Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/206 E. 2026/454 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/206
Karar No
2026/454
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/206 - 2026/454 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/206 KARAR NO : 2026/454 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/12/2025 NUMARASI : 2025/472 E. - 2025/500 K.

DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/12/2025 tarih ve 2025/472 E. - 2025/500 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." markasını 1990’lı yıllardan bu yana kullandığını, davalı şirket adına 06.07.2023 tarihinde yapılan başvuru sonucunda, “..." ibareli markanın 30 ve 40. sınıflarda 2023/087037 numarası ile tescil edildiğini, "..." ibaresinin, müvekkilinin markası ile görsel ve işitsel olarak son derece benzer olduğunu, her iki markanın da "süt" hecesini içerdiğini ve süt ürünleri başta olmak üzere gıda sektöründe tescil edildiğini, bu durumun, tüketici nezdinde iltibas yaratacak, markalar arasında karıştırılma ihtimali doğuracak nitelikte olduğunu, SMK'nın 6/1 ve 25. maddeleri uyarınca, önceki tarihli tescilli markaya benzer ve aynı veya benzer mallar/hizmetler için tescil edilmiş markaların hükümsüzlüğünün talep edilebileceğini ileri sürerek, tescil tarihinden itibaren geriye etkili olarak 2023/087037 sayılı "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, somut olayda diğer davalının 2023/087037 sayılı marka başvurusu hakkında alınmış bir YİDK kararının bulunmadığını, hatta davacının anılan başvuruya bir itirazının da olmadığını, bu durumda müvekkili kuruma husumet yöneltilmesinin de hatalı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, taraf markalarının benzer olmadığını savunarak, davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, marka hükümsüzlüğü davasının, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılacağı; bu davalarda Kurumun taraf gösterilmeyeceği; davalı şirket adına tesciline karar verilen 2023/087037 sayılı "... Gıda İnşaat Nakliye Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemiyle açılan işbu davada Türk Patent ve Marka Kurumuna karşı husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, hükümsüzlük yönünden açılan davanın reddine, Kurum yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ve "..." ibareleri arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, dava konusu markanın esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu ve "..." ibaresi ile aynı görünüm ve okunuşa sahip olduğunu, SMK'nın 6/1. maddesi şartları ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu, başvuruya yapılan itirazın reddi nedeniyle kuruma husumet yöneltildiğini, derdestlik ve kesin hüküm itirazının dayanaksız olduğunu, gerekçede bu hususun tartışılmasının dahi yersiz olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141. maddesinin 3. fıkrası uyarınca mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmak zorundadır. HMK'nın 297. maddesinde ise hükmün hangi hususları kapsaması gerektiği düzenlenmiş olup buna göre hükmün, hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini, tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini, hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını, gerekçeli kararın yazıldığı tarihi kapsaması gerekmektedir. Açıklanan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, gerekçenin, bir hükmün olmazsa olmaz unsuru olduğu sonucuna varılmaktadır. Zira taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı gerekçe sayesinde denetlenebilir. Diğer bir deyişle, istinaf veya temyiz incelemesi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Somut uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesince kurulan hükümde, davalı Kuruma karşı açılan davanın reddi gerekçesi açıklanmış ise de, diğer davalı şirkete yönelik davanın neden reddedildiğine ilişkin hiçbir gerekçeye yer verilmemiştir. Oysa yukarıda açıklandığı üzere tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunlu olup, bu haliyle ilk derece mahkemesi kararı gerekçeden yoksundur. O halde, usulüne uygun ve denetime elverişli bir kararın varlığından söz edilemez. Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 10/12/2025 gün ve 2025/472 E. - 2025/500 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/02/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 12/03/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2026/206, K. 2026/454, T. 27.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-206-e-2026-454-k-c230b6c798da