Danıştay · 13. Daire
Danıştay 13. Daire 2019/2269 E. 2024/1585 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 13. Daire
- Esas No
- 2019/2269
- Karar No
- 2024/1585
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/2269 Karar No:2024/1585 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLLERİ : Av. ..., Av.... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1-...2- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun, Demirbank TAŞ'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devrine ilişkin 06/12/2000 tarih ve 24252 sayılı (Mükerrer) Resmî Gazete'de yayımlanan 06/12/2000 tarih ve 123 sayılı kararı neticesinde kaybettikleri Demirbank TAŞ'ye ait hisse senetlerinin bedellerinin tazmini amacıyla davalı idareye yaptıkları başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Demirbank'ın ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Fon'a devrine ilişkin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı ile Banka'nın HSBC'ye devrine ilişkin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kararının yargı kararları ile iptal edildiği, ancak Banka'nın Fon tarafından HSBC'ye devredilmesinin ardından ticaret sicilinden terkin edilmek suretiyle tüzel kişiliğine son verildiği ve tüzel kişiliğine son verildikten sonra ortaya çıkan yargı kararlarının ise hukukî ve fiili imkânsızlıklar sebebiyle uygulanamadığı anlaşıldığından, gerek idarenin eylem veya işlemleri dolayısıyla ortaya çıkan zararlara ilişkin kusursuz sorumluluğu çerçevesinde tazmin yükümlülüğünün doğmuş olması gerekse aynı konuya ilişkin olarak başka bir şahsın yaptığı başvuru üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce (Reisner/Türkiye) ilgili şahsın mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiş olması karşısında, hukuka aykırılığı yargı kararları ile sabit olan bahsi geçen idari işlemlerden kaynaklanan zararın tazmin edilmesi gerekirken davacının bu yönde yapmış olduğu başvurusunun zımnen redine yönelik dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davanın kesin hüküm ve süre yönlerinden reddinin gerektiği, davacının doğrudan tarafı olmadığı bir davada verilen AİHM kararı ile kaçırılan dava süresini yeniden canlandırmaya çalıştığı, davanın kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddinin gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından, temyiz istemine konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ...İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 02/04/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından, Demirbank T.A.Ş.'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devrine ilişkin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) kararı neticesinde kaybettikleri Demirbank T.A.Ş'.ye ait hisse senetlerinin bedellerinin tazmini amacıyla davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, İstanbul 11. İdare Mahkemesi'nce dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, anılan karara karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi tarafından reddedilmiş olup, anılan kararın davalı idare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmiştir. Her ne kadar, davacılar tarafından tazminat talebine dayanak olarak BDDK kararı gösterilmiş ise de davacılar, sahibi olduduklarını iddia ettikleri Banka hisse senetlerinin mülkiyetini, BDDK'nın kararıyla değil, Fon'un ... tarih ve ... sayılı kararı sonucunda kaybetmiştir. Dolayısıyla, oluştuğu iddia edilen zararla BDDK'nın Danıştay Onuncu Dairesi'nin kararlarına konu olan 06/12/2000 tarih ve 123 sayılı kararı ve Danıştay Onuncu Dairesi'nin iptal kararı üzerine verilen 05/12/2005 tarihli ve 1523 sayılı kararı arasında bir nedensellik bağı bulunmamaktadır. Banka hisselerinin mülkiyetinin Fon'a intikali ise, 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14. maddesinin (5) numaralı fıkrasının (a) bendinin (ab) alt bendinde yer alan "Fon ... hisselerin tamamına sahip olmak kaydıyla, sermayesine tekabül eden zararlarını devralmaya yetkilidir. Devralınan zararlara istinaden yapılacak ödemelerin karşılığını temsil eden hisseler başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Fon'a intikal eder." kuralına dayanmaktadır. Bu hüküm çerçevesinde alınan Fon'un ... tarih ve ... sayılı kararıyla da, "birikmiş zararının, sigortaya tabi mevduatının altında olduğu dikkate alınarak, Banka hakkında 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendinin (ab) alt bendi hükmü uygulanarak, Banka hisse senetlerinin tamamının, Banka zararının ödenmiş sermayeye tekabül eden 275.000 milyar TL tutarındaki kısmının, adı geçen Banka'ya aynı tutarda yapılacak ödeme karşılığında devralınmasına ve hisse senetlerinin Banka pay defterine Fon adına kaydedilmesinin Banka Yönetim Kurulu Başkanlığı'ndan istenilmesine" karar verildiğinden, davacıların sahip oldukları Banka hisse senetlerinin mülkiyetini kaybetmelerinde BDDK'nın herhangi bir işlevi bulunmamaktadır. Bilindiği gibi, idarenin 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca sorumlu tutulabilmesi için, davacının zarara uğramış olmasının yanı sıra, zararın yargı kararını idarenin keyfi şekilde yerine getirmemesinden kaynaklanması da gerekmektedir. Oysa, dava konusu olayda, uğranıldığı iddia edilen zararın dayanağı, Danıştay Onuncu Dairesi'nin 05.11.2004 tarih ve E:2004/8038, K:2004/7170 sayılı kararının uygulanmaması değildir. Çünkü Danıştay Onuncu Dairesi, Banka'nın temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Fon'a devredilmesine ilişkin Kurul kararını iptal etmiştir. Dolayısıyla, iptal kararının uygulanması çerçevesinde hukuken ve fiilen imkân bulunması hâlinde yapılacak olan işlem, temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimin iadesidir. Görüldüğü üzere, iptal kararının uygulanması çerçevesinde BDDK tarafından yapılacak işlemler arasında hisselerin mülkiyetinin iadesi yer almamaktadır. Kaldı ki, 20/09/2001 tarihi itibarıyla HSBC Bankası ile Fon arasında hisse devri sözleşmesi imzalandığı, fiilî hisse devrinin 30/10/2001 tarihi itibarıyla gerçekleştiği ve BDDK'nın ... tarih ve ... sayılı kararı ile Banka'nın HSBC Bankası ile birleştirilmiş olduğu dikkate alındığında, artık ortada Banka'nın tüzel kişiliğinin bulunmaması nedeniyle hisselerin varlığından da söz edilemeyeceğinden, davacının hisse bedelleri karşılığının tazmini istemiyle BDDK'ya yaptığı başvurusunun reddinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacıların bankanın ihdası ile hissedarlık haklarının iadesi için yaptıkları başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabul edilerek dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.