Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/87 E. 2026/238 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/87
- Karar No
- 2026/238
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:16/10/2025 DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:16/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:03/03/2026
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/07/2024 tarihinde, davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olan, davalı ... Taşımacılık ... Hizmetleri Ticaret Ltd. Şti. adına kayıtlı, diğer davalı ...'un idaresindeki ... plaka sayılı aracın park halindeki davacıya ait ... plaka sayılı araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası sonucunda davacı aracında hasar oluştuğu ve aracın değer kaybına uğradığı, tamir süresince araçtan mahrum kalındığı, davalı sürücünün tam kusuru sonucu kazanın vuku bulduğunu beyanla ve artırılmış haliyle 25.000,00 TL araç değer kaybı zararı ile 6.210,00 TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplam 31.210,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden faiz işletilmesi ve sadece araç değer kaybı zararından sınırlı sorumlu tutulması kaydıyla olay tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; dava öncesi müvekkili şirkete yapılan müracaat sırasında tazminat hesaplamasına esas olan belgelerin eksiksiz ibraz edilmediğinden sigorta şirketine başvuru koşuluna ilişkin dava şartının usulünce yerine getirilmediği, belirsiz alacak davası açılması için gerekli kriterlerin somut davada bulunmadığı, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde trafik sigorta poliçesi bulunduğu ve sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, sigorta genel şartları kapsamında ve azami poliçe limitiyle sınırlı olduğu, uyuşmazlık konusu trafik kazasına ilişkin olarak davacıya ait aracın kasko sigortacısına 30/10/2024 tarihinde 52.852,50 TL rücu hasar ödemesi yapıldığı, yine davacıya 06/01/2025 tarihinde 35.000,00 TL değer kaybı zararı ödendiği, yapılan tediyeler ile müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan tüm yükümlülüğünü yerine getirdiği, bakiye zarar alacağı kalmadığı, kusurun ve bakiye zarar iddialarının usulünce ispatı gerektiği, araç mahrumiyet zararına ilişkin alacak kaleminden müvekkili sigortanın sorumlu olmadığı, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin dava tarihinden ve yasal faiz ile sınırlı sorumlu olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. Davalı ... Taşımacılık ... Hizmetleri Ticaret Ltd. Şti. vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığı, uyuşmazlığın mahiyeti gereği Asliye Hukuk Mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği, belirsiz alacak davası biçimde ikame edilmesinde davacının hukuki yararının bulunmadığı, davacının tazminat taleplerinin müvekkiline ait aracın trafik sigortacısı tarafından sigorta poliçesiyle teminat altına alındığı, davalı sürücünün kusuru bulunmadığı, aksi durumda ise sigorta şirketinden zararın tazmin edilmesi gerektiğinden müvekkili şirkete husumet düşmeyeceği, talebin zamanaşımına uğradığı, kusurun ve zararın usulünce ispatı gerektiği, uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin davacıya sigorta şirketi tarafından araç değer kaybı ödemesi yapıldığı, araç mahrumiyet zararının ispatı bakımından dosyaya sunulmuş somut delil bulunmadığı, ayrıca tamir sürecinde davacıya araç temin edilip edilmediğinin araştırılmadığı, aksi durumda ise makul tamir süresi ve günlük araç temin ücreti esas alınarak belirtilen zarar kaleminin hesaplanması icap ettiği, ayrıca dava öncesi temerrüt oluşmadığından ve olayın da haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklandığından ancak dava tarihinden ve yasal faiz isteminde bulunulabileceğini beyanla davanın reddini istemiştir. DELİLLER: Maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı, tazminat bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; davalı sürücünün geri manevra yaptığı sırada kontrolsüzce park halindeki davacıya ait araca çarptığı olayda asli ve tam kusurlu kabul edilmiş, tazminat bilirkişi raporunda araç değer kaybı zararının 42.000,00 TL olarak hesaplandığı, yine araç mahrumiyet zararı yönüyle yapılan değerlendirmede makul tamir süresi 6 gün ve günlük araç kiralama bedeli 1.150,00 TL esas alınarak 6.900,00 TL araç mahrumiyet zararı hesaplandığı ve bu bedelden %10 amortisman bedeli mahsup edilerek nihai ikame araç bedeli zararının 6.210,00 TL olarak tespit edildiği, itiraz üzerine hazırlanan ek raporda araç mahrumiyet zararıyla ilgili kök raporda değişiklik yapılmadığı, sigorta şirketinin ödemesi dikkate alınarak bakiye 25.000,00 TL değer kaybı zararı hesaplandığı, ek raporun usule uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve 25.000,00 TL araç değer kaybı zararı ile 6.210,00 TL araç mahrumiyet bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, hükmedilen tazminat için davalı sigorta şirketin yönden 25/11/2024 temerrüt tarihinden, diğer davalılar bakımından 11/07/2024 tarihinden avans faizi işletilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava öncesi sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine ödeme alınamadığını, daha sonrasında ise aracın tacir olan davalı şirket adına kayıtlı olması ve ticari niteliğinin bulunması, ticari faaliyeti sırasında kazanın meydana gelmesi ve davalı sigorta şirketinin dosyada yer olmasından dolayı zorunlu olarak arabulucu yoluna gidildiğini, muhakeme sonucunda davanın kabulüne karar verildiği ve arabulucu ücretinin yargılama gideri kapsamında olup davalılara yükletilmesi gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talebi gibi karar verilmesini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava öncesi müvekkili sigortaya başvuru yapılmasına ilişkin dava şartının KTK 97. maddede öngörülen biçimde yerine getirilmediğini, gerekli olmamasına rağmen arabulucu sürecine müracaat eden davacının arabuluculuk ücretini ödemekle yükümlü olduğunu beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, trafik kazası sonucu araç hasarından kaynaklı maddi tazminat isteğine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Davacı, çift taraflı trafik kazası sonucu aracın hasarlandığını, araçta değer kaybı oluştuğunu ve araçtan mahrum kalındığını belirterek araç mahrumiyet bedeli ile araç değer kaybı zararı adı altında maddi tazminatın karşı aracın kayıt maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı olan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından arabuluculuk yargılama gideri ile sınırlı olarak istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak, TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile; "zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Somut dosyada ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan ilkelere uygun olarak, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı ve bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalı sigortalıya yükletilemeyeceği gerekçesiyle arabuluculuk masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiştir. Öte yandan; davacı taraf dava açmadan önce davalı sürücü ve işletene karşı da arabuluculuk yoluna başvurmuş ise de; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak getirildiği, ancak somut dosyanın davacısının gerçek kişi olmasından dolayı davalı sürücü ve işletene karşı açtığı davanın Türk Ticaret Kanunu 4. maddesi kapsamına girmediği, keza davalı sürücü ve işletene karşı açılan davanın diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan da olmadığı anlaşıldığından, davalı sürücü ve işletene karşı açılan dava yönünden de zorunlu arabuluculuk dava şartının söz konusu olmadığı, bu başvurunun ihtiyari arabuluculuk olarak değerlendirilebileceği, bu nedenle davalı sürücü ve işletene karşı açılan dava yönünden de zorunlu arabuluculuk söz konusu olmadığından bu davalılara karşı yönünden arabuluculuk masraflarının davacı üzerinde bırakılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından peşin yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 615,40 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak Hazineye verilmesine, 3-Yapılan istinaf giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Artan istinaf gider avansının yatıranlara iadesine, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iadesi, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi uyarınca 16/02/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliğiyle ile karar verildi. ...