolayısıyla faturaların bu nitelikte olması, çalışanlara ilişkin maaş, prim, tazminat gibi her türlü ödemelerin davacı şirketin banka hesaplarından yapıldığının ortaya konulması ve diğer tespitler, bu çalışanların davacı şirketin çalışanları olduğunun da kabulünü gerektirmesi karşısında; işlemde hukuka aykırlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Aksi gerekçe ile verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.