Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/48 E. 2026/577 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/48
- Karar No
- 2026/577
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/48 - 2026/577 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/48 KARAR NO : 2026/577
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/02/2024 NUMARASI : 2020/252 Esas - 2024/120 Karar
ASIL DAVA DAVACI : ALMAN SAĞLIK HİZMETLERİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 01/07/2020
BİRLEŞEN DAVA : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2019/137 Esas DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ALMAN SAĞLIK HİZMETLERİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : Haksız Rekabetin Tespiti - Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 06/08/2019 KARAR TARİHİ : 01/04/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 04/05/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili asıl dava dilekçesi ile; davacı ile davalı arasında 19/07/2018 tarihinde bir franchise sözleşmesi ve 21/07/2018 tarihinde de bir sözleşme eki akdedildiğini, davalının sözleşme imza tarihinden bir süre sonra kendisine ait yükümlülüklerini yerine getirememeye ve sözleşme hükümlerine açıkça aykırı davranmaya başladığını, davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmenin davalının aykırı davranışları dolayısıyla talep edilen cezai şart miktarının ödenmediğini ve davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından icra takibine itirazı üzerine takibin durduğunu, davalıya Antalya 10. Noterliği'nin 31/05/2019 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile dava konusu sözleşme hükümlerine uymaması yükümlülüklerini yerine getirmemesi, aynı sektörde hizmet gösteren başka firma ve markaların reklamlarını yaptığı, dayanak sözleşme ve ek sözleşme hükümlerini dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde kullanması sebepleriyle uyarılmış ve benzer davranışlarının devamı halinde sözleşmenin feshedileceğinin davalıya bildirildiği belirterek davalının Kocaeli 8. İcra Müdürlüğü 2019/179530 E. sayılı icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına, İİK'nun 67/2. maddesi gereğince, davalının alacağın %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı hakkında davacı şirket tarafından 25/12/2019 tarihinde Kocaeli İcra Dairesi'nin 2019/179530 Esas sayılı dosyası ile 50.354,74 USD değerinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından 26/12/2019 tarihinde takibe, borca, faize, faiz türüne, borcun tüm ferilerine açıkça itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, bunun üzerine davacı şirket tarafından takibin devamı adına mahkemede itirazın iptali davası açıldığını, davacı taraf dava dilekçesinde davalının, davacı şirket ile arasında akdedilmiş olan sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle sözleşmede belirtilen cezai şartı ödemesi gerektiğini ve bu nedenle hakkında icra takibi başlatıldığını iddia ettiğini, davacı tarafın, davalının sözleşmeye aykırı davranışlar sergilediği iddiasına asla katılmadıklarını, tarafların davalının 12/07/2018 tarihli boşanma hükümlerine istinaden hiçbir ücret ödemeden hayatı borunca alman ayak sağlığı merkezi isim hakkını ve sistemi kullanması konusunda anlaştıklarını, davacının iddialarının aksine davacı şirket tarafından anlaşma maddeleri davalının aleyhine ihlal edildiğini belirterek görülmekte olan itirazın iptali davasının reddine, İİK 67/2 uyarınca takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacının takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı taraf arasında gerçekleşen anlaşmalı boşanma sonucunda müvekkili adına kayıtlı olan işletmeye Alman Ayak Sağlığı İsim Kullanım hakkı davalı tarafından davacıya tanınarak süresiz ve bedelsiz bir şekilde sözleşme ile devredileceğinin kararlaştırıldığını, ardından yapılan franchise sözleşmesiyle de hakkı münhasıran hayatı boyunca davacıya bırakıldığını, taraların aralarında 19/07/2018 tarihinde Alman Ayak Sağlığı İsim Kullanım Hakkı Sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketin yetkilisinin sözleşmelere ve hukuka aykırı olarak 25/06/2019 tarihinde davacının işletmesinin çok yakınında kendisine ait Alman Ayak Sağlığı Şubesi açtığını, davacının işletmesinin bulunduğu çevrede aynı sağlık merkezinden yeni bir şube açılması durumunda davacının maddi ve manevi zarara uğramasının kaçınılmaz olduğunu, açıklanan sebeplerden dolayı sözleşmeye aykırı olarak açılan işletmenin kapatılmasına, haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Asıl davanın REDDİNE, Birleşen Kocaeli 2. ATM 2019/337 Esas sayılı dosyanın KISMEN KABULÜ ile Birleşen dosya davalısının birleşen dosya dava tarihi itibariyle taraflar arasındaki sözleşmenin 2.3 maddesi ihlali sebebiyle haksız rekabetin tespitine, 14.206,00 TL maddi tazminatın birleşen dosya dava tarihi itibariyle işleyecek avans faiziyle birleşen dosya davalısından alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın birleşen dosya dava tarihi itibariyle işleyecek avans faiziyle birleşen dosya davalısından alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı asıl davacı birleşen davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Asıl davacı birleşen davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden; özellikle Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/981 E. Sayılı dosyasının celbi yapılıp, gerekirse kesinleşmesi beklenmeden veya beklenmeksizin, davacının haklı olduğunu ortaya koyan ilgili yerel mahkeme kararı dikkate alınmadan, ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca yine gerekçeli kararda, sözleşme cezasına ilişkin sözleşme ve ihtarname tarihleri incelenirken, yerel mahkeme Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan itirazın iptali dava ikame tarihini başlangıç olarak adlığını, halbuki somut olayda sözleşme cezasının talebi Antalya 7. İcra Müdürlüğü 2019/11767 E. Nolu dosyası üzerinden başlatılan icra takibi olduğunu, söz konusu icra takibi daha sonra yetkili yer olarak Kocaeli İcra Müdürlüğü'ne gönderildiğini, yerel mahkemece ne Kocaeli dosya tarihlerine ne de ilk talep dosyası olan Antalya 7. İcra Müdürlüğü dosyasına bakıldığını, bu durum da eksik inceleme ve hatalı yorum olması sebebiyle hukuka aykırı olduğunu, birleşen dava yönünden; Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasının celbi de yapılarak dosyaya eklendiğini, yalnızca bu kesin karar dahi, birleşen dosya davacısının aslında talep ettiğinin tam tersine, kendisinin haksız rekabete sebep olduğu ve davacıya zarar verdiğini ortaya koyduğunu, işbu ceza dosyası kararı ortada ve kesinleşmiş iken, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında hiçbir noktada bu dosyaya değinilmemesi, yokmuş gibi görülmesi ya da unutulmuş olması ve hükme esas edilmemesi hukuka, kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu, birleşen dosyada yapılan usuli hataların yanı sıra esasa ilişkin verilen kararda da esaslı hatalar bulunduğunu, bahsedilen ceza dosyasının dikkate alınmaması, iddia ve savunmaları genişletme yasağına aykırı davranılması gibi durumlardan ayrı olarak, birleşen davanın konusu olan ek sözleşmenin içeriği mahkemece incelenmediğini ve doğru yorumlanmadığını, ayrıca birleşen dosya davacısının iddia ettiği, kendisine yakın sayılacak mesafede bir şube açılması sebebiyle zarara uğradığı hususu, hiçbir mali delil ile belgelendirilmediğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2024 Tarih - 2020/252 Esas - 2024/120 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava; franchise sözleşmesinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı asıl davacı birleşen davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı tarafından açılan asıl davada, taraflar arasında 19/07/2018 tarihinde imzalanan franchising sözleşmesi ile 21/07/2018 tarihli ek sözleşme hükümlerine davalı tarafından aykırı davranıldığı iddiasına dayalı olarak sözleşmede kararlaştırılan cezai şart alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin davamına karar verilmesinin istenildiği, ayrıca davacı tarafından, davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşme hükümlerine aykırı biçimde aynı sektörde faaliyet gösteren başka firma ve markaların reklamını yaptığını, bu hususların Antalya 10. Noterliğinin 31/05/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile davalıya bildirildiğini; ancak sözleşmeye aykırı davranışların devam etmesi nedeniyle sözleşmede öngörülen cezai şartın doğduğunu ileri sürerek icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın hükümden düşürülmesini talep ettiği, davalı tarafından yapılan savunmada, davacı tarafından ileri sürülen sözleşmeye aykırılık iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin 12/07/2018 tarihli anlaşmalı boşanma protokolü çerçevesinde şekillendiğini, bu protokol uyarınca Alman Ayak Sağlığı Merkezi isim ve siteminin davacı tarafından süresiz ve bedelsiz olarak kullanılmasının kararlaştırıldığını, davacının ileri sürdüğü cezai şartın hukuki dayanağının bulunmadığını savunarak davanın reddini talep ettiği, davalı ayrıca birleşen dava dilekçesi ile; taraflar arasındaki anlaşmalı boşanma protokolü ve sonrasında imzalanan sözleşmeler uyarınca Alman Ayak Sağlığı isim ve marka kullanım hakkının davacıya bırakıldığını, buna rağmen davacı şirket yetkilisinin 25/06/2019 tarihinde davacının işletmesine çok yakın bir bölgede aynı isimle yeni bir şube açtığını, bu durumun hem sözleşmeye aykırılık hem de haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek söz konusu işletmenin kapatılması, haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini isteminde bulunduğu, ilk derece mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı asıl davacı birleşen davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Asıl dava dosyası yönünden yapılan incelemede; Eldeki davada, taraflar arasında 19/07/2018 tarihli franchising sözleşmesi ile 21/07/2018 tarihli ek sözleşmenin akdedildiği, davacı tarafından Antalya 22. Noterliğinin 27/09/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile anılan sözleşmelerin feshedildiğinin bildirildiği, söz konusu fesih ihtarnamesinin 16/10/2019 tarihinde davalıya tebliği edildiği, davacı tarafından davalının sözleşmeye aykırı davrandığı iddiasına dayanılarak cezai şart alacağının tahsili amacıyla eldeki davaya konu icra takibinin başlatıldığı, vaki itirazın iptali için açılan somut davanın dava tarihinin 17/01/2020 olduğu ve taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin fesih suretiyle sona ermiş bulunduğu anlaşılmaktadır. Cezai şart, kural olarak sözleşmenin ifasını güvence altına almak amacıyla kararlaştırılan fer'i nitelikte bir edim olup, sözleşmenin varlığına bağlıdır. Taraflar arasında sözleşmenin feshi ile birlikte, aksi sözleşmede açıkça kararlaştırılmadıkça, ileriye etkili olarak sözleşme hükümlerinin uygulanma imkanı ortadan kalkar. Eldeki davada davacı tarafından talep edilen cezai şartın, davalının sözleşmeye aykırı davranışlarına bağlandığı, yani sözleşmenin ifası sırasında veya ifa edilmemesi halinde devreye girmesi öngörülen bir yaptırım olduğu, bu haliyle söz konusu cezai şartın, ifaya bağlı (ifaya ekli) cezai şart niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. İfaya ekli cezai şart; borçlunun asli edimini gereği gibi ve zamanında ifa etmemesi durumunda, alacaklının hem asıl edimin ifasını hem de kararlaştırılan cezai şartın ödenmesini talep edebildiği cezai şart türüdür. Bu tür cezai şartta amaç, borcun ifasını teminat altına almak ve borçluyu ifaya zorlamaktır. Cezai şart, asli edime bağlı fer'i bir hak olup, esasen sözleşmenin varlığı ve devamına bağlı olarak hüküm ifade eder. Eldeki davada, sözleşme hükümlerinde, fesih sonrasında da cezai şart talep edilebileceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı gibi, cezai şartın sözleşmenin devamı sürecindeki aykırılıklara bağlandığı görülmektedir. Bu nedenle cezai şartın ifaya ekli nitelikte olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu tür cezai şart, kural olarak sözleşmenin feshi ile birlikte ileriye etkili olarak talep edilemez. Zira sözleşmenin sona ermesiyle birlikte ifa borcu da ortadan kalkmakta, buna bağlı fer'i nitelikteki cezai şartın da uygulama imkanı bulunmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince asıl davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. (Yargıtay 15.H.D 2011/6101 E. 2012/1449 K. 11.H.D 2025/2769 E. 2025/7650 K.). Birleşen dava yönünden yapılan incelemede ise; Eldeki davada, birleşen dava davalısı tarafından, birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğu ve davalı tarafından Antalya 11 Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/152 E. 2023/140 K. Sayılı ilamının incelenmesinin, anılı ceza yargılamasında tanık beyanları, kamera kayıtları, sosyal medya içerikleri ve diğer delillerin ayrıntılı biçimde incelenmesi sonucunda, davalının Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümlerine aykırı davranışlarda bulunduğu tespit edilerek mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiğinin belirtilerek bu dosyanın eldeki dava yönünden incelenmesinin talep edildiği, bunun yanında, taraflar arasında düzenlenen 21/07/2018 tarihli ek sözleşmenin içeriği ile bu sözleşmede yer alan hükümlerin de mahkemece incelenmediği, söz konusu sözleşmenin uyuşmazlığın çözümünde doğrudan etkili olabilecek nitelikte olduğu halde göz ardı edildiği ile son olarak mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yetersiz ve eksik incelemeye dayandığı; tazminatın kapsamı, hesaplama yöntemi ve dayanaklarının açık ve denetime elverişli şekilde ortaya konulmadığı, bu eksikliklere rağmen yazılı şekilde hüküm kurulduğunun belirtilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davada, tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonrasında, davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde, gerçekten de, mahkemece birleşen dosya davalısı tarafından yargılama aşamasında dile getirilen Antalya 11 Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/152 E. 2023/140 K. Sayılı ilamına yönelik bir inceleme ve değerlendirmenin yapılmadığı bu konu üzerinde gerekçeli kararda da herhangi bir görüş ve kanaat belirtilmemiş olduğu görülmüştür. Oysa ki, anılı ceza mahkemesi kararının, eldeki uyuşmazlık bakımından maddi vakıanın tespiti açısından bağlayıcı ve en azından güçlü delil niteliğinde olduğu ve bunun da az yukarıda da değinildiği gibi birleşen dosya davalısı tarafından yargılama safahatında ileri sürüldüğü, ancak ilk derece mahkemesince bu kararın hiç değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece verilen kararın bu yönüyle eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu değerlendirilmiştir. Yine, eldeki davada, taraflar arasında düzenlenen ek sözleşmenin içeriği ile bu sözleşmede yer alan hükümlerin de mahkemece incelenmediği, söz konusu sözleşmenin uyuşmazlığın çözümüne doğrudan etkili olabilecek nitelikte olduğu halde göz ardı edildiği ifade edilmiştir. Ek sözleşmede yer alan düzenlemelerin tarafların hak ve yükümlerini yeniden belirlediği, özellikle tazminat koşullarının kapsamı ve sınırları bakımından belirleyici olduğu ileri sürülmesine rağmen, mahkemece bu hususlarda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmış, bu nedenle verilen kararın bu yönüyle de hatalı olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporlarının yetersiz ve eksik incelemeye dayandığı; tazminatın kapsamı, hesaplama yöntemi ve dayanaklarının açık ve denetime elverişli şekilde ortaya konulmadığı, bu eksikliklere rağmen yazılı şekilde hüküm kurulduğu görülmüştür. Eldeki davada; dosya arasına alınan mali müşavir, podolog ve hesap uzmanından oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen kök raporda özetle; davacının Antalya Muratpaşa (Lara) bölgesinde şube açması halinde, davalının müşteri kaybına bağlı kazanç kaybının doğabileceği ve bunun tazmin edilmesi gerektiği, davalı çalışanı ...'ya eğitim verilmemesi nedeniyle bir zarar doğabileceği, ancak bu zararın hesaplanmasında çalışanın iş gücünden başka işlerde yararlanılabilecek olması sebebiyle makul sürenin esas alınması gerektiği, ürün distribütörlüğü kapsamında temin edilmeyen Nageltinktur marka 100 ml mantar spreyi yönünden, ürünlerin piyasa fiyatları üzerinden zarar hesaplanabileceği ancak bu hesaplamanın yapılabilmesi için ilgili ürünlerin belirli tarihlerdeki piyasa birim fiyatlarının bilinmesi gerektiği, ayak bakım makineleri yönünden ise makinelerin ücretsiz verileceğinin kararlaştırıldığı, bu nedenle bedel talebinin yerinde olmadığı yönünde değerlendirmelerde bulunulduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince aynı heyetten birden fazla ek rapor alındığı, ek raporlarda özetle; tarafların kök rapora yönelik itirazlarının büyük ölçüde yerinde görülmediği, ancak zarar hesabı yapılabilmesi için gerekli verilerin( ürünlerin aylık piyasa fiyatları, çalışan maaş bilgileri, makul eğitim süresi, iş gücünden yararlanma oranı gibi) dosyada bulunmadığı, bu veriler temin edilmeden sağlıklı bir hesaplama yapılamayacağı, ... bakımından sunulan sınırlı makbuzlara göre dava tarihi itibarıyla 2.782,00 TL zarar hesaplanabileceği, ancak bunun da eksik verilere dayandığı, ürünler bakımından (mantar spreyi ve ayak teli) her ayın 21'i itibarıyla piyasa fiyatlarının bilinmesi gerektiği, aksi halde hesaplama yapılamayacağı, bu verilerin taraflarca fiilen tespitinin mümkün olmadığına dair görüşlerinin devam ettiği şeklinde tespit ve değerlendirilmelerde bulunulduğu görülmüştür. Öncelikle belirtmek gerekirse, bilirkişi; çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, mahkemenin aydınlatılması amacıyla görüşüne başvurulan kişidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266 ve devamı maddeleri uyarınca, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olmayan konularda bilirkişiye başvurulabilir. Buna karşılık, hukuki nitelendirme yapmak ve uyuşmazlığı çözmek münhasıran hakimin görevi olup, bilirkişi yalnızca teknik konularda yardımcı konumundadır. Bilirkişi incelemesine, tarafların talebi üzerine veya re'sen karar verilebilir ise de, bu yol istisnai nitelikte olup, her uyuşmazlıkta başvurulması gereken zorunlu bir usul değildir. Bilirkişi raporları, hakimi bağlayıcı nitelikte olmayıp, hakim tarafından serbestçe takdir edilir. Bununla birlikte, hükme esas alınacak bilirkişi raporunun; somut verilere dayalı, gerekçeli, denetime elverişli, tarafların iddia ve savunmalarını karşılar nitelikte ve çelişkilerden uzak olması gerekmektedir. Eldeki davada, ilk derece mahkemesince birleşen davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmektedir. Ancak bu sonuca ulaşılırken hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yukarıda açıklanan nitelikleri taşımadığı, eksik inceleme ve yetersiz değerlendirmeye dayandığı anlaşılmaktadır. Zira dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi ve ileri sürülen zarar kalemleri somut ve denetlenebilir şekilde ortaya konulmamış; aksine zarar hesaplarının yapılabilmesi için gerekli temel verilerin dosyada bulunmadığı açıkça belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti, birçok kalem yönünden hesaplama yapmamış/ yapamamış yalnızca hesap yapılabilmesi için gerekli varsayımları ve ihtiyaç duyulan bilgileri sıralamakla yetinmiştir. Bu durumda, mahkemece eksik inceleme giderilmeden, hesaplanamayan ve varsayıma dayalı zarar kalemleri üzerinden hüküm kurulması; bilirkişi raporlarının taşıması gereken açıklık, kesinlik ve denetlenebilirlik kriterlerine aykırılık teşkil etmektedir. Dolayısıyla, yetersiz ve hükme esas alınamayacak nitelikteki bilirkişi raporlarına dayanılarak birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bu nedenle mahkemece verilen kararın bu yönüyle kaldırılması gerektiği değerlendirilmiştir. Eldeki davada, yukarıda da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporlarının; somut, denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmadığı, zarar kalemlerinin varsayıma dayalı şekilde ele alındığı ve hesaplama yapılabilmesi için gerekli temel verilerin bulunmadığının bilirkişi heyeti tarafından da ifade edildiği görülmektedir. Bu durumda , mahkemece eksik inceleme giderilmeden ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak birleşen dava yönünden hüküm kurulmasında isabet bulunmamaktadır. Gelinen bu aşamada, eldeki uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde sonuçlandırılması için ilk derece mahkemesince yapılması gereken işin; taraflar arasındaki sözleşme hükümleri çerçevesinde birleşen dava davacısının ileri sürdüğü zarar kalemlerinin tek tek ve ayrı ayrı incelenmesi, önceki raporlarda açıkça eksik olduğu belirtilen bilgi ve belgelerin dosya arasına kazandırılması, ürünlerin (mantar spreyi, ayak teli v.b) ilgili dönemlerdeki piyasa fiyatları, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair fiili uygulamalar, davacı çalışanı ...'ya ödenen ücret ve diğer haklara ilişkin belgeler, çalışanın eğitimi için gerekli makul süre ve bu sürede iş gücünden yararlanma oranı, sektörde geçerli ortalama değerler ve ticari teamüllerin gerekirse ilgili kurum ve kuruluşlardan araştırılarak dosyaya kazandırılması, mevcut raporların hükme esas alınamayacağı gözetilerek, belirtilen eksiklikler giderildikten sonra önceki heyetten ek rapor alınması veya farklı ve alanında uzman kişilerden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte bilirkişi raporu alınması, alınan rapor sonrasında, Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/152 E. 2023/140 K. Sayılı ve kesinleşmiş ilamının dosya arasına alınması, söz konusu kararın maddi vakıa tespitleri ve haksız rekabet yönünden ortaya koyduğu bulguların, eldeki dava bakımından ayrıntılı şekilde değerlendirilmeli, yine, taraflar arasında akdedilen ek sözleşme ve bu sözleşmenin tüm hükümleri dosya kapsamına alınarak; tarafların hak ve yükümlülüklerine, özellikle tazminat şartlarına etkisi yönünden ayrıntılı inceleme yapılması, akabinde ise somut uyuşmazlık hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermek olduğu değerlendirilmiştir. Gerekçeli karar başlığında; birleşen dava dava türünün "Haksız Rekabetin Tespiti - Maddi ve Manevi Tazminat" olmasına rağmen, "İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) " şeklinde yanlış olarak gösterildiği, karar başlığında dava türü yazılırken gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği anlaşılmakta ise de; bu husus, sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve eleştiri getirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; asıl davacı birleşen davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davacı birleşen davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE, a-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2024 Tarih - 2020/252 Esas - 2024/120 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine, 4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/04/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*